Kürtlerin Türkiye siyasetindeki geleceği nereye evriliyor?

HDP'nin İstanbul'da düzenlediği Nevroz etkinliğinden
HDP'nin İstanbul'da düzenlediği Nevroz etkinliğinden © Arşiv/AP Photo
By euronews
Haberi paylaşınYorumlar
Haberi paylaşınClose Button

Metropoll Araştırma Şirketi’nin kurucusu Sencar’a göre Kürt meselesinin çözümü diye bir başlık söz konusu değil ve bu saatten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu meselenin çözümüne dair bir söylemi de olmayacak.

REKLAM

14 Mayıs sandık sonuçlarından çıkan en önemli sonuçlardan biri Yeşil Sol Parti adıyla seçimle giren HDP'nin Türkiye genelindeki oy oranının yüzde 11,7'den 8,8'e gerilemesi oldu.

2018’de 67 vekil çıkaran HDP’nin hedefi yüze yakın vekil çıkarmaktı. Ancak 62 vekilde kaldı.

Şimdiye kadar yapılan siyasi analizlerde Kürt oylarının ülke yönetiminde önemli olduğu vurgulandı. Hatta ülke yönetimine aday olan siyasetçinin Kürt oylarını alabilmesi halinde iktidarın kapılarını aralayabileceği tespiti yapıldı.

Peki 14 Mayıs seçim sonuçlarına bakıldığında Kürt oyları hala önemli mi ya da iktidarı almak isteyen yakın gelecekte Kürt meselesinin çözümü için siyasi hamleler yapmak durumunda mı?

Türkiye’de 65 milyon seçmenin yüzde 18’ini oluşturan Kürt seçmenin önemli olduğunu fakat siyasi açıdan her gidişatı yönlendiremeyeceğini düşünen MetroPOLL Araştırma'nın Kurucusu ve Yöneticisi Özer Sencar, her dönem Kürt seçmenle iyi ilişki kuranların bu çoğunluktan istifade ettiğini dile getiriyor.

Sencar, bu dönemde CHP liderinin HDP’yi yanına alarak oyunu yüzde 45’e kadar yükseltmesini olumlu değerlendiriyor ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını doğru bulmuyor:

‘’Ben tüm ölçümlerimiz sonrasında söyledim; şansı en yüksek aday Ekrem İmamoğlu’ydu. Muhalefet çevreleri 'Erdoğan o kadar yıprandı ki karşısına kim çıksa kazanır' dedi, Kılıçdaroğlu da 'o zaman ben aday olayım, ben kazanayım' dedi. Bu Erdoğan'ı ve de Türkiye’de sağ, muhafazakar, dindar seçmeni yeterince tanımadığını gösteriyor.’’

"Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürt meselesine dair bir adımı ve söylemi bu saatten sonra asla olmayacaktır"

Metropoll Araştırma Şirketi’nin kurucusu Sencar’a göre Kürt meselesinin çözümü diye bir başlık söz konusu değil ve bu saatten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu meselenin çözümüne dair bir söylemi de olmayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürt meselesine dair bir adımı ve söylemi bu saatten sonra asla olmayacaktır
Özer Sencar
MetroPoll Araştırma'nın Kurucusu ve Yöneticisi

HDP’lilerin net bir biçimde Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini belirten Sencar, şu ifadeleri kullandı:

"Bundan sonra Erdoğan ne derse desin HDP’li seçmen arkasından gitmez. Ama Kılıçdaroğlu’nu da desteklemesi yeterli sonuç vermedi. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun Türkler arasındaki oyu yeterli değil. Dört puan oy kaybı var HDP’nin. Dindar Kürtler de Erdoğan’a gitmiş olabilir. HDP’nin yüzde 20’si dindar Kürt seçmen, onlar Kılıçdaroğlu’na oy vermedi. Kürt meselesinin çözümü diye bir süreç olmayacak.’’

Türkiye’de demokrasi ve hukuk sorunu olduğunu ifade eden Sencar, olayın sadece Kürt meselesi olmadığı görüşünde.

‘’Demokrasi olmadan Kürt meselesi çözülemez, aksi olursa bu ülkenin sorunu olmaktan çıkmaz’’ diyen Özer Sencar, daha önceki açılım sürecini ise siyasi bir oyun olarak nitelendiriyor:

‘’Kürt meselesinin çözümü ülkenin diğer sorunlarının çözümü gibi bir demokrasi ve hukuk devleti sorunudur. Kürt meselesinin çözümü dedikleri şey, özerk bir Kürt devleti düşüncesi ise bu yanlış bir şeydir. Sorunun çözüm yeri Meclis, bu bir anayasa ve de yasa meselesidir. Ve bunun toplumsal desteğe dönüştürülmesi gerekiyor. Her Kürt vatandaşına her Türk vatandaşına verdiğiniz hakları verecek ve bunu sistem içerisinde denetleyeceksiniz.’’

