Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Tıbbi cihaz sektörü firmaları hastanelerden alacaklarını tahsil edemiyor; ameliyatlar durabilir

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
Tıbbi cihaz sektöründeki firmalar, kamu ve üniversite hastanelerinden 19 aydır alacaklarını tahsil edemiyor.
Tıbbi cihaz sektöründeki firmalar, kamu ve üniversite hastanelerinden 19 aydır alacaklarını tahsil edemiyor.   -   ©  Anadolu

Tıbbi cihaz sektöründeki firmalar, kamu ve üniversite hastanelerinden alacaklarını 19 aydır tahsil edemiyor.

Yaklaşık 14 milyar TL alacaklarının olduğunu açıklayan sektör çalışanları, ödemelerin yapılmaması halinde ameliyatların duracağı uyarısında bulunuyor. Yaklaşık üç yıldır sektör olarak yaşadıkları zorlukların yakın gelecekte halkı da doğrudan etkileyeceğini söylüyor.

Denizhan Medikal’in sahibi Yücel Denizhan, yaklaşık 21 yıldır sektör içinde ve 2004 yılından beri de tıbbi malzeme ithalatı yapıyor. Ankara’da yaklaşık 450 kamu hastanesine dağıtım yapan şirket, aylardır alacağını tahsil edemeyenlerden.

'Bakanlıklarla görüşmelerden şu ana kadar sonuç alınamadı'

Euronews’e konuşan Yücel Denizhan, 2019 yılı itibariyle tıbbi cihaz sektöründe ödemelerde gecikmeler yaşandığını anlatıyor.

Bu süre zarfında tahsilatların yapılması için ilgili bakanlıklarla görüşmeler yapmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ifade ediyor.

Bu görüşmelerden sonuç alınamadığı gibi, Maliye Bakanlığı kendilerinden toplam alacaklarından yüzde 25 feragat etmelerini istemiş.

"Bu görüşmeler esnasında Maliye Bakanlığı bir karar aldı ve toplam alacaklarımızdan yüzde 25 feragat ettiğimiz takdirde ödemelerin yapılacağını söyledi. Fakat bu görüşmelerde istenilen yüzde 25 feragat katma değer vergisi, damga vergisi, gelir vergisi ödenmiş faturalarımızdan istendi. Böylelikle bize olan borçlarını kapatacaklarını bundan sonraki ödemeleri de minimum beş aya düşüreceklerini taahhüt etti."

"Bir çok firma banka kredileri, faiz batağı gibi sebeplerden yani zorunluluktan yüzde 25 alacağından vazgeçti. Bunun üzerine devlet yüzde 25 alacağından vazgeçenlere borcunu iki taksitle ödedi, parasından feragat etmeyenlere ise parasını ödemedi. Şimdiki durumda ise 19 ay geriye dönük olarak paramızı tahsil edemiyoruz. Yani 2020’nin Ekim, Kasım ve Aralık ayları da dahil olmak üzere kamu hastanelerinden alacağımız var. Ve bu rakamların ne zaman ödeneceği konusunda herhangi bir bilgi verilmiyor"

Bütün mal varlığımı 7 dolardan aldığım malzemelere yatırdım, tıbbi malzemeleri de Sağlık Bakanlığı’na gönderdim. Resmen Sağlık Bakanlığı'nı finanse ettik. Şu anda 7 dolar olan paramı dahi tahsil edemiyorum. Cebimizde para kalmadı, bankalar kapımızda
Yücel Denizhan
Denizhan Medikal’in sahibi

Tıbbi cihaz sektöründeki firmaları en çok zorlayan durum döviz kurundaki artış.

Denizhan Medikal’in sahibi Yücel Denizhan ham madde ve tıbbi malzemelerin dolar ile alındığını fakat mallarını Türk Lirasına çevirerek sattığını belirtiyor.

Bu nedenle de şimdilerde zararının yarı yarıya olduğunu vurguluyor:

"Tıbbi malzeme sektöründe gerek üretici, gerek ithalatçı, gerekse bayiler tüm mal varlığımızı dolar ile alıyoruz. Ham madde ve tıbbi malzemeler dolar ile alınıyor. Fakat biz dolarla aldığımız malları TL’ye çevirip satıyoruz. Bizim yarı yarıya zararımız var. Devlet bizimle yaptığı sözleşmelerde net olarak borcun 5-6 ay içerisinde ödeneceğini yazar. Biz buna itibar ederek, ihalelere girdik. Ve malzeme tedariğine devam ettik."

