Adalet Bakanı Gürlek, BBP'nin eski lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşamını yitirdiği 2009 tarihli helikopter kazasına ilişkin soruşturmada "FETÖ'nün karanlık izlerinin araştırıldığını" belirtti.
Adalet Bakanı Yılmaz Gürlek, Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dair açıklamalarda bulundu.
Bakan Gürlek pazar günü X'te yaptığı açıklamada, çok yönlü soruşturmada ulaşılan son hukuki durumu ve gözaltı verilerini paylaşırken, dosyada "FETÖ/PDY bağlantılarına yönelik incelemelerin" devam ettiğini belirtti.
Gürlek yaptığı açıklamada, "Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma, milletimizin vicdanında derin iz bırakmış dosyalardan biridir," dedi.
"Dosyada FETÖ/PDY’nin mahrem yapılanmasına, örgütsel irtibatlara, 15 Temmuz Darbe Girişiminin baş aktörlerinden Adil Öksüz bağlantısına, ByLock yazışmalarına ve çok sayıda şüphelinin geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olmasına ilişkin hususlar titizlikle değerlendirilmektedir," diye ekledi.
Dosyanın "yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olayın değil; devletin kılcal damarlarına sızarak hakikati karartmaya çalışan FETÖ’nün karanlık izlerinin de araştırılmasına" yönelik olduğunu belirten Gürlek, "Soruşturmanın ucu nereye uzanırsa uzansın, devletimiz hukuk içinde sonuna kadar gidecektir. Hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına, hiçbir örgütlü yapının milletimizin adalet beklentisinin önüne geçmesine müsaade edilmeyecektir," dedi.
Sürecin kararlılıkla takip edileceğini de sözlerine ekledi.
13 Temmuz'da kamuoyuna duyurulan soruşturma, "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten öldürme" suçlamaları üzerinden yürütülüyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 29 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 27 şüpheli gözaltına alındı. Bunlardan 19’u tutuklandı, 8’i hakkında adli kontrol kararı verildi. Diğer 2 şüpheli ise cezaevinde tutuklu bulunuyor.
Büyük Birlik Başkanı Mustafa Destici, 13 Temmuz'da yaptığı açıklamada, bugüne dek soruşturma ve dava süreçlerinin çeşitli aşamalarında dosyanın takipsizlikle sonuçlandırılmasına yönelik girişimlerden bahsederek, "avukatların hukuki mücadelesi sayesinde" dosyanın yeniden değerlendirilmeye alındığını söyledi.
Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Destici, "adaletin gecikmiş olmasının ondan vazgeçilmesini gerektirmediğini" vurgulayarak, "Temennimiz ve beklentimiz; hakikatin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve hukukun üstünlüğünün hiçbir istisnaya yer bırakmayacak şekilde tesis edilmesidir," ifadelerini kullandı.
Ne olmuştu?
Türk siyasi hayatının önemli isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu, kariyerine Ülkü Ocakları bünyesinde başladı. Bu yapıda genel başkan yardımcılığı ve genel başkanlık görevlerini yürüten Yazıcıoğlu, Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu başkanı oldu ve MHP'de Genel Başkan Müşavirliği yaptı.
1980 askeri darbesinin ardından 5,5 yılı hücrede olmak üzere toplam 7,5 yıl boyunca Mamak Cezaevi'nde yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra, 1987'de Alparslan Türkeş liderliğindeki Milliyetçi Çalışma Partisi'ne (MÇP) katıldı ve 1991 seçimlerinde Sivas'tan milletvekili seçildi.
1992 yılında siyasi fikir ayrılıkları nedeniyle MÇP'den ayrılan Yazıcıoğlu, 1993'te bir grup arkadaşıyla birlikte Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kurdu ve partinin genel başkanlığına seçildi.
2007 genel seçimlerinde Sivas'tan bağımsız aday olarak tekrar milletvekili seçilen Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da yerel seçim çalışmaları esnasında içinde bulunduğu helikopterin Kahramanmaraş'ta düşmesi sonucu hayatını kaybetti.
