EventsOlaylar
Loader

Find Us

InstagramFlipboardLinkedinTelegram
Apple storeGoogle Play store
REKLAM

1948'de yaşanan Nekbe (Büyük Felaket) nedir, Filistinliler için ne anlama geliyor?

Köylerinden ayrılarak Lübnan'a gitmeye çalışan Filistinli aileler/ 4 Kasım 1948
Köylerinden ayrılarak Lübnan'a gitmeye çalışan Filistinli aileler/ 4 Kasım 1948 © AP
© AP
By euronews
Haberi paylaşınYorumlar
Haberi paylaşınClose Button

Filistinliler, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de, işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi ve Filistinlileri zorunlu göçe tabi tutması nedeniyle 15 Mayıs'ı "Nekbe" (Büyük Felaket) olarak anıyor.

REKLAM

İsrail'in 15 Mayıs 1948'de, tarihi Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi, Filistinliler için onlarca yıldır devam eden felaketler silsilesinin başlangıcı oldu.

Filistinliler için 'bir trajedi, toprak kaybı, katliam, köylerinin haritadan silinmesi ve yüz binlercesinin zorunlu göçü' olarak kabul edilen ve Arapça "Büyük Felaket" anlamına gelen Nekbe'nin üzerinden 76. yıl geçti.

Yaklaşık bir yıl içerisinde 750 binden fazla Filistinli topraklarını terk etmek zorunda bırakıldı.

Nekbe'den bu yana işgali genişleten İsrail, şu an 27 bin kilometrekarelik tarihi Filistin topraklarının yüzde 85'ine el koymuş durumda.

Filistinliler bu alanın sadece yüzde 15'ini kullanabiliyor.

İsrail ayrıca 1967 yılında işgal ettiği Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da da Yahudi yerleşim birimi inşaatlarına devam ediyor.

1 milyona yakın Filistinli sürüldü

Filistinlilerin "Büyük Felaket" anlamına gelen "Nekbe" ismini verdiği 15 Mayıs günü, Filistin ve İsrail toplumlarının zihninde taban tabana zıt şekilde algılanıyor.

Evlerinden sürülen ve Kudüs'ten Lübnan'a gitmeye çalışan Filistinli Arap aileler /
Evlerinden sürülen ve Kudüs'ten Lübnan'a gitmeye çalışan Filistinli Arap aileler /1948 AP

İsrailliler için "bir devletin kuruluş" günü olan 15 Mayıs, Filistinliler için ise nüfuslarının yüzde 67'sine tekabül eden 957 bin kişinin yurtlarından zorla çıkarılması, kültürel ve sosyal dokunun yok edilmesiyle başlayan ve günümüze kadar devam eden felaketler silsilesi anlamına geliyor. O tarihten bu yana nüfus artışıyla birlikte Filistinli mültecilerin sayısı dünya genelinde 5,9 milyona ulaştı. Bunların yaklaşık 5,3 milyonu Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'na (UNRWA) kayıtlı durumda.

675 köy ve kasaba yok edildi

İsrail güçleri Nekbe'de Filistinlilere ait 675 köy ve kasabayı yok etti ve binlerce Filistinliyi öldürdü. Birçok tarihi Filistin şehri de Yahudileştirildi. Bu süreçte Negev bölgesinde yaşayan Bedevi kabileler yerlerinden edildi. Filistinlilere göre ayrıca yerleşim bölgelerinin isimleri değiştirilerek kültürel kimlik ortadan kaldırıldı.

5 milyonu aşkın Filistinli, mülteci kampında yaşıyor

Nekbe'de sürgün edilen yüz binlerce Filistinli, ülke içinde ve dışında oluşturulan onlarca mülteci kampında zor şartlar altında hayatlarını sürdürüyor.

Hayfalı Filistinli çiftçi bir aile, Gazze Şeridi yakınlarındaki mülteci kampında çölde otururken. 1948'de yüz binlerce Filistinli topraklarını bırakıp kaçmak zorunda kaldı
Hayfalı Filistinli çiftçi bir aile, Gazze Şeridi yakınlarındaki mülteci kampında çölde otururken. 1948'de yüz binlerce Filistinli topraklarını bırakıp kaçmak zorunda kaldıAP

Ülke toprakları içinde yer değiştiren Filistinlilerin yoğun olarak sığındığı yerlerden olan ve İsrail'in 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdürdüğü kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nde 8 mülteci kampı bulunuyor.

Bugün Gazze'de yaşayanların yarısından fazlası ya mülteci ya da onların birinci dereceden çocukları ve torunları. Bölgenin en büyük kampı olan Cibaliya 1987 yılında Filistin İntifadası'nın patlak verdiği yer olarak biliniyor. İsrail'in kuruluş sürecinde topraklarından ayrılmak zorunda kalan Filistinlilerin sığındığı komşu ülkelerin başında gelen Lübnan'da 12, Ürdün'de 10, Suriye'de 12 mülteci kampı bulunuyor.

