AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB üyelik sürecinin her aşamasında oybirliği şartının kaldırılarak AB’nin genişleme kurallarının 'basitleştirilmesi' çağrısında bulundu. Costa, Batı Balkanlar’a yönelik bu değişimin Avrupa’nın istikrarı açısından kritik olduğunu belirtti.
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, AB’nin yeni üye kabulüne ilişkin kurallarının sadeleştirilmesine destek verdi. Costa, bloğun genişleme sürecini "hızlandırması" gerektiğini belirterek, Batı Balkan ortaklarına AB hedeflerini gerçeğe dönüştürme konusunda "ciddi" olduklarını göstermeleri gerektiğini söyledi.
AB ve Batı Balkan liderlerinin cuma günü görüşmeler için bir araya geleceği Karadağ’ın Tivat kentinden Euronews’e özel konuşan Costa, mevcut metodolojinin sadeleştirilmesi için bazı yollar önerdi.
Mevcut sistem, ağır işleyen yapısı nedeniyle eleştiriliyor ve bazı ülkelerin neredeyse 20 yıldır belirsizlik içinde beklediği bölgede hayal kırıklığını artırdığı belirtiliyor.
Costa, Euronews’e yaptığı açıklamada, "Şu anda tüm süreçte ilerleme sağlamak için 40’tan fazla kez oylama yapmamız gerekiyor," dedi ve AB’nin süreci hızlandırmak için "karar aldığımız aşamaların sayısını azaltmaya" bakabileceğini ekledi.
AB üyeliği, sürecin çeşitli aşamalarında tüm üye ülkelerin oybirliğiyle onayını gerektiriyor. Bu da AB hükümetlerine veto yetkisini kullanma imkanı tanıyor.
Kuzey Makedonya’nın AB üyelik süreci, anayasal konular ve azınlık haklarına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle geçmişte Yunanistan ve Bulgaristan’ın tekrarlanan vetolarıyla engellenmişti. Eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban da Ukrayna’nın AB entegrasyonu yolunda ilerleme kaydetmesini engellemek için düzenli olarak veto yetkisini kullanmıştı.
Costa, üyelik sürecindeki 33 "fasıl" ve bunların altında toplandığı altı tematik "küme"ye atıfla, "Ben kişisel olarak fasılların ve kümelerin açılması için oybirliğine ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. Oybirliğine yalnızca fasılların ve kümelerin kapatılması için ihtiyacımız var," dedi.
Bir aday ülkenin Birliğe katılabilmesi için bu başlıkların tamamlanması gerekiyor.
Costa ayrıca, bir ülkenin üyelik sürecini tıkayabilecek "ikili meselelerin", ilgili ülkeler arasında ve kurumların desteğiyle "ele alınması" gerektiğini, ancak bunun aday ülkenin aleyhine işlememesi gerektiğini söyledi.
Costa’nın açıklamaları, Ukrayna’nın AB üyelik sürecinde büyük bir ilerlemenin hemen ardından geldi. Macaristan Başbakanı Péter Magyar, Ukrayna’daki Macar azınlığın haklarına ilişkin bir anlaşmaya varılmasının ardından Budapeşte’nin Kiev’in katılım müzakerelerine yönelik iki yıllık vetosunu kaldırdı ve aylar süren sert gerilim sona erdi.
Costa, "Macaristan’ın Avrupa Birliği içindeki yeni tutumunu" "olumlu" olarak nitelendirdi.
Costa ayrıca süreci daha verimli hale getirmek için aday ülkelerin üyeliğinde daha fazla "geçiş dönemi" kullanılabileceğini söyledi.
Örneğin AB, Avrupalı çiftçilere mali destek sağlayan Ortak Tarım Politikası’nın bazı unsurlarına yeni üyeleri halihazırda kademeli olarak dahil ediyor.
Costa, AB-Batı Balkanlar zirvesi öncesinde Euronews’e, "Önceki genişleme sürecinden, tarım ve serbest dolaşım gibi politikalarda her zaman geçiş hükümleri kabul ettiğimizi öğrendik," dedi. "Şimdi ise çok zorlu bir genişlemeden söz ettiğimiz için belki kurumsal konularda da geçiş hükümlerine ihtiyacımız var," dedi.
