Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Demirtaş'tan 'aydınlar heyeti', 'hayalimiz var konferansları' ve 'demokrasi sözleşmesi' önerisi

Access to the comments Yorumlar
 Sertaç Aktan
Selahattin Demirtaş
Selahattin Demirtaş   -   ©  Edirne Cezaevi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) serbest bırakılmasına dönük bağlayıcı kararlarına rağmen Türkiye'de hapiste tutulmaya devam edilen eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş birçok aydın, yazar, sanatçı ve gazeteciye mektup gönderdi.

İçinde bulunulan kritik sürece ilişkin yeni şeyler söylenmesi gerektiğini belirten Demirtaş'ın mektubunun gönderildiği kişilerden biri de Almanya'da bulunan gazeteci Can Dündar oldu. 

Dündar sosyal medya hesabından mektubun içeriğini paylaştı. Ülkenin yaşadığı kaos ve sürüklendiği çöküşten çıkışın biricik yolunun farklılıklarla birlikte ortak akılla hareket edilmesi olduğu vurgusu yapılan mektupta öne çıkan ifadeler şu şekilde:

"(İktidarın) kesintisiz bir kirli propaganda çalışması yürüterek başta HDP olmak üzere tüm muhalif kesimleri düşmanlaştırmaya ve kriminalize etmeye çalışıyor. Oysa muhalif kesimlerin hiçbiri ne halk ne de Türkiye düşmanıdır. Herkes, hepimiz tüm iyi niyetimizle ülkede yaşanan çöküşü durdurmaya, toplumu felaketten kurtarmaya çalışıyoruz. kimliklerimiz, inançlarımız, siyasi görüşlerimiz birbirinden farklı olmasına rağmen Türkiye'nin aydınlık ve ortak geleceğine olan inancımız nedeniyle akla en uygun olanda yani demokrasinin temel ilkelerinde buluşmaya çalışıyoruz... Gelinen aşamada, giderek büyüyen bir riskin de altını çizmek durumundayım. Muhalefetin farklı şekillerde bir araya gelme girişimleri henüz yeterince toplumsal heyecana, kolektifbir umuda yol açmamış, toplumun çoğunluğunu tatmin edememiştir. Kanımca bunun temel nedeni, köklü bir zihniyet devrimi ve yapısal değişiklikler yerine, genelde iktidar değişimini hedefleyen yetersiz yaklaşımlardır. Muhalefetbu haliyle bir kısır döngü içindeymiş görüntüsü veriyor. Eski düşünce kalıpları ve yüzyıllık gereksiz korkular ile milliyetçi reaksiyonların rengini verdiği tutumlar hiçbirimize yeni bir yaşam vaat etmiyor. Temel hedef taktiksel işbirlikleri ile seçim kazanmak olmamalıdır. Tam tersine asıl hedef, seçimler aracılığıyla Cumhuriyet'i demokrasi temelinde yeniden inşa etmek olmalıdır."

"Kürtler halen yan yana yaşama taraftarı"

Kürtlerin, Alevilerin ve farklı inanç gruplarının, sol ve sosyalist güçlerin sürecin dışında tutulmaya çalışılmasını eleştiren Demirtaş, bunun asıl nedeninin iktidarın hedefi haline gelmekten çekinmek değil, sorunlara geçmiş kodlarla yaklaşmak olduğunu ileri sürüyor. 

Resmi ideoloji sınırlarının dışında, devletçi ve milliyetçi  anlayışın ötesinde yeni bir perspektif ortaya konulamadığına dikkat çeken Demirtaş, "tüm baskılara ve akıl almaz zorlamalara rağmen Kürtler halen birlikte, yan yana yaşama taraftarıdır" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Bugün iddianameler ve cezalar dışında tek bir belgede 'Kürt' sözcüğü geçmez. Yani yirmi milyon Kürt resmiyette yoktur, yüzyıldır üstü çizilmiştir. Bizim de ısrarla altını çizmemizin nedeni budur. Kürt sorununu sırf ben Kürt olduğum için değil, bu sorun çözülmezse ülkeye demokrasinin gelmesi mümkün olmayacağı için çok önemli görüyorum."

"Aleviler de devletin tümünden dışlanmış"

Alevilerin de benzer şekilde devletin tümünden dışlanmış olduklarını ifade eden Demirtaş, onların da Cumhuriyet'in ikinci yüz yılında yeniden inşa sürecine eşit yurttaşlık talebiyle katılmalarının zorunlu olduğunu belirtiyor. 

