8 Ekim 2025’ten bu yana devam eden operasyonlarda bugüne kadar 26 kişi tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, kamuoyunda tanınan isimlere yönelik uyuşturucu soruşturmasında yeni bir polis operasyonu daha yapıldı.
Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin gerçekleştirdiği eş zamanlı operasyonlarda, aralarında oyuncu Oktay Kaynarca ve şarkıcı Emel Müftüoğlu’nun da bulunduğu altı isim gözaltına alındı. Operasyon kapsamında Kaynarca ve Müftüoğlu ile birlikte Neda Şahin, Ali Sert, Rabia Karataş ve Selen Çetinkaya emniyete götürüldü.
Gözaltı haberi sonrası uzun yıllardır uyuşturucu ile mücadele ettiğini ve bu kapsamda yürütülen her türlü yasal operasyonu desteklediğini ifade eden Kaynarca, “Alnım açık, başım dik,” dedi. Kaynarca ayrıntılı açıklamayı daha sonra yapacağını açıkladı.
NTV, gözaltına alınan isimlerin 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak', 'uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak' ve 'bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek' iddialarıyla sorgulandığını bildirdi.
Soruşturmayla ilgili operasyonlarda daha önce gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakılan Selen Görgüzel, Müftüoğlu'nun kendisini Kıbrıs'a tatile gönderdiğini ve burada kumar oynadığını öne sürmüştü.
8 Ekim 2025’ten bu yana devam eden operasyonlarda bugüne kadar 26 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım ve otelin genel müdürü Arif Altunbulak gibi kritik isimler yer alıyor. Ayrıca Ceyda Ersoy, Burak Altındağ ve Mert Vidinli gibi sosyal medya ve cemiyet hayatından tanınmış isimlerin de aralarında bulunduğu birçok kişinin mal varlıklarına el konulmuş durumda. Şevval Şahin ve Kasım Garipoğlu hakkında ise yakalama kararı var.
Operasyonun yürütülüş biçimi ise ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Ünlü isimlere yönelik suçlamaların, henüz bir mahkumiyet kararı dahi yokken detaylı bir şekilde medyaya servis edilmesi ve bu isimlerin görüntülerinin yayınlanması tepki çekiyor. Hukukçular, bu yöntemin kişilerin masumiyet karinesini ihlal ettiğini ve toplum nezdinde telafisi imkansız bir 'lekelenme' yarattığını savunuyor.