Tahran’da sivil kanat etkisizleşirken, Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) hem askeri hem de ekonomik bir dev olarak yönetimin merkezine yerleşti. Savaşın ve liderlik değişimlerinin gölgesinde, artık kilit kararların tek yetkilisi haline gelen yapı, dışişleri bakanını dahi açıkça yalanlayabiliyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), teokratik bir savaş gücünden, ülkenin kaderini tayin eden baskın bir askeri-ekonomik güce dönüştü. On yıllar içinde bölgesel nüfuzunu artıran ve iç güç dengelerini yeniden şekillendiren yapı, bugün sivil yönetimi saf dışı bırakarak sadece Dini Lider’e karşı sorumlu olan özerk bir mekanizmaya dönüştü.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW) ve ABD istihbarat raporlarına göre, Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi, Dini Lider Mücteba Hamaney ile birlikte hem askeri hem de siyasi kararları doğrudan alıyor. Bir dönem ABD ile müzakerelerde muhatap olarak görülen Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, artık IRGC'nin onayı olmadan hareket edemiyor.
Vahidi'nin "Savaş koşullarında tüm kritik pozisyonlar doğrudan Devrim Muhafızları tarafından seçilmeli ve yönetilmelidir" şeklindeki ifadeleri, sivil hükümetin üzerindeki vesayeti tesciller nitelikte.
Sivil yönetimin güçsüzlüğü, geçtiğimiz hafta Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanan krizle iyice gün yüzüne çıktı. Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Boğaz'ın ticari gemilere açılacağını duyurmasının üzerinden 24 saat geçmeden, IRGC boğazın kapalı kalacağını ilan ederek bakanın kararını geçersiz kıldı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da kilit atamalarda zorlandığı ve IRGC'nin baskısıyla Muhammed Bakır Zolghadr'ı Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği'ne atamak zorunda kaldığı bildiriliyor.
Bu atama, Zolghadr'ın selefi ve Tahran'ın uzun süredir iktidar ortağı olan Ali Laricani'nin öldürülmesinin ardından ve sivil yetkililerin itirazlarına rağmen yapıldı.
Arakçi geçtiğimiz cuma günü Hürmüz Boğazı'nın ticari gemiciliğe yeniden açılacağını duyurduğunda, sertlik yanlısı yorumcular ve devlet medyası böyle bir kararı tek başına alamayacağını belirterek Arakçi'ye saldırdı.
Hemen ertesi gün IRGC, Dışişleri Bakanı'nın açıklamasını geçersiz kılarak Boğaz'ın kapandığını ilan etti.
Peki, "devlet içinde devlet" olarak nitelendirilen Devrim Muhafızları nedir ve paramiliter bir birlik nasıl bu kadar büyük bir güce sahip olabilir?
Gerilla taktikleri ve ideolojik sadakat
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 22 Nisan 1979 tarihinde Dini Lider Ruhullah Humeyni'nin doğrudan emriyle kuruldui.
İslam Devrimi'nden aylar sonra kurulan birlik, Pehlevi döneminden miras kalan ve potansiyel Şah yanlılarının tasfiye edilmesinin ardından esasen yok edilen geleneksel orduya paralel olarak faaliyet gösterdi.
İran'ın komşularıyla mevcut ve yükselen gerilimler göz önüne alındığında askeri boşluğun doldurulması gerekiyordu, bu nedenle Tahran rejimi, IRGC'yi resmi askeri eğitim yerine devrimci gayret ve tam bir ideolojik sadakat üzerine inşa etti.
Gerilla taktiklerini, asimetrik savaşı ve Basij-e Mostazafan ya da Besic milisleri aracılığıyla toplanan ve daha sonra sokak protestolarını kontrol eden gönüllü güçleri kullanmak üzere tasarlandı.
Kuruluşundan kısa bir süre sonra İran'ın Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak ile 8 yıl süren bir savaşa girmesi Devrim Muhafızları'nı daha da güçlendirdi.
Komutanlar ordu subaylarından çok daha genç yaşlarda hızla yükseldiler. Eski bir IRGC Tuğgenerali olan Ghalibaf, 19-20 yaşlarında bir tümeni komuta ettiğini söyledi.
