Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (Insee), cuma günü yaptığı açıklamada, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,1 daraldığını duyurdu.
Fransa ekonomisi beklentilerin altında performans gösterdi. Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (Insee), cuma günü yaptığı açıklamada, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,1 daraldığını duyurdu. Ekonomi, ikinci çeyrekte büyüme kaydetmemiş, ilk çeyrekte ise yüzde 0,2 küçülmüştü.
Bu veriler, Fransa hükümeti için yeni bir darbe niteliğinde. Ülkenin borçlanma faizleri geçen hafta finans piyasalarında yüzde 5'i aşarken, toplumsal gerilim de yüksek seyrediyor. Hayat pahalılığına karşı ve gençlerin taleplerine destek amacıyla düzenlenecek yeni bir ulusal protesto gününün arifesinde ekonomik görünüm daha da kötüleşiyor.
Ekonomik faaliyetlerdeki bu gerileme, Euro Bölgesi'nin en büyük ikinci ekonomisi olan Fransa'yı resesyonun eşiğine getirdi.
Öte yandan enflasyon da hızlandı. Eylül ayında yıllık yüzde 3,1 olan enflasyon, ekimde yüzde 3,4'e yükseldi. Insee'ye göre bu, Ocak 2024'ten bu yana kaydedilen en yüksek seviye.
Olumsuz makroekonomik koşullar göz önüne alındığında, kötü ekonomik veriler uzmanlar için sürpriz olmadı.
BCA Research'ün Avrupa Baş Stratejisti Jérémie Peloso, Euronews'e yaptığı değerlendirmede, "Fransa'nın önümüzdeki çeyreklerde teknik resesyona girmesi kuvvetle muhtemel," dedi.
Peloso, "Bu senaryo, son dönemde yaşanan bütçe çalkantıları ve tahvil piyasasındaki çöküşten önce de olası görünüyordu," diye ekledi.
'Duvara toslayacağız'
Ekonomik verilerin yarattığı baskıyla karşı karşıya kalan hükümet, parlamentoda çoğunluğa sahip olmamasına rağmen 2027 bütçesinin zamanında kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Franceinfo televizyonuna konuk olan Ekonomi ve Maliye Bakanı Roland Lescure, Fransa ekonomisini "durma noktasında" diye nitelendirdi.
Lescure ayrıca, ekonomik toparlanmayı hedefleyen bütçenin kabul edilmemesi halinde ülkenin "duvara toslayacağı" uyarısında bulundu.
Parlamentodaki bütçe görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda hükümet, Anayasa'nın 49.3'üncü maddesine başvurmayı dışlamıyor. Bu madde, hükümete, hakkında verilen bir gensoru önergesi kabul edilmediği sürece bir yasa tasarısını oylama yapılmadan kabul ettirme imkânı tanıyor.
Bir diğer seçenek ise kararname yoluna başvurulması. Ancak bu yöntem, 1958'de Beşinci Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana bir bütçenin kabul edilmesi için hiç kullanılmadı.
'Fransa ekonomisi için asıl risk bütçenin olmaması değil'
Paris-Dauphine Üniversitesi Ekonomi Profesörü ve "Finans Hayatımızın Merkezinde" adlı blogun yazarı Jérôme Mathis'e göre bütçenin kabul edilmesi tek başına belirleyici bir unsur değil.
Mathis, bütçenin kabul edilmesinin "bir kaldıraç etkisiyle ekonomik faaliyetleri kısa vadede mucizevi biçimde canlandırmayacağını" belirtti.
Ekonomist, "Aksine, bütçe uyum programları genellikle kısa vadede ekonomik büyüme üzerinde baskı yaratma eğilimindedir," dedi.
Mathis'e göre mesele yalnızca hükümetin hazırladığı bütçenin parlamentodan geçirilmesi değil. Asıl önemli olan, yatırımcılara Fransa'nın kamu maliyesinin orta ve uzun vadede nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin öngörülebilirlik sağlanması.
