Loader
Bize Ulaşın
Reklam

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde: Kazakistan’ın kaya oyma tarihi camileri

ile birlikte
©
© -  ©  Euronews
© Euronews
By Botagoz Marabayeva
Yayınlanma Tarihi •Son güncelleme
Paylaş Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

12–18. yüzyıldan kalma kayaya oyulmuş beş cami ve kutsal alanlar, Kazakistan’ın en yeni UNESCO Dünya Mirası; kompleksler tasavvufu ve eski inançları bir arada koruyor.

Dünya Miras Komitesi, 25 Temmuz’da Güney Kore’nin Busan kentinde yapılan 48. oturumunda kararı kabul etti. Bu adım, Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev’in 2024’te bu kayaya oyulmuş camilerin Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmesi için verdiği talimatların ardından geldi.

REKLAM
REKLAM

Mangystau’nun dünyadışı manzaralarının ortasında yer alan, yeni tanınan camiler ve onlarla bağlantılı kutsal alanlar, Beket-Ata, Shopan-Ata, Karaman-Ata, Shakpak-Ata ve Sultan-Epe gibi saygın tasavvuf üstatlarının adını taşıyor.

Orta Asya tasavvuf geleneğinde “Ata”, “baba” ya da “ata” anlamına gelen ve saygı duyulan manevî şahsiyetler için kullanılan bir unvan.

Bu manevî silsilenin kökleri, 12. yüzyıl tasavvuf önderi Hoca Ahmed Yesevî’ye uzanıyor. Onun öğretileri, Orta Asya’daki Türk dilli halklar arasında İslam’ın yayılmasına yardımcı olurken İslami pratikleri eski Tengri inançları ve yerel şamanistik geleneklerle ilişkilendirdi.

Camiler hem hacıları hem de Kazakistan’ın manevî, kültürel ve mimari mirasını keşfetmek isteyen ziyaretçileri ağırlıyor.

Mangystau – göçebe maneviyatının beşiği

UNESCO Dünya Miras Merkezi’ne göre bu kompleksler, özgün bir manevî kültürün gelişimini yansıtıyor.

Bunlar, İslami tasavvufî maneviyatın atalara tapınma, manzaranın kutsallığı ve ruhani liderlerin rolüyle ilgili daha eski uygulamaları doğal biçimde sürdürdüğü ve dönüştürdüğü kutsal pratikleri temsil ediyor.

Yüzyıllar boyunca gelişen bu anıtlar, manevî gelenek ve uygulamaların, yerel mimari aracılığıyla bölgenin kendine özgü doğal ortamına ve jeolojik özelliklerine nasıl uyarlandığını gösteriyor.

Temmuz ayındaki 48. oturumda konuşan Kazakistan UNESCO ve ICESCO Millî Komisyonu Başkanı Erlan Karin, tescilin ülke açısından önemine dikkat çekti.

“Mangystau’nun kutsal anıtlarının Dünya Miras Listesi’ne alınması, yalnızca bunların tüm insanlık için taşıdığı önemin kabulü değil, aynı zamanda Kazak halkının zengin tarihi, manevî mirası ve kültürel kimliğine bir saygı duruşudur.”

Yerel halktan Almagul Zhaiman’a göre bu kutsal mekânlar, kuşaktan kuşağa aktarılan bir inancı somutlaştırıyor.

“Bu kutsal yerler, kuşaktan kuşağa aktarılan inanç, o mirasın bilinmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması sayesinde ayakta kaldı. Bence tüm bu camileri bizim için bu kadar anlamlı kılan da bu,” diye konuştu.

Camilerin tasavvuf üstatları

Karaman-Ata, bölgeye İslam’ı yaymak için gelen bir tasavvuf dâvetçisiydi. Camiinin 12. ya da 13. yüzyıla uzandığı düşünülüyor; ona bağlı nekropol ise Mangystau’nun en büyük ve en eski mezarlıklarından biri.