Kuruluşundan yaklaşık 2 yıl sonra Muhsin Rızai 28 yaşında Humeyni tarafından başkomutanlığa atandı ve bu görevi 16 yıl boyunca sürdürdü.
Rızai daha sonra siyasete girmiş ve birkaç kez cumhurbaşkanlığı için aday olsa da başarılı olamadı. Yerine Yahya Rahim Safavi ve ardından Muhammed Ali Caferi geçti.
Caferi, tartışmalı 2009 cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Mahmud Ahmedinejad'ın yeniden seçilmesi sırasında IRGC'ye liderlik etti. Eski bir IRGC üyesi olan Ahmedinejad, birçok Muhafız figürünü kilit hükümet pozisyonlarına atadı. Bunu takip eden protestolar Devrim Muhafızları ve Besic güçleri tarafından bastırıldı.
İran-Irak savaşının başlamasından kısa bir süre sonra IRGC'ye bağlı güçler, Lübnan'da faaliyet göstermeye başladı ve 1980'lerin başında Hizbullah'ın kurulmasına yardımcı oldular.
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü (konvansiyonel olmayan savaş ve istihbarat operasyonlarından sorumlu birim) daha sonra iç savaş sırasında Suriye hükümetini destekledi, Hüseyin sonrası Irak'ta IŞİD terör örgütüne karşı operasyonlar da dahil olmak üzere ülkenin güneyinde nüfuz mücadelesine dahil oldu. Ayrıca Yemen'deki Husi güçlerini de eğitti.
Kudüs Gücü ayrıca, Gazze'de Hamas'a finansman, eğitim ve silah sağlıyor.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre IRGC, Ukrayna'da devam eden topyekûn savaşta Rusya'ya insansız hava araçları (İHA) ve askeri destek sağlamak ve konuşlandırmaktan sorumluydu.
Uzak yerlere ulaşan ekonomik güç
İran'ın 1988'de BM Güvenlik Konseyi'nin Irak'la savaşı sona erdiren kararını nihayet kabul etmesinin ardından Devrim Muhafızları yeni bir döneme girdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani yönetimindeki yeniden yapılanma sırasında ekonomiye de el attı.
Hatem el-Enbiya Merkez İnşaat Karargahı'nın kurulması önemli bir ekonomik aktöre dönüşmesinin başlangıcı oldu. Bu durum, patronaj ağlarını ve devrimci elitlerin çocuklarını tanımlamak için kullanılan bir terim olan ve genellikle ayrıcalıklı ve bazen çok lüks bir hayat süren "ağazade" üst sınıfını yarattı.
Devrim Muhafızları ayrıca, önemli mali kaynaklarla İran sınırlarının ötesine de genişledi. Bölge genelinde ve Latin Amerika'nın bazı bölgelerinde, özellikle de Venezuela'da büyüdü.
İran Anayasası'nın 150. Maddesi uyarınca Devrim Muhafızları, devrimi ve kazanımlarını korumak için var. Ancak eski komutan Muhammed Ali Caferi, 2016 yılında verdiği bir röportajda, IRGC'nin sadece geleneksel bir askeri güç olmadığını, siyasi sistemi korumak ve iç tehditlere karşı koymakla görevli bir kurum olduğunu söyledi.
Öte yandan, eleştirmenler kurumun adının ve sembollerinin İran'la pek ilgisi olmadığını, bunun yerine İslam Devrimi'ni ulusal sınırların ötesine ihraç etme misyonunu temsil ettiğini belirtiyor.
IRGC, bağımsız finans ve bankacılık kurumları, personel eğitimi için bilimsel ve akademik merkezler ve ülke çapında il şubeleri ve Besic üsleri de dahil olmak üzere geniş bir ağ olarak faaliyet gösteriyor.
Yapı ve stratejik erişim
IRGC 5 ana koldan oluşan tam teşekküllü bir paralel orduya dönüştü: Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Hava-Uzay Kuvvetleri -özellikle füze kabiliyetlerinden sorumlu- Besic ve Kudüs Gücü.
Tümgeneral Kasım Süleymani yönetiminde Ortadoğu'daki en etkili askeri aktörlerden biri haline geldi. 2020'de Bağdat havaalanı yakınlarında bir ABD saldırısında öldürülmesi büyük bir darbe oldu.
