Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Türk kökenli yayıncının ABD siyasetindeki yükselişi: Hasan Piker kimdir?

Hasan Piker, Michigan’daki ABD Senatosu Demokrat Parti ön seçiminde yarışan ilerici aday Abdul El-Sayed için Detroit’te düzenlenen seçim gecesi etkinliğinde, 4 Ağustos 2026.
Hasan Piker, Michigan’daki ABD Senatosu Demokrat Parti ön seçiminde yarışan ilerici aday Abdul El-Sayed için Detroit’te düzenlenen seçim gecesi etkinliğinde, 4 Ağustos 2026. ©  AP/Julia Demaree Nikhinson Copyright 2026 The Associated Press. All rights reserved.
© AP/Julia Demaree Nikhinson Copyright 2026 The Associated Press. All rights reserved.
By Sait Burak Utucu
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

New Jersey'de doğup Türkiye'de büyüyen Hasan Piker, Twitch yayınlarıyla ABD solunun en görünür dijital seslerinden birine dönüştü. Euronews, 'HasanAbi'nin siyasi etkisini ABD'li siyaset bilimi uzmanı Nojang Khatami'nin değerlendirmeleriyle mercek altına aldı.

ABD'de son yıllarda siyasal etkisi en çok tartışılan dijital yayıncılardan biri Türk-Amerikalı Hasan Piker. "HasanAbi" kullanıcı adıyla bilinen Piker, günde 7-8 saate varan Twitch yayınlarıyla 3 milyonu aşkın takipçiye ulaşıyor.

REKLAM
REKLAM

Solcu siyasi yorumcu ve yayıncı Piker, Filistin yanlısı ve Siyonizm karşıtı görüşleriyle de biliniyor. YouTube, Instagram ve X'te milyonlarca takipçisi bulunan Piker'in ABD siyasetinin en çok izlenen solcu seslerinden birine uzanan hikâyesi, Los Angeles'taki yayın odasından önce Türkiye'de başladı.

1991'de New Jersey'de doğan ancak ailesiyle kısa süre sonra Türkiye'ye dönen Piker'in hayatı, 18 yaşına kadar iki ülke arasında geçti. TED Ankara Kolejinde eğitim görürken yazlarını New Jersey'de geçirdi. Bir ayağı Amerikan popüler kültüründe, diğeri Türkiye'nin sertleşen siyasi iklimindeydi.

Siyasete ilgisi de bu ikili hayatın içinde filizlendi. Türkiye'deki siyasi mizah dergileriyle görüşleri şekillenirken Recep Tayyip Erdoğan'ın yükselişine tanıklık etti ve Amerikan savaşlarının bölgedeki yankılarını izledi. Jon Stewart'ın mizahla siyaseti buluşturan üslubu ise ona ağır meselelerin genç bir kitleye başka bir dille anlatılabileceğini gösterdi.

Hasan Piker'in çocukluğundan bir kare
Hasan Piker'in çocukluğundan bir kare X / HasanAbi

Piker, 18 yaşında üniversite eğitimi için ABD'ye döndü. Önce Miami Üniversitesine girdi, ardından Rutgers Üniversitesine geçti; 2013'te siyaset bilimi ve iletişim alanlarında lisans eğitimini tamamladı.

Rutgers'taki son yılında, dayısı Cenk Uygur'un kurucuları arasında bulunduğu The Young Turks (TYT) YouTube kanalında stajyer olarak çalışmaya başladı. Reklam satışında görev aldıktan sonra kamera karşısına geçti; 2016'da TYT bünyesindeki "The Breakdown" programını sunmaya başladı.

The Young Turks'ten kişisel Twitch yayınlarına uzanan yolculuğu, Piker'i bugün milyonlarca kişinin haberleri ve siyaseti takip ettiği Türk-Amerikalı bir siyasi yorumcuya dönüştürdü.

Piker'in Twitch'e geçişi yalnızca bir mecra değişikliği değil, bilinçli bir siyasi iletişim tercihiydi. Business Insider'a verdiği 2021 tarihli röportajda, TYT'deki yayınların önceden hazırlanmış metinlere dayandığını ve doğaçlama konuşmakta zorlandığını anlatan Piker, 2018'de yöneldiği Twitch'te daha serbest ve gündelik bir dil kurdu. 2020'de TYT'den ayrılarak yayınlarına tam zamanlı devam etmeye başladı.

Hedefinde, çevrim içi sağın güçlü olduğu oyun dünyasındaki gençler, özellikle de genç erkekler vardı. Amacı, sol siyasetin internette çizilen karikatürden ibaret olmadığını göstermekti.

