Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Deniz seviyesi sanılandan yüksek: Milyonlarca kişi risk altında

Dilrukshan Kumara, Sri Lanka'nın Iranawila kentinde,ailesinin evinin kalıntılarının yanında durup okyanusa bakıyor.
Dilrukshan Kumara, Sri Lanka'nın Iranawila kentinde,ailesinin evinin kalıntılarının yanında durup okyanusa bakıyor. ©  AP Photo/Eranga Jayawardena, File
© AP Photo/Eranga Jayawardena, File
By Seth Borenstein and Annika Hammerschlag & AP
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Yeni bir araştırma, deniz seviyesindeki yükselişi ölçme biçimimize ilişkin hesaplamalarda önemli bir hata olduğunu ortaya koyuyor.

İklim değişikliğinin tetiklediği deniz seviyesindeki yükselme, bilim insanları ve kamu planlamacılarının başlangıçta öngördüğünden çok daha fazla insanı tehdit ediyor olabilir.

REKLAM
REKLAM

4 Mart’ta yayımlanan yeni bir çalışma, kıyı sularının halihazırda ne kadar yükseldiğine ilişkin hatalı varsayımları gözler önüne seriyor.

Hakemli bilimsel dergi Nature'da yayımlanan makalede araştırmacılar yüzlerce bilimsel çalışmayı ve tehdit değerlendirmesini inceleyerek bunların yaklaşık yüzde 90’ının, kıyı sularının başlangıç seviyesini ortalama 30 santimetre eksik hesapladığını tespit etti.

Bu sorun Küresel Güney’de, Pasifik’te ve Güneydoğu Asya’da çok daha yaygın, Avrupa’da ve Atlas kıyılarında ise nispeten daha az görülüyor. Çalışmanın ortak yazarı ve Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi & Research’te hidrojeoloji profesörü Philip Minderhoud'a göre bunun nedeni, deniz ve kara yüksekliklerinin ölçülme biçimleri arasındaki uyumsuzluk.

Kıyı seviyelerinin ölçümünde 'yöntemsel kör nokta'

Minderhoud bunun “yöntemsel bir kör nokta” olduğunu söylüyor. Her ölçüm yöntemi kendi alanını doğru biçimde ele alıyor ama denizle karanın buluştuğu yerde, uydular ve kara temelli modeller kullanıldığında çoğu zaman hesaba katılmayan pek çok etken devreye giriyor.

İtalya’daki Padova Üniversitesi’nden başyazar Katharina Seeger'in aktarımına göre göre, deniz seviyesindeki yükselmenin etkilerini hesaplayan çalışmalar genellikle “gerçekte ölçülen deniz seviyesine bakmıyor, bunun yerine "sıfır metre” değerini başlangıç noktası olarak alıyor. Minderhoud’a göre de Hint-Pasifik’in bazı bölgelerinde bu değer neredeyse bir metreye denk geliyor.

Diğer bir deyişle, pek çok çalışma, dalga ve akıntı yokmuş gibi bir deniz seviyesi varsayıyor; oysa suyun kıyıyla buluştuğu noktada rüzgar, gelgitler, akıntılar, değişen sıcaklıklar ve El Niño gibi olaylarla sürekli dalgalanan okyanuslar başka bir gerçeklik teşkil ediyor.

Yeni bulgulara göre, deniz seviyesi yüzyılın sonuna kadar bazı çalışmaların öngördüğü gibi 1 metreden biraz fazla yükselirse, sular yüzde 37’ye varan oranda daha fazla alanı basabilir ve 77 milyon ila 132 milyon fazladan insanı riske atabilir.

Bu da ısınan bir dünyanın etkilerini planlama ve bunların maliyetini karşılama konusunda ciddi sorunlar doğurabilir.

ARŞİV - 19 Temmuz 2025’te Vanuatu’daki Efate Adası’nın kıyı şeridi görülüyor.
ARŞİV - 19 Temmuz 2025’te Vanuatu’daki Efate Adası’nın kıyı şeridi görülüyor. AP Photo/Annika Hammerschlag, File

Yükselen deniz seviyesi insanları riske atıyor

Almanya’daki Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü’nden, çalışmada yer almayan iklim bilimci Anders Levermann, “Burada, şiddetli taşkınlara maruz kalma riskinin sanılandan çok daha yüksek olduğu çok sayıda insan var,” diyor. Bilim insanı, çalışmanın en büyük farklılığı saptadığı Güneydoğu Asya’da, halihazırda deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle tehdit altında olan en kalabalık nüfusun yaşadığını ekliyor.

