Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

BM'nin 'soykırım' ifadesini kullanmadığı Doğu Türkistan raporuna tepkiler

Access to the comments Yorumlar
 Mustafa Bag
Doğu Türkistan'ın Kaşgar kentinde devriye gezen güvenlik birimleri
Doğu Türkistan'ın Kaşgar kentinde devriye gezen güvenlik birimleri   -   ©  AP

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Çin'in Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerine dair uzun süredir beklenen raporunu 4 yıllık görev süresinin son gününde açıkladı.

Raporda Doğu Türkistan'da ciddi insan hakları ihlalleri işlendiği ve bu ihlallerin "insanlık suçu teşkil edebileceği" dile getirildi ancak "soykırım" ifadesi yer almadı. 

Bachelet, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak bu görevdeki son iş gününde ofisten ayrılmadan dakikalar önce, 23.48'de, "insanlığa karşı suçlar" olarak nitelendirdiği Çin'in 'ihlal ve istismarlarını' belgeleyen 48 sayfalık "nihai değerlendirme"sini yayınladı.

Geçmişinde siyasi bir mahkum olarak işkence gören ve sürgüne zorlanan eski Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet'nin babasının da askeri diktatör Augusto Pinochet rejimine karşı çıktığı için öldürüldüğü biliniyor. 

Uygur aktivistler, Bachelet'nin geçmişte yaşadıkları da göz önünde bulundurulduğunda, Doğu Türkistanlıların içinde bulunduğu duruma empatiyle yaklaşacağına inandıklarını ancak, beklenenin olmadığını dile getirdi. 

Sürgünde yaşayan Uygurlar, "soykırım" ifadesinin yer almadığı raporun, kendi tezlerini nispeten haklı çıkarsa da beklentilerinin hayli altında kaldığını ve Doğu Türkistan'da yaşananların büyük ölçüde görmezden gelindiği değerlendirmesinde bulundu. 

Avrupa Komisyonu: Raporu inceliyoruz, tepkimizi açıklayacağız

Avrupa Komisyonu, rapora ilişkin açıklamada ülkedeki insan hakları ihlallerinin şiddetle kınandığını bildirdi.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü, "Şu anda raporun içeriğini değerlendiriyoruz ve uygun bir zamanda tepkimizi (detaylı olarak) açıklayacağız." ifadesini kullandı.

Sözcü, "Ancak daha önce de söylediğimiz gibi AB, Sincan (Doğu Türkistan) ve Çin'in diğer bölgelerindeki insan hakları ihlallerini, özellikle de Uygurlara ya da dini ve etnik azınlıklara mensup diğer kişilere yönelik zulmü şiddetle kınamaktadır." sözleriyle Brüksel'in tutumunu aktardı. 

İlaveten Avrupa Komisyonu Sözcüsü, "AB, Çin'i ulusal ve uluslararası hukuk kapsamındaki insan hakları yükümlülüklerine uymaya çağırmaya devam etmektedir." dedi.

Çin: BM İnsan Hakları Komiserliği, Batı'nın suç ortağı haline gelmiştir

Çin, Michelle Bachelet'nin 48 sayfalık raporuna sert tepki gösterdi ve 131 sayfalık karşı bir raporla yanıt verdi.

Pekin, Sincan eyalet hükümetinin (Doğu Türkistan'daki Pekin destekli yönetim) bölgedeki politikalarını savunan belge paylaşarak BM raporuna karşı çıktı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, yaptığı açıklamada, "Bahsedilen sözde rapor, ABD ve bazı Batılı güçler tarafından planlanmış ve ilk elden üretilmiştir, tamamen yasa dışı ve geçersizdir." ifadelerini kullandı. 

Çinli Sözcü, "Rapor yanlış bilgilerden oluşan bir yığın ve Batı'nın, Çin'i kontrol etmek için Sincan'ı kullanma stratejisine hizmet eden siyasi bir araç." yorumunda bulundu.

