Feti Yıldız, bir gazetecinin “Umut hakkı konusunda uzlaşma oldu mu?” sorusuna verdiği yanıtta, bu konuda bir sorun bulunmadığını, raporda yer alacağını ifade etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan rapora ilişkin olarak umut hakkı konusunda uzlaşı sağlandığını belirterek, bu başlığın raporda yer alacağını çarşamba günü açıkladı.
Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, Yıldız ile CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un siyasi parti gruplarının temsilcileriyle yaptığı kabulün ardından gazetecilere değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.
Feti Yıldız, bir gazetecinin “Umut hakkı konusunda uzlaşma oldu mu?” sorusuna verdiği yanıtta, "Umut hakkı konusunda uzlaştık, bir problem yok. Raporda olacak," dedi.
AİHM kararlarında umut hakkına değinildiğini hatırlatan Yıldız, hazırlanacak raporda hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasının tavsiye edileceğini, bu nedenle umut hakkının da metinde bulunacağını dile getirdi.
Görüşmelerde ciddi bir ayrılık yaşanmadığını vurgulayan Yıldız, ülkenin ve çocukların geleceği ile birlik ve bütünlük konularında mutabakat sağlandığını söyledi.
Çerçeve metinlerin Meclis’e sunulmasının ardından tüm siyasi parti gruplarının imzasını istediklerini belirten Yıldız, söz konusu konunun “milli bir mesele” olduğunu ifade etti. Ayrıca “Terörsüz Türkiye” hedefinden “Terörsüz Bölge” sürecinin de şekillenmeye başladığını kaydetti.
“Teyit-tespit” meselesine de değinen Yıldız, bundan örgütün dağılması ve silahların bırakılmasının anlaşılması gerektiğini belirterek, "tek tek kişilere odaklı bir yaklaşımın doğru olmayacağını" söyledi. "Teyidin devletin resmi kurumlarınca yapılacağını" dile getiren Yıldız, açıklanacak hususun "örgütün tamamen dağıldığı" ve "silahların tümüyle bırakıldığı yönünde olacağını, bunun görülmesiyle sürecin tamamlanacağını" ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise somut başlıklar üzerinden değerlendirme yapmalarının mümkün olmadığını ancak kamuoyunun bildiği ve komisyon gündeminde bulunan hemen her konuyu ele aldıklarını belirterek, "genel çerçevede uyum içinde olduklarını" ve "birbirlerine yaklaştıklarını" söyledi.
Bu açıklamalar öncesinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli salı günü partisinin grup toplantısında, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir," demişti.
Bahçeli bu sözleriyle Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan'la ilgili umut hakkı tartışmalarına, yerlerine kayyum atanan Ahmet Türk ile Ahmet Özer'in görevlerine iadelerine, senelerdir yargı kararlarına rağmen tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın tahliyesine atıf yaptı.
Çıkışlarıyla kamuoyunda 'ikinci çözüm süreci' olarak bilinen sürecin önünü açan Bahçeli'den daha önce de benzer çağrılar gelmişti. Süreçle ilgili Meclis'te kurulan komisyonun çalışmaları sürüyor.
Umut hakkı, hukukta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış bir mahkumun, belirli bir süreden sonra salıverilme ihtimalinin değerlendirilmesini talep etmesine deniliyor. Ekim 2024'te MHP lideri, Öcalan'la ilgili "Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayeti gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasının önü de ardına kadar açılsın," demişti.
Silah bırakma süreci
'Yeni süreç', Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 1 Ekim 2024'te yapılan açılışında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve milletvekilleriyle tokalaşmasıyla başladı. Bahçeli aynı gün “Yeni bir döneme giriyoruz. Dünyada barış isterken kendi ülkemizde barışı sağlamak lazım,'' demişti.
Daha sonra 22 Ekim'de MHP lideri, Öcalan'ın TBMM'de konuşturulması çağrısını yaptı: ''Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin.”
23 Ekim'de ise uzun süredir kimseyle görüş yaptırılmayan Öcalan, yeğeni DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan ile görüştü. Böylelikle İmralı trafiği de başlamış oldu.
DEM Parti vekillerinden oluşan heyetin İmralı'da yaptığı görüşmeler sonrası Öcalan, 27 Şubat günü DEM Parti'den oluşan heyet ile gönderdiği mektupta PKK'ya kendini feshetmesi ve silah bırakma çağrısında bulunmuştu. Bu çağrının ardından PKK 1 Mart Cumartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere ateşkes ilan ettiğini duyurmuştu.
O tarihten bu yana örgütün fesih kongresini gerçekleştirmesi bekleniyordu. Hatta bu sürecin önünü açan isimlerden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli kongre için yer ve zaman önerisi de yapmıştı.
En son 2 Mayıs'ta AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ''Terör örgütünün silah bırakmasına ve kendini feshetmesine dönük olarak önümüzdeki günlerde gelişebilecek her olumlu adım, bir sonraki olumlu adımı çağıracaktır. Her aşamayı titizlikle takip ediyoruz," dedi.
PKK ise kongrenin yapılması için Öcalan ile iletişim kanallarının açılmasını ve güvenliğin sağlanmasını şart koşuyordu.
Örgüt daha sonra 5-7 Mayıs tarihleri arasında 'Medya Savunma Alanlarında' Öcalan'ın 'fesih' çağrısı temelinde 'tarihi' kararlar aldığını bildirdi. 'Fesih' sürecini başlattığını bildiren PKK daha sonra üst düzey örgüt yöneticilerinin katıldığı bir törende silahları yaktı. Daha sonra ise Türkiye'deki örgüt üyelerinin ülkeyi terk ettiği bildirildi.
Türkiye'de ilk çözüm süreci
Çözüm süreci, Türkiye'de 2013-2015 yılları arasında Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile Türk devleti arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.
Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015'te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye'deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.
28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor.
PKK militanları, 40 yıla yakındır sürdürdükleri saldırılarda, resmi rakamlara göre 15 bine yakın kişiyi öldürdü.
PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.