Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Yeni bir astronomi türü: Nobel getiren 'hayalet parçacıklar' neden önemli?

IceCube dedektörünün illüstrasyonu
IceCube dedektörünün illüstrasyonu -  ©  Avrupa Uzay Ajansı
© Avrupa Uzay Ajansı
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Bu yılki Nobel Fizik Ödülü'nün arkasında yaklaşık 40 yıllık çılgınca bir fikir var: Evrenin en şiddetli olaylarını görmek için teleskobu gökyüzüne çevirmek yerine, Antarktika buzunun 2,5 kilometre altına binlerce ışık sensörü gömmek.

2026 Nobel Fizik Ödülü, "IceCube Nötrino Gözlemevi'ne belirleyici katkıları ve astrofizik kökenli yüksek enerjili nötrinoların keşfi için" Belçikalı fizikçi Francis Halzen'e verildi.

REKLAM
REKLAM

Bu ödülün arkasında yaklaşık 40 yıllık çılgınca bir fikir var: Evrenin en şiddetli olaylarını görmek için teleskobu gökyüzüne çevirmek yerine, Antarktika buzunun 2,5 kilometre altına binlerce ışık sensörü gömmek.

Bu çılgın fikir, bugün evrenin en temel olaylarından birini, nötrinolar olarak da bilinen hayalet parçacıkları gözlemleyebilmemizi sağlıyor.

Nötrino nedir ve neden 'hayalet parçacık' deniyor?

Nötrinolar evrendeki en bol temel parçacıklardan. Elektrik yükleri yok, kütleleri son derece küçük ve diğer maddelerle çok zayıf etkileşiyorlar.

Hatta her saniye Güneş'ten gelen trilyonlarca nötrino vücudumuzdan geçip gidiyor ve neredeyse hiçbiri vücudumuzdaki atomlarla etkileşmiyor. Dünya'nın tamamı bile nötrinolar için büyük ölçüde saydam. Bir nötrino gezegenin bir tarafından girip diğer tarafından hiçbir şeye çarpmadan çıkabiliyor. Bu yüzden hayalet parçacıklar diye de anılıyorlar.

Bu özellik onları yakalamayı son derece zorlaştırıyor. Ancak aynı zamanda onları "astronomik habercilere" de dönüştürüyor.

Işığın yapamadığını yapabiliyorlar

Evrenin en enerjik olaylarında ve ortamlarında -aktif galaksi çekirdekleri, kara deliklerin çevresi, yıldız patlamaları ve kozmik parçacık hızlandırıcıları gibi- çok yüksek enerjili parçacıklar üretiliyor. Fakat bunların çoğunu evreni anlamak için "haberci" olarak kullanmanın önünde büyük zorluklar var.

Örneğin, fotonlar, yani ışık, madde tarafından soğurulabilir veya saçılabilir. Kozmik ışınların yolları da galaktik manyetik alanlar tarafından bükülebilir. Dolayısıyla Dünya'ya geldiklerinde gökyüzünde geriye doğru bir çizgi çizip geldikleri tam noktayı bulmak pek mümkün değil.

Ancak nötrinolar yüksüz olduğu için manyetik alanlardan etkilenmez. Ayrıca maddeyle çok az etkileştiklerinden yoğun bölgelerin içinden geçebilir ve milyarlarca ışık yılı boyunca yollarını hiç değiştirmeden ilerleyebilirler.

Bu nedenle yüksek enerjili bir nötrinonun geliş yönü ölçüldüğünde gökyüzünün hangi noktasından geldiğini belirlemek ve dolayısıyla o noktada devasa bir kozmik parçacık hızlandırıcısı olduğunu anlamak mümkün olabilir.

Görünmez nötrinoları nasıl takip edebiliriz?

Nötrinoları çıplak gözle veya sıradan bir mikroskopla doğrudan "görmek" imkansız. Ancak devasa dedektörler ve özel yöntemler sayesinde onların arkalarında bıraktığı izleri ve etkileri dolaylı olarak kaydetmek mümkün.

Nobel Ödülü'nü getiren IceCube'un yaptığı da nötrinonun geride bıraktığı izi görmek. Zira nadiren de olsa bir nötrino buzun içindeki bir atom çekirdeğiyle etkileşiyor. Bu etkileşim sonucunda "müon" gibi elektrik yüklü ikincil parçacıklar oluşabiliyor.

Bu parçacık buzun içinde hareket ederken "Cherenkov ışıması" adı verilen karakteristik, çoğunlukla mavi bir ışık parlaması yaratıyor.

Nötrinoyu görünmez bir uçak, Cherenkov ışığını da uçağın arkasında bıraktığı görünür iz olarak düşünmek mümkün.

IceCube sensörleri ışığın hangi sensöre, hangi anda ulaştığını kaydediyor. Bilgisayarlar bu zamanlama ve ışık deseninden parçacığın yönünü ve enerjisini hesaplıyor.

Francis Halzen'in büyük fikri neydi?

