Gérard Araud, Euronews’e, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in dış politikada yetkisini aşıp 27 üyeye Almanya yanlısı bir çizgi dayattığını söyledi. Tarihsel olarak Komisyonun alanı olmasa da, kendi jeopolitik hattını, gerilim yaratarak inşa ediyor.
ABD'ye eski Fransa büyükelçisi ve uluslararası çevrelerde son derece etkili bir isim olan Gérard Araud, Euronews'e verdiği röportajda Ursula von der Leyen'in dış politikaya el atarak yetki sınırlarını aştığını ve Almanya'yı andıran bir yaklaşımı öne çıkardığını söyledi.
Ukrayna barış müzakerelerinden İran'daki süren savaşa uzanan başlıklarda von der Leyen, az tartışma yaratmayan bir hamleyle rolünü giderek bir devlet başkanınınkine yaklaştırmayı başardı.
Tahran'da açıkça rejim değişikliği çağrısı yapan Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in hedefleriyle uyumlu biçimde İran'da siyasi bir geçiş talep eden ilk AB yetkilisi von der Leyen oldu ve bloku dış politikada daha pragmatik bir yaklaşım benimsemeye çağırdı.
"Kendi yetki alanının dışında hareket ediyor" diyen Araud, sözlerini Salı günü Euronews'in söyleşi programı 12 Minutes With 'te dile getirdi. Araud, bu açıklamaları, von der Leyen'in İkinci Dünya Savaşı sonrasında tasarlanan dünya düzeninin sona erdiğini ve bir daha geri dönmeyeceğini ilan ettiği AB büyükelçileri konferansına hitabından bir gün sonra yaptı.
**"**Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan AB Antlaşmaları ona dış politikada herhangi bir özel yetki tanımıyor" diyen Araud, bu sözleri "şaşırtıcı" olarak nitelendirdi.
Aynı konferansta von der Leyen, AB'nin her zaman kurallara dayalı sistemi savunacağını ancak artık "eski dünya düzeninin bekçisi" olamayacağını ya da bu kuralların gelecekte Avrupa'yı koruyacağını varsayamayacağını söyleyerek Brüksel'de manşetlere çıktı.
Araud, bu açıklamaların sorunlu olduğunu, zira AB'nin, giderek daha acımasız ve kaotik bir dünyada kendisini uluslararası kuralların ve temel değerlere saygının son kalesi olarak sunarak dünya genelinde yeni ortaklıklar pekiştirmeye çalıştığını söyledi.
"Avrupalılar uluslararası hukukun son bayrak taşıyıcıları" diyen Araud, "Bu, 'Evlilik sadakati ilkelerinden yanayım' derken aldatma yapmaya biraz benziyor" ifadelerini kullandı.
2019'da von der Leyen ilk görevine başlarken, Avrupa Komisyonu'nu jeopolitik bir aktöre dönüştürme sözü vermişti. Ancak dış politikaya doğru yaptığı güç hamleleri Avrupa başkentlerinin dikkatinden kaçmadı. Özellikle İsrail'le ilişkiler, İsrail'e destek verdiği düşünülen AB üye devletleriyle onların eleştirmenleri ve Komisyon arasında bir gerilim konusuna dönüştü.
AB dış politika şefi ve Birliğin Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile arasındaki karmaşık ilişki de dış politika söz konusu olduğunda bir görüş kakofonisine yol açtı; ki bu, AB'nin tarihsel olarak 27 üyenin sesini birleştirmekte zorlandığı bir alan.
Araud, İran'daki savaşın başlangıcından bu yana takındığı tutumun "ne İspanya'yla ne de Fransa'yla uyumlu olduğunu, bunun Alman çizgisi olduğunu" söyledi.
2014-2019 yılları arasında Fransa'nın ABD büyükelçisi olarak görev yaparak Avrupa diplomasi çevrelerinde isim yapan Araud, Trump'ın İran'a saldırmanın sonuçlarını yanlış hesapladığını söyledi. İran'ı, ABD'nin yönetimi kolaylıkla kendisine daha yakın bir isimle değiştirebildiği Venezuela'ya kıyasla çok daha karmaşık bir dosya olarak tanımladı.
"Bu operasyonun hedefi nedir? Başlangıçta amaç rejim değişikliğiydi, sonra nükleer program oldu, şimdi ise mesele İran'ın askeri aygıtını yok etmek" diyen Araud, "Trump, Venezuela'ya daha yakın bir tabloyla karşılaşacağını düşündü ama bu işlemedi... İran beklemeyi tercih etti" değerlendirmesinde bulundu.
Eski Fransa'nın İsrail büyükelçisi, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun ABD'yi net bir plan olmadan bir savaşa "sürüklemiş olmasından" da kaygı duyduğunu belirtti ve İsrail'in, bölgenin başlıca aktörü olma yönündeki temel hedefinden, bu yeni bir askeri tırmanma ve bölgede daha geniş bir çatışma anlamına gelse bile, vazgeçmeyeceği uyarısında bulundu.
"7 Ekim'in ardından bir travma var. İsrail açısından o tarihten önceki (senaryo)ya dönmek mümkün değil ve şimdi mesele Ortadoğu'da yeni bir düzen kurmak. Şimdiye kadar başarılı oldular. Ama en büyük engel hâlâ İran."
Savaşın nasıl sona erebileceği sorulduğunda Araud, Trump'ın "TACO kartını" oynayabileceğini söyledi. İngilizce "Trump Always Chickens Out" (Trump her zaman geri adım atar) ifadesinin kısaltması olan bu formül, ABD başkanının zafer ilan edip yarım yamalak bir çözümü kabul etmesiyle sonuçlanabilir. Yine de Araud, söz konusu İran olduğunda İsrail'in hedeflerini yarım bırakacağına inanmadığını vurgulayarak "Duracaklarını sanmıyorum" dedi.