Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Canlı Blog | Erdoğan'dan elektrik tarifelerine yeni düzenleme açıklaması

Access to the comments Yorumlar
 euronews
canlı blog
canlı blog   -   ©  euronews

Türkiye gündemine ilişkin son gelişmeleri aktardığımız canlı blog sayfası.

16.02.2022
18:35

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan elektrik tarifesi açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Elektrik desteğinde halen 2,1 milyon hane olan kapsamı, 4 milyon haneye çıkartıyoruz." dedi.

Elektrik tarifeleriyle ilgili yeni düzenleme yapılacağını belirten Erdoğan: "Elektrikte 210 kilovatsaate kadarki düşük tarife ve 210 kilovatsaatin üzerindeki yüksek tarife rakamları, vatandaşımız lehine yeniden değerlendirilecektir." diye konuştu. 

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan sivil toplum kuruluşlarının elektrik aboneliğinin ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürüleceğini kaydetti. 

Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:

-"Türkiye, hem fiyat hem bunun asgari ücrete oranı bakımından en uygun tarifeli elektrik ve doğal gaz hizmeti sunan ülkelerin başında gelmektedir."

-"Kriterlere uyan 4 milyon hane için yılda iki defada ödenmek üzere 450 ile 1150 lira arasında değişen miktarlarda doğal gaz desteği sağlayacağız."

- "Elektrik desteğinde halen 2,1 milyon hane olan kapsamı, 4 milyon haneye çıkartıyoruz."

- "Ticari işletmelerimiz için de küçük esnaf ve sanatkarı koruyacak şekilde benzer bir kademelendirme yapılacaktır." 

- "Yarından itibaren CAN gübresi, amonyum sülfat ve nitropower gübrelerinde de yüzde 30'luk indirime gidiliyor." 

"En önemli sorunumuz yüksek enflasyondur"

Erdoğan, "Elbette sokakta, tezgahta, vitrinde canımızı yakan fiyat artışları vardır, emin olun bunların hepsi de geçicidir, konjonktüreldir, bu döneme mahsustur." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Halihazırdaki en önemli sorunumuz yüksek enflasyondur. İnşallah onun da üstesinden, her geçen ay inişini görerek geleceğiz."

16.02.2022
21:01

Türkiye'de Covid-19: 94 bin 176 kişinin testi pozitif çıktı, 271 kişi yaşamını yitirdi

Türkiye'de son 24 saatte 463 bin 241 Covid-19 testi yapıldı, 94 bin 176 kişinin testi pozitif çıktı, 271 kişi hayatını kaybetti.

Sağlık Bakanlığı, Günlük Koronavirüs Tablosu'nu "covid19.saglik.gov.tr" sitesinden paylaştı.

Buna göre, son 24 saatte 463 bin 241 Covid-19 testi yapıldı, 94 bin 176 kişinin testi pozitif çıktı, 271 kişi yaşamını yitirdi, iyileşenlerin sayısı 104 bin 409 oldu.

18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 84,86, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,79 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye'de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 144 milyon 476 bin 562 doza yükseldi.

18 yaş ve üstü nüfusta en az iki doz aşı yaptıranların oranının en yüksek olduğu 10 il Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa olarak belirlendi.

En az iki doz aşı uygulananların oranının en düşük olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

-"Salgın özellikle yaşlılarda ve kronik hastalarda ölüme yol açıyor"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Vaka sayımız dünküyle yaklaşık aynı, vefat sayımızda önemli bir düşüş var. Omicron döneminden itibaren salgının özellikle yaşlılarda ve kronik hastalarda ölüme yol açtığını biliyoruz. Vefat sayısını azaltmamız ek bir hastalıkla mücadele gücü olmayan bu grubun korunmasına bağlı." ifadesini kullandı.

16.02.2022
17:40

Ankara Başsavcılığından Belçika'da 4 kadını öldüren şahısla ilgili açıklama

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Belçika'nın Gent şehrinde dört kadını öldüren O.Ç. isimli kişinin cezasının infaz edilmediğine yönelik haber ve paylaşımların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, bazı haber siteleri ile basın yayın organlarında, "Belçika'nın Gent şehrinde dört kadını öldüren O.Ç isimli kişinin Türkiye'ye iade edilmesiyle serbest kaldığı"na yönelik haberlere yer verildiği belirtildi.

Açıklamada, O.Ç'nin 2004 yılındaki kasten öldürme, öldürmeye teşebbüs, genel güvenliği tehlikeye sokma, nitelikli yağma gibi eylemleri sebebiyle yargılandığı Oost-Vlaanderen Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12 Ocak 2009'da ömür boyu (müebbet) hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anımsatıldı.

Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan O.Ç'nin, cezasının infazı devam ederken kalan cezasını Türkiye'de çekmek istemesine yönelik talebinin Belçika adli makamlarınca uygun görüldüğü aktarılan açıklamada, söz konusu uygun görülme üzerine Türkiye'de infaz işlemlerine başlanabilmesi amacıyla Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dönüşüm (uyarlama) yargılamasının yapıldığı belirtildi.

