ABD'de üniversiteler kronik bir finansman arayışı içinde. Bu da onları Epstein'in ağına kadar sürüklemiş olabilir.
Amerikan üniversiteleri; etkileyici kampüsleri ve hayat kurtaran araştırmalarıyla öne çıksa da, kronik bir finansman arayışı içinde. Bu durum, akademisyen ve araştırmacıları, cinsel suçlu Jeffrey Epstein’in ağına kadar taşıdı.
Epstein; Harvard University, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Stanford University, Bard College ve Columbia Üniversitesi dahil birçok kampüste ya doğrudan bağış yaptı ya da büyük meblağlar vadederek temas kurdu.
Üniversiteler ona meşruiyet sağlarken, Epstein projeleri finanse edebilecek kaynak ve iletişim vaadinde bulunuyordu. Bu ilişki bir süre bazı taraflar için işe yaradı; ta ki belgeler gündeme gelene kadar.
'Tek amacım Bard için kaynak bulmaktı'
ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein soruşturması kapsamında yayınladığı belgelerde adı geçen birçok akademisyen, Epstein ile yalnızca araştırma bütçelerini destekleme umuduyla görüştüklerini savunuyor. Bu temasların bir kısmı, Epstein’in 2008’de reşit olmayan kişileri fuhuşa sürüklediği gerekçesiyle hapis yatmasından sonra gerçekleşti.
New York Times'ın aktarımına göre, Leon Botstein, Bard College başkanı olarak yaptığı açıklamada, “Jeffrey Epstein ile ilişki kurmamın tek amacı Bard için bağış toplamaktı,” dedi.
Nicholas Christakis (Yale Üniversitesi) ise Epstein ile yalnızca laboratuvarı için bağış arayışı bağlamında bir kez görüştüğünü ve herhangi bir fon almadığını belirtti.
Adı geçen akademisyenlerin Epstein ile bağlantılı herhangi bir suça karıştığına dair delil yok.
Meşruiyet karşılığında bağış
Epstein’in akademiysnlerle ilişki kurarkenki motivasyonu net değil. Ancak bazı gözlemciler, ünlüler ve kanaat önderleriyle kurduğu ağın yanında, bilim insanlarını da “koleksiyonuna” kattığını belirtiyor.
Harvard’ın 2020 tarihli iç raporuna göre, Epstein’in temsilcisi üniversite sitesinde adının yer almasını istemiş; bu girişimler “itibarını rehabilite etmeye yönelik daha geniş bir çabanın parçası” olarak değerlendirilmişti.
Nicholas S. Zeppos, eski Vanderbilt University rektörü olarak şu uyarıyı yapıyor:
“Portföyünüzde bu üniversitelerden birinin olması büyük bir güvenilirlik sağlar. Asıl soru şu: İtibarsız biri beni kendi yaşam tarzını aklamak için mi kullanıyor?”
927 milyar dolarlık vakıf varlıkları ve gerçek tablo
Son federal verilere göre ABD üniversitelerinin vakıf fonları toplamda 927 milyar doları aşıyor. Ancak bu fonların büyük bölümü ciddi kullanım kısıtlarına tabi. Bu nedenle üniversiteler, manşet rakamların ima ettiğinden daha sıkışık bir mali tabloyla karşı karşıya.
Özel bağışlar yükseköğretimin iş modelinde kritik rol oynuyor. Bazı üniversite başkanları zamanlarının dörtte birini bağış toplamaya ayırdıklarını söylüyor. Bu bağımlılık, “lekeli para” tartışmasını da beraberinde getiriyor.
New York Times'a konuşan Indiana Üniversitesi Hayırseverlik Okulu’nun kurucu dekanı Gene Tempel, şöyle diyor:
“Kurumsal olarak para arayışındalar. ‘Lekeli para yeterince lekeli değildir’ sözü boşuna söylenmemiştir.”
Sistem sorunu
Sektör temsilcilerine göre üniversitelerdeki “due diligence” (ön inceleme) süreçleri genellikle bağış kabulü üzerine kurulu; bağış talebi ya da potansiyel temaslar aynı titizlikle denetlenmeyebiliyor.
Üstelik elit üniversitelerde rektörlerin doğrudan devreye girmesi için genellikle 10 milyon dolar ve üzeri bağış potansiyeli gerekiyor. Epstein’in vaat ettiği meblağlar her zaman bu eşiği aşmadığı için temaslar çoğu zaman alt düzeyde, bireysel profesörler üzerinden yürüdü.
Epstein bağlantılarının ortaya çıkmasının ardından bazı üniversiteler bağışları iade etti ya da suçları kınadı. Bazı profesörlerin çevrimiçi profilleri ve ders programları kaldırıldı. Harvard, büyük bağışçıların Epstein ile bağlarını incelemeye başladı.
Eski Vanderbilt rektörü Zeppos’a göre Epstein vakası, sistemdeki yapısal bir zafiyeti açığa çıkardı:
“Bazen bunlar önlenebilir uçak kazalarına benzer. Herkesi uyarması gereken koşullar vardır ama sistem yine de başarısız olur.”