Kürt sorunu dahil tüm temel demokrasi sorunlarında beklentinin seçim döneminde nihai çözüme kavuışması olmadığını aktaran Demirtaş, bunun ancak bir süreç ve kapsamlı bir demokratikleşme ile olabileceğini bildiğini söyleyerek yine de en baştan ortaya konulacak tutumun hem seçimin kaderini belirleyeceğini hem de seçimler sonrasında gerçek demokrasi ve büyük barışın önünü açacağını kaydediyor. 

"Eksiklerimiz ve hatalarımızın farkındayız"

Kürt sorununun demokratik tutum açısından bir turnusol niteliğinde olduğunu ileri süren Demirtaş, Kürt siyasetçilerin sorunları diyalogla, müzakere yöntemiyle ve barış içinde çözmek için gayret ettiğini hatırlatıyor ve şunları ekliyor:

"Eksiklerimizin, hatalarımızın olduğunun farkındayız. Bu çerçevede her zaman özeleştirisel bir tutum sergilemekten hiç geri durmadık. Önemli olan çözümün önünü açmak, demokrasi mücadelesine katkı sunmaktır, derdimiz bir suçlu bulmak, birilerini sorumlu tutmak değildir. Bununla birlikte tüm siyasi kesimlerin geçmişle yüzleşmelerini ve özeleştirisel yaklaşmalarını da bekliyor, bunu önemsiyoruz."

"Demokrasi sözleşmesi yazılsın ve imzaya açılsın"

Aydınların, yazarların ve sanatçıların önemli bir rol oynayabileceğine inanan Demirtaş, kastettiği şeyin muhalefetin tek bir ittifakta buluşması olmadığına da vurgu yaparak toplumsal ve siyasal muhalefetin demokrasi paydasında gönül birliği, söz birliği etmesi için aydınlara kesintisiz şekilde sürece dahil olma çağrısında bulunuyor:

"Elbette neler yapacağınızı, neler yapabileceğinizi en iyi siz bilirsiniz. Ancak yine de öneri sunmam gerekirse yazılarınızla, sosyal medya mesajlarınızla, panel ve söyleşi gibi etkinliklerinizle, yayımlayacağınız deklarasyonlarla, röportaj veya kısa videolarla, belki tüm sivil toplum örgütleri ve siyasi parti genel başkanlarının imzasına açacağınız "Demokrasi Sözleşmesi" gibi aktivitelerle sistemli, örgütlü bir aydın hareketini hayata geçirerek Cumhuriyet'in ikinci yüz yılını demokrasi ile taçlandırmaya çok kıymetli katkılar sunmuş olursunuz."

'Aydınlar heyeti' ve konferans dizisi önerisi

Demirtaş, seçim öncesi ve sonrası tüm bu tarihi süreçlerin hem gözlemcisi hem destekçisi olmasını istediği aydınların oluşturacağı bir "Aydınlar Heyeti" önerisinde bulunurken "Bir Hayalimiz Var" adıyla konferans serileri düzenlenmesi teklifinde bulundu. 

Bu hayalin içinde çok kültürlülük ve çok dillilik olduğunu belirten Demirtaş, mektuba şöyle devam ediyor:

"Tek adam yerine çoğulculuk var. Emeğin acımasızca sömürüsüne karşı hakça paylaşım var. Kadınlar eşit, özgür ve güçlüdür bizim hayalimizde. Devlet çetelerin yuvası değil, halkın hizmetkarıdır. Yerinden yönetim modelleriyle her yurttaş söz ve karar sahibidir. Bizim hayalimizdeki Türkiye, çiçek bahçesi gibidir ve herkes kendi kimliğiyle, inancıyla, yaşam tarzıyla özgürce yer alır bu bahçede. Hepimizin kendimiz kalarak bir olması vardır. Tek ırk değil, tek yürek olmaktır hayalimiz. Özgürlükçü laiklik sayesinde inanç özgürlüğü de vardır hayalimizde, dinlere saygı da. Doğa emrimize amade değildir, biz doğanın parçasıyızdır. Silah, çatışma, kan, göz yaşı yoktur; onurlu barıştır hayalimiz.. Hayallerimizi paylaşan herkesle yan yana durabilmeliyiz. Biz bunda kararlıyız. Cesuruz, samimiyiz. Kimsenin kaybetmediği, ötekileştirilmediği, zulüm görmediği yeni bir yaşamdır hayalimiz."