Bu nedenle yayınları klasik bir siyasi programdan çok bir arkadaşla saatler süren sohbete benziyor. Haber analizleri; internet mizahı, oyun kültürü, kahkaha ve sert çıkışlarla iç içe geçiyor.

Twitch'i "Z kuşağı için geleneksel radyonun dijital karşılığı" olarak tanımlayan Piker, kendisini bir medya markasından ziyade "eğlenmeyi ve laf atmayı seven sıradan bir adam" olarak sunuyor.

'ABD 11 Eylül saldırısını hak etti' tartışması

Piker'in siyasi yorumculuğu, yalnızca milyonlara ulaşan yayınlarıyla değil, sınırları zorlayan ve zaman zaman kendisini yıllarca takip eden sözleriyle de şekillendi. Bunların en bilineni, henüz TYT'de çalıştığı dönemde kendi Twitch yayınında 11 Eylül saldırıları hakkında kullandığı ifadeydi.

Piker, 20 Ağustos 2019'daki Twitch yayınında Cumhuriyetçi Kongre üyesi ve eski asker Dan Crenshaw'ın ABD'nin yurt dışındaki askeri müdahalelerine verdiği desteği eleştiriyordu. Görev sırasında bir gözünü kaybeden Crenshaw hakkında küfürlü ve alaycı ifadeler kullanan Piker, konuşmanın devamında, "Amerika 11 Eylül'ü hak etti," dedi.

Piker'in anlatmak istediği, saldırıda yaşamını yitiren sivillerin bunu hak ettiği değil, ABD'nin Orta Doğu'daki müdahalelerinin ülkeye yönelik saldırıları doğuran bir "geri tepme" yarattığıydı. Ancak seçtiği ifade bu ayrımı ortadan kaldırdı ve sözleri kısa sürede yaygın tepki çekti. Twitch, Piker'in hesabını bir haftalığına askıya aldı.

Piker, 22 Ağustos 2019'da TYT'nin "The Conversation" programında Cenk Uygur'un karşısına çıkarak sözlerini açıkladı. Kullandığı dilin "uygunsuz" olduğunu kabul eden Piker, daha kesin ve dikkatli ifadeler seçmesi gerektiğini söyledi.

"Amerikalıların 11 Eylül'ü hak ettiğini söylemedim; Amerika'nın hak ettiğini söyledim," diyerek siviller ile devletin dış politikası arasında ayrım yapmaya çalıştı. Uygur ise bu ayrımın sözleri doğru hâle getirmediğini belirterek, "Ama bu hâlâ yanlış," karşılığını verdi. Piker böylece ifadenin biçiminden geri adım attı ancak ABD dış politikasının saldırıya zemin hazırladığı yönündeki görüşünü korudu.

Tartışma, Piker'in seçim kampanyalarında daha görünür hâle gelmesiyle 2026'da yeniden gündeme taşındı. Piker, Reuters'a 17 Ağustos 2026'da gönderdiği açıklamada, 2019'da "hak etti" sözcüğünü kullanarak yanlış ve kesinlikten uzak bir dil kurduğunu, bunun için özür dilediğini belirtti.

"Hiç kimse bir terör saldırısının mağduru olmayı hak etmez," diyen Piker, sözlerinin yıllar içinde bağlamından koparılarak siyasi bir silaha dönüştürüldüğünü savundu.

Bu açıklamadan dört gün sonra tartışma, ABD Başkanı Donald Trump'ın kampanya kürsüsüne taşındı. Trump, 21 Ağustos 2026'da Güney Carolina eyaletinin Myrtle Beach kentinde düzenlenen mitingde Piker'in adını anmadı ancak Abdul El-Sayed'in "Amerika'nın 11 Eylül'ü hak ettiğini söyleyen komünist bir fanatikle" kampanya yürüttüğünü söyledi.

Trump, "Biz bunu hak ettik, öyle mi? Bütün o ölümü ve yıkımı hak ettik," ifadelerini kullandı. Piker ise ertesi gün Trump'ın kendisinden ilk kez söz ettiğini belirterek sosyal medyada alaycı bir tepki verdi.

Birleşik Krallık Piker'in ülkeye girişini engelledi

Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, Haziran 2026'da Hasan Piker ile dayısı Cenk Uygur'un ülkeye vizesiz seyahat etmelerini sağlayan Elektronik Seyahat İzinlerini (ETA) iptal etti. Piker ve Uygur'un Londra'daki South by Southwest (SXSW) festivalinde ve Oxford Üniversitesinin münazara topluluğu Oxford Union'da konuşmaları planlanıyordu.