Uyarlama yargılaması sonucunda; O.Ç'nin dört kişiyi öldürme suçundan dört kez ayrı ayrı müebbet, diğer eylemleri sebebiyle de süreli hapis cezalarına 30 Kasım 2012 tarihinde verilen kararla hükmedildiği bilgisine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Uyarlama yargılaması sonucunda verilecek cezanın Oost-Vlaanderen Ağır Ceza Mahkemesi tarafından O.Ç hakkında verilen bir kez ömür boyu hapis cezasını geçemeyeceğine dair yasal düzenlemeler uyarınca, O.Ç'nin müebbet hapis cezası üzerinden cezasının infazına karar verilmiştir.

O.Ç'nin 28 Haziran 2013 tarihinde ülkemize iade edilmesi üzerine, infaz işlemlerinin Belçika ülkesinde yerine getirilmesi halinde 28 Haziran 2015 tarihinde tahliye edilecek olan O.Ç'nin, suç tarihinde yürürlükte olan Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun ilgili hükümleri uyarınca derhal infaz işlemlerine başlanılarak, mevcut infaz düzenlemeleri uyarınca 10 Kasım 2019 tarihi itibarıyla Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanmak suretiyle, 10 Kasım 2020 tarihi itibariyle ise şartla tahliyesine karar verilerek infaz işlemleri tamamlanmıştır.

Adı geçenin infaz işlemleri, lehe kanun ve infaz hukukunun derhal uygulanma prensipleri dikkate alınarak uluslararası ve iç hukuk kurallarına uygun olarak yerine getirilmiş olup, adı geçenin cezasını infaz etmediği ya da yeni çıkan yasal düzenlemeler doğrultusunda kişinin tahliye edildiğine yönelik yapılan haber ve paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır."

16.02.2022
16:39

Konut fiyatları yıllık yüzde 59,6 arttı

Konut Fiyat Endeksi (KFE), Aralık 2021'de bir önceki aya göre yüzde 7,9 artarak 247,2 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Aralık 2021 dönemine ilişkin Konut Fiyat Endeksi verileri açıklandı.

Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan (KFE) (2017=100), aralıkta bir önceki aya göre yüzde 7,9 artarak 247,2 olarak kayıtlara geçti.

Konut Fiyat Endeksi, aralıkta 2020'nin aynı ayına göre ise yüzde 59,6 artarken, bu dönemde reel yükseliş yüzde 17,9 oldu.

Üç büyük il için konut fiyat endeksi değişimine bakıldığında aralıkta bir önceki aya göre İstanbul, Ankara ve İzmir'de sırasıyla yüzde 9,3, 8 ve 7,3'lük artış görüldü.

Endeks değerleri geçen yılın aynı ayına göre ise İstanbul'da yüzde 63, Ankara'da yüzde 55,7, İzmir'de yüzde 58,3 yükseldi.

16.02.2022
15:17

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Covid-19 testinin pozitif çıktığını duyurdu

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün yaptırdığı Covid-19 testinin pozitif çıktığını belirterek "Hamdolsun, hastalığı hafif geçiriyorum. Çalışmalarıma ara vermeden bir süre evden devam edeceğim." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, sağlık durumuna ilişkin Twitter'dan yaptığı paylaşımda, yaptırdığı Covid-19 testinin pozitif çıktığını belirterek şunları kaydetti:

"Hamdolsun, hastalığı hafif geçiriyorum. Çalışmalarıma ara vermeden bir süre evden devam edeceğim. Rabb'im tüm hastalarımıza şifa versin."

16.02.2022
12:50

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni bu milletin kendisi getirmiştir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni bu milletin kendisi getirmiştir. Bunu kabul etmeyenler en başta millet iradesine saygısızlık yapıyor demektir," dedi.

Erdoğan, resmi ziyaret için gittiği Birleşik Arap Emirlikleri'nden dönüşünde uçakta gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki adaları silahlandırması sorunu çerçevesinde Türkiye'nin, "Yunanistan bundan vazgeçmezse bu adaların egemenliği tartışılır" sözlerine Atina'dan "Bu suçlamaları reddediyoruz." yanıtının geldiğinin anımsatılarak "Netleştirmek adına bizim itirazımız ne? Silahlandırma sürerse Türkiye'nin Atina'ya karşı ne tür adımları olabilir?" sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu sözlerle değerlendirdi:

"Silahsızlandırılmış statüde bulunan adalarda anlaşmalara aykırı olarak yürütülen askeri faaliyetlere sessiz kalmamız mümkün değil. Nitekim bu konuyu BM'nin gündemine taşıdık. Önümüzdeki dönemde de gündemde tutmayı sürdüreceğiz. Bu konuda ayrıca Bakanımız bunlara bir uyarıda bulundu. Fakat Yunanistan'ın bu işi böyle devam ettirmesi halinde tabii ki gerekli olan neyse bu uyarıyı biz de en üst düzeyde yaparız. Çünkü malum, adalar konusu hep tartışmalıdır. Bizi bu tartışmalı konuları gündeme getirme mecburiyetinde bırakabilirler. Bunun için de Bakanım 'Bizi bu konuları tartışmaya açmak zorunda bırakmasınlar.' diye onlara alt düzeyden bir uyarı yaptı. Hayırlı da oldu."

