Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Hürmüz kaynaklı enerji krizi Türkiye’ye 14 milyar dolara mal olabilir: Kriz fırsata dönebilir mi?

ARŞİV: Tekirdağ yakınlarındaki Marmara Ereğlisi’nde bulunan BOTAŞ sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalat terminali / 8 Ocak 2009 Perşembe
ARŞİV: Tekirdağ yakınlarındaki Marmara Ereğlisi’nde bulunan BOTAŞ sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalat terminali / 8 Ocak 2009 Perşembe ©  Copyright 2009 AP. All rights reserved.
© Copyright 2009 AP. All rights reserved.
By Sait Burak Utucu
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Ember raporuna göre Hürmüz krizi, fosil yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle Türkiye’nin enerji ithalat faturasına 2026’da 14 milyar dolar ek yük getirebilir. Euronews Türkçe'ye konuşan raporun yazarı Bahadır Sercan Gümüş, krizin yenilenebilir enerji için bir fırsata dönüşebileceğini belirtti.

Türkiye, enerji ihtiyacının üçte ikisini ithal fosil yakıtla karşılıyor. Fosil yakıt ithalatına olan bu yüksek bağımlılık, Hürmüz krizi nedeniyle Türkiye’nin enerji faturasını 2026’da yüzde 30 artırabilir.

REKLAM
REKLAM

İngiltere merkezli temiz enerji ve veri odaklı çalışan düşünce kuruluşu Ember’in cuma günü yayımladığı yeni analizine göre ABD-İsrail ile İran arasında başlayan savaşın ardından yükselen petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye’nin enerji ithalat faturasına yıl sonuna kadar 14 milyar dolardan fazla ek yük getirebilir.

Ember’e göre fosil yakıt fiyatlarının 1 Mayıs 2026 seviyesinde kalması halinde, Türkiye’nin enerji ithalat faturası, 2025’e kıyasla yıl sonuna kadar yaklaşık yüzde 30 yükselerek 14 milyar dolar artmış olacak.

Raporda, bu ilave maliyetin yaklaşık 8 milyar dolarının petrol, 6 milyar dolardan fazlasının ise doğalgaz ithalatından kaynaklanacağı belirtildi.

Türkiye’nin enerji talebinde ithal fosil yakıtların ağırlığı yüksek seyrediyor. Türkiye, 2024’te enerji talebinin yüzde 67’sini ithal fosil yakıtlarla karşılarken, dışa bağımlılık doğalgazda yüzde 95, ham petrolde yüzde 83, kömürde ise yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti.

ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı gemi geçişlerine kapatıldı. Küresel petrol arzının ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazdaki kesinti, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini artırdı.

Savaşın başladığı tarihten 1 Mayıs 2026’ya kadar Brent petrol yüzde 50 yükseldi. Avrupa doğalgaz fiyatları yüzde 45 artarken, kömür fiyatlarındaki artış yüzde 3’te kaldı.

Bu fiyat artışları Türkiye’nin enerji ithalatına da yansıdı. Savaşın ilk etkilerinin görüldüğü mart, nisan ve mayıs aylarında Türkiye’nin net enerji ithalatı, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 3 milyar dolar artarak yüzde 26 yükseldi.

Kriz fırsata dönebilir mi?

Euronews Türkçe'nin sorularını yanıtlayan raporun yazarı Bahadır Sercan Gümüş, fosil yakıt krizlerinin, dünya genelinde temiz enerjiye olan talebi ve ilgiyi artırdığını belirtti.

2025’te yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel düzeyde ilk kez kömür kaynaklı elektrik üretim payını geride bıraktığını hatırlatan Gümüş, bu eğilimin özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’da daha belirgin hale geldiğini söyledi.

Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki enerji ambargoları ve kısıtlamaların temiz enerji dönüşümünü hızlandırdığını belirten Gümüş, "AB'de kömürün elektrik üretimindeki payı, savaş öncesi dönemde (2021) yüzde 14 iken, 2025 itibarıyla yüzde 9'a gerilediğini" kaydetti.

