Fransız Kültür Merkezi, fotoğrafın 200. yılı kapsamında İstanbul’da sergiler, söyleşiler ve profesyonel buluşmalardan oluşan kapsamlı bir program düzenliyor. Program, Fransa ve Türkiye’den fotoğrafçıları ve kurumları bir araya getiriyor.
Fotoğrafın icadının 200. yılı, Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin hazırladığı sergi, söyleşi, eğitim ve profesyonel buluşmalardan oluşan kapsamlı bir programla İstanbul’da kutlanıyor. 2026’dan 2027’ye uzanan program, fotoğrafın iki yüzyıllık tarihini ele alırken Fransa ve Türkiye arasındaki fotoğraf alanındaki kültürel iş birliklerine de odaklanıyor.
Nicephore Niepce’in ilk deneylerinden dijital görüntülere ve yapay zekâ destekli yeni üretim biçimlerine uzanan 200 yıllık süreçte fotoğraf, yalnızca teknik bir araç olmaktan çıkarak sanat, bilim, belgeleme ve hafıza alanlarının önemli unsurlarından biri haline geldi.
Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin programı da fotoğrafın tarihini yalnızca geçmişe dönük bir anlatı olarak ele almıyor. Fotoğrafın tanıklık etme, hikâye anlatma, hafıza oluşturma ve gerçeği algılama biçimlerimizi dönüştürme gücünü güncel üretimler üzerinden tartışmaya açıyor.
İstanbul fotoğraf sahnesinde 200. yıl programı
Programın ilk ayağında 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 212 Photography İstanbul yer alıyor. Festival kapsamında Türkiye Fransız Kültür Merkezi, Fransa ve Türkiye’den sanatçıları, öğrencileri, yayıncıları ve fotoğraf alanındaki profesyonelleri bir araya getiren çeşitli projelere ev sahipliği yapıyor.
Bu kapsamda Taksim Sanat’ta 26 Eylül-17 Ekim tarihleri arasında “Beden Halleri” sergisi izlenebiliyor. Arles Ulusal Fotoğraf Yüksekokulu’nda (ENSP) eğitim alan sekiz genç fotoğrafçının çalışmalarını bir araya getiren sergi, beden kavramını farklı toplumsal, kültürel, bilimsel ve felsefi bağlamlar üzerinden ele alıyor.
1982’de Arles’da kurulan ENSP, Fransa’da bütünüyle fotoğrafa adanmış tek ulusal sanat okulu olma özelliğini taşıyor. Sergide Aïda Lechugo, Arina Starykh, Gaspard Labastie, Guillaume Chevalier Fustec, Hugo Jacq, Susanna de Vido, Renato Balla ve Lila Nie’nin çalışmaları yer alıyor.
Fotoğraf kitabı da programın odağında
Fransız Kültür Merkezi’nde 26 Eylül-17 Ekim tarihleri arasında düzenlenen “Bakıştan Sayfaya” sergisi ise fotoğrafı kitap üzerinden ele alıyor.
Fotoğraf kitabının yalnızca görüntüleri çoğaltan bir yayın formatı olmadığına dikkat çeken program, seçki, sıralama, grafik tasarım, metin, kâğıt, baskı ve ciltleme gibi unsurların fotoğrafik anlatının parçasına nasıl dönüştüğünü gösteriyor.
France PhotoBook iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında yaklaşık 30 bağımsız Fransız yayınevinin üretimleri bir araya geliyor. Serginin yanı sıra yayıncıları, fotoğrafçıları, kitapçıları ve küratörleri buluşturan profesyonel etkinlikler de gerçekleştiriliyor.
30 Eylül-3 Ekim tarihleri arasındaki profesyonel buluşmalarda ise Fransa ve Türkiye’den yayıncılar, fotoğrafçılar, okullar, matbaacılar, kitapçılar ve kültür kurumları bir araya gelecek.
İstanbul’un Levanten geçmişine fotoğraflarla bakış
Programın öne çıkan diğer sergilerinden “Levantenlerin İstanbullu, İstanbul’un Levantenleri”, 8 Ekim-8 Kasım tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi İstiklal Sanat Galerisi’nde görülebilecek.
Fotoğraf, arşiv ve tarihî belgeler üzerinden hazırlanan sergi, Levanten toplulukların İstanbul’daki varlığına ve özellikle Beyoğlu’nun tarihine odaklanıyor. Sergi, farklı dillerin, kültürlerin ve inançların bir arada şekillendirdiği kentin geçmişini fotoğraf üzerinden yeniden ele alıyor.
Anne-Lise Broyer’den Akdeniz’in hafızasına bakış
Fransız fotoğraf sanatçısı Anne-Lise Broyer’nin “Akdeniz. Yaşadığımız yer burası mıydı?” başlıklı çalışması da 200. yıl programında yer alıyor.