Minderhoud, söz konusu bölgedeki ada ülkelerini, bu uyumsuzluğun gerçek hayattaki karşılığının en net hissedildiği yerler olarak gösteriyor.

17 yaşındaki iklim aktivisti Vepaiamele Trief için bu öngörüler soyut rakamlardan ibaret değil. Güney Pasifik’teki Vanuatu takımadalarındaki ada evinde, kendi kısa ömrü içinde kıyı çizgisi gözle görülür biçimde geriledi; plajlar aşındı, kıyı ağaçları söküldü ve bazı evler bugün yüksek gelgit nedeniyle denize neredeyse bir metre mesafede.

Büyükannesinin yaşadığı Ambae Adası’nda ise, havalimanından köyüne uzanan kıyı yolu, ilerleyen su nedeniyle iç kesimlere taşındı. Mezarlar sular altında kaldı ve bütün bir yaşam biçimi tehdit altında hissediliyor.

Trief, “Bu çalışmalar sadece kâğıt üzerindeki kelimeler değil. Sadece rakam da değiller. Bunlar insanların gerçek geçim kaynakları,” diyor.

“Kıyı topluluklarımızın yerine kendinizi koyun; deniz seviyesinin yükselmesi ve iklim değişikliği yüzünden hayatları kökten altüst olacak.”

Bu yeni çalışma esasen sahadaki gerçek durumu ortaya koymaya odaklanıyor.

Seeger ve Minderhoud’a göre, genel olarak denizler ya da kara için doğru olabilecek hesaplamalar, suyla karanın kesiştiği o kritik noktada tam olarak gerçeği yansıtmıyor.

Bazı bilim insanlarına göre tablo o kadar da kötü değil

Dışarıdan bazı bilim insanları ise Minderhoud ve Seeger’in sorunu fazla büyüttüğünü ileri sürüyor.

Fransa jeolojik araştırma kurumu bünyesinden bilim insanı Gonéri Le Cozannet, “Etkilerle ilgili çalışmalar açısından sonuçları biraz abarttıklarını düşünüyorum; sorun aslında iyi anlaşıldı, her ne kadar ele alınış biçimi geliştirilmeye açık olsa da,” diyor. Rutgers Üniversitesi’nden deniz seviyesi uzmanı Robert Kopp ise, çoğu yerel planlamacının kendi kıyı sorunlarını bildiğini ve buna göre hareket ettiğini söylüyor.

Diğer yandan, Minderhoud, bu durumun büyük risk altındaki bölgelerden Vietnam için geçerli olduğunu belirtiyor ve etkililerin yükseklik konusunda doğru bir algıya sahip olduğunu ifade ediyor.

Bu bulgular, okyanusun ne kadar karbon soğurduğunu anlamada büyük boşluklar bırakıldığı uyarısını yapan yeni UNESCO raporuyla aynı döneme denk geldi. Rapora göre modeller, bu karbon yutağının büyüklüğünü tahmin ederken yüzde 10 ila 20 oranında farklılık gösteriyor ve bu da onlara dayanan küresel iklim projeksiyonlarının doğruluğuna dair soru işaretleri yaratıyor.

Birlikte ele alındığında bu çalışmalar, hükümetlerin okyanusun nasıl değiştiğine dair eksik bir tabloyla kıyı ve iklim risklerine yönelik planlama yapıyor olabileceğine işaret ediyor.

Save the Children Vanuatu’da iklim savunuculuğu yapan Thompson Natuoivi, “Okyanus yaklaştığında, sadece eskiden keyfini çıkardığımız toprakları almıyor,” diyor:

“Deniz seviyesindeki yükselme yalnızca kıyı şeridimizi değil, hayatlarımızı da değiştiriyor. Gelecekten değil, şimdiden söz ediyoruz.”

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İklim krizi elektrikli araç bataryalarını zorluyor

Doğanın gizli iklim savaşçıları: Kaplanlar, kunduzlar ve diğerleri

Geri dönüşü yok: İklim krizi Avrupa’nın sualtı mirasını yok ediyor