Kremlin, azalan petrol gelirleri ve yavaşlayan ekonomik büyümenin yarattığı açığı kapatmak için vergileri artırmaya ve borçlanmaya yöneldi.
Petrol ve gaz ihracatı, Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş boyunca Rusya’nın mali yapısını ayakta tuttu. Ancak tam kapsamlı işgalin dördüncü yıl dönümü yaklaşırken, bu gelirler son yılların en düşük seviyelerine geriledi.
Bu düşüşte, ABD ve Avrupa Birliği’nin yeni cezalandırıcı önlemleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hindistan’a yönelik gümrük vergisi baskısı ve Rus petrolünü taşıyan, yaptırımları delmekle suçlanan tanker filosuna karşı denetimlerin sıkılaştırılması etkili oldu.
Gelirlerdeki gerileme, Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Rus bankalarından borç almaya ve vergileri artırmaya itiyor. Bu adımlar, şimdilik kamu maliyesinin dengede tutulmasını sağlıyor.
Ancak söz konusu önlemler, büyümenin yavaşladığı ve enflasyonun inatçı seyrini sürdürdüğü savaş ekonomisindeki baskıları daha da artırıyor.
Ocak ayında, Rusya’nın petrol ve gaz sektöründen aldığı vergilerden elde ettiği devlet gelirleri 393 milyar rubleye (4,27 milyar euro) geriledi. Bu rakam Aralık ayında 587 milyar ruble (6,37 milyar euro), 2025 Ocak ayında ise 1,12 trilyon ruble (12,16 milyar euro) seviyesindeydi. Almanya Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nde Rus ekonomisi uzmanı Janis Kluge, bunun COVID-19 salgınından bu yana görülen en düşük seviye olduğunu söylüyor.
Yaptırımlarda yeni yaklaşım
Ukrayna’daki çatışmaları durdurması için Kremlin üzerindeki baskıyı artırmayı hedefleyen Trump yönetimi, 21 Kasım’dan itibaren Rusya’nın en büyük iki petrol şirketi Rosneft ve Lukoil’e yaptırım uygulamaya başladı.
Bu adım, söz konusu şirketlerden petrol satın alan ya da sevkiyatını yapan herkesin ABD bankacılık sisteminden çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalması anlamına geliyor. Bu durum, çok uluslu şirketler için ciddi bir tehdit olarak görülüyor.
Buna ek olarak Avrupa Birliği, 21 Ocak itibarıyla Rus ham petrolünden üretilen yakıtları yasaklamaya başladı. Böylece bu petrolün başka bir yerde rafine edilip benzin ya da dizel olarak Avrupa’ya gönderilmesinin önü kesildi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, cuma günü Rus petrolüne yönelik denizcilik hizmetlerine tam yasak getirilmesini önerdi. Von der Leyen, yaptırımların Rusya’yı çatışmaları durdurmaya zorlamak için önemli bir baskı aracı sunduğunu söyledi.
“Gerçekçi olmalıyız: Rusya ancak baskı altında kaldığında masaya samimi bir niyetle gelir,” diyen von der Leyen’in önerisi, daha önce Finlandiya ve İsveç tarafından da savunulan kapsamlı bir yasak anlamına geliyor. Buna göre AB şirketlerinin, Rus ham petrolü taşıyan gemilere sigorta, nakliye ya da liman erişimi gibi hiçbir hizmet sunmasına izin verilmeyecek.
Son yaptırımlar, Biden yönetimi döneminde G7 ülkeleri tarafından uygulamaya konulan petrol fiyat tavanının da ötesine geçiyor.
Varil başına 60 dolar (50,37 euro) olarak belirlenen bu tavan, G7 ülkelerinde faaliyet gösteren sigortacılar ve nakliyeciler üzerinden uygulanmış; Rusya’nın kârını azaltmayı hedeflemiş, ithalatı tamamen yasaklamayı amaçlamamıştı. Bunun nedeni, enerji fiyatlarının yükselmesine dair endişelerdi.
Fiyat tavanı, özellikle AB’nin Rusya’dan deniz yoluyla yapılan petrol ithalatının büyük bölümünü yasaklamasının ardından, Rusya’yı satışlarını Çin ve Hindistan’a kaydırmaya zorlamasıyla birlikte, devletin petrol gelirlerini geçici olarak düşürdü. Ancak Rusya, fiyat tavanının dışında kalan, yaşlı tankerlerden oluşan bir “gölge filo” kurdu ve gelirler yeniden yükseldi.
Hindistan’a Rus petrolü baskısı
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat’ta Hindistan’a uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e düşürmeyi kabul ettiğini ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Rus ham petrolü ithalatını durdurmayı kabul ettiğini söyledi. ABD, geçen cuma günü ise Rus petrolü ithalatının sürmesi gerekçesiyle uygulanan ilave yüzde 25’lik gümrük vergisini kaldırdı.