Karar, planlanan ziyaretleri fiilen engellese de ikiliye kalıcı bir giriş yasağı getirildiği açıklanmadı. İçişleri Bakanlığı, isterlerse ayrıca vize başvurusunda bulunabileceklerini bildirdi.

Bakanlık, izinlerin iki ismin ülkedeki varlığının "kamu yararına uygun olmayabileceği" gerekçesiyle iptal edildiğini ve kararın Birleşik Krallık toplumu açısından oluşturabilecekleri muhtemel riskin değerlendirilmesine dayandığını açıkladı.

İfade özgürlüğü savunucuları kararı, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ilişkin muhalif görüşlerin bastırılması olarak eleştirdi.

Piker ise ifade özgürlüğü ve hukuki güvencelerin İsrail'in çıkarları doğrultusunda aşındığını savunarak, "Bu gerçek bir demokrasi krizidir," dedi.

Sol siyasetteki rolü

Hasan Piker, ABD'de son dönemde New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve Michigan'daki Demokrat Parti Senato ön seçimini kazanan Abdul El-Sayed gibi sol siyasetin önde gelen isimlerinin kampanyalarına destek verdi.

Bu görünürlüğün siyasi etkisi ilk kez 2020 başkanlık seçimi öncesinde açık biçimde ortaya çıktı.

Piker'in Demokrat Temsilciler Meclisi üyeleri Alexandria Ocasio-Cortez ve Ilhan Omar'la birlikte katıldığı "Among Us" yayını, farklı kanallarda toplam yaklaşık 700 bin eş zamanlı izleyiciye ulaştı. Bir bilgisayar oyunu üzerinden düzenlenen yayın, aynı zamanda gençleri oy kullanmaya çağıran bir seçim etkinliğiydi.

Ancak milyonlarca takipçiye sahip olmak, sandıkta milyonlarca oyu yönlendirebilmek anlamına geliyor mu?

Piker'in etkisi doğrudan seçmen davranışını değiştirebilecek bir siyasi güce mi dönüşüyor, yoksa Amerikan solunun dilini ve gündemini etkileyen kültürel alanla mı sınırlı kalıyor Piker'in yükselişini anlamak, yalnızca bir yayıncının internet şöhretini değil, genç Amerikalıların siyasetle kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini de anlamayı gerektiriyor.

Asıl soru, bu dijital kalabalığın sandıkta ve Amerikan siyasetinin geleceğinde ne kadar karşılık bulduğu ve bulabileceği.

Hasan Piker ABD siyasetinde aslında ne kadar etkili?

Hasan Piker'in milyonlarca takipçiye ulaşması, sandıkta milyonlarca seçmeni yönlendirebildiği anlamına gelmiyor.

Euronews'e değerlendirmelerde bulunan Fordham Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Nojang Khatami, sosyal medya figürlerinin oy verme davranışı üzerindeki doğrudan etkisini ölçmenin kolay olmadığını belirtiyor.

Khatami, 12 Şubat 2026'da British Columbia Üniversitesinin "America First, America Alone? Global Politics in an Age of Uncertainty" başlıklı Phil Lind Initiative Konuşmacı Serisi kapsamında düzenlenen Hasan Piker söyleşisinin moderatörlüğünü de üstlenmişti.

Fordham Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Nojang Khatami (solda) ve yayıncı Hasan Piker British Columbia Üniversitesi'ndeki söyleşide / 12 Şubat 2026
Fordham Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Nojang Khatami (solda) ve yayıncı Hasan Piker British Columbia Üniversitesi'ndeki söyleşide / 12 Şubat 2026 British Columbia Üniversitesi

Khatami'ye göre takipçi sayıları ve yayınlardaki etkileşim yine de bazı ipuçları veriyor. Piker'in siyasi öncelikleri Amerikan solundaki ilerici adayların gündemiyle büyük ölçüde örtüşen, kendisine bağlı bir izleyici kitlesi bulunuyor.

Ancak Khatami, doğrudan siyasetin içinde yer almayan Piker'in mevcut etkisinin büyük ölçüde kültürel ve söylemsel alanla sınırlı olduğu görüşünde:

"Bir yorumcu olarak doğrudan siyasetin içinde yer almadığı için rolü büyük ölçüde kültürel alanla sınırlı. Kısacası yaptığı şey; siyasi adaylara bir platform sunmak, solun bazı taleplerini desteklemek, daha geniş siyasi tartışmaya katkıda bulunmak ve özellikle genç seçmenleri siyasi katılım konusunda teşvik etmek."