"Pandemi döneminde bazı sıkıntılar oldu fakat bunlar aşılır diyerek malzeme tedariğini kesmedik. Ailemizden ve bankalardan borç aldık. Kamuda 720 hastane var ve ben yaklaşık bunların 450 tanesine tıbbi malzeme veriyorum. Bütün mal varlığımı 7 dolardan aldığım malzemelere yatırdım, tıbbi malzemeleri de Sağlık Bakanlığı’na gönderdim. Resmen Sağlık Bakanlığını finanse ettik. Şu anda 7 dolar olan paramı dahi tahsil edemiyorum. Cebimizde para kalmadı, bankalar kapımızda. Bankalara kamudan alacaklarımızı devretmek istiyoruz fakat bankalar Sağlık Bakanlığı’ndaki krizi bildikleri için buna bile uygunluk görüp kredi vermiyorlar."

Dövizin bu kadar yükseldiği bu dönemde bizden kimse vatan, millet sevgisi beklemesin. Elbette vatanımızı, milletimizi herkesten çok seviyoruz. Ama dayanacak gücümüz kalmadı. Tıbbi cihaz firmalarının cebinde parası, deposunda da malı yok artık. Dolara göbeğinden bağlıyız, ham maddemiz yok, dolarla alıyoruz

Cumhurbaşkanlığı’nın pandemi döneminde çıkardığı bir kararname ile tıbbi cihaz sektörüne içinde olduğu ihalelerden vazgeçebileceğini söylediğinin altını çizen Yücel Denizhan, şu anda 2018 yılında girmiş olduğu ihalenin tıbbi malzemesini sağladığı için 20 TL’ye deposuna mal ettiği bir malı 13.75 TL’den Ankara’nın kamu hastanelerine dağıtmak zorunda.

21 yıldır sektörün içinde olan Yücel Denizhan tıbbi cihaz firmalarının cebinde parası, deposunda da malı olmadığını söylüyor.

Uzunca bir süredir parasını alamayan tıbbi cihaz sektörü firmalarının artık ihalelere girmediğini de sözlerine ekliyor.

"Eğer ben bu malı dağıtmazsam ihale eksertisitörü oluyorum, bir gün gecikirsem vermiş olduğum teminatı linç ediyorlar. Peki biz bu kadar itibarımızı düşünürken, neden devlet paralarımızı ödemiyor? Dövizin bu kadar yükseldiği bu dönemde bizden kimse vatan, millet sevgisi beklemesin. Elbette vatanımızı, milletimizi herkesten çok seviyoruz. Ama dayanacak gücümüz kalmadı. Tıbbi cihaz firmalarının cebinde parası, deposunda da malı yok artık."

"Bu nedenle derneklerimiz dedi ki bizim paramız yok, 2020-2021 yılı ödemelerimiz yatana kadar biz tedarik zincirini sağlayamıyoruz. Keşke paramız olsa, depolarımızda malımız olsa ama yok. Parasını alamayan tıbbi cihaz sektörü ihalelere girmemeye başladı, Dolardaki yüksek kur artış nedeniyle bir öngörü yok, kendi bakanlığımıza olan güvenimizi de yitirdik. Kimsede güven yok, para yok, bankalara sonuna kadar da borçluyuz. 20 yıldır bu sektörde ilk kez böyle büyük bir sıkıntı yaşıyorum. Kur bizi zaten paramparça etti. Dolara göbeğinden bağlıyız, ham maddemiz yok, dolarla alıyoruz."

"Altı ayda bir Maliye Bakanı değişiyor"

Uzunca bir süredir sürekli artan döviz kuru, TL’nin değer kaybetmesi ve siyasetteki bakanlık düzeyindeki istifalar sektörde bir güvensizlik ve öngörüsüzlük yaratmış durumda.

Sektör derneklerinin Sağlık Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile yakın zamanda yaptıkları görüşmelerden de sonuç çıkmadı.

"Eski Maliye Bakanı Lütfi Elvan, İstanbul ve Bursa’daki Ticaret Odası toplantılarında ödemeleri kapatacağını ve altı aya düşüreceğini söyledi. Ama her altı ayda bir Maliye Bakanı değişiyor. Verilen sözler de unutuluyor, her gelen yeni bakana kendimizi baştan anlatıyoruz. Meslektaşlarımız tefecilerin eline düştü. Faizler her ne kadar geriye çekilmiş gibi görünse de krediyi bize vermiyorlar ki, ben anlamıyorum paraya ihtiyacı olana kredi verilmedikten sonra bu krediyi kime veriyorsun? Yerli ve milli diyoruz, ama hükümet bu şekilde bizi bitirirse ilerde nasıl yerli ve milli olacağız? 14 bin firma, 250 bin çalışan hatta ailelerimizle birlikte bir milyon insanız. Yıl sonuna kadar bir ödeme yapılmazsa 2-3 bin firma daha batacak. Bizim paramız uluslararası değil, zaten dolar artışından dolayı paramız pul oldu. Biz Sağlık Bakanlığı’nın parası ve bütçesi olmadığına da inanmıyoruz. Merkez Bankası’nda 126 milyar dolar olduğu söyleniyor, sektörümüzün alacağı 14 milyar TL civarında. Bütün firmaların sorunu çözülür ve çok hızlı şekilde tedarik sağlanmaya başlar. Bunun da düzene girmesi dört ayımızı alacak."