Arles Fotoğraf Buluşmaları kapsamında 2026’da Montmajour Manastırı’nda gösterilen çalışma, Akdeniz’i yalnızca coğrafi bir alan olarak değil, yolculukların, uygarlıkların, anlatıların ve hafızaların kesiştiği bir mekân olarak ele alıyor.
Broyer’nin Kartaca’dan Cezayir’e, Beyrut’tan Baalbek’e, Pompei’den Marsilya ve Kayserya’ya uzanan çalışmasında fotoğraf; edebiyat, manzara, hafıza ve anlatıyla iç içe geçiyor. Sergi, İstanbul’un Akdeniz’in farklı kültürlerini buluşturan konumunu da bu anlatının bir parçası olarak ele alıyor.
Proje kapsamında yayımlanan “Méditerranée. Est-ce là que l’on habitait?” adlı fotoğraf kitabı da görüntü ile yazı arasındaki ilişkiyi sürdürüyor.
Ara Güler, Yıldız Moran ve Jean Dieuzaide aynı sergide
- yıl programının dikkat çeken projelerinden biri ise 1950’li ve 1960’lı yıllarda Türkiye’yi fotoğraflayan üç ismi bir araya getiriyor: Fransız fotoğrafçı Jean Dieuzaide ile Türkiye’den Yıldız Moran ve Ara Güler.
Sergi, üç fotoğrafçının aynı dönemde Türkiye’ye yönelttiği farklı bakışları karşılaştırmalı olarak ele alıyor. İstanbul ve Anadolu’nun yanı sıra köyler, sokaklar, pazarlar, manzaralar ve gündelik hayat, üç fotoğrafçının kadrajlarında farklı biçimlerde karşılık buluyor.
Jean Dieuzaide, 1955’te Arthaud Yayınevi’nin isteği üzerine Türkiye’ye gelerek yaklaşık üç ay boyunca İstanbul, Ankara, Anadolu, Kapadokya, Karadeniz ve Ege’yi fotoğrafladı. Ortaya çıkan arşiv, dönemin Türkiye’sine dair önemli bir görsel kayıt niteliği taşıyor.
Yıldız Moran ise İngiltere’de profesyonel fotoğrafçılık eğitimi alan ilk Türk kadın fotoğrafçı olarak 1950’lerden itibaren kendine özgü bir fotoğraf dili geliştirdi. Portreleri, sokak görüntüleri ve Anadolu fotoğrafları, insanlara odaklanan yaklaşımını ortaya koyuyor.
Ara Güler’in fotoğrafları ise özellikle İstanbul’un gündelik hayatına, işçilerine, balıkçılarına, çocuklarına, zanaatkârlarına ve sokaklarına odaklanıyor. Güler’in çalışmaları, dönüşüm geçiren İstanbul’un görsel hafızasının önemli parçalarından biri olarak sergide yer alıyor.
Üç fotoğrafçının çalışmalarını bir araya getiren sergi, aynı döneme ve coğrafyaya farklı bakışların nasıl farklı fotoğraf dillerine dönüştüğünü ortaya koymayı amaçlıyor. Jean Dieuzaide’in 1955-1965 dönemine ait ve uzun süre kamuoyunun erişimine açık olmayan Türkiye fotoğraflarının yeniden gün yüzüne çıkarılması da serginin öne çıkan yönlerinden biri.
Fotoğrafın geleceğine de bakıyor
Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin 200. yıl programı, fotoğrafın geçmişini sergilemenin yanı sıra güncel üretim biçimlerine de odaklanıyor.
Program kapsamında Fransız ve Türk sanatçıların ortak üretimlerinden “Écrire sur l’eau (Suya yazmak)” da izleyiciyle buluşuyor. Fransız görsel sanatçı Julie Chaffort ile dansçılar Banu Açıkdeniz, Chiara Giorda ve Su Güneş Mıhladız’ın İstanbul’da gerçekleştirdiği ortak çalışma, Boğaziçi, Yerebatan Sarnıcı ve İstanbul çevresindeki bir gölde çekilen üç filmi bir araya getiren immersif bir video yerleştirmesi olarak tasarlandı.
Programın bir diğer ayağında ise Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin 80. yılı kapsamında Studio Nomade tarafından gerçekleştirilecek portre çalışmaları bulunuyor. Proje, merkezin öğrencilerini, çalışanlarını, sanatçılarını ve etkinliklerine katılan kişileri fotoğraflayarak kurumun güncel görsel hafızasını oluşturmayı hedefliyor.
Böylece fotoğrafın 200. yılı programı, iki yüzyıllık bir geçmişi kutlamanın ötesine geçerek fotoğrafın bugün ve gelecekteki rolünü de tartışmaya açıyor. Analog dönemden dijital görüntülere, fotoğraf kitaplarından yapay zekâ destekli üretimlere uzanan bu dönüşüm, fotoğrafın yalnızca gördüklerimizi kaydetme biçimimizi değil, dünyayı nasıl algıladığımızı ve başkalarına nasıl aktardığımızı da değiştirmeye devam ediyor.