Ukrayna-Rusya krizi

Ukrayna-Rusya arasındaki krizin diplomatik ve barışçıl yollarla çözüme kavuşması için üzerine düşen sorumluluğu samimi bir şekilde yerine getirmeye çalıştığına işaret eden Erdoğan, "Gerek Sayın Putin ile gerek Sayın Zelenski ile yakın bir diyalog ve iş birliği içindeyiz. Bunun tansiyonun düşürülmesi için kullanılabilecek önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya'daki son gelişmeler hatırlatılarak, "Türkiye'nin bundan sonra atacağı adımlar neler olacak? Bugün Birleşik Arap Emirlikleri'nin de Libya'da bir anlamda Türkiye'ye muhalefet eden politikalarından geri adım attığını duyduk. Daha kolaylaşacak mı bundan sonraki süreç, yoksa zorlaşacak mı?" sorusu üzerine Türkiye'nin Libya'da geri durmasının söz konusu olmadığını vurguladı.

Libya'ya başından itibaren elden gelen her türlü desteğin verildiğini, bundan sonra da verileceğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün mesele Libya'da liderler seviyesinde bir süreci takip etmek mi; yoksa Libya halkının müreffeh, huzurlu bir geleceğini sağlayacak bir seçime yardımcı olmak mı? Biz ikinciyi tercih ediyoruz. İstiyoruz ki öyle bir seçim yapılsın ki bu seçimle beraber Libya halkı hakikaten istediği, arzu ettiği bir yönetim biçimine kavuşsun. Şu anda bunun arayışı içerisindeyiz.

Sayın Dibeybe'ye karşı yapılan girişim üzücüdür. Diğer taraftan Fethi Başağa da adaylığını açıkladı. Bizim Fethi Başağa ile olan münasebetlerimiz iyidir. Öbür tarafta Dibeybe ile de iyidir. Bunun yanında yine Halid el-Mişri ile de münasebetlerimiz iyidir. Bütün mesele, Libya halkının burada tercihini kimden yana yapacağı, nasıl yapacağıdır. İnşallah en kısa zamanda hayırlısıyla bir neticeye varılmasını arzu ediyoruz. Fakat burada bir geçici yönetim mantığı var. Bu geçici yönetim mantığında da '1,5 yıllık bir hükümet kurulsun' deniliyor. Ben böyle bir yaklaşımı Libya için doğru bulmuyorum. Burada adam gibi bir seçim yapılmalı ki Libya bu noktada güçlü bir yönetim kadrosuyla uzun süreli bir adımı atmış olsun."

Kabine toplantısında elektrik tarifeleri de ele alınacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektrik faturalarına yönelik bir çalışma olup olmadığının sorulması üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının hazırlıklarını yaptığını belirterek, "Kabine toplantısında etraflıca görüşeceğiz ve ondan sonra da açıklamamızı bütün detaylarıyla yapacağız." ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "İndirim yapılana kadar elektrik faturamı ödemeyeceğim." sözlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Erdoğan, "Bir siyasi partinin genel başkanı, 'Ben elektrik faturasını ödemeyeceğim' diyorsa bu ne anlama gelir? Sen elektrik faturanı ödemediğin zaman yapılacak işlem nedir? Elektriğin kesilmesidir." diye konuştu.​​​​​​​

Erdoğan, "6 muhalefet lideri 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi keyfi ve kural tanımaz bir sistem' dedi güçlendirilmiş parlamenter sistemi istediler. Bununla ilgili mutabakat metnini de 28 Şubat'ta yayınlayacaklarını söylediler. Bu konuda görüşleriniz nedir?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni bu milletin kendisi getirmiştir. Bunu kabul etmeyenler en başta millet iradesine saygısızlık yapıyor demektir. Bunların bir araya gelmeleri manidar. Niye 28 Şubat? Bu da garip. Öbür taraftan HDP'yi çıldırtıyorlar. Oldu olacak onu da alın yanınıza. Bunlar daha çok bir araya gelirler ama bunlardan bir şey çıkmaz.