Aynı dönemde doğalgazın payının da yüzde 19’dan yüzde 16’ya düştüğünün altını çizen Gümüş, Avrupa’da kömür ve doğalgazın payındaki eş zamanlı gerilemenin fosil yakıtlardan uzaklaşmanın mümkün olduğunu gösterdiğini belirterek, "Türkiye için de benzer bir iradenin ortaya konması ile fosil yakıtlardan uzaklaşmak mümkün. Nitekim geldiğimiz konum itibarıyla artık Türkiye elektrik enerjisinin beşte birini rüzgar ve güneşten üretiyor," ifadelerini kullandı.

Türkiye için de Avrupa'daki iradenin benzerinin ortaya konması halinde fosil yakıtlardan kademeli çıkışın mümkün olduğunu ifade eden Gümüş, Euronews Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, "Her krizde yükselen enerji ithalat faturasından kaçınmak için en hızlı ve kalıcı yol yenilenebilir enerji payını artırmaktan geçiyor," dedi.

Gümüş’e göre COP31 ev sahipliği, Türkiye’nin temiz enerji dönüşümünü hızlandırması ve fosil yakıtlardan kademeli çıkış planı hazırlaması için bir fırsat sunuyor.

Raporun yazarı, bu sürecin Türkiye’nin uluslararası alanda temiz enerji dönüşümündeki kararlılığını göstermesi açısından da önem taşıdığını belirtti.

Petrol ve doğalgaz ithalatında maliyet artışı

Hürmüz krizinin Türkiye’ye getireceği ek maliyetin en büyük bölümü petrol ithalatından gelecek. Ham petrolde dışa bağımlılık yüzde 83 seviyesinde bulunurken, Türkiye’nin ithalatında Rusya yüzde 46 payla ilk sırada yer alıyor.

Türkiye 2025’te ham petrol ithalatına 16,1 milyar dolar, motorin gibi petrol ürünlerine ise yaklaşık 20 milyar dolar ödedi. Ember’e göre petrol fiyatlarında varil başına yaşanan ortalama 35 dolarlık artış, 2026’da Türkiye’ye 7,7 milyar dolarlık ek maliyet getirecek. Bunun 5,2 milyar doları karayolu ulaşımından kaynaklanacak.

Doğalgazda da dışa bağımlılık yüksek. Türkiye’nin toplam enerji arzında yüzde 26 paya sahip doğalgazın yüzde 94,7’si ithal ediliyor. 2025’te doğalgaz ithalatında Rusya yüzde 36 ile ilk sırada yer aldı.

Rapora göre Türkiye’nin doğalgaz arzında Hürmüz krizinden doğrudan etkilenen ülkelere bağımlılığı sınırlı olsa da küresel fiyat artışları ithalat maliyetlerini yükseltiyor. Doğalgaz anlaşmalarında petrol fiyatlarına bağlılık nedeniyle bu etkinin bir kısmı yaklaşık dokuz ay gecikmeyle faturaya yansıyor.

Doğalgaz fiyatlarının 1 Mayıs 2026 seviyesini koruması halinde Türkiye’nin doğalgaz ithalat faturası yıl sonuna kadar 6,4 milyar dolar artacak. Bu ek maliyetin 2,3 milyar doları meskenlerden, 1,6 milyar doları elektrik üretiminden, 1,5 milyar doları ise sanayiden gelecek.

Kömürde ek maliyet sınırlı kaldı

Hürmüz krizinin kömür ithalatına etkisi petrol ve doğalgaza göre daha sınırlı kaldı. Türkiye’nin birincil enerji arzının yüzde 26’sını oluşturan kömürün yüzde 60’tan fazlası ithal ediliyor.

Türkiye, 2021-2025 döneminde 27 milyar dolarlık taşkömürü ithal ederken, yalnızca elektrik üretimi için ithal kömüre ödenen tutar 17 milyar dolara ulaştı. Elektrik üretimi için kömür ithalatında Rusya yüzde 85 payla ilk sırada yer aldı.

