Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

AK Parti eski MKYK üyesi Mücahit Birinci: Acilen demokratikleşmezsek ilk seçimde başa CHP gelir

AK Parti seçmenleri, 2023 seçimlerinden sonra görüntüleniyor (Arşiv)
AK Parti seçmenleri, 2023 seçimlerinden sonra görüntüleniyor (Arşiv) ©  Copyright 2017 The Associated Press. All rights reserved.
© Copyright 2017 The Associated Press. All rights reserved.
By Emre Basaran
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Mücahit Birinci ile Türk siyasetini, otoriterleşme eğilimlerini, demokrasiyi ve zamanın ruhunu konuştuk. Birinci, AK Parti'den umudunu kesmiş değil: 'Demokratik sahayı gevşetmek lazım, özgürlükler sahasını gevşetmemiz lazım. Cumhurbaşkanımızın kodlarında sivil hareket var.'

Mücahit Birinci, uzun yıllardır Türk siyasetinin önemli figürlerinden biri. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan üç yıl sonra, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) kuruluşuyla birlikte 2001'de siyasete adım atan Birinci, 2012-2014 arasında AK Parti Beylikdüzü İlçe Başkan Yardımcılığı, 2014-2019 arasında ise Beylikdüzü Belediye Meclisi Grup Başkan Vekilliği görevlerini yürüttü. 2021'de ise AK Parti Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi oldu.

REKLAM
REKLAM

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in Ağustos 2025'te düzenlediği bir basın toplantısında, Birinci'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında tutuklu bulunan iş insanı Murat Kapki'yi cezaevinde ziyaret ettiğini ve ifade imzalaması karşılığında 2 milyon dolar talep ettiğini ileri sürmüş, Birinci de bu iddiaları 'zırva' olarak nitelendirmişti.

Bunun üzerine AK Parti İstanbul İl Başkanlığı, "siyasi nüfuzunu kullanarak menfaat temin etmeyi teklif ettiği" iddiası ve sosyal medyadan hakaret içerikli paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle Birinci'yi kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti. Birinci ise ihraç kararı çıkmadan önce partisinden ve aktif siyasetten istifa ettiğini açıkladı. Bununla beraber Birinci, kendisini AK Parti'nin bir neferi olarak görmeye devam ediyor.

AK Parti'nin kuruluş kodlarına dönmesi gerektiği çok konuşuluyor. Siz de bunu belirtiyorsunuz. Özellikle özgürlükçü, libertaryen bir tavır vardı AK Parti'nin ilk yıllarında. Bu tavra dönüşün bir yolu olduğuna inanıyor musunuz?

Tabii, şüphesiz inanıyorum. Ben bunun AK Parti'nin genel olarak genetik kodlarında mevcut olduğunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın partiyi kurarken dostları ve arkadaşlarıyla birlikte bu kodları AK Parti'ye yerleştirdiğini biliyorum. Ama şu veya bu sebeplerle - buna 15 Temmuz, o hain darbe süreci dahil - AK Parti olarak biraz daha fazla otoriter renge büründüğümüzü ben kabul ediyorum.

Biraz daha fazla devletçi bir imaj oluştuğunu kabul ediyorum. Fakat bizim Sayın Cumhurbaşkanımızı tekrar o otobüsten çekilerek alnı öpülen insana dönüştürmemiz lazım. Yani miting alanına giderken benim 80 yaşındaki Hüseyin amcamın alnından öptüğü, dokunabildiği adama dönüştürmemiz lazım. Bu da sivil siyasetle ve özgürlük sahasının açılmasıyla olur. Yoksa aksi takdirde çok net ve kesif bir tasfiye bekler bizi. Bunun önünü almamız lazım.

Son dönemde VPN'lerin yasaklanması konuşuluyor, hatta bir intranet kurulacağına dair iddialar dahi gündeme geldi. Bu hamlelerin arkasında ne yatıyor?

'Zamanın ruhu' denen bir şey var ya; biz şu anda zamanın ruhunu ıskalamak üzere olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü zamanın ruhu Rusya tarzı bir sistem ve rejim asla değil. Aşırı devletçi vurgular sivil siyasetin sahasını daraltır. Zaten Türk milleti devletine âşıktır. Aşırı devletçi vurguyla ekstra bir otoriter baskı kurmaya lüzum yoktur vatandaş üzerinde.

'Seçimlerin olmayacağı yahut tamamen sembolik hale geleceği'ne dair ciddi endişeler var muhalif seçmende ve çeşitli toplum kesimlerinde. Ne dersiniz?

Bazı vatandaşların kafasında soru işareti olmasına rağmen bunun mümkün olmadığını baştan müjdeleyeyim: Böyle bir şey olmaz. Türkiye'de seçimler olur. Kimse ondan endişe etmemeli. Seçimler zamanında olur. Türkiye bu demokratik sisteme geçişi pahalı ve ağır bedelle ödemiştir.

Ben Türk milletinin demokrasiye âşık olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla bizim sıkı sıkı sarılacağımız yer demokrasi ve özgürlükler sahasıdır, otoriter saha değildir. Aşırı katı devletçi uygulamalar vatandaşın üzerinde doğru tepkilere sebep olmaz sandıkta. Yani insanlar üzerinde demokrasi kılıcı gibi yargı sopasının dolaştırılması, hukuki tehditlerin insanları kendi üzerlerinde hissetmeleri - bunlar amaca yönelik haller olmaz parti için.

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? AK Partili isimlerden bile "buna gerek yoktu" diyenler var.