Kahramanmaraş'ta Çağlayancerit mitinginin ardından Yozgat'taki seçim etkinliğine giderken Keş Dağı'nda düşen helikopterde bulunan pilot Kaya İstektepe, BBP yöneticileri ve gazeteci İsmail Güneş dahil olmak üzere 5 kişi daha yaşamını yitirdi.
31 Mart 2009'da Ankara'da son yolculuğuna uğurlanan Yazıcıoğlu'nun ismi, Sivas ve Anadolu'nun birçok şehrinde cadde, park ve okullara verildi.
Olayın bir kaza mı yoksa bir suikast mı olduğu kamuoyunda yıllardır tartışılıyor. Bazı teknik bulgular sonucu arama kurtarma çalışmalarında gecikmeler gibi çeşitli iddialar ortaya sürüldü. Olayın bir kaza değil, suikast olabileceği öne sürüldü.
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatı ile Devlet Denetleme Kurulu (DDK) harekete geçmiş, Yazıcıoğlu'nun ölümünü şüpheli bulmuştu.
DDK'nın raporunda "Özellikle arama-kurtarma boyutunda Devletin topyekun seferber olmasına rağmen istenen netice alınamamış ve ağır bir kamu hizmet kusuru ortaya çıkmıştır," ifadelerine yer verilmişti.
2018 yılında Yargıtay, Yazıcıoğlu'nun ölümünün ardından yürütülen soruşturmalarda bazı kamu görevlileri için verilen "kovuşturmaya yer yoktur" kararını kaldırdı.
2021'de 9 üst düzey kamu görevlisinin yargılandığı davada 3 sanığa "görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 2'şer ay hapis cezası verilirken, 6 sanık ise beraat etti.
Gülen yapılanması
Fetullah Gülen, 27 Nisan 1941 Erzurum'un Pasinler ilçesinde doğmuş olan bir vaiz ve imamdı.
1999 yılından bu yana ABD'de yaşayan Gülen'in yönettiği yapılanma, Türkiye'de "Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)" olarak tanımlanıyor.
Şeffaflık konusunda ilk günden beri pek çok eleştirinin hedefinde olan Gülen yapılanması, Türk hükümeti içinde bir "paralel yapı" kurmakla, sınav sorularını çalmakla, yapılanmaya sert eleştiriler yönelten Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nu öldürmekle, Yarbay Ali Tatar'ın intihar etmesine neden olan Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy ve Askeri Casusluk gibi "kumpas davaları" düzenlemekle, Hrant Dink suikastini gerçekleştirmekle, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini organize etmekle ve pek çok diğer kriminal eylemle suçlanıyor.
Grubun lideri Gülen, ölümüne kadar bütün bu suçlamaları reddetti.
Bununla beraber, uzun yıllar kendisinin "sağ kolu" olarak bilinen Nurettin Veren'den Gülen'in öz yeğeni Ebuseleme Gülen'e kadar pek çok itirafçı yapılanmayı eleştiriyor ve bu suçlamalarda doğruluk payı olduğunu belirtiyor.
Yapılanma hakkındaki ilk dava 1999 yılında açılmıştı. Savcı, hazırladığı iddianamede mensupların ve yapılanmanın lideri konumundaki Gülen'in "anayasal sistemi değiştirerek yerine İslami esaslara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" gerekçesiyle hapis istemi ile dava açmıştı.
2013 yılında AK Parti'nin Gülen yapılanmasıyla ilişkilerinin bozulmasının ve bilhassa 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yapıya karşı açılan davalarda çok sayıda kişi cezaevine gönderildi.
Gülen yapılanmasına yakınlığı ile bilinen bazı milyarder iş insanlarının cezaevine girmemesine karşılık alt düzey mensupların cezaevine girmesi ve olağanüstü hal döneminde Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yoluyla işlerinden edilmesi de sıkça eleştirilere konu oldu.