Costa, yeni üyelerin AB kurumlarına nasıl kademeli olarak dahil edilebileceğine ilişkin ayrıntı vermedi. Ancak Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Ukrayna’nın üyeliğine ilişkin yakın tarihli önerisinde, Kiev’in tam üye olmadan önce AB'ye "ortak üyelik" statüsü kapsamında tam oy hakkından mahrum bırakılması fikri gündeme getirilmişti.
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, şubat ayında yayımladıkları ortak görüş yazısında veto hakkı olmadan hızlandırılmış entegrasyon çağrısında bulunmuştu.
Uygulamada bu, masada yer alma karşılığında tam yetkiler olmadan AB üyeliği anlamına gelecekti. Hem Sırbistan hem de Arnavutluk aday ülke statüsünde bulunuyor.
Genişleme politikasına 'yeni ivme'
Başkan Costa’ya, cuma günü ilerleyen saatlerde Tivat’ta yapılacak görüşmelerde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in de aralarında bulunduğu 22 AB lideri ile altı Batı Balkan liderinin tamamı eşlik edecek.
Batı Balkan liderleri, bloğa katılmak için resmi aday kabul edilen Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan "potansiyel aday" olarak değerlendirilen Kosova’yı temsil ediyor.
Zirvenin yapılacağı yerin seçimi de güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Karadağ, tüm AB aday ülkeleri arasında en önde görülen ülke olarak değerlendiriliyor ve gelecek yıl gibi erken bir tarihte AB’nin 28’inci üyesi olabileceği yorumları yapılıyor. Costa bu ihtimali "imkansız değil" sözleriyle değerlendirdi.
Böyle bir gelişme, AB’nin genişleme sürecinde önemli bir kırılma anlamına gelecek. Zira bu süreç, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından yeni bir jeopolitik aciliyet kazanana kadar büyük ölçüde tıkanmış durumdaydı. Karadağ, görece küçük ölçeği nedeniyle yönetilebilir bir aday olarak görülürken, siyasi ve sembolik açıdan da önemli kabul ediliyor.
Zirve öncesinde Paris ve Berlin, AB genişlemesine "yeni ivme" kazandırılması çağrısı yapan ortak bir gayriresmi belge hazırladı. Belgede, kuralların sadeleştirilmesi ve aday ülkelere bloğa kademeli entegrasyon için "ek teşvikler" sunulması öneriliyor.
Euronews’ün gördüğü Fransız-Alman gayriresmi belgesinde, "Ara aşamalardaki aşırı biçimselleşmiş engelleri azaltan ve mevcut metodolojiyi sadeleştiren, süreç odaklı yeni bir yaklaşım hedefliyoruz," ifadeleri yer alıyor.
Diplomatik kaynaklara göre öneri, Batı Balkanlar ve Moldova dikkate alınarak hazırlandı; belgede Ukrayna’ya herhangi bir atıf yapılmadı.
Kiev ise AB üyeliğini, NATO üyeliğinin yokluğunda savaş sonrası güvenlik garantisi açısından kritik görerek Brüksel’den başvurusunu hızlandıracak bir yol bulmasını istiyor.
Blok, gelecekteki saldırganlıklara karşı Ukrayna’ya güvenlik kalkanı sağlayabilecek, az bilinen karşılıklı savunma hükmü olan 42.7’nci maddeyi güçlendirme konusunda da görüşmeler yürütüyor.
Brüksel’de yetkililer, Ukrayna’yı daha hızlı entegre etmeye yönelik alternatif planlar üzerinde çalışıyor. Bu modeller, "tersine üyelik", "ortak üyelik" ve "hafif üyelik" gibi farklı isimlerle anılıyor. Ancak bunların hiçbiri şu ana kadar geniş destek bulmuş değil.
Buna rağmen Costa, Ukrayna’nın müzakereleri konusunda iyimser olduğunu söyledi.
Costa, "Ukrayna’nın bazı fasıllarını açmanın ve aynı anda hemen kapatmanın mümkün olduğuna inanıyorum," dedi. "Çünkü onlar fasılları kapatmak için yapmaları gerekenleri zaten yaptı,"