'HDP parlamentoda olsun; baraj aşılmazsa oylar AK Parti’ye gider' denilerek oy veriliyordu. Bu stratejik bir değerlendirmedir. Ama son dönemde önemli ölçüde oyları CHP’ye döndü.
Özer Sencar

Sencar, bu seçimde HDP’nin oy kaybını emanet oylara bağlıyor. HDP’nin sadece Kürtlerin oy verdiği bir parti olmadığını, protest gençler veya stratejik oy kullanan sol kesimden hatta sağ kesimden bile oy aldığının altını çizen Sencar, Metropoll Araştırma Şirketi’nin mayıs ayının başındaki ölçümlerinde HDP seçmeninin yüzde 14’ünün CHP’ye kaydığını söylüyor:

‘’HDP, parlamentoda olsun, baraj aşılmazsa oylar AK Parti’ye gider denilerek oy veriliyordu. Bu stratejik bir değerlendirmedir. Ama son dönemde önemli ölçüde oyları CHP’ye döndü. Bizim mayıs ayındaki ölçümümüzde gördük ki; 24 Haziran’da HDP’ye oy veren seçmenin yüzde 14’ü CHP’ye gitti. Bu emanet oylar uygun şartlar da geri gider ve bu seçimde de vekil sayısı artsın diye seçmen CHP’ye oy verdi. 8-10 Mayıs arasındaki çalışmamızda ise HDP’lilerin yüzde 15’i CHP’ye oy vereceğini söyledi. Yine de yüzde 10 oyu olan bir kitlenin ülke siyasetinde yeri yok denilemez. Ama vekil sayısı azaldı, sandıktan çıkan oyu düştü ve bu da güç kaybettiğini gösterir."

Cumhuriyet tarihine baktığımızda ilk Meclis’ten itibaren iktidara gelmek isteyen liderler ve partiler Kürt sorununu çözme vaadinde bulundular hep. 14 Mayıs seçimi bu durumu ortadan kaldırdı.
Dr. Ecevit Kılıç
Gazeteci Yazar

Kürt meselesi üzerine çalışmalar yapan gazeteci-yazar Dr. Ecevit Kılıç’a göre 14 mayıs seçimi iki önemli avantajı veya önceliği ortadan kaldırdı:

  • Birincisi, bir lider veya parti iktidara gelmek istiyorsa Kürt sorununu çözme vaadinde bulunması geleneğini. 
  • İkincisi ise HDP’nin veya Kürt sorununun Türkiye siyasetinde tuttuğu yer.

Cumhuriyet tarihi boyunca ilk Meclis'ten itibaren iktidara gelmek isteyen liderlerin ve partilerin Kürt sorununu çözme vaadinde bulunduklarını belirten Ecevit Kılıç, şu noktalara dikkat çekiyor:

"Geriye dönüp aynı tarihe baktığımızda toplumun da buna oy verdiğini, bu sorununun çözümünü istediğini görüyoruz. Ancak bu seçimde adayların hiçbiri bu kez sorunu çözme vaadinde bulunmadı. Sadece Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’i işaret ederek çözümün olası usulüne yönelik cümle kurdu. Kürt sorununu seçime gidişte belirleyici ana faktör olmasa da seçimin sonucu, aynı sorununun çözümünü dayatabilirdi. Bu da HDP’nin yani Yeşil Sol’un güçlü çıkmasıyla mümkün olurdu. Hatta, HDP’nin güçlü çıktığı bir Meclis aritmetiği olsaydı çözüm adımını iktidar veya muhalefetten beklemek yerine ana çözüm aktörü de yine HDP olabilirdi. Dolayısıyla bu seçim iki önemli avantajı veya önceliği kaybettirdi. Birincisi, bir lider veya parti iktidara gelmek istiyorsa Kürt sorununu çözme vaadinde bulunması geleneğini. İkincisi ise HDP’nin veya Kürt sorununun Türkiye siyasetinde tuttuğu yer.’’

REKLAM

"Kürt sorununun Türkiye politikasındaki belirleyiciliğinde ciddi bir alan kaybı yaratacak"

Özer Sencar’ın aksine Dr. Kılıç’a göre HDP’nin destekleyeceği ittifakın daha rahat siyaset yürüteceği denklemi bozuldu. 