Olmasaydı iyi olabilirdi ama olunca da iyi yönetmek lazım. Bakın, bu siyasi bir yaklaşım; hukuki bir yaklaşım değil. Siyasi yaklaşım şudur: Evet, olmasaydı iyiydi. Ama olduğu zaman da çok iyi yönetmek lazım bu durumu. Sayın Ekrem İmamoğlu'nun cezaevinde olma sürecinin iyi yönetilmesi lazım. Vatandaşla iyi iletişim kurulması ve bu meselenin iyi izah edilmesi lazım. Yargının bağımsız olması gerektiğine inanırım; olup olmadığı hususu ise bütün ülkelerde tartışmalıdır.

Amerika'da da görüyoruz biz bunu. Dolayısıyla siyasetin belli miktarda yargıyı etkilemesi söz konusu. Bunu kabul ediyorum. Hem bu siyasi etkiyi kabul ederken hem de Sayın İmamoğlu'nun yargılanamaz olduğu iddiasını reddetmek lazım. CHP yönetiminin yapması gereken şey şu: "Bu yargılama siyasidir ama biz bu iddialardan temizlenip öyle çıkacağız" tavrını sergilemek. Bu hem kendi siyasetini rahatlatır hem de muhalefet vazifesini yerine getirir.

Vatandaştan gelen şikâyetler neler? Sizi sokakta durdurup dert yananlar ne söylüyor?

Ekonomi diyor hocam. Ekonomi olmadı mı? Olmadı. Başaramadık onu. Vatandaş bunalmış vaziyette. O siyasi yargılamalar olarak nitelenen yargılamalar vatandaşın hakikaten çok da fazla umurunda değil şu anda.

Vatandaş ekmek derdine düşmüş. Tarım bu Türkiye'nin tarım faaliyetinde, tarım politikalarında ciddi revizyona ihtiyaç var. Belediyecilik faaliyetlerinde ciddi revizyona ihtiyaç var. Belediyelerin konser düzenleme gibi lüks sayılabilen faaliyetlerden el çekmesi lazım. Milyonlarca TL'miz saçılıp gidiyor. Türk milleti aşırı uyanık; sessiz ama uyanıktır bir de. Bak bu sessizliği kimseyi kandırmasın. Sandığı bekler, sandıkta gereğini yapar.

AK Parti'nin asıl ruhunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?

AK Parti hareketi temelde bir muhalif harekettir. Egemen ideolojiye ve egemen sisteme karşı bir itiraz hareketidir. Egemen sermayeye, devlete dayanarak büyümüş sermayeye itiraz eden, Anadolu sermayesini ön plana çıkaran bir muhalif hareketti. O yüzden işçi ve emekçi de yıllarca AK Parti'yi destekledi. Muhalif ruhun AK Parti'de olduğunu gördüğü için destekledi.

Ne zaman ki AK Parti o muhalif hareketliliğini ele alıyor, sisteme muhalefet eden tavrını ortaya koyuyor; o zaman yüzde elli üzerinde oy görüyoruz. Bu dinamiklere döndüğümüz anda yine o oyları görürüz. Şu anda ise tam tersi bir garip durum var: Cumhuriyet Halk Partisi'ne giydirilmiş demokratik renkler var; bize giydirilmeye çalışılan katı devletçi renkler var. Oysa katı devletçi kodlar CHP'nin genetiğindedir, bizim genetiğimizde yoktur bu.

CHP'nin iktidara gelmesi ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Türkiye'ye bu kötülüğü yapamayız. Ben Türk milletinin başına CHP'nin böyle bir sıkıntı getirmesini istemediğim için zaten bunları konuşuyorum. Benim dediğimin özeti çok net ve sarih: AK Parti eğer demokratik kodlarına dönmezse ilk seçimde gider ve başımıza ceberrut bir CHP gelir.

Yani 23 yılın verdiği rövanşizmle ne yapacaklarını tahayyül etmek bile kolay değil. Şu anda katı devletçi diye eleştirdiğimiz şeyleri rahmet okutacaklar. Çok basit bir örnek vereyim: 18 sene ezanın okunamadığı bir Türkiye'den, ikna odalarının kurucusunu milletvekili yapan bir zihniyetten bahsediyoruz.

Bu değişim iradesinin AK Parti'de mevcut olduğuna inanıyor musunuz? Cevabınız evetse, sizce ne zaman tezahür edecektir?

Bu iradenin olduğunu bilmesem zaten konuşmam. Umudumu keserdim. AK Parti'de de bu noktada tartışmaların yürüdüğünü biliyorum. Çok tecrübeli, çok akıllı AK Parti yöneticileri var; bunların içinden geliyorum ben. Ama ne zaman olacağına dair bir öngörüm yok.

Öngörüm olsa daha rahat olurum. Şu anda hakikaten öngörüm yok. Bu iradenin olduğunu söylüyorum; ne zaman tezahür edeceğini söyleyemem. Yapılması gereken çok açık: Demokratik sahayı gevşetmek lazım, özgürlükler sahasını gevşetmemiz lazım. Cumhurbaşkanımızın kodlarında sivil hareket var.

Hiçbir askeri vesayete dayanmayarak, onlarla mücadele ederek geldi. O otobüsün tepesinden çekilerek yanaklarına dokunulan, alnına öpülen cumhurbaşkanımız zaten odur. Bizim arkasında saf tutmaya devam ettiğimiz cumhurbaşkanımız odur. Ben Sayın Cumhurbaşkanımıza milletin ve Türkiye'nin hâlâ ihtiyacı olduğunu düşündüğümden dolayı bunları sesli dile getiriyorum.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1547 oyun tamamını alarak yeniden AK Parti Genel Başkanı seçildi

AK Parti İstanbul'da değişim: Kabaktepe yerini Özdemir'e bıraktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Partililere 'hazırlık' işareti: 'Geçen seçim, dünde kaldı'