Fransa, finans piyasalarından giderek daha yüksek maliyetlerle borçlanıyor.
Mathis, "Faiz oranlarındaki her artış, zamanla devlet bütçesine yansıyor, gelecekteki hareket alanını daraltıyor ve nihayetinde özel sektör yatırımları üzerinde baskı oluşturuyor," diye konuştu.
Ekonomiste göre bütçe belirsizliği de ekonomik faaliyetlerin önünde bir engele dönüşebilir.
"Şirketler bazı yatırımlarını erteliyor, hanehalkları belirli harcamalarını geciktiriyor ve piyasalar daha yüksek risk primi talep ediyor."
Cuma günü itibarıyla Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvillerinin getirisi yüzde 4,9 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, 22 Ekim'de ulaşılan zirvenin 0,17 puan altında.
Fransa ile Almanya'nın borçlanma faizleri arasındaki farkı gösteren tahvil getiri farkı (spread) ise yaklaşık 1,55 puan seviyesinde.
Euronews'ün incelediği, BCA Research müşterileri için Jérémie Peloso tarafından hazırlanan strateji notunda, piyasalardaki kısmi rahatlamanın Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) bir önceki gün gerçekleştirdiği toplantıyla bağlantılı olabileceği belirtildi.
Peloso, "Dünkü ECB toplantısının büyük ölçüde sürpriz içermemesi, Başkan Christine Lagarde'ın Fransa'nın durumuna ilişkin yorum yapmayı reddetmesine rağmen, bu rahatlamaya kesinlikle katkıda bulundu," değerlendirmesinde bulundu.
Mathis ise Fransa ekonomisi açısından temel sorunun bütçenin kabul edilmemesi olmadığını vurguladı:
"Fransa ekonomisi için asıl risk bütçenin olmaması değil, kamu maliyesinin gelecekte izleyeceği yola ilişkin öngörülebilirliğin bulunmaması."
Ekonomiste göre mevcut siyasi tıkanıklığın başlıca ekonomik maliyeti, kabul edilemeyen önlemlerin içeriğinden ziyade belirsizliğin uzaması.
Kararnameyle kabul edilen bütçe çözüm olabilir mi?
Bütçenin kararname yoluyla kabul edilmesi ihtimalini de değerlendiren Mathis, bunun "ekonomik açıdan açık bir çözüm" olmadığını söyledi.
Ekonomiste göre finans piyasaları siyasi kararların hızlı alınmasına önem verse de bu kararların "meşruiyetini" ve "kalıcılığını" da dikkate alıyor.
Kararnameyle kabul edilen bir bütçe, kısa vadede belirsizliği azaltabilir. Ancak Mathis, bunun uzun vadede mali güvenilirliği yeniden tesis etmek için yeterli olmayacağı uyarısında bulundu.
Mathis, durumu şöyle açıkladı:
"Piyasalar genellikle uzun süre karar alınamamasındansa tartışmalı bir kararın alınmasını tercih eder. Ancak kararnameyle kabul edilen bir bütçe kırılgan görülürse, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yeniden tartışmaya açılabileceği düşünülürse veya siyasi sistemin kalıcı biçimde çoğunluk oluşturamadığının göstergesi olarak değerlendirilirse, güven üzerindeki olumlu etkisi sınırlı kalabilir."
Mathis'e göre Fransa'daki mevcut durumu daha "klasik" bütçe krizlerinden ayıran temel unsur da bu.
Finans piyasaları, Fransa'nın vergi toplama veya borçlarını geri ödeme konusundaki teknik kapasitesinden şüphe duymuyor.
"Bunun yerine, ülkenin borçlarındaki artışı yavaşlatma kapasitesinden daha fazla şüphe duyuyorlar."
Mathis sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:
"Bu soru işareti varlığını koruduğu sürece, bütçenin kabul edilmesi için hangi kurumsal yöntem kullanılırsa kullanılsın, faiz oranları üzerindeki baskının devam etmesi muhtemel."