Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Hristiyan liderler fosil yakıt devlerini eleştirdi, AB’den ek vergi talep etti

Papa Francis'in cenaze töreninden genel görünüm, 26/04/25
Papa Francis'in cenaze töreninden genel görünüm, 26/04/25 ©  European Union, 2025, licensed under CC BY 4.0
© European Union, 2025, licensed under CC BY 4.0
By Ruth Wright
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

“Avrupa, fosil yakıtlardan uzak, yeni bir çağa geçişe öncülük etme konusunda tarihi bir sorumluluğa ve fırsata sahip,” diyor AB genelindeki inanç toplulukları.

Hristiyan kuruluşlardan oluşan bir koalisyon, AB kurumlarına acil bir çağrı yaptı: fosil yakıtları kademeli biçimde terk edin ve bunlardan kâr edenleri vergilendirin.

REKLAM
REKLAM

AB’nin 20 ülkesinden 120 kuruluş, bu türden ilk çağrıya imza attı.

Belgede, “Avrupa’nın fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırmak ve fosil yakıt şirketlerinin devasa kârlarına kalıcı bir vergi de dahil olmak üzere temiz enerjiye geçmek için benzersiz bir fırsatı ve ahlaki sorumluluğu var” deniyor. Guardian gazetesinin kısa süre önce ortaya çıkardığına göre, dünyanın en büyük 100 petrol ve gaz şirketi, ABD-İsrail’in İran’daki savaşının ilk ayında her saat başı 30 milyon dolar (25,8 milyon avro) kâr etti.

Çağrı, AB’ye “insan onuru ve ortak yarar yönündeki kurucu değerlerine sadık kalarak adil bir enerji dönüşümünü hızlandırma” çağrısı yapıyor.

Metnin imzacıları arasında episkopal kurumlar, dini tarikatlar, sosyal ve çevresel STK’lar, uluslararası kalkınma örgütleri ile Hristiyan hareketler ve topluluklar da dahil olmak üzere Avrupa ve ulusal düzeyde inanca dayalı kurumlar bulunuyor. Kuruluşlar arasında Laudato Si’ Movement, Caritas Europa ve Almanya Katolikler Merkez Komitesi yer alıyor.

Derinleşen ekolojik kriz döneminde Hristiyan değerleri

“Avrupa, Ortak Evimize Sadık Kal” başlıklı çağrıda imzacı kuruluşlar, Hristiyanlar için yaratılıma özen göstermenin isteğe bağlı değil, “erdemli bir hayatın ayrılmaz parçası” olduğunu vurguluyor. Bu da onları şu soruyu sormaya götürüyor: “En çok yoksulları orantısız biçimde etkileyen ekolojik krizin giderek derinleştiği bir dönemde komşumuzu sevmek ne anlama geliyor?”

En yoksul ülkeleri oluşturan Küresel Güney’in, iklim eylemine yatırım yapabilmesi için “sürdürülemez borçların silinmesi ve adil vergilendirmenin desteklenmesi” yoluyla, ayrıca bu ülkelere kredi yerine hibe sağlanarak desteklenmesi gerektiğini söylüyorlar. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı’na göre, 2024 yılında gelişmekte olan ülkelerin borç toplamı 31 trilyon dolar (26 trilyon avro) seviyesindeydi.

Fosil yakıt şirketlerine vergi

Belgede, “Avrupa’nın önünde keskin bir tercih var: fosil yakıtlardan çıkışa öncülük etmek ya da küresel karbon emisyonlarının yarısından sorumlu en kirletici şirketlerin safında yer almak” ifadeleri yer alıyor.

Fosil yakıt şirketlerinin, dünyanın en büyük kirleticileri olduğu yaygın biçimde kabul ediliyor. İmzacı kuruluşlar, bu şirketlerden yana tavır almak yerine kârlarının vergilendirilmesini ve fosil yakıt sübvansiyonlarının sona erdirilmesini talep ediyor. Bu vergilerin “enerji dönüşümünü finanse etmek ve en kırılgan haneleri desteklemek” için kullanılması isteniyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, 2023’te fosil yakıt sübvansiyonları 620 milyar dolar (534 milyar avro) seviyesine ulaştı.

AB’nin ‘omnibus’u tartışma konusu

İmzacı kuruluşlar, “AB şu anda kendi mevzuatını söküyor ve küresel iklim lideri olarak üstlendiği role sırtını dönüyor” diyor. Buna örnek olarak, sanayi emisyonları ve su kaynaklarının korunması alanlarında standartları ve denetimi düşürecek bir dizi çevre mevzuatı “basitleştirmesini” içeren, ‘çevresel omnibus’ yasasını gösteriyorlar.

Avrupa Komisyonu, önlemlerin gereksiz idari yükleri azaltmak üzere tasarlandığını savunurken, çevre örgütleri bu değişikliklere karşı çıkıyor; üreticilerin daha kolay kirletebileceğini, Komisyon’un doğanın ve insanların sağlığının pahasına sanayinin ağır toplarının yanında yer aldığını söylüyor.

Hristiyan kuruluşlar, “Çok sık, ‘basitleştirme’ deregülasyona yol açtı; örneğin yürürlükteki ‘Omnibus’ yasası aracılığıyla iklim taahhütlerinin ertelenmesi, fosil yakıtlara bağımlılığın artması, şirketler için özen yükümlülüğünün zayıflatılması ve sosyal ile çevresel güvencelerin budanması gibi sonuçlar doğurdu” değerlendirmesini yapıyor.

İnanç gruplarının somut talepleri

Çağrı metni, AB’yi “insan onuru ve insan haklarına ilişkin kurucu değerlerine sadık kalmaya ve bugünü ile yarını korumak için cesur hedefler belirlemeye” davet ediyor.

Bu hedeflerin ne olması gerektiği konusunda ise grubun birkaç somut talebi var. İlk talep, fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin; “kömürden 2030’a kadar, gazdan 2035’e kadar, petrolden ise 2040’a kadar çıkışı öngören net bir strateji” ile birlikte yeni fosil yakıt arama faaliyetlerine derhal yasak getirilmesini ve yeni fosil yakıt altyapısı projelerine ruhsat verilmesine son verilmesini istiyorlar.

Bir diğer talep, “yenilenebilir enerjiye, enerji verimliliğine ve elektrifikasyona yönelik yatırımların büyük ölçüde artırılması; kaynakları korumak amacıyla enerji tasarrufunun ve döngüsel ekonominin teşvik edilmesi”.

Son talep ise, 2027’nin sonuna kadar tamamlanması beklenen bir sonraki yedi yıllık AB bütçesiyle ilgili. Hristiyan gruplar, bütçenin “enerji faturalarını ödemekte zorlananlara, milyarlarca avro kâr biriktiren şirketlerin çıkarlarından daha fazla öncelik vermesi gerektiğini” dile getiriyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Fırtınalar yangın riskini artırdı: Portekiz yaz mevsimine nasıl hazırlanıyor?

Yeni gaz anlaşması: Avrupa için çözüm mü, fosil yakıtlara daha fazla bağımlılık mı?

Rapor: Isı pompası ve elektrikli araca geçen AB haneleri yılda 2.200 avrodan fazla tasarruf edebildi