Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı, Sedat Peker'in iddiaları ve yargının durumunu değerlendirdi

Access to the comments Yorumlar
 euronews
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu   -   ©  AP Photo

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sedat Peker'in söylediklerinin 'tamamen doğru' olduğunu kaydederek, "Savcılar ne yapacak merak ediyorum, (Peker) Elinden tutup getirse, savcı 'aman bunu getirme, başım belaya girmesin' diyecek" diye konuştur. 

Kılıçdaroğlu, anketlerde Ak Partiden önde olduklarını, cumhurbaşkanlığı için henüz aday belirlemediklerini, adayın altılı masa tarafından belirleneceğini kaydetti. 

Kılıçdaroğlu, HaberTürk TV'de katıldığı canlı yayın programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Altılı masanın ikinci tur toplantıları 2 Ekim'de başlayacak. Siz 2 Ekim'de masadaki partilere cumhurbaşkanı adayı olmak istiyorum diyecek misiniz?" sorusuna, "Hayır. Altı lider oturup buna karar verecek. Yeri ve zamanı gelince konuşulacak." yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, yeniden cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladığının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Onun karşısında yüzde 100 kazanacak aday olacak. Hiç kimse endişe etmesin. Altı liderin çıkaracağı cumhurbaşkanı adayı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurlu 13. Cumhurbaşkanı olacaktır." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bir başka soru üzerine, "CHP'nin Türkiye genelinde 200 bin örneklemle Cumhurbaşkanı adayının kimin olmasına dair bir araştırma yaptıracağı"na ilişkin iddiaların, gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, altılı masanın Cumhurbaşkanı adayı olabilecek kişiler listesinde olup olmadıklarına ilişkin soruyu Kılıçdaroğlu, "Öyle bir liste olmadı ki kategorik olsun veya olmasın. Hiç görüşülmedi. Görüşülmeyen konuda bizim görüş beyan etmemiz doğru değil." şeklinde yanıtladı.

 "Bir kişinin, bir partinin, devleti tek başına yönetme süreci bitmiştir"

Kemal Kılıçdaroğlu, devleti adalet ve liyakat üzerine yeniden inşa edeceklerini belirterek şunları kaydetti:

"Tepeye oturacak kişi, aynı zamanda liderlerle beraber hareket edecek kişi olmalıdır. Altılı masa millet masasıdır. Sıradan bir masa değildir. Milletin hangi kesimine sorarsanız sorun, kendisini temsil eden bir kişiyi o masada görüyor. Bir kişinin, bir partinin, devleti tek başına yönetme süreci bitmiştir bu aşamada. Altı lider, altı parti bir araya gelip, devleti bütün kurumlarıyla adalet üzerine, her düşünceye, her inanca ve her kimliğe saygı duyarak yeniden inşa etmek zorundayız."

Seçimden sonra da altılı masanın faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Benim görüşüm, devletin yeniden inşası sürecinde bütün temel kararları altı liderin ortak alması lazım. Mesela Anayasa değişiklikleri, Meclis iç tüzüğü değişiklikleri..." dedi.

Yayımladığı videolarda, bürokratlardan önceden bilgi aldığına yönelik bir gazetede atılan "Kılıçdaroğlu'nun köstebeği kim?" manşetine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, "Seçim bildirgelerimizi, yaptığımız açıklamaları okusalar buna ihtiyaç duymazlar. Bu konuyu biz daha önceki seçimlerde de dile getirdik. Bugün Türkiye'nin içinde yaşadığı tablo gereği zaten bu yapılmak zorunda." ifadelerini kullandı.

Bir başka soru üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının CHP'nin yönettiği belediyelerde engeller çıkardığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Bu Çevre, Şehircilik Bakanlığını kapatacağız. Sadece Çevre Bakanlığı olacak." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adaylarının ne zaman açıklanacağı sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, altı liderin "yeri ve zamanı gelince" kendi aralarında oturup konuşacağını bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Adayımız, devleti bilen, devleti tanıyan liyakatı, ahlakı, adaleti bilen, bütün vatandaşlarına eşit davranan, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, herkesin kimliğine, inancına, yaşam tarzına saygı duyan, herkesi kucaklayan, sosyal devleti savunan, fakirin fukaranın bir anlamda yanında olan, devletin büyümesini ve kalkınmasını isteyen, egemen güçlere teslim olmayan, özellikle mal varlığı dolayısıyla teslim olmayan, Türkiye Cumhuriyeti devletini onurla temsil eden bir kişi olacaktır."

Şarkıcı Gülşen Bayraktar Çolakoğlu'nun imam hatip liselilere yönelik sözleri nedeniyle tutuklanmasına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, sanatçının sözlerinin yanlış olduğunu, özür dileğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, "Olayı saptırmak için çareler arıyorlar. Aşağı yukarı bütün hukukçular bunun tutuklanmaya neden olamayacağını söylediler. Siz belli çevrelerden talimat alıp tutuklama yaparsanız sorun orada büyür. İmam hatipleri istismar konusu yapmak istiyorlar." dedi.

