Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye’deki Suriyeli gazeteciler ‘otosansür ve yasal kısıtlamalar'dan şikayetçi

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
Suriyeli gazeteciler
Suriyeli gazeteciler   -   ©  Muhammed Abdullah/Anadolu Ajansı

Türkiye’de resmi verilere göre 3,74 milyon Suriyeli ‘geçici koruma’ altında yaşıyor. Suriye’deki iç savaş sebebiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalanlar arasında gazeteciler de var.

Türkiye'de çalışan kimi Suriyeli gazeteciler, son dönemde gündemle ilgili bazı olayları haberleştirirken habere konu oldu. Örneğin bunlardan biri olan Suriyeli gazeteci Majed Shamaa, tepki çeken "muz yeme" videosu nedeniyle sınır dışı edilmek istenmişti.

Türkiye'de yaşayan Suriyeli gazetecilerin karşılaştığı sorunlar, uluslararası bir makalede ayrıntılı olarak ele alındı. Buna göre bazı Suriyeli gazeteciler ‘otosansür ve yasal kısıtlamalar’dan şikayetçi. 

Makaleye görüş veren gazeteciler yayınlarında Türk hükümetini eleştirmenin zor olduğunu kaydediyor. 

Gazetecilik izinlerini kaybetmek istemeyen Suriyeli gazeteciler otosansür uygulamak zorunda kaldıklarını söylüyor.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki City Üniversitesi’nde Doktora Sonrası Araştırmacı olarak görev yapan Dr. Rana Arafat, Suriye dışında faaliyet gösteren Suriyeli gazetecilerle ilgili bir araştırma yaptı.

"Diaspora Gazetecilerinin Dijital Ağlarını ve Rol Algılarını İncelemek: Çatışma Sonrası Suriye Savunucu Gazetecilik Vaka Çalışması” başlıklı makale Journalism Studies (Gazetecilik Çalışmaları) dergisinde ekim ayında yayımlandı. 

Dr. Arafat araştırma kapsamında Türkiye, Fransa, İngiltere, Almanya ve Hollanda’da çalışan 12 Suriyeli gazeteci ile kapsamlı mülakatlar gerçekleştirdi. Türkiye’de faaliyet gösteren Rozana, Enab Baladi ve Sada El Sham’da çalışan gazeteciler araştırmaya katılanlar arasında yer alıyor. Gazeteciler adının saklı kalması şartıyla Dr. Arafat’a konuştu.

Gazetecilerden biri Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine müdahalesi hakkında Suriyeli gazetecilerin görüşlerini özgür biçimde dile getiremediğini söylüyor. 

Dr. Arafat, "Bundan dolayı Suriyeli gazeteciler Gaziantep’teki merkez ofislerinin kapatılmasını istemedikleri için Türk tarafını haberleştirirken çok dikkatli davranıyorlar” tespitinde bulundu.

Bir başka gazeteci de Türk hükümetini eleştirmenin oldukça zor olduğunu ileri sürdü. Bu kadın gazeteci Türkiye’deki Suriyeli gazetecilerin çeşitli yasal kısıtlamalarla karşılaştığını kaydetti. Buna göre, gazetecilik yapmak veya basın yayın organı kurmak için gerekli izin ve lisansları almak giderek zorlaşıyor.

Fiziksel ve dijital saldırılar

Araştırmaya mülakat vererek katılan basın mensupları, diaspora gazetecilerinin kendilerini susturmayı amaçlayan Suriye devlet yetkilileri, muhalefet grupları ve cihatçı milislerden gelen, vatanlarıyla ilgili çok çeşitli dijital ve fiziksel tehditlerle karşılaştıklarını vurguladı. 

Bu tehditler; çalışma izinlerine el konulması, şantaj ve dijital korsanlıktan insan kaçırma, zorla kaybetme ve cinayete kadar uzanıyor. Gazetecilerden birisi web sitelerinin hack’lendiğini ve kendi bilgisayarının saldırıya uğradığını söyledi.

Başka bir gazeteci de Gaziantep'te Suriyeli gazeteci ve aktivist Naji el Jerf’in sokak ortasında tabancayla başından vurularak öldürüldüğünü hatırlattı. Aynı kişi, birçok diaspora gazetecisinin “Türk kuvvetleri tarafından kaçırıldığını ve sınır dışı edilerek Suriye’deki El Nusra Cephesi’ne teslim edildiğini” ileri sürdü.

“Biz muhalefet adına gazetecilik yapmıyoruz”

Diaspora gazetecileri; yaptıkları çatışma gazeteciliğinin propaganda, bir siyasi tarafı destekleme veya belirli bir muhalif kesimin yanında yer almayı içermediğini savundu. 

Gazetecilerden birisi şu ifadeleri dile getirdi "Biz muhalif olarak sınıflandırılıyoruz ancak biz muhalefet adına çalışmıyoruz. Biz, okuyucu ve izleyiciler için çalışıyoruz” yorumunda bulundu. 

Aynı kişi izleyicileri etkileyecek şekilde belirli siyasi kampanyaları desteklemediklerini, ancak ifade özgürlüğüyle ilgili çalışmaların yanında olduklarını kaydetti: 

"İyi bir dengemiz var: Suriye rejiminin de muhaliflerin ihlallerini de haberleştiriyoruz. Bizim daha fazla düşmanımız var çünkü rejimi, Kürt güçleri, Türk ordusunu, Suriyeli muhalifleri ve İslamcı grupları eleştiriyoruz"

Dr. Arafat’ın makalesi savunuculuk uygulamalarının diaspora gazetecilerinin rollerine ilişkin algılarını ve bunu nasıl gerçekleştirdiklerini etkileyen farklı siyasi, ekonomik, prosedürel, örgütsel ve profesyonel faktörleri anlamalarını nasıl şekillendirdiğini araştırıyor.

“İstanbul’da 25’e yakın Arapça yayın yapan medya kuruluşu var”

Öte yandan, Suriye TV Genel Müdürü Hamzah Al-Mustafa İstanbul'da 25'e yakın Arapça yayın yapan medya kuruluşu olduğunu söyledi. 

2020 sonunda Anadolu Ajansı’nı ziyaret eden Mustafa buradaki demecinde “Suriye Televizyonu, Esed rejimine muhalif medya arasında en fazla basın mensubunu kadrosunda bulunduran tek Arap kanalıdır. Suriye Televizyonu, bünyesinde 250 çalışanı barındırıyor. Türkiye içinde 20 muhabirimiz var. Rejim kontrolündeki bölgelere ek olarak yurt dışında Suriyelilerin yaşadığı ülkelerden de içerik üretiyoruz.” ifadelerini kullandı.

İstanbul merkezli Suriye TV, Katar merkezli Fadaat Medya grubu bünyesinde Suriye özelinde tüm Arap dünyasına yayın yapıyor.

Arapça yayın yapan bazı kanal ve siteler Türk hükümeti ile diyalog içinde çalışıyor. Türkiye, Mısır hükümetine muhalif gazetecilere de ev sahipliği yapmıştı. Ancak Ankara-Kahire ilişkilerinin normalleşme yoluna girmesiyle gözler bu muhalif gazetecilerin akıbetine çevrildi.