Trump'ın eski danışmanı Fiona Hill, Rusya’nın Washington eski Büyükelçisi Anatoliy Antonov’un kendisine birçok kez, ABD’nin Venezuela’da istediği gibi hareket etmesine izin verilmesi halinde Rusya’nın da Avrupa’da aynı serbestliğe sahip olmasını istediği yönünde mesajlar verdiğini belirtti.
Kremlin’in, Venezuela’da geri adım atma karşılığında Ukrayna’da elinin serbest bırakılmasını ABD’ye önerdiği iddiaları yeniden gündem geldi. İddialar, 2019 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump’a danışmanlık yapan Fiona Hill tarafından dile getirilmişti.
Hill, Rus yetkililerin Venezuela ile Ukrayna arasında “son derece tuhaf bir takas düzenlemesi” fikrini defalarca ortaya attığını söyledi. Hill’in bu açıklamaları, ABD’nin Maduro’yu yakalamaya yönelik gizli operasyonunun ardından bu hafta yeniden gündeme gelerek sosyal medyada paylaşıldı.
Hill, Rusya’nın bu yaklaşımı, 19. yüzyıla dayanan ve ABD’nin Batı Yarımküre’de Avrupa müdahalesine karşı çıkmasını, buna karşılık Avrupa işlerine karışmamasını öngören Monroe Doktrini’ne atıf yapan Rus medya organları üzerinden işlediğini belirtti. Söz konusu doktrin, Trump tarafından Venezuela’ya müdahaleyi gerekçelendirmek için de kullanılmıştı.
Resmî bir teklif yapılmamasına rağmen, Rusya’nın o dönemki Washington Büyükelçisi Anatoliy Antonov’un kendisine birçok kez, ABD’nin Venezuela’da istediği gibi hareket etmesine izin verilmesi halinde Rusya’nın da Avrupa’da aynı serbestliğe sahip olmasını istediği yönünde mesajlar verdiğini söyleyedi. Associated Press’e (AP) konuşan Hill, “Ortada ‘üstü kapalı bir şekilde anlaşma yapalım mı?’ yaklaşımı vardı. Ancak o dönemde ABD’de buna ilgi gösteren olmadı,” ifadelerini kullandı.
Trump’ın, Nisan 2019’da kendisini bu mesajı iletmek üzere Moskova’ya gönderdiğini belirten Hill, Rus yetkililere “Ukrayna ile Venezuela’nın birbiriyle bağlantılı olmadığını” açıkça söylediğini aktardı.
O dönemde Beyaz Saray’ın, müttefikleriyle birlikte Venezuelalı muhalif lider Juan Guaido’yu ülkenin geçici devlet başkanı olarak tanıdığına dikkat çekildi.
Değişen jeopolitik tablo
Ancak yedi yıl sonra tablonun değiştiği belirtiliyor.
Maduro’nun devrilmesinin ardından ABD, Venezuela politikasını artık kendisinin “yürüteceğini” açıkladı. Trump ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge ve NATO üyesi olan Grönland’ı devralma tehdidini yineledi, Kolombiya’yı küresel kokain ticaretine aracılık ettiği gerekçesiyle askerî müdahaleyle tehdit etti. Hill, Rusya, ABD ve Çin gibi büyük ülkelerin etki alanları oluşturması fikrinin Kremlin’i “memnun edeceğini” belirterek, bunun “gücün hukuku belirlediği” anlayışını pekiştirdiğini söyledi.
Hill, Trump’ın Venezuela’daki adımlarının, Kiev’in müttefiklerinin Rusya’nın Ukrayna üzerindeki emellerini “gayrimeşru” olarak nitelendirmesini zorlaştırdığını ifade ederek, “ABD’nin başka bir ülkenin hükümetini, ya da en azından yönetimini, kurgusal gerekçelerle devre dışı bıraktığı bir durum yaşadık,” dedi.
Trump yönetimi ise Venezuela’daki operasyonu bir kolluk faaliyeti olarak tanımladı ve Maduro’nun yakalanmasının yasal olduğunu savundu.
Rusya'dan tepkiler
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Hill’in açıklamalarına ilişkin yorum talebine hemen yanıt vermedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin operasyonla ilgili bir açıklama yapmazken, Dışişleri Bakanlığı ABD’nin “saldırganlığını” kınayan açıklamalar yayımladı.