Bu çerçevede Piker'in 2026 ara seçimleri ve 2028 başkanlık seçimindeki muhtemel rolü, seçmenlere doğrudan hangi adaya oy vereceklerini söylemekten çok ilerici adaylara görünürlük kazandırmak, gençlerin siyasi tutumlarını etkilemek ve onları sandığa gitmeye teşvik etmek olabilir.

Dijital topluluk siyasi güce dönüşebilir mi?

Piker'in ABD siyasetindeki etkisinin önündeki temel sınır, çevrim içi ilgiyi kalıcı bir örgütlenmeye dönüştürmenin zorluğu.

Khatami, Piker'in izleyicilerini sendikalara destek vermeye, protestolara katılmaya, kampanyalara bağış yapmaya ve oy kullanmaya çağırmasını çalışmalarının en değerli yönlerinden biri olarak görüyor.

"Gerçek bir siyasi değişimin yaşanabilmesi için günün sonunda gerçek dünyadaki pratik siyasi eylemin öncelik kazanması gerekiyor," diyen Khatami'ye göre bir canlı yayın topluluğunun siyasi gücü, izleyicilerin ekran kapandıktan sonra ne yaptığıyla ölçülebilir.

cleared
cleared Copyright 2026 The Associated Press. All rights reserved.

Ancak burada Piker'in yayın modeliyle savunduğu hedef arasında bir gerilim bulunuyor. Khatami, "Bir bakıma Piker'in sürekli çevrimiçi olmaya ve yayın yapmaya dayanan kendi modeli, ortaya koyduğu bu hedef için kusursuz biçimde elverişli değil," değerlendirmesinde bulunuyor.

Bununla birlikte Piker'in zaman zaman yayın odasından çıkarak protestolara ve örgütlenme çalışmalarına katıldığını da hatırlatıyor.

Khatami'nin değerlendirmesi, Piker'in çevresinde oluşan kitlenin tek başına bir siyasi örgüt sayılamayacağını ancak sendikal faaliyetlere, seçim kampanyalarına ve toplumsal hareketlere yöneldiği ölçüde siyasi güce dönüşebileceğine işaret ediyor.

Sağcı 'manosphere'a karşı sol bir alternatif mi?

Piker'in etkisinin en fazla hissedilebileceği gruplardan birini, siyasete yabancılaşmış genç erkekler oluşturuyor.

ABD'de özellikle genç erkeklere seslenen; erkeklik, cinsiyet ilişkileri ve erkeklerin yaşadığı sorunlar etrafında şekillenen çevrim içi ekosistem, "manosphere" olarak adlandırılıyor. Bu alanın önemli bir bölümünde sağcı ve aşırı sağcı yorumcular uzun süredir güçlü bir konuma sahip.

Khatami; Nick Fuentes, Andrew Tate ve Jake Lang gibi sağcı görüşlere karşı Piker'in bu çevreye karşı soldan yükselen bir alternatif olarak değerlendiriyor.

Buna karşın Khatami, Piker'i takip etmenin tek başına gençlerin siyasi sorunları derinlemesine kavraması için yeterli olmadığı görüşünde. Çevrim içi kültür savaşlarında taraf tutmak yerine konuyla ilgili literatüre yönelmenin daha kalıcı bir siyasi farkındalık sağlayacağını savunuyor.

"Birkaç kitap daha okuması ve daha derin, ince ayrımları daha fazla gözeten siyasi analizler geliştirmeye zaman ayırması muhtemelen kendisine fayda sağlar."

Siyasi yorumcu mu, eğlence insanı mı?

Piker kendisini "her şeyden önce bir eğlence insanı" olarak tanımlasa da birçok izleyici onun yayınlarını haber ve siyasi analiz kaynağı olarak kullanıyor.

Khatami'ye göre siyaset, eğlence ve provokasyonun iç içe geçmesi yalnızca Piker'e özgü değil. Hem sosyal medyadaki hem de geleneksel medyadaki yorumcular, izleyicilerini ellerinde tutmak için benzer yöntemlere başvuruyor.

Piker'i farklılaştıran ise bu yöntemin yoğunluğu. Günde yedi-sekiz saat süren yayınlarında çoğu zaman hazırlıksız konuşan Piker; mizahı, öfkeyi ve internet kültürünü siyasi yorumculuğun parçası hâline getiriyor.