Biz ise Cumhur İttifakı olarak; AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Büyük Birlik Partisi olarak emin adımlarla kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Vatandaşlarımızın herhangi bir sıkıntı çekmesine sebebiyet verecek adımlara fırsat vermeyiz. Zaman zaman ekonomi ile alakalı konularda yalan yanlış konuşuyorlar. Ama gerek elektrik konusunda gerek diğer konularda, bunların hiçbirine biz vatandaşımızı ezdirmeyeceğiz ve vatandaşlarımızla geleceğe yönelik adımlarımızı kararlı bir şekilde atmaya devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İleride bu 6 muhalefet partisinden Cumhur İttifakı ile birlikte olmak isteyenlere kapınız açık mı?" sorusuna, "Haşa. Öyle bir şey olur mu? Böyle bir şeye benim kendi tabanım da müsaade etmez." cevabını verdi.

Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nda değişiklik çalışmalarına ilişkin son durum sorulan Erdoğan, hazırlanan taslak metni MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye takdim ettiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fethi Bey ile Hayati Bey çalışmalarını sürdürüyorlar. Büyük Birlik Partisinin yapmış olduğu çalışma da zaten önlerine gelmişti. Çok kısa bir zaman içerisinde nihai kararı verip ona göre de adımı atabiliriz. Bu noktada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil." ifadelerini kullandı.

"Bunların üzerine üzerine gideceğiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir gazetecinin gıda ürünlerinde KDV'nin yüzde 1'e düşürüldüğünü ancak bazı zincir marketlerde fiyat indirimi yapılmadığını ifade ederek, "50 bin şubesi bulunan bu zincir marketlerin organize hareket etmesi maddi anlamda bir milli güvenlik sorunu teşkil etmiyor mu? Enflasyonla Mücadele Timi kurulacağını söylemiştiniz. Bu tim enflasyonla mücadelede başarılı olabilir mi? Esnaf çocuğu bir gazeteci olarak biraz endişeliyim." sözlerine şu karşılığı verdi:

"Bir defa hiç endişeli olmayın. Şu an itibarıyla gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerek Ticaret Bakanlığımız bunları yakın markaja almış durumda. Bazı ürünlerde KDV indirimi sonrası fiyatlar belli oranlarda geri gelmiş görünüyor. Öyle veya böyle inecek. Ben Hazine ve Maliye Bakanı'mıza 'Süratle bunların üzerine gitmeniz gerekiyor' dedim. Onların patronlarıyla da bizzat Nureddin Bey görüşmek suretiyle bunların üzerine gitmeye ve bir de bunları teftişe devam edeceğiz.

Biz devlet olarak temel gıda ürünlerinde KDV'yi yüzde 8'den yüzde 1'e indirdik ama bir de dedik ki 'Siz de indireceksiniz. Biz nasıl KDV'yi 7 puan indirdiysek, buna ek olarak sizden de burada en az yüzde 7 fiyat indirimi bekliyoruz' dedik. Bu toplamda 14 puan eder. Onlardan da daha sonra bu istikamette açıklamalar aldık. Şimdi bu devam etmezse biz bunların üzerine çok farklı bir şekilde gideceğiz. Bir defa vatandaşımızı bunlara ezdirmeyeceğiz. Bunların üzerine üzerine gideceğiz. Böylece meyveydi, sebzeydi, hububattı, yumurtaydı, süt ve süt mamulleriydi, aklınıza ne gelirse, tüm temel gıda ürünlerinde gerekli olanı yapacağız. Şurada 1-2 ay içerisinde bu rafların nasıl düzeldiğini hep beraber göreceğiz. Hiç endişeniz olmasın."

"Çalışmalarda sona gelindi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya yasası çalışmasının ne durumda olduğuna ilişkin soru üzerine, sosyal medyanın ciddi bir imkan olduğuna ancak bu imkanın dezenformasyon ve yalan haberle kişilik haklarını, toplum huzurunu, ülke güvenliğini tehdit eder şekilde kullanılmasına sessiz kalamayacaklarına değindi.

Dezenformasyonla daha etkin mücadele etmek adına yeni kanuni düzenlemeler yapılmasının zaruri hale geldiğine dikkati çeken Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının teknik çalışmalarını tamamladığını, ardından TBMM'de AK Parti Grubu'nun bunu tekamül ettirmek üzere çalıştığını, ortaya çıkan metin üzerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın başkanlığında toplantılar gerçekleştirildiğini anlattı.

Erdoğan, "İçişleri Bakanımız, Adalet Bakanımız, İletişim Başkanımız ve ilgili kurum kuruluşlarımızın yöneticileri de çalışma toplantılarında yer aldı. Son toplantıyı da inşallah pazartesi günü gerçekleştirecekler. Çalışmalarda sona gelindi diyebiliriz." bilgisini paylaştı.

