Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Annelik mitine meydan okuyan kadın: Elif Doğan ile röportaj

Yazar ve aktivist Elif Doğan, BM Kadın Birimi (UN Women) Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi tarafından düzenlenen Avrupa ve Orta Asya Bakım Emeği Forumu 2026'da konuştu.
Yazar ve aktivist Elif Doğan, BM Kadın Birimi (UN Women) Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi tarafından düzenlenen Avrupa ve Orta Asya Bakım Emeği Forumu 2026'da konuştu. ©  Euronews Türkçe
© Euronews Türkçe
By Burcu Basaran & Buse Keskin
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

'Kadınları güçlendirmekten değil, erkeklerin ev içindeki sorumluluklardan pay almasından bahsetmeliyiz,' diyen yazar Elif Doğan, İstanbul'da düzenlenen UN Women Europe and Central Asia Care Forum'da bakım emeğinin görünmezliğini, annelik mitini ve Türkiye'de sosyal politika eksikliğini ele aldı.

Kadınların görünmez emeğini ve bakım ekonomisini ele alan Avrupa ve Orta Asya Bakım Emeği Forumu 2026 (Europe and Central Asia Care Forum), 11-12 Mayıs'ta İstanbul'da BM Kadın Birimi (UN Women) öncülüğünde toplandı.

REKLAM
REKLAM

Forum kapsamında söz alanlardan biri de yazar ve feminist aktivist Elif Doğan'dı. 17 yıldır anneliğin kutsallaştırılmasına ve kadına yüklenen görünmez emeğe itiraz eden yazılarıyla tanınan Doğan, 'Annelik Her Zaman Tozpembe Değil' ve 'Meğer Ben Feministmişim' kitapları ile bu alandaki öncü seslerden biri haline geldi.

50 yaşında, 2 çocuk annesi olan Doğan, anneliğin kutsallaştırılmasından erkeklerin bakım rolüne, sosyal politika eksikliklerinden feminizmin yanlış anlaşılmasına uzanan geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Doğan daha sonra Euronews Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Anneler Günü'nde siyasilerin anneliği "kutsal" ve "kurucu değer" olarak tanımlamasına dikkat çeken Doğan, bu söylemin pratikte karşılık bulmadığını vurguladı. "Anneliğin ne kadar kutsal ve önemli bir statü olduğunu duyuyoruz ama bir gün, ondan sonra geçiyor," dedi.

Doğan'a göre asıl mesele, bu kutsallaştırmanın ardında yatan boşluk: "Eğer o kadar önem atfedilen bir mertebe ise, ona destekçi politikalar üretilmesi lazım."

Okulda günde bir öğün yemek verilmesini somut bir başlangıç noktası olarak gösteren Doğan, çocuğun ne yiyeceği, ne kadar yiyeceğinin bir ebeveynin hayatındaki kritik bileşenlerden biri olduğunu hatırlattı.

Fransa'daki uygulamaya dikkat çeken Doğan şunları söyledi: "Çocuklar et öğününü okulda yiyorlar. Devlet hem o yükü hem de o sorumluluğu alıyor. Biz burada bir öğün için mücadele veriyoruz."

Öncelikle politika yapıcıların bu 'annelik mitine' tutunmayı bırakıp gerçekten kadınların ihtiyaçlarını dinlemesi gerektiğini vurgulayan Doğan, o ihtiyaçların da birçok paydaş arasında dağıtılması gerektiğini belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Anne Kart uygulamasını olumlu bir örnek olarak değerlendiren Doğan, yerel yönetimlerin bu alanda çok daha etkin rol üstlenebileceğini vurguladı.

"Bundan 17 sene önce yazmaya başladığımda ben ve benim gibi birkaç kişi vardı bu annelik masallarına itiraz eden," diyen Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi mesela Anneler Günü'nde Instagram'a girdiğinizde, bu miti patlatmaya dair benden genç ebeveynler de dahil ciddi bir içerik üretimi görüyoruz dolayısıyla elbette bu kadar kemikleşmiş bazı tavırların yıkılması zaman alıyor ama çok ciddi bir dönüşüm olduğunu düşünüyorum."

'Kadınların güçlenmeye ihtiyacı yok'

Kadınları güçlendirme söylemini de sorgulayan Doğan, çarpıcı bir çerçeve ortaya koydu: "Kadınları güçlendirmeye ya da kadınların güçlenmeye ihtiyacı yok. Erkeklerin güçlerinden biraz arınmasına ve ev içindeki bazı sorumluluklara dahil olmalarına ihtiyaç var."