Nekbe'nin tarihi 2 asır öncesine uzanıyor

AA'nın haberine göre Nekbe'nin ilk tohumu "Fransız General Napolyon Bonapart'ın fikriyle atıldı, Balfour Deklarasyonu ile şekillendi ve son olarak İsrail'in ilk başbakanı Ben Gurion tarafından somutlaştırıldı. İngiliz General Edmund Allenby, Aralık 1917'de Kudüs'ü işgal ederek, Filistin'in Birinci Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti'ne bağlılığını sonlandırdı ve "Siyonistlere" hareket alanı açtı. Bölgenin 1917'de İngiliz mandasına girmesiyle Filistin'e Yahudi göçü daha da hızlandı. İngiltere Dışişleri Bakanlığının 1917 yılında yayımladığı ve Yahudilerin Filistin'de devlet kurmasını öngören "Balfour Deklarasyonu" ile İngilizler, İsrail'in kurulmasına olan desteklerini ilan etti.

İngiliz manda yönetiminden Nekbe'ye

BM Genel Kurulu'nda 29 Kasım 1947'de Filistin'in, Yahudi ve Filistin devleti olarak bölünmesini öngören karar onaylandı. Karara başta Filistinliler olmak üzere Arap ülkeleri karşı çıkarken, Siyonistler ise kararı memnuniyetle karşıladı. Bölünme kararının ertesi günü, "Haganah" adlı silahlı örgüt, Yahudilerin ikamet etmesi için hazırlanan bölgeleri ele geçirdi. Filistin'de İngilizlerin manda yönetimi sona erer ermez, silahlı örgütler, 14 Mayıs 1948'de David Ben Gurion tarafından İsrail devletinin kurulduğunu duyurdu. Bu tarihten sonra Yahudilerin "kendilerine ayrılmış" bölgelere yönelik göçleri büyük ölçüde arttı.

14 Nisan 1947 tarihli fotoğrafta, gemiyle Filistin'in Hayfa kenti limanına getirilen Yahudi göçmenler (arşiv)
14 Nisan 1947 tarihli fotoğrafta, gemiyle Filistin'in Hayfa kenti limanına getirilen Yahudi göçmenler (arşiv)AP

Mısır, Suriye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün tarafından oluşturulan Arap ordusuyla İsrail arasında meydana gelen savaş da söz konusu göçü önleyemedi. Bu savaş, 3 Mart 1949'da İsrail'in BM'ye tam üye olarak kabul edilmesiyle sona erdi. İsrail, ABD ve ardından dünyadaki ülkelerin pek çoğu tarafından tanındı.

İsrail devletinin inşası

Modern Siyonizm fikrinin kurucusu Theodor Herzl'in başkanlığında 1897'de İsviçre'de düzenlenen Pal Konferansı'nda, kurulacak yeni devletin esasları belirlendi.

Tel Aviv Sanat Müzesi'ndeki törende İsrail'in bağımsızlık bildirgesini imzalanırken. ilk Başbakan David Ben Gurion, yeni İsrail hükümetinin oturumu sırasında konuşurken
Tel Aviv Sanat Müzesi'ndeki törende İsrail'in bağımsızlık bildirgesini imzalanırken. ilk Başbakan David Ben Gurion, yeni İsrail hükümetinin oturumu sırasında konuşurkenAP1948

Herzl, Yahudi devleti kurulması projesine uluslararası onay almaya çalıştı. Dönemin Osmanlı Padişahı Sultan 2.Abdülhamit'i "Filistin'de Yahudiler için toprak elde etme" konusunda ikna edemeyen Herzl, aradığı desteği İngiltere'den almayı başardı. Öte yandan 1950'deki "Dönüş Yasası" ile göçmen olarak İsrail'e gelen her Yahudi'ye vatandaşlık hakkı verildi ve Filistin toprakları, dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler için "vatan" ilan edildi.

1948 mültecileri birkaç gün içinde döneceğini düşünüyordu

Filistin'in güneyindeki bir mülteci kampında barınmaya çalışan bir aile. 18 Ocak 1949
Filistin'in güneyindeki bir mülteci kampında barınmaya çalışan bir aile. 18 Ocak 1949AP

1948 yılındaki savaşın ardından yüz binlerce Filistinli ya sürgün edildi ya da evlerini terk etmek zorunda bırakıldı ki bu sayı İsrail'de yaşayan Arapların en az yüzde 80'ine tekabül ediyor.  1948'de yerinden edilenlerin çoğu birkaç gün ya da hafta içinde evlerine döneceklerini düşünüyordu.