Nötrino teleskobu fikrini Halzen icat etmedi. 1960'lardan itibaren fizikçiler dev su kütlelerini nötrino dedektörü olarak kullanmayı düşünüyordu. Örneğin, Pasifik Okyanusu'nda DUMAND adlı büyük bir proje vardı.

Halzen'in kritik katkısı ise okyanus yerine doğal ve devasa bir dedektör ortamı olarak kutup buzunu kullanma fikri oldu.

Buzun kendisinden bir dedektör yapma fikri orada derin kuyular açmayı, içlerine ışık sensörleri yerleştirmeyi, buzun tekrar donmaya bırakılmasını ve sensörlerle buzun içinde oluşan Cherenkov ışığını ölçmeyi içeriyordu.

Halzen ve çalışma arkadaşları fikri kanıtlamak için önce AMANDA adlı projeyi geliştirdi. 1991'de Nature'da yayımlanan bir çalışmada Halzen ve meslektaşları buz içine yerleştirilen fotodedektörlerle kozmik ışınların oluşturduğu müonların Cherenkov ışığının gerçekten ölçülebileceğini gösterdi. Makale, kilometrekare ölçeğinde bir nötrino teleskobunun ancak okyanus ya da buz gibi doğal ve devasa bir ortam kullanılarak gerçekleştirilebileceğini savunuyordu.

İlk denemeler Grönland'da yapıldı. Ardından 1993-1994'te Güney Kutbu'na sensörler yerleştirilmeye başlandı. Araştırmacılar 1500 metrenin altındaki saydam buza kadar indi. Bu deneyler, Antarktika'nın derin buzunun dev bir parçacık dedektörü olarak kullanılabileceğini kanıtladı.

Çılgın ölçek: 1 kilometreküp buz

Nötrinoların inanılmaz derecede nadiren etkileşime girmesi buradaki en büyük sorundu. Bu nedenle dedektörün de şaşırtıcı derecede büyük olması gerekiyordu.

1999'da IceCube ekibi ABD Ulusal Bilim Vakfı'na 67 sayfalık bir teklif sundu: Bir kilometreküp Antarktika buzunu parçacık dedektörüne dönüştürmek. Burada baş araştırmacı Francis Halzen'di.

Bugün IceCube'da 86 dikey hat üzerinde 5 bin 160 dijital optik sensör yer alıyor. Sensörler 1.450 ila 2 bin 450 metre derinlikte. Dedektörün toplam hacmi de yaklaşık 1 kilometreküp. Yani yaklaşık bir milyar ton buz, fiilen bilimsel cihazın bir parçası.

İnşaat Aralık 2010'da tamamlandı. Ve artık soru şuydu: Bu dev makine gerçekten uzaydan gelen nötrinoları görebilecek miydi?

2013: Nobel'e giden keşif

Cevap birkaç yıl içinde geldi. Mayıs 2010-Mayıs 2012 arasında kaydedilen verilerde toplam 28 yüksek enerjili nötrino adayı bulundu.

22 Eylül 2017'de çarpıcı bir keşif yapıldı. IceCube çok yüksek enerjili bir nötrino yakaladı. Sistem hemen dünyanın dört bir yanındaki gözlemevlerine nötrinonun geldiği yönü gönderdi ve teleskoplar o bölgeye çevrildi. Orada yaklaşık 4 milyar ışık yılı uzaklıkta, merkezinde süper kütleli kara delik bulunan aktif bir galaksinin Dünya'ya doğrultulmuş jeti görüldü.

Daha sonra IceCube'un eski verileri yeniden tarandığında 2014-2015 döneminde aynı kaynaktan gelmiş olabilecek bir dizi nötrino bulundu. Sonuçlar 2018'de Science'da yayımlandı.

Bu, nötrino astronomisi açısından dev bir adımdı. Çünkü bilim insanları artık sadece nötrinoları tespit etmekle kalmıyor, bazı yüksek enerjili nötrinoların kaynağını gökyüzünde gösterebiliyordu.

2023'te ekip, 10 yıllık verideki yaklaşık 60 bin nötrinoyu analiz ederek Samanyolu'nun galaktik düzleminden gelen yüksek enerjili nötrino emisyonunu tespit etti. Ortaya bir anlamda Samanyolu'nun ışıkla değil, nötrinolarla çekilmiş ilk görüntüsü çıktı.

Nobel Fizik Komitesi Başkanı Mark Pearce'ın deyimiyle, "Halzen'in bilimsel vizyonu ve ısrarı, yeni bir astronomi türünün yolunu açtı".

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

2026 Nobel Fizik Ödülü, 'hayalet parçacıklar'ı izleyen Francis Halzen’ın oldu

Nobel Tıp Ödülü'nü getiren 'optogenetik' nedir ve hangi alanda devrim yarattı?

Şimdiye kadarki en güçlü hayalet parçacık Akdeniz'de bulundu: 'Astronomide yeni bir sayfa'