Sürecin Mecliste tamamlanacağını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu çalışmada üç ana unsur var. Her şeyden önce yalan haberin, dezenformasyonun yayılmasını, sistematik bir şekilde yaygınlaşmasını engelleyecek bir düzenlemeden söz ediyoruz. İkincisi, yoğunlukla sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dezenformasyon faaliyetlerine karşı sosyal ağ sağlayıcılarına, sosyal medya şirketlerine ve kullanıcılarına yönelik yeni düzenlemeler ve sorumluluklar gelmiş olacak. Üçüncüsü de internet haber sitelerine yine dezenformasyonu önleme adına bazı sorumluluklar getirilecek. Dezenformasyonla mücadeleyle ilgili adımları kararlı ve süratli bir şekilde takip ediyoruz ve gerekli adımları da atacağız."

16.02.2022
11:38

Akşener: 6 muhalefet partisinin toplantısı ülke gündemine oturdu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 6 muhalefet partisinin bir araya geldiği toplantıyı önemli bir başlangıç olarak gördüklerini belirterek, "Çünkü ortak aklın ışığında, sorunları ve çözümleri konuşabilmeyi hem çağın hem de aklın gereği olarak görüyoruz." dedi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında geçen hafta altı siyasi partinin genel başkanları olarak bir araya geldiklerini hatırlatan Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ev sahipliğinde Ankara'da yaptıkları toplantının, ülkenin gündemine oturduğunu kaydetti.

Toplantının, büyük bir heyecan oluşturduğunu belirten Akşener, "Bu heyecanın sebebi, son derece açık ve nettir. Milletimiz artık ortak akıl için bir araya gelebilen, milletin ve memleketin meselelerini birbirleriyle konuşabilen siyasetçiler istiyor. 'Ben yaptım oldu' anlayışından bıkan milletimiz, partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle unutulan istişare kültürünün önemini görüyor. Gerek kurumsal anlamda gerekse de fikren farklılaştıkları noktalar olsa da 6 siyasi parti liderinin, memleket meseleleri için bir araya gelmesi önemlidir. Bu toplantı nedeniyle Cumhur İttifakı'nın bileşenlerini bir garip rahatsızlık almış gibi gözükse de biz İYİ Parti olarak bu toplantıyı önemli bir başlangıç olarak görüyoruz. Çünkü ortak aklın ışığında, sorunları ve çözümleri konuşabilmeyi hem çağın hem de aklın gereği olarak görüyoruz." diye konuştu.

Akşener, Kılıçdaroğlu başta olmak üzere toplantıya katılan genel başkanlara ve bu girişime büyük destek, güç verip, şevklerini artıran vatandaşlara teşekkür etti.

"Kadınların bileziklerine, takılarına göz dikiyorsunuz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, her ayın, bir önceki aydan daha iyi olacağına yönelik açıklamalar yaptığını söyleyen Akşener, "Bu söz, size de bir yerden tanıdık geldi mi? Türk ekonomisini büyük bir uyum içerisinde el ele verip batırdıkları damat bakan da bir gece ansızın ortadan kaybolmadan önce tam olarak böyle söylüyordu. Peki sonunda ne olmuştu? Damat bakan paket olmuştu. Demek ki artık Sayın Erdoğan da ufukta beliren seçimin sonuçlarını görmeye başlamış. Damadıyla aynı yolun yolcusu olduklarını artık kendisi de anlamış. Geç gelen bu farkındalıktan ötürü kendisini kutluyorum. Ama bu farkındalık göklerden gelen o kutlu kararı değiştirmeyecek. Çünkü ok yaydan çıkalı çok oldu." ifadesini kullandı.

Akşener, yıllardır millete anlattıkları masalların, tutmadıkları sözlerin, beceremedikleri vaatlerin artık gün gibi ortaya çıktığını, yalanların son kullanma tarihinin geçtiğini, yalancılar için artık yatsı vaktinin geldiğini savundu.

Erdoğan'ın 2016'da dolar 3,51 lirayken millete yastık altındaki dövizleri bozdurma çağrısı yaptığını anımsatan Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yıl 2018, dolar 4,75 iken 'ver yetkiyi gör etkiyi' diyerek dolara, enflasyona ve faize sözüm ona meydan okumuştu. Yıl 2019, dolar 5,64 iken geçen zamana rağmen etkisini nedense bir türlü göremediğimiz bu arkadaşımız çıkıp 'Bunlara göre dolar 10 olacak, enflasyon yüzde 30'u aşacak. Ne oldu? Bunların hiçbiri oldu mu' diye sormuştu. 2021'de dolar 18 oldu. Enflasyon, yüzde 50'ye dayandı. Kendisi, bu sefer de çıkıp zerre utanmadan 'rekabetçi kur' diyerek döviz kuru arttıkça Türkiye'nin de zenginleşeceğini söyledi. Ama ne ilginçtir ki sürecin devamında doların 13'e inmesini de bir başarı olarak milletimize pazarlamakta en ufak bir tutarsızlık görmedi. Ve bugün 2022 yılındayız. Dolar da 13,62 lira.

