ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu, Fransa'nın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kamu maliyesini düzene sokabileceğine ilişkin şüphelerini dile getirdi. Hükümet ise yıl sonuna kadar bütçenin kabul edilmesinin 'mutlak bir zorunluluk' olduğu konusunda ısrarcı.
Fransız hükümetinin hedefi, kötü ekonomik haberlerin peş peşe geldiği bir dönemde ülkeyi 2027 yılı için “sorumlu” bir bütçeyle donatmak.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Fransa'nın kredi notunu A+ seviyesinde sabit tutarken, görünümünü “durağan”dan “negatif”e indirdi. Kuruluş, kararına gerekçe olarak ağustos ayındaki önceki değerlendirmeden bu yana ekonomik büyümenin zayıflamasını, borçlanma maliyetlerinin artmasını ve bütçe açığının büyümesini gösterdi.
Fitch'in değerlendirmesi, Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (Insee) tarafından cuma sabahı açıklanan verilerin ardından geldi. Verilere göre Fransa ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 daralmasının ve ikinci çeyrekte büyüme kaydedememesinin ardından üçüncü çeyrekte yüzde 0,1 küçüldü.
Fitch, kararını gerekçelendirirken özellikle “siyasi parçalanmışlığın devam etmesine” ve “zorlayıcı toplumsal atmosfere” dikkat çekti. Ülkeyi sarsan kitlesel gösterilerin sürdürülebilir bir mali konsolidasyonun hayata geçirilmesini “daha da zorlaştırdığı” belirtildi.
Buna karşın Fransa'nın kredi notunu destekleyen unsurlar arasında “ekonomisinin büyüklüğü, zenginliği ve çeşitliliği, kurumlarının gücü, avro bölgesine üyeliği ve bankacılık sektörünün dayanıklılığı” gösterildi.
'Bütçenin kabul edilmesi mutlak bir zorunluluk'
Ekonomi ve Maliye Bakanı Roland Lescure, cuma akşamı basına gönderdiği açıklamada, ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Fransa'nın kredi notu görünümünü negatife düşürme kararını “not ettiğini” belirtti.
Lescure, “Bu değerlendirme, bütçe açığımızı yüzde 5'e indirerek kamu maliyesini yeniden düzene sokmayı amaçlayan sorumlu bir bütçenin yıl sonuna kadar kabul edilmesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu teyit ediyor,” dedi. Bakan, hükümetin “mali konsolidasyon yolunda ilerlemekte kararlı olduğunu” da vurguladı.
Bercy olarak anılan Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nın başındaki isim, “Uluslararası belirsizliklerin hakim olduğu bir ortamda ekonomik aktörlere öngörülebilirlik sağlamak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Roland Lescure, günün erken saatlerinde Franceinfo televizyonunun canlı yayınına katılarak GSYH'deki düşüşü değerlendirmiş ve Fransız ekonomisini “durgunluk içinde” olarak nitelendirmişti. Bakan ayrıca, “toparlanma” bütçesinin kabul edilmemesi halinde ülkenin “duvara toslayacağı” uyarısında bulunmuştu.
Lescure, “Bunu söylüyorum, tekrar ediyorum ve sonuna kadar tekrarlamaya devam edeceğim: Bir bütçeye ihtiyacımız var. Bütçe açığının yüzde 5 veya altında olması gerekiyor” diye konuşmuştu.
Ancak Ulusal Meclis'te hükümetin çoğunluğa sahip olmaması ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşması nedeniyle bütçe tasarısının parlamentoda oylanarak kabul edilmesi ihtimali oldukça belirsiz görünüyor.
49.3 ve kararname seçenekleri: Fitch hükümetin kararlı adımlar atmasını bekliyor
Fitch'in değerlendirmesine göre, seçimlere altı ay kala şekillenen siyasi tartışmalar, borç seviyesini istikrara kavuşturabilecek kalıcı bir bütçe açığı azaltımının mümkün olduğuna ilişkin kuruluşun güvenini önemli ölçüde artırmadı.
Fitch analistleri, “Parlamentoda çoğunluk bulunmamasına rağmen hükümetin, elindeki anayasal mekanizmaları kullanarak bütçeyi kabul ettirmesini bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Parlamentoda çıkmaza girilmesi halinde Roland Lescure, hükümetin Anayasa'nın 49.3'üncü maddesine başvurmayı dışlamadığını belirtti. Söz konusu madde, hükümete bir güvenoyu niteliğindeki mekanizma aracılığıyla, gensoru önergesiyle düşürülmediği sürece bir yasa tasarısını oylama yapılmadan kabul ettirme imkanı tanıyor.
Bir diğer seçenek ise kararname yoluyla düzenleme yapmak. Ancak 1958'de Beşinci Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana bütçe kabulünde bu yönteme hiç başvurulmadı.
Euronews'e konuşan Paris-Dauphine Üniversitesi Ekonomi Profesörü Jérôme Mathis, kararnameyle kabul edilecek bir bütçenin kısa vadede belirsizliği azaltabileceğini ancak tek başına uzun vadeli mali güvenilirliği yeniden tesis edemeyeceğini söyledi.
Mathis, “Piyasalar genellikle uzun süre karar alınamamasındansa tartışmalı da olsa bir karar alınmasını tercih eder. Ancak kararnameyle kabul edilen bir bütçe kırılgan görülürse, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından değiştirilebileceği düşünülürse veya siyasi sistemin çoğunluk oluşturma konusunda kalıcı bir yetersizlik yaşadığının göstergesi olarak değerlendirilirse yatırımcı güveni üzerindeki olumlu etkisi sınırlı kalabilir,” ifadelerini kullandı.