Wang ayrıca BM insan hakları ofisini "ABD ve Batı'nın haydutu ve suç ortağı haline gelmekle" suçladı. Bununla birlikte raporda Çin'in faaliyetlerinin soykırım olarak nitelendirilmemesini (Batı'nın) "yalanlarının çöktüğünü gösterdiğini..." söyledi. 

"Rapor bundan sonrası için dönüm noktası olmalı"

Sivil toplum örgütleri, raporun bundan sonra atılacak adımlar için bir dönüm noktası olması gerektiğini dile getirdi. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) Çin Direktörü Sophie Richardson, hak ihlallerine ilişkin "kahredici bulguların" Pekin'in raporun yayınlanmasını engellemek için neden "dişe diş mücadele ettiğini" gösterdiğini söyledi.

Uygur aktivistler ise farklı tonda tepkiler gösterdi. 

Kimi Uygur örgütleri raporu olumlu bulurken bazıları Pekin'in Doğu Türkistan'daki eylemlerini kınamada daha ileri gidilmesi gerektiğini savundu

Uygur İnsan Hakları Projesi Direktörü Ömer Kanat, "Rapor, Uygur meselesine verilen uluslararası tepkiler açısından ezber bozan bir adım." diye konuştu. 

Kanat, "Çin hükümetinin şiddetle inkar etmesine rağmen, BM artık korkunç suçların işlendiğini resmen kabul etti." ifadesini kullandı. 

Raporun ülkeler, büyük şirketler ve BM tarafından atılacak "anlamlı ve somut eylemlerin" önünü açtığını söyleyen Dünya Uygur Kongresi Başkanı Dolkun İsa ise, "Hesap verebilirlik şimdi başlıyor." ifadesini kullandı. 

Hudayar: Rapor, umduğumuz kadar güçlü değil

Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti Başbakanı ve Doğu Türkistan Milli Uyanış Hareketi Direktörü Salih Hudayar raporu, "ne yazık ki umduğumuz kadar güçlü değil" şeklinde yorumladı.

Hudayar, "Halkımız yıllardır BM'nin sesini yükseltmesini bekliyor. Ne yazık ki Çin hükümetinin baskısı nedeniyle BM uzun süre sessiz kaldı. Oysa Bachelet'nin Uygurların sesi olmasını ümit ediyorduk ama tam aksine sessiz kaldı ve Çin hükümetinin gönlünü almaya çalıştı." diye konuştu. 

Etkili Uygur aktivistlerse Bachelet'e tepkilerini, "Çin Kominist Partisi'nde işe başla" sözleriyle dile getirdi. 

Seyit Tümtürk: Rapor her ne kadar soykırım diyemese de ona yakın bir açıklama

Doğu Türkistan Milli Meclisi Başkanı Seyit Tümtürk de euronews'e yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

"Michelle Bachelet'nin görevinin bitimine 10 dakika kala raporu yayınlaması bizim için bir mucize. Soykırım ifadesi yer almasa da Çin'in ciddi insan hakları ihlalleri işlediği raporda yer alıyor. Bu anlamlı ve önemli. Bachelet, Çin ziyareti öncesi ve ziyaret sırasında bizi üzücü açıklamalarda bulunmuştu. Pekin de Bachelet'i yanıltma yöntemine gitmişti. Sayın Bachelet'nin ziyaretinden bir hafta önce de BM Özel Raportörü Alena Douhan'ın Çin'den 150 bin dolar rüşvet alarak Pekin'in sicilini temizlediği ortaya çıkmıştı. Tüm bunların ardından biz açıkçası BM'nin böylesi bir raporu yayınlayacağından ümidimizi kesmiştik. Her ne kadar soykırım diyemese de ona yakın bir açıklamadır. Bundan memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ancak bu yeterli değil."  

ABD'nin de aralarında bulunduğu Batılı bazı ülkeler, Çin'in Doğu Türkistan'daki faaliyetlerini resmen soykırım olarak tanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı'nın verilerine göre Çin, Doğu Türkistan'da inşa ettiği çok sayıda toplama kampında 1 ila 3 milyon civarında Uygur ve diğer Türk azınlıklara mensup kişileri zorla alıkoyuyor.

Ek kaynaklar • Reuters, AFP, AA