Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Uzayda güç mücadelesi: Almanya'dan caydırıcılık hamlesi

Koramiral Dr. Thomas Daum Münih Güvenlik Konferansında, 13.02.2026
Koramiral Dr. Thomas Daum Münih Güvenlik Konferansında, 13.02.2026 ©  Donogh McCabe / Euronews
© Donogh McCabe / Euronews
By Johanna Urbancik & Donogh McCabe
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Almanya Savunma Bakanı Pistorius, uzay güvenliğine yönelik kapsamlı bir paket için 2030'a kadar 35 milyar euro ayıracaklarını söylemişti.

Küresel güvenlik mimarisinin değişmesiyle birlikte uzay, artık yalnızca araştırma ve ticaret alanı olarak değil, ülkelerin ulusal güvenliği ve askeri caydırıcılığının temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

REKLAM
REKLAM

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) Siber ve Enformasyon Alanı Müfettişi Koramiral Dr. Thomas Daum’a göre uzay, artık başlı başına bir savaş alanı haline geldi.

Bundeswehr hâlihazırda keşif ve haberleşme amaçlı sekiz ila on uydu işletiyor. Bunlar arasında radar tabanlı SAR-Lupe ve SARah sistemleri de bulunuyor. Ancak bu uydu filosunun artık teknolojik olarak eskidiği değerlendiriliyor.

Daum, Münih Güvenlik Konferansı’nda Euronews’e yaptığı açıklamada, uyduların “karadaki sistemlerin işleyişi açısından hayati önemde” olduğunu ve kullanım alanlarının askeri çerçevenin çok ötesine geçtiğini söyledi. “Uydular devre dışı kalırsa bankamatikten para çekemezsiniz,” diyen Daum, uzaydaki sistemlerin saldırıya uğrama riskine dikkat çekti.

Bu çerçevede “uzaysız bir gün” yani geniş çaplı bir uydu çöküşünün fiilen bir felaket anlamına geleceğini belirten Daum, böyle bir saldırının kritik altyapıyı ve temel hizmetleri ciddi şekilde sekteye uğratacağını ifade etti.

Yörüngede caydırıcılık

Berlin’in yanıtı diğer savunma alanlarında olduğu gibi caydırıcılık. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, geçen eylül ayında 2030’a kadar yaklaşık 35 milyar euroluk yatırım sözü verdi. Bu bütçenin bir kısmı, yıl başından bu yana kullanılan “SPOCK” adlı uzay tabanlı keşif kapasitesine ayrıldı.

Sistem, Finlandiyalı şirket Iceye ile Almanya merkezli Rheinmetall ortaklığında geliştirildi. Sentetik açıklıklı radar (SAR) teknolojisine dayanan uydu ağı, optik uyduların aksine her türlü hava koşulunda ve gece-gündüz görüntü alabiliyor. Böylece bulut örtüsü ya da karanlık fark etmeksizin yeryüzündeki hareketlilik izlenebiliyor.

Daum’a göre uzayda caydırıcılık, kara, deniz ve hava alanlarındaki mantıkla aynı: Kapasite, niyet göstergesi anlamına gelir. Yörüngede faaliyet gösterebildiğinizi – ve müdahale edebildiğinizi – göstermek, karşı tarafın sistemlerinin erişilemez olmadığını ima eder.

Bu, mutlaka uyduları fiziksel olarak imha etmek anlamına gelmiyor. Pratikte “kinetik olmayan” yöntemler daha yaygın. Örneğin optik keşif uydularının sensörleri yerden gönderilen yoğun ışıkla geçici olarak “kör edilebiliyor”. Bir başka yöntem ise yayını karıştırma (jamming): Haberleşme uydularına parazit sinyaller gönderilerek işlevleri zayıflatılabiliyor. Donanım sağlam kalırken etkinliği düşüyor.

“Etkisi yerde hissedilir,” diyen Daum, bir keşif uydusunun birlik hareketlerini izleyememesi halinde bunun taktik avantaj sağlayacağını belirtti.

Uzayda sürdürülebilirlik tartışması

Almanya, 2023’te ABD öncülüğündeki Artemis Accords anlaşmasına katılarak uzayda enkaz yaratmama ilkesini benimsedi. Bu nedenle fiziksel imhaya dayalı yöntemlerden kaçınılması gerektiği resmi politika olarak öne çıkıyor.

Ancak Daum, “Bir sistemi yok edebilme kapasitesine sahip olmamız, bunu kullanacağımız anlamına gelmez,” diyerek caydırıcılığın cezalandırma tehdidi üzerinden de işlediğini vurguladı. Bu yaklaşımın, Almanya’nın uzay güvenliği stratejisinde siyasi bir karar gerektirebilecek olası değişiklikleri gündeme getirebileceğini ifade etti.

Binlerce küçük uydudan oluşan ağlar

Keşif kadar güvenli ve dayanıklı haberleşme de kritik önemde. Bundeswehr uzun mesafeli iletişim için büyük ölçüde jeostatik uydulara dayanıyor. “SATCOMBw Aşama 4” adlı proje, Bundeswehr tarihindeki en büyük uzay programı olarak tanımlanıyor. Amaç; tank, gemi, uçak ve askeri birlikleri dünya genelinde uydu haberleşmesiyle birbirine bağlamak ve özellikle NATO’nun doğu kanadındaki operasyonları güvence altına almak.

Bununla birlikte sistem, az sayıda büyük uyduya dayalı klasik bir yapı sunuyor. Bu yönüyle, alçak yörüngede binlerce küçük ve birbirine bağlı uydudan oluşan Starlink ağıyla kıyaslanamıyor.

Bu tür yoğun ağ yapıları, daha fazla erişim noktası ve yüksek dayanıklılık sağlıyor. Bu stratejik avantaj özellikle Ukrayna savaşında belirginleşti. Hem Rusya hem de Ukrayna, son yıllarda SpaceX tarafından işletilen uydu ağından – özellikle insansız hava araçlarının koordinasyonu için – çeşitli düzeylerde yararlandı.

SpaceX Falcon Heavy roketi
SpaceX Falcon Heavy roketi AP Photo/John Raoux

Resmi olarak Starlink hizmetleri Rusya’da kullanım için onaylanmamış olsa da 2023’ten itibaren bazı Rus birliklerinde terminallerin görüldüğü bildirildi. Son iki haftada SpaceX’in Rus güçlerinin erişimini engellemeye yönelik adımlar attığı, Ukrayna’nın ise bu kısıtlamaların Rus operasyonlarını “önemli ölçüde sekteye uğrattığını” savunduğu belirtiliyor. Moskova ise bunun drone kapasitesine etkisi olmadığını ileri sürüyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Uzay tabanlı güneş enerjisi: Asimov’un kurgusu gerçek olabilir mi?

Uzayda yeni cephe: ABD-AB ittifakı burada da sınanıyor

Elon Musk'ın uzay veri merkezi hamlesi, yapay zekada SpaceX tekeline yol açabilir