ABD Özel Kuvvetleri cumartesi günü Venezuela lideri Maduro ve eşini yakalayarak uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlarından yargılamak üzere New York'a götürdü.
ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yayınlanan bir röportajında, ABD'nin Venezuela'yı yıllarca yönetebileceğini ve petrol rezervlerinden yararlanabileceğini söyledi.
The New York Times'a verdiği demeçte Trump, Washington'un Güney Amerika ülkesinin doğrudan denetimini ne kadar süre talep edeceğini "sadece zaman göstereceğini" belirtti.
Ancak bunun üç ay mı, altı ay mı yoksa bir yıl mı anlamına geldiği sorulduğunda şu yanıtı verdi: "Ben çok daha uzun diyebilirim."
79 yaşındaki ABD lideri eninde sonunda Venezuela'ya gitmek istediğini de sözlerine ekleyerek, "Bir noktada güvenli olacağını düşünüyorum," dedi.
ABD özel kuvvetleri, cumartesi günü düzenlenen yıldırım bir baskınla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini yakalayarak New York’a götürdü. Maduro çifti, uyuşturucu ve silah suçlamalarıyla yargılanacak. Operasyon, Trump’ın ABD’nin kendi “arka bahçesi” üzerindeki hegemonyasını tanımlamak için kullandığı 'Donroe Doktrini' olarak adlandırdığı yaklaşımı bir kez daha gözler önüne serdi.
Maduro karşıtı operasyonu 'Monroe Doktrini'nin devamı olarak gören Trump, ABD hegemonyasını ilan etmek için kavramı kendi ismine atıfla ‘Donroe Doktrini’ şeklinde yeniden kurgulamıştı.
O zamandan bu yana Trump, sahada tek bir Amerikan askeri bulunmamasına rağmen, ABD’nin Venezuela’yı “yöneteceğini” defalarca dile getirdi.
Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodríguez ise ülkesini hiçbir yabancı gücün yönetmediğinde ısrar etti.
Rodríguez, ABD saldırısına atıfla, “Bu, tarihimizde daha önce hiç yaşanmamış bir şekilde ilişkilerimizde bir leke yarattı,” dedi.
Ancak devlet petrol şirketi PDVSA’nın ABD’ye ham petrol satışı için müzakereler yürüttüğünü açıklamasının ardından, ABD ile ticaret yapmanın artık “olağandışı ya da düzensiz” bir durum olmadığını da ekledi.
‘İçinden çıkılmaz bir düğüm’
Dünyanın kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela üzerinde ABD kontrolünün anahtarı petrol olarak öne çıkıyor.
Trump, bu hafta başında ABD’nin 30 ila 50 milyon varil Venezuela ham petrolünü satmasını, Karakas’ın da elde edilecek gelirle ABD yapımı ürünler satın almasını öngören bir plan açıkladı.
Karakas sokaklarında ise petrol planına dair görüşler karışık.
26 yaşındaki Jose Antonio Blanco, “Petrolün hükümetin elinde olmasındansa ABD’nin elinde olmasının bize daha fazla fırsat sağlayacağını düşünüyorum. Verecekleri kararlar daha iyi olur,” dedi.
52 yaşındaki Teresa Gonzalez, petrol satış planının iyi mi yoksa kötü mü olduğunu bilmediğini söyledi.
“Tam bir karmaşa. Bizim yaptığımız şey hayatta kalmaya çalışmak, çalışmazsak yiyemeyiz,” dedi.
Trump’ın cuma günü petrol yöneticileriyle bir araya gelmesi beklenirken, Wall Street Journal’a göre, ABD’nin Venezuela’nın devlet petrol şirketi PDVSA üzerinde kısmi kontrol sağlamasını öngören bir plan da değerlendiriliyor.
Gazeteye göre bu adım, Trump’ın petrol fiyatlarını varil başına 50 dolara (42 euro) düşürme hedefi doğrultusunda, ABD’nin Batı Yarımküre’deki petrol rezervlerinin büyük bölümünü kontrol etmesine imkân tanıyabilir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise “Venezuela’yı kontrol etme biçimimiz, para musluklarını kontrol etmemizdir,” diyerek bu yaklaşımın altını çizdi.
Fox News sunucusu Jesse Watters’a verdiği ve çarşamba gecesi yayımlanan röportajda Vance, “Rejime ‘Amerika’nın ulusal çıkarlarına hizmet ettiğiniz sürece petrol satmanıza izin verilir’ diyoruz,” ifadelerini kullandı.
'Maduro gibi davranın'
Irak gazisi olan ve ABD’nin askeri maceralarına mesafeli yaklaşan Vance, Trump’ın “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap - MAGA) tabanından gelen kaygılara da değinerek, planın “tek bir Amerikan hayatını bile boşa harcamadan” baskı kuracağını söyledi.
ABD Senatosu, Venezuela’ya karşı askeri güç kullanımının Kongre onayına bağlanmasını öngören bir “savaş yetkileri” tasarısını perşembe günü oyluyor. Bu oylama, Cumhuriyetçilerin Trump’ın adımlarına desteğinin bir testi niteliğinde.
Karakas'tan çarşamba günü yapılan açıklamada, ABD saldırısında en az 100 kişinin öldüğünü, benzer sayıda kişinin de yaralandığını duyurdu. Havana ise ölenler arasında 32 Kübalı askerin bulunduğunu açıkladı.
Trump yönetimi şu ana kadar Rodriguez’le yola devam etmeyi ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado da dahil olmak üzere muhalefet figürlerini devre dışı bırakmayı planladığını belirtti.
Ancak AFP’ye konuşan analistlere göre Rodríguez’in liderliği, özellikle güçlü İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez’den gelen iç baskılarla karşı karşıya.
Venezuela’nın eski enformasyon bakanı Andres Izarra, “Gücü Washington’dan geliyor, iç yapıdan değil. Trump artık işe yaramadığına karar verirse, Maduro gibi gider,” dedi.
Venezuela’daki ABD operasyonu ve Trump’ın başka ülkelerin de sırada olabileceğine dair imaları Amerika kıtasında şok etkisi yaratırken, Washington sonrasında Kolombiya ile tansiyonu düşürdü.
Kolombiya’nın solcu Devlet Başkanı Gustavo Petro’nun çarşamba günü Trump’la görüşmesinden bir gün sonra Bogota, perşembe günü Venezuela sınırındaki kokain kaçakçılığı yapan gerillalara karşı “ortak eylem” konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.