"Firmam batmasın diye toplam alacağımdan yüzde 25 feragat ettim"

Toplam alacağından yüzde 25 feragat eden Metis Medikal Pazarlama Ve Teknik Hizmetleri sahibi Aysun Küçüközdemir ise dokuz yıldır sektörün içinde.

İşine devam edebilmek için alacağından yüzde 25 feragat etmek durumunda kaldığını söylüyor. Fakat bu kez de artan döviz kuru zorluyor...

"Yaptığım yüzde 25’lik feragattan sonra yine çalışır yine kazanırım, firmam batmasın istedim. Bir de bize söz verdiler, altı ayda düzelteceğiz dediler. Biz de eksi bakiyelerimizi kapatırız dedik. Ocak ayı itibariyle ihale aldım. TL olarak malzeme alıp üzerine yüzde 15 kar marjımı da koyarak ihaleyi aldım. Hastaneler bir yıl içerisinde pey der pey bu malzemeyi çekiyor. Doları 8 lirayken aldığım malzemeden bir parti istendi, daha üç parti teslimatım vardı. Ama bir devülasyon oldu ve sadece kurdan yüzde 50 zarardayım. Bu şekilde hem benim hem de arkadaşlarımın tonla zararı var. Bu sadece kur kaynaklı yaşadığımız sıkıntı. Ama 20 aydır ödemelerimizi alamadığımız için sürekli bankadan çektiğimiz kredilerden de herkes batakta."

Aysun Küçüközdemir, tüm dünyada ham madde sıkıntısı yaşandığını Türkiye'de ise dolar kurundaki artışın bunu daha da arttırdığına dikkat çekiyor.

"Şu anda ham madde yok. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir sıkıntı değil, dünya çapında ham madde yok. Ama bizde ek olarak Dolar kuru farkı var. Dolasıyla ham madde alamayınca üretici üretim yapamıyor, üretici buldu üretti diyelim, bunu bu fiyatlardan alacak bayi yok. Param yok, stoğumda da mal yok. 20 aydır ödeme alamıyoruz. Zulüm çekiyoruz ve sadece biz değil, çalışanlarımız var. Almadığımız paranın vergisi ve KDV'sini kredi çekerek ödüyoruz. Ticaret kar için yapılır, sektör tıkandı."

''Biz olmazsak ameliyatlar durur...''

Tıbbi cihaz firmalarının sadece mal alıp satmadığını aynı zamanda ameliyatlara asistan, teknisyen ve hemşire gibi girdiklerini belirten Aysun Küçüközdemir, ''Biz olmayınca ameliyatlar durur eğer biz olmazsak da ameliyatlar biter'' ifadeleriyle uyarı da bulunuyor.

Ayrıca Aysun Küçüközdemir'e göre yaşanılan bu sıkıntının yakın gelecekte istihdama sebep olması da kaçınılmaz...

Sorunların giderilmesi için ise 2020 yılının Ağustos ayından beri ödenmeyen faturaların ödenmesini, kurdan kaynaklanan zararın karşılanmasını ve aynı duruma düşmemek için devletin garanti vermesini istiyor tıbbi cihaz sektörü çalışanı Aysun Küçüközdemir.

TTB: İnsanlar olmaları gereken ameliyatı olamıyor, erteleniyor ameliyatlar

Konuyla ilgili euronews'e açıklamalarda bulunan Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı da hastanelerin malzeme alamadığı için ameliyatları ertelediğini doğruladı:

''İnsanlar olmaları gereken ameliyatı olamıyor, erteleniyor ameliyatlar. Sosyal Güvenlik Kurumu yılbaşında dolar kurunu sabitlediği için malzeme sıkıntısı yaşanıyor hastanelerde. Şu anda üç katı fiyattan yerine koyacakları bir malzemeyi firmalar satmamayı tercih ediyor. İlaçlar da bulunamıyor benzer bir durumdan kaynaklı. Sağlık sisteminde iyileşme, herkes sağlık sistemine erişebilir diye tanımladıkları sistem aslında cepten ödemelerin her geçen gün biraz daha arttığı ve sağlığı cebimizden karşıladığımız bir duruma dönüştü. Şimdi sistem malzeme alamadığında sizin sosyal güvenceniz olsa bile o malzemeyi dışarıdan parayla almak zorunda kalıyorsunuz. Bu insanların üzerinde çok ciddi bir yük. Böyle bir ekonomik krizin olduğu koşullarda insanların sağlığı için ayıracak parası da yok. Ve bu durum sağlıksızlığı dayatıyor.''