Bu format izleyiciyle daha yakın bir ilişki kurulmasını sağlarken siyasi analizin derinliği konusunda soru işaretleri de yaratıyor.

Khatami bu noktada Piker'e açık bir eleştiri yöneltiyor:

"Birkaç kitap daha okuması ve daha derin, ince ayrımları daha fazla gözeten siyasi analizler geliştirmeye zaman ayırması muhtemelen kendisine fayda sağlar."

Khatami'ye göre Piker, rahat ettiği kişiliğe uygun bir mecra ve yöntem seçmiş durumda. Başka bir ifadeyle doğaçlama, mizah ve provokasyon onun geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor ancak aynı özellikler, karmaşık siyasi meselelerin zaman zaman yeterli ayrıntıyla ele alınmasını engelleyebiliyor.

Yeni bir sol değil, solun yeni mecrası

Piker'in kullandığı dil ve milyonlara ulaşan yayınları yeni görünse de savunduğu düşünceler Amerikan solu açısından yeni değil. Khatami, Piker'in sosyalist, emek merkezli ve anti-emperyalist gelenekleri dijital kültürün araçlarıyla aktardığı görüşünde.

"Piker'in Amerikan solu içinde yeni bir damarı temsil ettiğini düşünmüyorum. Yaptığı işin yeniliği daha çok faaliyet gösterdiği mecradan kaynaklanıyor," diyen Khatami, solun uzun bir geçmişe sahip ilkelerinin siyasi söylem ve örgütlenme içinde sürekli yeniden şekillendiğini belirtiyor.

Bu açıdan Piker'in yeniliği, yeni bir ideoloji ortaya koymasından değil, eski siyasi tartışmaları Twitch yayınlarının, internet mizahının ve dijital toplulukların diline tercüme etmesinden kaynaklanıyor.

Khatami'ye göre Piker gibi isimler solun söylemini tek başlarına belirlemiyor. Ancak bu söylemin bazı biçimlerine ses vererek onların sivil toplumda ve katılımcı siyasette karşılık bulmasına katkı sağlıyor. Böylece parti siyasetinin doğrudan dışında duran Piker, ilerici adaylarla genç seçmenler arasında bir iletişim kanalı işlevi görebiliyor.

Hasan Piker, Michigan'daki Demokrat Parti ön seçimi öncesinde Detroit'teki bir restoranda ilerici adaylar için seçmenlerden destek istiyor, 3 Ağustos 2026.
Hasan Piker, Michigan'daki Demokrat Parti ön seçimi öncesinde Detroit'teki bir restoranda ilerici adaylar için seçmenlerden destek istiyor, 3 Ağustos 2026. Julia Demaree Nikhinson/Copyright 2026 The AP. All rights reserved.

Türkiye'nin kazandırdığı 'çifte bakış'

Piker'in Amerikan siyasetini yorumlama biçiminde Türkiye'de geçirdiği yılların da belirleyici bir yeri bulunuyor.

Khatami, British Columbia Üniversitesindeki söyleşide Piker'e Türkiye deneyiminin kendisine, düşünür Edward Said'in emperyalizm ve otoriterliği eleştirmeyi mümkün kılan "çifte bakış" kavramına benzer bir perspektif kazandırıp kazandırmadığını sorduğunu aktarıyor.

Khatami'nin anlatımına göre Piker, ABD'deki sağlık sisteminin kusurları ve kapitalizmin işleyişiyle karşılaşmasının, eşitsizliği daha küresel bir çerçevede değerlendirmesine imkân verdiğini düşünüyor.

Türkiye'de büyümek ise Amerikan dış politikasının ve ABD hegemonyasının dünyanın diğer bölgelerindeki etkilerini yakından görmesini sağladı.

Khatami, bu deneyimin Piker açısından kültürel bir önem de taşıdığı görüşünde.

Piker'in Türkiye'de başlayan hikâyesi, bugün ABD solunun dijital diline uzanıyor. Bu hikâyenin seçim sonuçlarını değiştiren kalıcı bir siyasi güce dönüşüp dönüşmeyeceğini ise takipçi sayıları değil, ekranın ötesine taşınan katılım ve örgütlenme belirleyecek.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Aday yok ama herkes yarışta: ABD'de Demokrat Parti'nin 2028 gölge kampanyası başladı

ABD Demokrat Parti’deki ön seçimi sol kanadın adayı Abdul El-Sayed kazandı

ABD'de 'radikal' görülen Zohran Mamdani politikaları Avrupa'da normal kabul edilir miydi?