Tutuklama kararının talimatla gerçekleştirildiği iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde imam hatiplerle ilgili bir tasarrufları olup olmayacağıyla ilgili soruya, "Olacak. imam hatiplere en iyi öğretmenleri göndereceğiz. Oradaki çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmelerini sağlayacağız. Onları siyasetin odağı haline asla getirmeyeceğiz." yanıtını verdi.

"Torpille hakim savcı aldılar"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu yargı ile ile olarak şunları söyledi:  "Hakimlerin, savcıların bir kısmı talimatla görev yapar. Ben o yüzden o kısma cumhuriyetin savcısı demem. Hakim savcılara kitap dağıtıldı. Bekir Bozdağ bu kitabı bilmiyor mu acaba? Hakime ve savcıya üstelik yazılı veriyorsunuz. 'Karar vermeden önce bize danışacaksınız' diye. Kim doğruyu söylüyor. Belli grupların, çevrelerin bu kararı verdiklerini biliyorum. Kim o hakimler? 2017'de galiba bir değişiklik yapıldı. Kanun Hükmünde Kararname ile. Normalde KPSS'ye girersiniz 70 ve üstü alanlar davet edilirsiniz. 70 puanı kaldırdılar 2017'de. 40, 20, 10 puan alanı da aldılar. Torpille hakim ve savcı aldılar. Yargının çöktüğü yerde devlet çöker. Adalet Bakanı o gün şu açıklamayı yapsaydı, 'Beyler ne yapıyorsunuz, 70 puanın altında puan alan kişiyi hangi yüzle davet edeceğiz' diye." 

"Lehime karar veren hakimleri değiştirdiler"

"Anayasa Mahkemesi kararına uygulamayan hakimlere ne yaptılar. Orada koca koca adamlar oturmuş, AYM kararları herkesi bağlar, bütün yargıyı bağlar deniyor, anayasada açık hüküm var, alttaki mahkeme 'ben sizin kararınızı uygulamıyorum' dedi. Niçin? Ne yaptılar hakimi? HSK ne yaptı? Paşa paşa oturdular. Biz eleştirince de 'Kimse talimat veremez' dediler. Onu külahıma anlatın, talimatla görev yapıyorsunuz. Tazminat davalarımdan biliyorum. 'Burada tazminatlık bir şey yok' diye lehime karar veren hakimleri değiştirdiler."

"Sedat Pekeri'in iddialarının tamamı doğrudur"

"Yargı ilk kez 2018 sonrası bu kadar siyasallaştı. Talimat yukarıdan geliyor. Bir suç örgütü lideri var; Sedat Peker. Açıklamalar yapıyor. İtiraf ediyor. Hangi savcısı harekete geçti. Biz pazartesi suç duyurusunda bulunacağız. Kişi yer, zaman, saat, isim veriyor. Daha ne versin? Elinden tutup getirse, savcı 'aman bunu getirme, başım belaya girmesin' diyecek. Sedat Peker diyecek ki, 'Beyler suçluyu size getirdim'. Dünyanın bütün ülkelerinde bir suç örgütü lideri itirafta bulunur, sonra devlet mafyayı, çeteyi de çökertir. Bunlar Baba filmini de mi izlemediler? Dünyanın bir yerinde birisi çıkar, konuşur, arkasından çeteyi çökertirler. Şimdi savcı ne yapacak? Merak ediyorum. Bunu yapacak bir tane savcı var mı Türkiye Cumhuriyeti devletinde? Bilmiyorum. 'Ayda 10 bin dolar rüşvet alan siyasetçi var' dendi. Üzerine gittik, 'Cumhuriyet savcısına bildireceğim' dendi. Bildirdi mi? Bildirmedi. Acaba İçişleri Bakanı da o suçun ortağı mı? Kim bu rüşvet alan adam? Siyaseti kirletiyorsun rüşvet alan adam. Ama onun hamisi olan Bakan koruyor. Olmaz efendim. Saray artık Türkiye'yi yönetemez halde. Bu kadar kirlenen, herkesin birbirine gebe kaldığı ortamda kimse çıkıp da konuşamıyor. Peker'in iddiaları tamamı doğrudur. Çünkü taraf zaten. 'Biz bunu yaptık' diyor. Savcı niçin çağırmıyor? Çağırırsam başım belaya girer diye düşünüyor. Ben hakim ve savcının belli teminat altında olduğuna inanmıyorum. İstedikleri hakimi istedikleri yere sürebilirler. Kim? HSK. HSK adalete en büyük ihanet yapan kurumdur. AYM kararını uygulamayan hakim görevini yapmamış demektir."

Ek kaynaklar • AA