Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

‘Feda bölgeleri’ mi, temiz enerji mi?: AB Adalet Divanı, Portekiz’deki lityum madenini tartışıyor

Barroso vakası Avrupa için bir turnusol testi olabilir
Barroso vakası, Avrupa için bir turnusol testi olabilir. ©  MiningWatch Portugal/Unsplash
© MiningWatch Portugal/Unsplash
By Craig Saueurs
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Kasım ayında AB yetkililerinin Barroso lityum madeninin “stratejik” statüsünü kaldırmayı reddetmesinin ardından açılan dava, sürecin önemini daha da artırdı. Kuzey Portekiz’de planlanan lityum madenciliği projesi etrafında yıllardır süren tartışma, AB'nin en yüksek yargı organına taşındı.

Çevre ve yerel halk örgütleri, Avrupa Komisyonu’nun Barroso lityum projesine “stratejik” statü verilmesi kararına karşı Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.

REKLAM
REKLAM

Bölge sakinlerini temsil eden Associação Unidos em Defesa de Covas do Barroso (UDCB) ile çevre hukuku alanında faaliyet gösteren ClientEarth, 5 Şubat Perşembe günü mahkemeye itiraz başvurularını sundu. Başvuruda, çevresel, sosyal ve güvenlik risklerine dair yeni kanıtlar ortaya çıkmasına rağmen Avrupa Komisyonu’nun projeyi yeniden değerlendirmediği savunuldu.

Dava, AB’nin 2024’te yürürlüğe giren Kritik Hammaddeler Yasası kapsamında ele alınıyor. Bu yasa çerçevesinde “stratejik” olarak tanımlanan projeler, elektrikli araçlar ve piller gibi yeşil teknolojiler için hammadde tedarikini güvence altına almak amacıyla hızlandırılmış izin süreçlerinden, daha kolay finansman erişiminden ve azaltılmış bürokratik engellerden yararlanıyor.

Tedarik güvenliği ile yerel etkiler arasındaki denge

Trás-os-Montes (“dağların ardı”) bölgesinde, Boticas yakınlarında yer alan planlanan maden sahası, piller ve cep telefonu bileşenlerinde kullanılan lityumun ana kaynaklarından biri olan spodümen açısından Avrupa’nın bilinen en büyük yataklarından birinin üzerinde bulunuyor.

Ancak proje sahası, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) “Küresel Öneme Sahip Tarımsal Miras Sistemi” olarak tanıdığı, ekolojik açıdan hassas bir peyzajın içinde yer alıyor.

Çevre örgütleri, projeye stratejik statü verilmesinin su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve yerel geçim kaynakları açısından belgelenmiş riskleri göz ardı ettiğini uzun süredir dile getiriyor.

Buna rağmen Avrupa Komisyonu, Mart 2025’te Barroso projesini AB genelinde belirlenen 47 “stratejik” proje arasına dahil etti.

Geçen yıl haziran ayında kampanyacılar, projenin bu listeden çıkarılması için Komisyona başvurdu. Ancak Komisyon, kasım ayında bu talebi reddederek, AB çevre mevzuatına uyumun denetlenmesinin Portekiz makamlarının sorumluluğunda olduğunu belirtti.

Aralık ayında ise AB yetkilileri, çevre gruplarının itirazlarına rağmen projenin stratejik statüsünün korunacağını açıkladı. Yetkililer, azaltım ve izleme önlemlerine ilişkin değerlendirmelerin yerel su kaynakları üzerindeki baskıyı sınırlayacağını savundu.

UDCB ve ClientEarth, ortak açıklamalarında, projenin kamu yararına olduğu varsayılırken risklerin göz ardı edilmesinin “AB hukukunun temel ilkelerini zayıflattığını” ve bu yaklaşımın kırsal bölgeleri enerji dönüşümü uğruna “gözden çıkarılmış bölgelere” dönüştürebileceğini ifade etti.

Avrupa’da batarya hammaddeleri yarışı

Anlaşmazlık, Avrupa Birliği’nin iklim ve sanayi hedefleri doğrultusunda, başta Çin olmak üzere üçüncü ülkelere olan hammadde bağımlılığını azaltmaya çalıştığı bir dönemde yaşanıyor.

Portekiz hükümeti projeye destek vererek, geliştirici şirket Savannah Resources’a 110 milyon euro finansman sağladı.

Şirket yetkilileri, madenin her yıl yüz binlerce, hatta potansiyel olarak bir milyona kadar elektrikli araç batarya paketi üretimine yetecek miktarda lityum sağlayabileceğini ve bu nedenle projenin AB’nin en önemli lityum kaynaklarından biri olacağını belirtiyor.

Ancak çevresel kaygılar devam ediyor.

Lityum, bataryalar için kritik önemde olsa da, çıkarılması ve işlenmesi yoğun su kullanımını gerektirebiliyor ve kirlilik riski taşıyor. Bu nedenle lityum madenciliği Avrupa genelinde tartışmalı olmaya devam ediyor.

Savannah Resources ise tasarım değişiklikleri ve izleme önlemlerinin yerüstü ve yeraltı sularına yönelik riskleri önemli ölçüde azalttığını ve AB’nin su koruma mevzuatına uyumu güvence altına aldığını savunuyor.

Barroso davası, Avrupa Birliği’nin en yüksek mahkemesi için bir tür turnusol testi niteliği taşıyor. Mahkemenin vereceği karar, Kritik Hammaddeler Yasası kapsamında stratejik statü verilen diğer madencilik projelerini de etkileyebilir ve madencilik ile ticari çıkarların yerel muhalefete karşı ne ölçüde ağır basacağını ortaya koyabilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

ABD, Hint Okyanusu'nda Panama bandıralı petrol tankerine müdahale etti

Amazon’da tohumla başlayan mücadele: Bir aile yok olma tehlikesindeki bitkileri kurtarıyor

Fransa’da atıl demiryollarına 'Ferromobil' çözümü