Kömür fiyatları Hürmüz krizinin ardından martta yüzde 30’dan fazla yükselse de arzın savaştan doğrudan etkilenmemesi nedeniyle nisanda savaş öncesi seviyelere yaklaştı. Ember’e göre 1 Mayıs itibarıyla fiyat artışının yüzde 3 ile sınırlı kalması, 2026 yılı toplam kömür ithalatına 95 milyon dolarlık ek maliyet getirecek.

Türkiye’nin yıllık ortalama net enerji ithalatı

Türkiye, enerjisinin üçte ikisini ithalat yoluyla karşılarken, yalnızca 2025’te net enerji ithalatı için 47 milyar dolar ödedi.

Bu faturanın yüzde 47’si petrol, yüzde 43’ü doğalgaz, yüzde 10’u ise kömür ithalatından kaynaklandı.

Raporda, Türkiye’nin 2015-2024 döneminde net enerji ithalatına yılda ortalama 42 milyar dolar ödediği belirtildi. Bu tutar, aynı dönemde Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının ortalama yüzde 4,5’ine denk geldi.

Enerji ithalatının milli gelir üzerindeki baskısı da benzer ülkelere kıyasla yüksek seyrediyor.

Ember’in analizine göre Türkiye, 2015-2024 döneminde net enerji ithalatının milli gelire oranında yüzde 4,5 ile enerji ithalatçısı G20 ülkeleri arasında Güney Kore’nin ardından ikinci sırada yer aldı.

Güney Kore’de bu oran yüzde 5,1 olarak hesaplandı.

Enerjide yüksek dışa bağımlılık, küresel fiyat şoklarıyla birleştiğinde ithalat faturasını hızla artırıyor. Bunun en çarpıcı örneği 2022’de yaşandı.

Rusya-Ukrayna savaşının enerji fiyatlarını yükselttiği 2022’de Türkiye’nin net enerji ithalatı 80 milyar doların üzerine çıktı ve tarihi zirvesine ulaştı. Aynı yıl net enerji ithalatının milli gelir içindeki payı yüzde 8,6’ya yükseldi. Bu oran, son 10 yıllık ortalamanın neredeyse iki katına çıktı.

2022’de Türkiye’nin 47 milyar dolarla tarihindeki en yüksek üçüncü cari açığı vermesi de enerjide dışa bağımlılığın ekonomi üzerindeki riskini gösterdi.

Türkiye’nin son beş yıldaki ortalama net enerji ithalat faturası 54,2 milyar dolar oldu. Ancak Rusya-Ukrayna savaşının küresel enerji fiyatlarını yukarı çektiği 2022’de faturanın 80,1 milyar dolara çıkması ortalamayı belirgin şekilde artırdı.

Bu yıl dışarıda bırakıldığında ortalama 47,8 milyar dolara geriliyor.

Enerji faturasındaki en büyük pay karayolu ulaşımında

Türkiye’nin 2025’teki net enerji ithalat faturasında en büyük pay karayolu ulaşımından geldi. Karayolu ulaşımı, 15 milyar dolarlık ithalat faturasıyla toplamın neredeyse üçte birini oluşturdu.

Karayolunu 8 milyar dolarlık ithalat ve yüzde 17 payla sanayi izledi. Meskenler ve elektrik üretimi ise faturada yüzde 16’şar pay aldı. Bu dağılım, enerji ithalat yükünün yalnızca elektrik üretiminden değil, fosil yakıtların doğrudan tüketildiği ulaşım, sanayi ve binalardan kaynaklandığını gösteriyor.

Ember’den raporun yazarı Bahadır Sercan Gümüş, bu nedenle enerji ithalat faturasını kalıcı olarak düşürmek için ulaşım ve binalar gibi nihai tüketim alanlarında elektrifikasyonun hızlanması gerektiğini belirtiyor.

Elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı 2015’te yüzde 33 iken 2025’te yüzde 43’e çıksa da, elektrik üretiminin enerji ithalat faturası içindeki payı yalnızca yüzde 16 seviyesinde kaldı.

Elektrikli araçlar yakıt ithalatını düşürebilir

Karayolu ulaşımı, ithalat faturasındaki en büyük kalem olduğu için elektrifikasyonda da en yüksek potansiyele sahip alan olarak öne çıkıyor. Türkiye’de 2025’te satılan yeni otomobillerin yüzde 17’sini elektrikli araçlar oluşturdu. 2026 Nisan itibarıyla ülkedeki toplam elektrikli araç sayısı 420 bini aştı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 2035’e kadar Türkiye’de elektrikli araç sayısının 5 milyonu geçeceğini öngörüyor. Raporun yazarı Gümüş'e göre, Türkiye yollarındaki her 1 milyon elektrikli otomobil, yılda yaklaşık 900 milyon dolarlık fosil yakıt ithalatını önleyebilir.

Ancak karayolu ithalat faturasının yüzde 40’ı otomobillerden, yüzde 60’ı ise kamyon, çekici, otobüs ve kamyonet gibi araçlardan kaynaklanıyor. Bu nedenle elektrifikasyonun ağır ticari araçları da kapsaması, ithalat maliyetlerini düşürmek için daha büyük bir potansiyel sunuyor.

Raporun yazarı Bahadır Sercan Gümüş, Euronews Türkçe'ye verdiği yanıtta Türkiye için 2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefini "iddialı ancak ulaşılabilir" olarak değerlendirdi.

Gümüş, Türkiye’de 2024 itibarıyla nihai enerji tüketiminde elektriğin payının yüzde 20 olduğunu belirterek, bu oranın 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasının mümkün olduğunu söyledi.

Türkiye’deki yaklaşık 17 milyon otomobilin tamamının elektrikliye dönüşmesinin elektrifikasyon oranını en az yüzde 25’e taşıyacağını belirten Gümüş, ağır ticari araçların da bu dönüşüme dahil edilmesiyle oranın yüzde 30’un üzerine çıkabileceğini ifade etti.

Ulaşımda yolcu ve yük taşımacılığında raylı sistemlerin yaygınlaştırılmasının da temiz elektrik kullanımını artırabileceğini söyleyen Gümüş, "Ulaşımın yanı sıra bina ve sanayide de elektrifikasyon payının artırılması ile yüzde 35 hedefi Türkiye için başarılabilecek bir hedeftir," diye belirtti.

Gümüş, Türkiye’nin COP31 başkanlığı tarafından işaret edilen 2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefinin, 2026’da güncellenmesi beklenen Ulusal Enerji Planı’na dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Konutlarda da tasarruf potansiyeli var

Benzer bir tasarruf potansiyeli konutlarda da öne çıkıyor. Ember’e göre konutlardaki doğalgaz tüketimi, yalnızca 2025’te Türkiye’nin enerji ithalat faturasına 7,2 milyar dolarlık yük getirdi.

Meskenlerde doğalgaz talebinin yüzde 90’ı ısınma ve sıcak su tüketiminden kaynaklanıyor. Rapora göre ısı pompaları, bu ihtiyacı ithal doğalgaz yerine yenilenebilir elektrikle ve en az üçte bir oranında daha az enerji kullanarak karşılayabilir.

Ember, Türkiye’deki 25 milyon konutta yüzde 10’luk sınırlı bir dönüşümün bile yıllık enerji ithalat faturasını 1 milyar doların üzerinde azaltabileceğini belirtti. Raporda, temiz enerjiye dayalı elektrifikasyonun tek seferlik değil, her yıl tekrar eden kalıcı bir tasarruf sağlayacağı vurgulandı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İngiltere ekonomisi İran savaşı kaynaklı enerji şokuyla nisan ayında daraldı

Enerji krizi nedeniyle Portekiz AB koruma maddesini devreye aldı

Türkiye dev 'güneş tarlası' ile Avrupa'da yenilenebilir enerjide zirveye oynuyor