Gerçekler ortadayken hala utanmadan çıkıp 'yastık altı' diyor. Bu sefer de kur korumalı döviz hesaplarıyla milletimize dövizi ve altını bozdurma çağrısı yapıyor. Yahu insan biraz utanır be hiç değilse, yüzü kızarır. Devletin tüm kaynaklarını tükettiniz. Merkez Bankasının tüm rezervlerini erittiniz. Hala milletimizin kenardaki birikimine, kadınların bileziklerine, takılarına göz dikiyorsunuz. Yazıklar olsun. Sayın Erdoğan, madem milletimize 'döviz ve altınlarınızı bozdurun' çağrısı yapacaktın o zaman sen ve damadın Hazineyi neden döviz ve altınla borçlandırdınız? Madem kenara döviz koymak kötü bir şeydi, o zaman yandaşlarınıza neden dövizle gelir garantisi verdiniz? Bak, seni şimdiden uyarıyorum, şayet milletimizden topladığın altınlarla yine yandaşlarının cebini doldurmanın peşindeysen hiç kusura bakma, bu defa başaramayacaksın. Bu cefakar millete aynı kazığı bir defa daha atamayacaksın. Bunu böyle bilesin."

"Dünyanın en eğitimli motokurye ağı"

Akşener, AK Parti Türkiye'sinde üniversite mezunu gençlerin, teknoloji şirketlerinde çalışacaklarına, kendi girişimleriyle uğraşacaklarına, motokuryelik yapmak zorunda kaldığını, AK Parti sayesinde Türkiye'nin, dünyanın en eğitimli motokurye ağına sahip olduğunu ileri sürdü.

Salgınla birlikte, e-ticaret şirketlerinin karlarını katladığına ama bu iyileşmenin kuryelerin çalışma şartlarına yansımadığına işaret eden Akşener, bu konuda derhal hukuki standart getirilmesini ve karın tokluğuna çalışan kuryelere sigortalı ve güvenceli çalışma hakkı tanınmasını istedi.

Isparta'daki elektrik kesintisi

"Aklı ve bilimi reddeden Sayın Erdoğan, ekonomistlerden sonra şimdi de Edison'u mezarında ters döndürmeye karar verdi" diyen Akşener, "Geçtiğimiz günlerde AK Parti iktidarından önce hayatımızda sadece mum ve gaz lambası olduğunu iddia etti. Yani, modern hayatın birçok unsuru gibi ampulü de bizzat Sayın Erdoğan ve arkadaşları keşfetmiş. Allah onlardan razı olsun. Partisinin sembolünü ampul olarak belirlemesi de herhalde bu büyük buluşun bir nişanesi olsa gerek. Ama gelin görün ki ampulü bulan adam ve yönetimi Isparta'mızı, tam 72 saat boyunca karanlığa mahkum etti. 3 Şubat günü yaşanan yoğun kar yağışıyla birlikte 21'inci yüzyılın Türkiye'sinde bir utanç tablosuyla karşı karşıya kaldık." değerlendirmesinde bulundu.

Meral Akşener, resmi rakamlara göre, Isparta'da il merkezi ve 8 ilçe merkezi ile 188 köyde, 113 bin 238 abonenin elektriksiz kaldığını vurguladı.

Isparta'da yaşanan sıkıntıya karşın iktidar mensuplarının, "2-3 günlük sıkıntı bizleri rahatsız etmedi" açıklamalarında bulunduğunu aktaran Akşener, "Isparta'da 30 santim karla bile mücadeleyi beceremeyen bir yönetim anlayışının yüzsüzlüğüne, pişkinliğine ve arsızlığına şahit olduk. İstanbul'daki karda, Mobese kaydı peşine düşenlerin mesele Isparta olunca araziye nasıl uyum sağladıklarını ibretle izledik. Yazıklar olsun." dedi.

Akşener, Isparta'nın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesini, sık sık yaşanan kesintiler sebebiyle konut ve iş yerlerindeki hasar gören elektronik cihaz masraflarının devlet tarafından karşılanmasını, 21. yüzyılda kabul edilmesi mümkün olmayan bu ihmalkarlığın faturasının beceriksiz dağıtım şirketlerine kesilmesini ve bu şirketlerin özelleştirme lisanslarının iptal edilmesini talep etti.

Isparta'daki elektrik kesintisi sırasında yaşadıkları sıkıntıyı anlatmak üzere Zaide Şahin adlı bir vatandaşı kürsüye davet eden Akşener, Şahin'in konuşmasının ardından sözlerine kaldığı yerden devam etti.

"Ekonomi yönetimi de en az Enerji Bakanı kadar bu krizden sorumlu"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in farklı tarihlerdeki açıklamalarını aktaran Akşener, "Bu krizden, Enerji Bakanı kadar 'yeni bir şey deniyoruz, rekabet gücümüz artacak' deyip Türk lirasını değersizleştiren son derece liyakatli ekonomi yönetimi de sorumludur. Enerji fiyatlarının, döviz kuruna ne kadar bağımlı olduğunu dikkate almayıp, dünyada enerji fiyatlarının yükseldiği bir dönemde Türk lirasına değer kaybettirecek kadar şuursuz olan ekonomi yönetimi de en az Enerji Bakanı kadar bu krizden sorumludur." diye konuştu.

Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın da bu krizden sorumlu olduğunu öne süren Akşener, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yardımcı oyunculara değindik. Enerji krizi oskarlarında şimdi sıra geldi başrole. Ülkemizde yaşanan bütün krizlerin başrolünde aslında tek bir kişi var. Enerji gibi uzmanlık ve tecrübe isteyen bir alanda marketçiden, manifaturacıdan, hafriyatçıdan, damattan büyük oyuncu yaratmak isteyen vizyonun mimarı Sayın Erdoğan, namıdiğer bay kriz, dokunduğu her alanda olduğu gibi enerjide yaşadığımız krizin de esas sorumlusudur.

2017 yılında asgari ücret, iki çocuklu bir aile için asgari geçim indirimi dahil 1600 liraydı. Peki bugün ne kadar? 4 bin 253 lira. Yani son 5 yıl içinde asgari ücret 2,6 kat artmış. 5 yıl önce fiyatlar nasıldı? Havucun kilosu 1,5 lirayken bugün 10, domatesin kilosu 2 lirayken bugün 15, salatalığın kilosu 2 lirayken bugün 20, sütün litresi 1,5 lirayken bugün 8-10 lira oldu. Yani bundan 5 yıl önce eline 1600 lira geçen bir asgari ücretli, markete girdiğinde bugüne göre en az iki kat fazla ürün alabiliyordu. Aslında bugünkünden en az 2 kat daha zengindi. Son 5 yılda asgari ücret 2,6 kat arttı. Ama bilgisayarın fiyatı 5 kat, telefonun fiyatı 5 kat, mazotun fiyatı 3,5 kat, elektriğin fiyatı 6,5 kat, yerli otomobilin fiyatı 8 kat, konut fiyatları ve kiralar 5 kat arttı."

16.02.2022
11:28

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin: 3600 ek göstergede adil bir düzenleme yapmaya kararlıyız

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 3600 ek göstergeyle kamu çalışanlarının beklentilerini adil şekilde karşılayacak bir düzenleme yapma kararlılığında olduklarını bildirdi.

Bakan Bilgin, kamu çalışanlarının 3600 ek gösterge düzenlemesiyle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında düzenlenen ilk komisyon toplantısına başkanlık yaptı.

3600 ek gösterge meselesini Memur-Sen ile yaptıkları toplu sözleşmeyle kayıt altına aldıklarını anımsatan Bilgin, böylece konunun temenni olmaktan çıktığını söyledi. Bakanlık bünyesinde bugüne kadar konuyla ilgili teknik çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Bilgin, konunun bakanlıklarının yanında Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı gibi bazı kamu kurumlarını da ilgilendirdiğine değindi.

Kamuda çalışan herkesin 3600 ek gösterge sorununun çözümüne ilişkin beklentileri olduğuna dikkati çeken Bilgin, meseleyi sosyal paydaş olan sendikaların da yer alacağı komisyonda ele alacaklarını aktardı.

Bakan Bilgin, 3600 ek gösterge konusunun çalışanlar açısından önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

"Kamu personel sisteminde çok eskiden reform adı altında bazı düzenlemeler yapılmıştır. Ama kamu personel sistemi bütünüyle ele alınmadığı için özellikle kariyerde ilerleme ve bunun bir anlamda ödül sistemi olan çeşitli yükseltme kararları, ücret ve emeklilik de dahil olmak üzere kamu personelinin birçok sorunu farklı düzenlemelerle içerisinden çıkılmaz hale gelmiş, eşitsizlikler meydana gelmiş, adalet duygusunu zedeleyen düzenlemeler yapılmış. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda ortaya koyduğu karar, kamuda 3600 ek gösterge meselesinin adil bir şekilde, kamu çalışanları arasında adalet duygusunu yaygınlaştıracak şekilde düzenlenmesini kapsamaktaydı. Biz de bu çerçevede meseleyi ele aldık."

Covid-19 salgınının yaşandığı bu dönemde 3600 ek gösterge meselesinin daha da önem kazandığını belirten Bilgin, salgının tüm dünyada ekonomik dalgalanmaya yol açtığını hatırlattı.

"Bakanlığımız, çalışanları korumakla görevli bir bakanlık"

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik problemlerin aşılması konusunda önemli adımlar attıklarını vurgulayan Bilgin, yeni ekonomi modeli çerçevesinde uygulanan politikaların, bu sorunların aşılması için Türkiye'nin önündeki önemli bir imkan olduğunu ifade etti.

