İngiltere ve Ruanda arasındaki ortaklık anlaşması bir dizi yasal zorlukla karşılaştı ve Kasım 2023'te İngiltere Yüksek Mahkemesi tarafından uluslararası hukuka göre yasa dışı olduğuna karar verilmesiyle sonuçlandı.
Ruanda, sınır dışı edilen göçmenleri kabul etmeyi öngören tartışmalı anlaşma çerçevesinde ödemelerin yapılmaması nedeniyle İngiliz hükümetine karşı hukuki süreç başlattı.
Anlaşma, 2022 yılında dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından müzakere edilmişti. Ancak Başbakan Keir Starmer, Temmuz 2024’te göreve gelmesinin ardından anlaşmayı iptal ederek düzenlemeyi “tamamen sona ermiş” olarak nitelendirdi.
Anlaşma kapsamında Londra yönetimi, fesih kararından önce Kigali’ye 240 milyon sterlin (276 milyon euro) ödeme yaptı. Ayrıca nisan ayında yapılması planlanan 50 milyon sterlinlik (57 milyon euro) ek bir ödeme bulunuyordu.
Ruanda Adalet Bakanı’nın Baş Teknik Danışmanı Michael Butera, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, “Bu taleplerin tahkim yoluyla ileri sürülmesinin gerekli hale gelmiş olmasından Ruanda üzüntü duymaktadır. Ancak İngiltere'nin bu konulardaki uzlaşmaz tutumu karşısında başka bir seçeneğimiz kalmamıştır,” ifadelerini kullandı.
Butera, hukuki yollara başvurmadan önce Kigali yönetiminin diplomatik girişimlerde bulunduğunu da sözlerine ekledi. Starmer’in sözcüsü ise yaptığı açıklamada, “İngiliz vergi mükelleflerini korumak amacıyla tutumumuzu kararlılıkla savunacağız,” dedi.
İngiltere ve Ruanda arasındaki Göç ve Ekonomik Kalkınma Ortaklık Anlaşması, bir dizi hukuki itirazla karşı karşıya kaldı. Süreç, Kasım 2023’te İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetmesiyle sonuçlandı.
Sığınmacıları Ruanda’ya götürmesi planlanan uçuşların hiçbiri İngiltere’den havalanmadı. Yeniden yerleştirme kapsamında Afrika ülkesine giden kişi sayısı ise tamamı gönüllü olmak üzere yalnızca dörtte kaldı.
Göç, İngiltere'nin 2020 yılında Avrupa Birliği’nden ayrılmasından bu yana giderek daha merkezi bir siyasi mesele haline geldi. Bu süreçte Brexit, büyük ölçüde ülkenin sınırları üzerindeki “kontrolün geri alınacağı” vaadi üzerine şekillendi.
Afrika’nın Büyük Göller bölgesinde yer alan ve yaklaşık 13 milyon nüfusa sahip Ruanda, kıtanın en istikrarlı ülkelerinden biri olduğunu savunuyor. Ülke, modern altyapısı nedeniyle uluslararası çevrelerden övgü de alıyor.
Ancak insan hakları örgütleri, uzun süredir görevde olan Devlet Başkanı Paul Kagame’yi korku ortamında yönetmekle, muhalefeti ve ifade özgürlüğünü bastırmakla suçluyor.