COP26 İklim Krizi'nde liderlerin görüşeceği konuların başında karbondioksit emisyonları ve konsantrasyonları gelecek. İklim değişikliğinin en önemli iki faktörü arasındaki farkı biliyor musunuz?
COP26 İklim Zirvesi'nin gerçekleşeceği bu hafta boyunca haberlerde duyacağınız terimlerin başında karbondioksit emisyonları gelecek.
Bir diğeri ise yine çok büyük bir öneme sahip karbondioksit konsantrasyonu olacak. İki terim birbirlerine benziyor olsa da aralarındaki fark iklim değişikliğinin etkilerini kavramak için hayati öneme sahip.
Küvetteki su ve küvete dolan su
Birçok bilim insanı bu iki terim arasındaki farkı anlamak için banyolardaki küveti hayal etmenizi öneriyor. Bu küvete dolan su karbondioksit emisyonlarını simgelerken, küvetteki su miktarı ise karbondioksit konsantrasyonunu temsil ediyor.
Fosil yakıtları yakmak, ormanları kesmek ve çimento üretmek gibi insan faaliyetleri küvete dolan suyu yani CO2 emisyonlarını, bunların birikmesi ise konsantrasyonları ifade ediyor.
CO2 konsantrasyonları artıyor
Hawaii'deki Mauna Loa gözlemevinden alınan bilgiler, CO2 konsantrasyonlarının hızla arttığını gösteriyor.
Sanayi devriminden önce, atmosferde ortalama milyonda 280 parça karbondioksit bulunuyordu.
Bu sayı 2020'de milyonda 413 parçaya ulaştı. Doğa, karbondioksidin bir kısmını emme özelliğine sahip fakat dev emisyon miktarlarını karşılayamaz hale gelmiş durumda.
Glasgow'daki COP26 iklim zirvesinde, dünya liderleri 'net sıfır' emisyona ulaşma konusunda görüşecek.
Bu da mecazi olarak banyodaki küvetin su musluğunu kapamak anlamına geliyor.
Bununla birlikte karbondioksit konsantrasyonları yüzlerce yıl boyunca yüksek kalacak. Yani küresel ısınma, sıfır emisyon sırasında bile devam edecek.
Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo, "Sistemde atalet olacak ve sıcaklık düşmeden önce biraz yükselmeye devam edecek" diyor.
Bu durumun anlamı "buzulların erimeye, deniz seviyelerinin ise yükselmeye önümüzdeki yüzlerce yıl boyunca devam etmesi" demek.