Hükümetin annelik iznini 24 haftaya çıkarırken babalık iznini yalnızca 2 haftada bırakmasını eleştiren Doğan, "Aradaki 22 haftayı ne yapacağız? Buradan artık anlaşılıyor herhalde," dedi.

Babalarının kendi bakım süreçlerine dahil olamadığına değinen Doğan, erkeklerin de bu dönüşümden kazançlı çıkacağını savundu: "Burada kadınlar zaten üzerlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar. Artı Türkiye özelinde kadınlar bir de hayat kalma mücadelesi veriyorlar. Erkeklerin ataerkil pazarlığı bir kenara bırakıp sahip oldukları bu sahte avantajların aslında onlardan çok fazla şey götürdüğünü fark edip daha az güçlü olmayı ve etraflarıyla daha bağlantıda olmayı göze almaları gerekiyor."

17 yılda tablo ne kadar değişti?

17 yıl önce annelik eleştirisinin neredeyse yalnız bir ses olduğunu hatırlatan Doğan, bugün sosyal medyada genç kuşakların bu miti sorguladığını gözlemliyor.

İlk kitabının adını 'Annelik Her Zaman Tozpembe Değil' yerine 'Annelik Tozpembe Değil' koymak istediğini ancak dönemin koşullarında buna cesaret edemediğini anlatan Doğan, "Şimdi öyle değil," dedi. "Çok ciddi bir dönüşüm içindeyiz."

O dönemde anneliği eleştirmenin çok tepki çektiğini belirten Doğan, anneliğin görünmeyen karanlık taraflarını veya yalnız bırakıldıkları durumları ortaya dökmenin "kadirşinas olmamak" veya "kıymet bilmemekle" eş değer görüldüğünü ifade etti.

"Halbuki annelik aslında birçok kadının eğer isterse takabileceği şapkalarından bir tanesi. Ve bu kadar kutsallaştırılmasının sebebi de kadınların aslında toplumun sorumluluğunu da üstlenmek zorunda bırakılmaları," diye ekledi.

Feminizmin yanlış anlaşılmasına da değinen Doğan, yıllarca kendine feminist demediğini itiraf etti: "Feminist olmanın 'tek bir yolu' yok. Yani ben yıllarca kendime feminist demedim çünkü 'kocamın parasıyla çocuğuma bakıyordum.' Aslında kendi çocuğuma bakıyordum. Ama bunun feminizme ters düştüğünü düşünüyordum."

Doğan, yıllar boyunca feministlerin çocuk sevmeyen, erkeklerden nefret eden ve sadece kedi seven, kıllı bacaklı kadınlar olarak anlatıldığını belirterek, "Ben de feminizmi yanlış öğrenmiştim. Halbuki feminizmin en müşterek tanımı kadınların daha aşağı bir cins olmadığına inanmak ve bütün cinsiyetleri eşit görmek. Erkekler dahil. Feminizm erkeklerin de iyiliğine hizmet eden bir ideoloji."

'Söyleye söyleye değiştireceğiz'

Türkiye'nin siyasi kutuplaşması ve kültürel direnci göz önünde bulundurarak "temkinli bir iyimserlik" içinde olduğunu söyleyen Doğan, değişimin dil ve tanımlarla başladığını vurguladı: "Bakımın ne olduğunu yeniden tanımlamak, adını koymak lazım. Söyleye söyleye, yaza yaza bir şeyleri değiştireceğiz. Değiştirmeye de başladığımızı buradan görüyoruz."

UN Care Forum

BM Kadın'ın Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi tarafından İngiltere FCDO desteğiyle düzenlenen Europe and Central Asia Care Forum, 11-12 Mayıs'ta İstanbul'da gerçekleşti. Kadınların sırtındaki bakım yükünü azaltmayı ve bu emeği ekonomik bir yatırım olarak yeniden tanımlamayı hedefleyen forum, bölgenin bu alandaki ilk büyük girişimi.

200'ü aşkın katılımcının bir araya geldiği forumda hükümet temsilcileri, BM kuruluşları, feminist ekonomistler, sivil toplum ve özel sektör temsilcileri yer aldı. Forum, 2026-2030 dönemini kapsayacak ECA Bakım Eylem Gündemi'nin temellerini atmayı hedeflerken, bakım ekonomisi toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekonomik büyüme ekseninde ele alındı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Kadınların ücretsiz emeği politika gündeminde: Europe and Central Asia Care Forum İstanbul'da

BM Kadın Birimi: Her dört ülkeden biri kadın hakları konusunda geri adım attı

BM Kadın Komisyonu'ndan çıkarılan İran ABD'yi suçladı: Hukuki değil