Mangışlak Yarımadası’nda yaşayan Kazaklar ve Türkmenler için bu nekropol kutsal bir mekân sayılıyordu. Yerel geleneğe göre burası anlaşmazlıkların çözüldüğü, barışın müzakere edildiği bir yerdi. Orada adak adayanların sözlerini tutmaları beklenirdi; çünkü adağını bozmanın ölümü ve soyun kesilmesini getireceğine inanılırdı.

Karaman-Ata’nın, çobanların ve sürülerinin manevî koruyucusu olarak saygı gören 12. yüzyıl sûfîsi Shopan-Ata’nın torunu olduğuna inanılıyor.

Geleneksel anlatıya göre Shopan-Ata, ünlü tasavvuf ustası Hoca Ahmed Yesevî’nin müridiydi. Bir zamanlar Harezm’e giden eski bir kervan yolunun parçası olan Shopan-Ata’nın türbe ve çevresi bugün de tasavvufî hacıların önemli uğrak noktalarından.

Beket-Ata’nın, yüzyıllar önce yaşamış olan Shopan-Ata’yı manevî rehberi olarak gördüğü rivayet ediliyor.

Yerel gelenekler, 18. yüzyıl âlimi, şifacı ve mimar Beket-Ata’ya, bir yerden başka bir yere anında geçme ve havada yükselme gibi olağanüstü yetenekler atfediyor.

Beket-Ata’nın camiinin türbedarı Bahtiyar Esimbetov, “Diğer kutsal kişiler arasında son ve en yüksek mertebeli manevî mürşit olarak görüldüğü için Pir Beket adıyla anılmıştır,” diyor.

Tasavvuf geleneğinde Farsça “pir” sözcüğü, çoğu zaman yüksek düzeyde manevî bilgelik kazanmış bir mürşidi ya da rehberi ifade ediyor.

Shakpak-Ata kompleksi, yüzyıllar boyunca bölgenin başlıca tasavvuf merkezlerinden biri olarak hizmet verdi. Shakpak-Ata’nın 9. ile 14. yüzyıllar arasındaki bir dönemde yaşamış olduğuna inanılıyor.

Tebeşirli ve kireçtaşı bir kayalığın içine oyulan bu mâbed, haç biçiminde düzenlenmiş merkezi kubbeli bir salon etrafında planlanmış.

Yerel anlatılara göre bilgin, astroloji ve astronomiyle birlikte evrenle ilgili fikirler de öğretirdi.

Camilerin mimari düzeni

Yerel inanca göre ilahî işaretler, tasavvuf üstatlarını camilerini inşa edecekleri yerlere yönlendirdi.

Batı Kazakistan’daki Mangystau bölgesine dağılmış bu mâbedler, göçebe miras ve jeolojik geçmiş tarafından şekillenen bir coğrafyada yer alıyor. Bölgenin büyük bir kısmı bir zamanlar antik Tetis Okyanusu’nun suları altındaydı.

Yerel halkın “yeraltı camileri” dediği bu kompleksler, doğal mağaralarda, dik kaya yüzeylerine oyularak ya da toprağın içine kazılarak inşa edildi ve yarı çöl manzarası içinde sığınak işlevi gördü.

Mimari düzenleri farklılık gösteriyor; içinde namaz salonları, mihraplar, tefekkür ve içe dönüş odaları, çok amaçlı mekânlar ve tasavvuf üstatlarının, kimi zaman da yakın aile fertlerinin türbeleri bulunuyor.

Bazı yeraltı hücreleri, sessiz meditasyon ve zühdî yalnızlık için oyulmuş.

Kutsal alanlar rehberi Yersultan İslam, “Bu yeraltı camileri, insanların gündelik hayattan uzaklaşarak kendilerini bütünüyle manevî arınmaya adayabildikleri, toplumdan inzivaya çekilme mekânlarıydı,” diye açıklıyor.

Komplekslerde avlular, su kaynakları, kutsal ağaçlar, patikalar ve 10. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan dönemlere tarihlenen mezarlıklar da bulunuyor.

Hacılar

Yüzyıllardır Mangystau’nun kutsal camileri hacıların önemli uğrak yerleri oldu.