Dr.Kılıç, bu sonucun Kürt sorununun, Türkiye politikasındaki belirleyiciliğinde ciddi bir alan kaybı yaratacağı görüşünde.

Dr. Ecevit Kılıç’a göre bütün bu değişimlerin ve HDP’nin oy kaybetmesinde belirgin ve güçlü siyasetçilerinin cezaevinde olması, kapatma davası ve başka bir partiyle seçime gitmesinin etkisi. 

Kılıç, bu meselenin nedenlerini ise şöyle sıralıyor:

"HDP hem Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararında hem de CHP’yle ilişkisinde denge tutturamadı. İlişkinin tonu ve izahı kamuoyuna iyi yapılamadı. Ve bu da, Kürt seçmenin CHP’ye geçişkenliğini getirdi. Bununla ilintili olan ikinci neden ise HDP’nin ilk turda aday çıkartmaması. HDP ilk turda Kürt seçmenin bütünsel olarak etrafında toparlandığı, sol ve liberal çevrelerin de destek verdiği bir aday çıkartmış olsaydı gerçekten de oy kaybı olmazdı. HDP’nin kendi yaptırdığı anketlerde Gültan Kışanak çok güçlü bir aday olarak öne çıkıyordu. Hatta bildiğim kadarıyla HDP kendi seçmenine “Gültan Kışanak mı, Selahattin Demirtaş mı” diye sordu. Kafa kafaya bir sonuç çıktı."

REKLAM

HDP, TİP ile ortaklığını başarılı yürüttü mü?

Euronews’in sorularını yanıtlayan Gazeteci Dr. Kılıç, TİP’in ittifak içinde ayrı liste ile seçime girmesini de başka bir sorun olarak görüyor. Kılıç, bu noktada HDP’nin tam olarak TİP’le ilişkisini de yönetemediği kanaatinde:

"Üçüncü neden ise TİP’in ittifak içinde ayrı liste ile seçime girmesi. Biraz sert bir eleştiri olacak ama HDP, tam olarak TİP’le ilişkisini de yönetemedi. Yanılmıyorsam Euronews’in HDP’li kaynaklara dayandırdığı bir haberi vardı. Kendi logosu ile seçime giren ittifak içi partilere vekil kontenjanı verilmeyeceği yönünde. İşte HDP seçmeni o çizgiyi istiyordu. Ne istiyorlarsa taviz verelim yeter ki ittifak bozulmasın çizgisi kayba neden oldu."

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nın, Kılıçdaroğlu’na yönelik söylediği “terör örgütüyle işbirliği yapıyor” söyleminin de Antalya, Adana veya başka kıyı kentlerinde HDP’den de oy götürdüğü görüşünü paylaşıyor gazeteci Kılıç.

Bununla birlikte vekil listelerinin de HDP tabanını memnun etmediğinin altını çizen Dr. Kılıç, bu konuda en çok gelen eleştirinin tanınmamış, halkın bilmediği isimlerin listelerde yer alması ile alakalı olduğunu ifade ediyor:

"Öyle ya da böyle benzeri çizgilerde olan isimlerden oluşan kontenjan listenin de tepki çektiği görülüyor. HDP’nin İstanbul 2. Bölgedeki oy kaybı bu açıdan ayrı bir analizi gerçekten hak ediyor. Bu isimlerin aday olduktan sonra iktidarla Kürt sorunu üzerinden değil de İslam, Ergenekon ve 15 Temmuz üzerinden hesaplaşmaya yönelik sözleri bu sonucun işaretiydi aslında."

REKLAM

Peki Kürt siyasal hareketi yeniden belirgin aktör olabilir mi ve eski gücünün de üstüne çıkabilir mi?

‘Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci turda seçilmesi durumunda bir iyileşme olacağı görüşünü dile getiren Kılıç, yerel seçimlere dikkat çekiyor:

"Bir yıl içerisinde de yerel seçimler geliyor. Kürt siyaseti, zaten olanları net olarak görüyordur. HDP’nin bu süreçte yeni bir politik yapılanmaya gitmesi olası. En basiti TİP’le ittifak durumunun veya ilişkisinin devam edip etmeyeceği sorusu önem kazanıyor. Daha da önemlisi Kürt seçmenle politik bağınız güçlü de olsa sokak sokak, ev ev, kişi kişi onlara dokunmak önemli. Belki bu da eksikti.”

Haberi paylaşınYorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Demirtaş'ın HDP eleştirileri ne anlama geliyor, Kürt siyaseti yeni dönemde nasıl yol alacak?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Sinan Oğan Cumhur İttifakı'na daha yakın

Uzmanlardan seçim değerlendirmesi: "Türkiye Batı'dan kopuyor"