REKLAM

Ancak İsrail geri dönmelerine asla izin vermedi ve birçoğu o tarihten bu yana yoksulluk içinde yaşıyor. BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mülteciler için Yardım ve Çalışma Ajansı'na (UNRWA) göre Gazze halkının yüzde 80'inden fazlası yoksulluk sınırının çok altında yaşam mücadelesi veriyor.

Nekbe'den bu yana 134 bini aşkın kişi öldürüldü

Filistin Merkezi İstatistik Kurumu'na göre, İsrail'in kurulduğu tarih olan 1948'den (Nekbe-Büyük Felaket) bu yana Filistin içinde ve dışında yaklaşık 134 bin kişi öldürüldü, 1967'den bu yana ise yaklaşık 1 milyon kişinin gözaltına alındı. Kurum, 15 Mayıs 1948'in 76'ıncı yıl dönümü nedeniyle, Filistin'de yaşanan ölüm, gözaltı, yerleşim birimleri inşaatları ve toprak gasplarıyla ilgili istatistiki bilgilerin yer aldığı bir rapor yayımladı. Buna göre, 1948'den bu yana (Filistin içinde ve dışında) yaklaşık 134 bin Filistinli ve Arap öldürüldü. Sadece 7 Ekim'den bu yana Gazze'de en az 14 bin 944’ü çocuk, 9 bin 849'u kadın olmak üzere 35 bin 34 Filistinli öldürüldü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 7 bin kişinin cesedine ulaşılamadı. Batı Şeria'da ise 7 Ekim'den bu yana 492 Filistinli, İsrail askerleri ile Yahudi yerleşimcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.

Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinin verilerine yer verilen rapora göre, 1967'den bu yana yaklaşık 1 milyon kişi gözaltına alındı. Sadece 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da gözaltına alınanların sayısı 8 bin 520'ye ulaştı, bunlardan bazıları serbest kalırken bazıları tutuklandı. Nisan ayı sonu itibarıyla İsrail hapishanelerinde bulunan tutuklu sayısı 3 bin 600'ü "idari tutuklu" olmak üzere 9 bin 400'e ulaştı.

Batı Şeria'da yasa dışı yerleşim faaliyetleri

Rapora göre, 2022 sonu itibarıyla Batı Şeria'daki İsrail askeri noktaları ile yerleşim bölgelerinin sayısı 483'e ulaştı. Batı Şeria'daki yerleşimci sayısı ise yine 2022 sonu itibarıyla çoğu Kudüs'te olmak üzere 745 bin 467'ye yükseldi. 2023 yılında ise yerleşim birimleri inşaatında büyük bir artış gözlendi. İsrail makamları, Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria'da, 18 bini aşkın yerleşim biriminin inşaat planına onay verdi. İsrail makamları, Batı Şeria'da 2022'de 26 bin dönümlük Filistin toprağına el koyarken, bu rakam 2023'te 50 bin 526 dönüme yükseldi.

Batı Şeria ve Gazze'deki yıkımlar

İsrail'in, 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda Gazze'de 104'ü Birleşmiş Milletlere (BM) ait olmak üzere toplamda 89 bin bina tamamen yıkıldı ya da büyük zarar gördü. Alt yapı, yollar, elektrik ve su şebekeleri ile tarım arazilerinin de zarar gördüğü Gazze'de savaşın maliyetinin 30 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Batı Şeria'da ise 2023'te 659 bina ve tesisi kısmen ya da tamamen yıktı. Ruhsatsız oldukları gerekçesiyle 1333 Filistin tesisine de yıkım emri çıkardı. Yahudi yerleşimciler ve İsrail güçleri, 2023'te Filistinlilere ve mülklerine yönelik 12 bin 161 saldırı gerçekleştirdi. Bunlardan 3 bin 808'i mülklere ve dini mekanlara, 707'si arazilere ve doğal kaynaklara, 7 bin 646'sı ise bireylere yönelik gerçekleşti. Bu saldırılarda 18 bin 964'ü zeytin ağacı olmak üzere yaklaşık 21 bin 700 ağaca zarar verildi ya da yerinden söküldü.

REKLAM

Filistinliler anılarını canlı tutmaya devam ediyor

Eski Arap köylerinin ve kasabalarının birçoğu çoktan yok olmuş olsa da, ortak hafıza yaşamaya devam ediyor. Aileler birkaç kuşaktır Filistin içinde ya da çevre ülkelerdeki çeşitli kamplarda yaşıyor olsa da atalarının çıkmak zorunda kaldığı kasaba ve köyleri evleri olarak görüyor ve geri dönecekleri günü bekliyor.

Haberi paylaşınYorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İsrail ordusu, Gazze'nin dünyaya açılan sınır kapısı Refah'ta kontrolü ele geçirdi

Nakba'dan 75 yıl sonra Gazze'de tekrar mülteci olan Suad el-Alim'in hikayesi

Gazze'de son durum: İsrail saldırılarında can kaybı 30 bine, yaralı sayısı 70 bine yaklaştı