Ziyaretçilerden sade ve mütevazı giyinmeleri bekleniyor; kadınların ise yeraltı camilerine girmeden önce kutsal mekâna saygı ifadesi olarak başlarını örtmeleri gerekiyor.

Bu mâbedler sadece yerel ibadet edenleri değil, yurtdışından gelen hacıları da cezbediyor.

Onlar arasında, ailesiyle birlikte her yıl Rusya’nın Başkurdistan bölgesinden Mangystau’nun kutsal alanlarını ziyarete gelen Dinara Farvazova da var.

“Burada Kur’an okuyor, dua ediyor, dileklerde bulunuyoruz. İnsanlar şifa aramak için geliyor ve pek çoğunun hayalleri gerçekleşiyor. Sonra burayı akrabalarına ve arkadaşlarına anlatıyorlar, onlar da gelmeye başlıyor,” diyor.

Bazı ziyaretçiler ise İslam’ı daha derinlemesine anlamak için geliyor.

Türkiye’den gelen gezgin Kaahn Ozturk, ülke boyunca yaptığı uzun motosiklet yolculuğu sırasında Karaman-Ata’nın camisinde mola verdi.

“Aklımda pek çok soru var ve yalnızca cevaplarını bulmak istiyorum. Bu yüzden İslam’ı daha iyi anlayabilmek için her camiyi, her yeri, İslam’la ilgili her fikri keşfetmeye çalışıyorum,” diyor.

Rusya’dan etnik Kazaklar olan Rinat Aubekerov ve eşi, çocuk sahibi olma dualarının kabul olması umuduyla Shopan-Ata’ya hac yolculuğu yaptı.

İtalya’dan gelen ziyaretçi Davide Passanante için ise cazibe unsuru farklıydı.

Ülkesinde yaz turizminin kalabalığını yaşadıktan sonra, bu ıssız mâbedlerde içsel bir huzur buldu. Arkadaş grubuyla Mangystau’nun adeta Mars’ı andıran manzaralarını gezerken, bölgenin manevî havası onu etkiledi.

“Çok etkilendim, çünkü burada din gerçekten çok önemli. İnsanların nasıl dua ettiğini, neler hissettiklerini, her an Tanrı’yı nasıl düşündüklerini görüyorum,” diyor.

Kutsal alan ziyaretçileri için seyahati kolaylaştırmak

Uzak konumdaki bu mâbedler, dünyanın dört bir yanından giderek artan sayıda hacıyı kendine çekiyor. Kazakistan, yeni listeye giren alanların gelecek kuşaklar için korunmasını sağlarken erişimi de kolaylaştırmayı planlıyor.

2027’de başlaması öngörülen beş yıllık kapsamlı bir kalkınma planının, restorasyon çalışmaları ve yeni ziyaretçi altyapısının geliştirilmesi dahil olmak üzere bu alanlarda turizmi desteklemesi bekleniyor.

Her bir mâbedde ziyaretçilerin ücretsiz olarak konaklayıp yemek yiyebildikleri temel imkânlar hâlihazırda mevcut; ancak bakım masraflarının karşılanmasına katkı için bağışlar memnuniyetle kabul ediliyor.

Planlar arasında Shopan-Ata, Beket-Ata ve Karaman-Ata’da ziyaretçi merkezleri inşa etmek ve Sultan-Epe ile Shakpak-Ata’ya hizmet veren mevcut merkezin kapasitesini tamamlayacak yeni bir ağ oluşturmak da yer alıyor.

Mangystau Devlet Tarihî ve Kültürel Koruma Alanı müdürü Baltabay Balapan, “Kalkınma planı kapsamında alana asfalt bir yol yapılacak. İnternet bağlantısıyla ilgili sorunların da çözüleceğini umuyoruz,” diye konuşuyor.

Artık topluca UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilen Mangystau’nun kayaya oyulmuş beş camisi ve onlarla bağlantılı kutsal alanlar, bölgenin manevî mirasını küresel bir kitleye taşıyor ve ziyaretçileri bu kutsal manzaraları keşfetmeye davet ediyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Google'da Euronews'ü takip edin