Paketin uygulanma sürecini hızlandırarak ekonomi sorunlarını daha etkin çözme imkanına sahip olacaklarını dile getiren Bilgin, ekonomi alanında son açıklanan büyüme rakamlarının da buna işaret ettiğini belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının her şeyden önce sosyal politikaları uygulamakla görevli bir bakanlık olduğunu anımsatan Bilgin, şunları kaydetti:

"Bakanlığımız, çalışanları korumakla görevli bir bakanlık. Geçtiğimiz dönem uyguladığımız bu yaklaşımla yeni ekonomik modelin yanında yeni sosyal politikalar devreye sokarak toplumun krizlere karşı korunmasını sağlayacak tedbirleri de devreye aldık. Yaptığımız toplu sözleşmeler bu konuda çok önemli adımlardı. Fakat enflasyonist ortam bu toplu sözleşmelerde ciddi aşınmalara yol açtı. Ama ona karşı da başka tedbirleri devreye soktuk. Biliyorsunuz enflasyon farkını vermekle kalmadık, sosyal denge desteği verdik. Netice itibarıyla emeklilerimizin 1500 lira olan emekli maaşını 2 bin 500 liraya çıkartarak, onların üzerinde yüzde artışları gerçekleştirerek tedbirler almaya devam ediyoruz. Elbette zor bir dönemden geçiyoruz. Bunların yeterli olduğunu söylemek mümkün değil ama bunlara ilaveleri yapacağız. Yıllık enflasyon yüzde 36 iken, biz altı aylık enflasyon için yüzde 31 zam yaptık. Temmuzda da benzeri bir durumda karşı karşıya kaldığımız zaman temmuzda da bu düzenlemeleri yapacağız. Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeme sözünün gereğini yapacağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın."

"Nihai karar birkaç toplantının ardından verilecek"

Bakan Bilgin, 3600 Ek Gösterge Komisyonu'nda hem kamu hem sosyal tarafların olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"3600 ek göstergeyle kamu çalışanlarımızın beklentilerini adil şekilde karşılayacak bir düzenlemeyi yapma kararlılığındayız. Sayın Cumhurbaşkanımız, bunu bu sene içerisinde çözüleceğini söyledi. Biz de ilk komisyon toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Bu komisyonda meseleler ele alınacak, sosyal tarafların talepleri dile getirilecek, kamu kuruluşlarının imkan ve bakış açıları, teknik olarak bu sorunun çözümüne dair önerileri değerlendirilecek. Komisyon nihai olarak bu kararını birkaç toplantı içerisinde verecek. Bunun adil bir çözüm olacağına dair şimdiden kanaatimi belirtmek isterim."

Tüm ücretlerde asgari ücret kadar olan kısmın vergi dışı bırakılmasıyla büyük bir adım atıldığını ifade eden Bilgin, "3600 ek göstergede de büyük bir adım atacağız. Kamu personeli arasındaki, adaletsizlik duygusunu ortadan kaldıran bir düzenlemeyle beklentileri karşılayacağımıza inanıyorum. İnşallah Türkiye için beklentileri karşılayacak bir sonuç ortaya çıkacaktır." dedi.

Toplantı, Bilgin ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın'ın konuşmasının ardından basına kapalı devam etti.

Toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan yardımcıları Ertuğrul Soysal, Adnan Ertem, Faruk Özçelik ve Lutfihak Alpkan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Cevdet Ceylan, Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürü Yakup Tekin, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürü Bahtiyar Sazlık, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ve Memur-Sen yetkilileri katıldı.

Öte yandan, 3600 Ek Gösterge Komisyonunun ikinci toplantısının 16 Mart'ta yapılacağı duyuruldu.

16.02.2022
11:20

Fatih gemisi Karadeniz'de üçüncü sondajına başladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Fatih gemisinin Karadeniz'de bulunan Sakarya gaz sahasında üçüncü sondajına başladığını bildirdi.

Dönmez, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, geminin deniz seviyesinden 5 bin metre derinde 2,5 ay boyunca yeni müjdeler için arama çalışmalarına devam edeceğini belirtti.

Söz konusu kuyunun adının Karasu-1 olduğunu kaydeden Dönmez, "Fatih, Sakarya sahasında Karadeniz'deki 3. arama sondajına başladı. Milletimizin duası, yine en büyük güç kaynağımız." ifadelerini kullandı.

Fatih sondaj gemisi 21 Ağustos 2020'de Sakarya Gaz Sahası'ndaki Tuna-1 kuyusunda 320 milyar metreküp doğal gaz keşfetmişti. 17 Ekim 2020'de Tuna-1 kuyusunda saptanan 85 milyar metreküp artışla toplam rezerv miktarı 405 milyar metreküpe ulaşmıştı.

Böylece, Amasra-1 kuyusundaki 135 milyar metreküplük keşifle toplam rezerv 540 milyar metreküpe çıkmıştı.