İran Devrim Muhafızları, Kudüs Gücü ve bağlı ağlar da dahil olmak üzere, uzun süredir başta ABD olmak üzere kapsamlı uluslararası yaptırımlar altında.
Şubat 2026'da, İsrail-ABD'nin İran'a yönelik ikinci saldırısından sadece birkaç gün önce, Avrupa Birliği Konseyi, IRGC'yi terör örgütü olarak tanıdı ve AB üye ülkelerinde mal varlıklarının dondurulması ve mali kısıtlamalar getirdi.
IRGC personeline ilişkin güvenilir ve güncel bir rakam bulunmuyor. Ancak resmi açıklamalar, özellikle koordinasyon birimleri, ideolojik-politik yapılar ve Besic ağları aracılığıyla eğitim ve mobilizasyon kapasitesinin yılda 220 bin kişiyi aşabileceğini gösteriyor.
Ağır kayıpların ardından liderlik değişimi
Son dönemde, İsrail ya da ABD tarafından hedef alınan kilit komutanların ölümünün ardından IRGC'nin lider kadrosu birçok kez değiştirildi.
Ayetullah Ali Hamaney 2020 yılında Tümgeneral Hüseyin Selami'yi IRGC'nin başına atadı. Selami, Haziran 2025'te İsrail saldırılarında öldürüldü. Halefi Tümgeneral Muhammed Pakpur da 28 Şubat'ta ABD-İsrail ortak saldırısında Hamaney ile birlikte öldürüldü.
IRGC'nin komutası, Hamaney'in oğlu ve yeni Ayetullah Mücteba Hamaney ile yakın bağları olduğu bildirilen Tuğgeneral Ahmed Vahidi'ye geçti.
Vahidi 1988-1997 yılları arasında İran'ın ilk Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı olarak görev yaptı. Ahmedinejad döneminde savunma bakanı ve Cumhurbaşkanı Ebrahim Raisi döneminde içişleri bakanı olarak sivil görevlerde de bulundu.
Arjantin'in en yüksek mahkemesi, Vahidi'yi 1994 yılında Buenos Aires'teki AMIA Yahudi Cemaati merkezine düzenlenen saldırıdan dolayı resmen suçladı ve hakkında Interpol tarafından tutuklama emri çıkarttı.
Haberlere göre Vahidi, mart ayında Uzmanlar Meclisi'ni Mücteba Hamaney'i Ayetullah olarak seçmeye zorlayan üst düzey Devrim Muhafızları komutanlarından biriydi.
Devrim Muhafızları artık gücün merkezinde
İran Devrim Muhafızları ağır kayıplar vermesine ve Ali Hamaney'in ölümü ile sarsılmasına rağmen faaliyetlerine devam ederken, iki büyük askeri güce karşı yaklaşık iki aydır süren savaşta ayakta kalmayı başardı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonlarda başarı elde edildiğini ve Tahran'da rejim değişikliğine gidileceğini iddia etti.
Yine de merkezi olmayan yapısı nedeniyle IRGC, Hürmüz Boğazı'nı kapatmayı başararak, küresel enerji ve gıda piyasalarını sekteye uğrattı.
İran'ın eski güvenlik şefi Ali Laricani, IRGC'yi sadece dini liderin emirlerini dinleyen ve Tahran'daki merkezi sivil liderlikten uzakta kendi kararlarını verme yetkisine sahip özerk bölgesel karargahlar şeklinde yapılandırarak organize etmişti.
Hamaney'in ölümüyle birlikte sistem artık tek bir kişiye daha az bağımlı ve ortak çıkarları olan birbiriyle bağlantılı aktörlerden oluşan bir ağa daha fazla bağımlı görünüyor.
Bu sistem içerisinde, sosyal açıdan kısıtlayıcı politikaların - özellikle de zorunlu başörtüsü, dans, gece hayatı ve alkol tüketimine getirilen sınırlamalar - dini açıdan uygulanması daha az öncelikli görünüyor.
Her ne kadar kendisi ideolojik bir kurum olsa da, IRGC artık rolünü geleneksel din adamı yönetimi (Velayet-i Fakih) çerçevesinin ötesinde yeniden tanımlıyor ve kendisini İran'ın güç yapısı içinde merkezi ve özerk bir güç olarak konumlandırıyor.