Modi konuya ilişkin bir açıklama yapmadı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Randhir Jaiswal, ülkenin stratejisinin “nesnel piyasa koşulları doğrultusunda enerji tedarikini çeşitlendirmeyi” içerdiğini söyledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Moskova’nın bu açıklamaları izlediğini belirterek, Yeni Delhi ile “gelişmiş stratejik ortaklığa” bağlı kalmayı sürdürdüklerini ifade etti.
Her halükârda, Rusya’dan Hindistan’a yapılan petrol sevkiyatları son haftalarda geriledi. Kyiv Ekonomi Okulu ve ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre, bu sevkiyatlar ekim ayında günlük 2 milyon varil düzeyindeyken aralık ayında 1,3 milyon varile düştü. Veri şirketi Kpler, Hindistan’ın ucuz Rus enerjisinden kısa vadede tamamen vazgeçmesinin “pek olası olmadığını” belirtiyor.
Ukrayna’nın müttefikleri, müşterileri caydırmak amacıyla, yaptırımları delmekle suçlanan bireysel “gölge tankerleri” giderek daha fazla yaptırım listesine alıyor. ABD, İngiltere ve AB’nin yaptırım uyguladığı tankerlerin sayısı 640’a ulaşmış durumda.
ABD güçleri, yaptırım altındaki Venezuela petrolüyle bağlantılı bazı gemilere el koydu; bunlar arasında Rus bayrağı taşıyan bir gemi de bulunuyor. Fransa ise bir “gölge filo” gemisi olduğundan şüphelenilen bir tankeri kısa süreliğine durdurdu. Öte yandan Ukrayna’nın saldırıları, Rusya’daki rafinerileri, boru hatlarını, ihracat terminallerini ve tankerleri hedef aldı.
Rus petrolüne indirim
Alıcılar, ABD yaptırımlarına takılma riski ve işlemlere mesafeli duran bankaları devre dışı bırakacak ödeme yolları bulmanın yarattığı zorluklar nedeniyle Rus petrolü için artık daha büyük indirimler talep ediyor.
Bu indirim aralık ayında varil başına yaklaşık 25 dolara (21 euro) kadar çıktı. Rusya’nın başlıca ham petrol ihracatı olan Urals karışımının fiyatı, uluslararası gösterge Brent petrolünün varil başına yaklaşık 62,50 dolar (52,48 euro) olduğu dönemde, 38 doların (32 euro) altına geriledi.
Rusya’da petrol üretimine uygulanan vergiler petrol fiyatına bağlı olduğu için, bu durum devlet gelirlerini de aşağı çekiyor.
S&P Global Energy’de deniz yoluyla taşınan ham petrol üzerine çalışan kıdemli analist Mark Esposito, “Bu, zincirleme ya da domino etkisi yaratan bir süreç,” dedi. Dizel ve benzinin de yaptırımlara dahil edilmesinin, “ham petrol akışını olduğu kadar bu varillerden elde edilen rafine ürünlerin akışını da etkileyen, son derece dinamik bir yaptırım paketi yarattığını” belirten Esposito, bunun “Rus ham petrolünden geliyorsa devre dışıdır demenin evrensel bir yolu” olduğunu söyledi.
Teslimatları kabul etme konusundaki isteksizlik, denizdeki tankerlerde olağanüstü miktarda — yaklaşık 125 milyon varil — petrolün birikmesine yol açtı. Bu durum, sınırlı kapasitenin maliyetini artırırken, çok büyük ham petrol tankerleri için günlük navlun ücretleri 125 bin dolara (104 bin 965 euro) kadar yükseldi.
Yavaşlayan büyüme Rusya'nın bütçesini zorluyor
Savaşla bağlantılı harcamaların sağladığı ivmenin sınırlarına ulaşması ve iş gücü sıkıntısının şirketlerin büyüme kapasitesini kısıtlamasıyla birlikte ekonomik büyüme durma noktasına geldi. Daha düşük büyüme ise daha az vergi geliri anlamına geliyor.
Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), üçüncü çeyrekte yalnızca yüzde 0,1 arttı. Bu yıl için büyüme tahminleri yüzde 0,6 ile 0,9 arasında değişiyor. Bu oranlar, 2023 ve 2024’te yüzde 4’ün üzerindeki büyümenin oldukça altında.
Almanya Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nden Janis Kluge, “Kremlin bütçenin genel dengesinden endişe duyuyor, çünkü bu durum ekonomik durgunlukla aynı zamana denk geliyor. Aynı zamanda savaşın maliyetleri de azalmıyor,” dedi.
Kremlin’in yanıtı: Vergi artışı ve borçlanma
Kremlin, azalan petrol gelirleri ve yavaşlayan ekonomik büyümenin yarattığı açığı kapatmak için vergileri artırmaya ve borçlanmaya yöneldi.
Kremlin’in kontrolündeki parlamento Duma, kasada ödenen katma değer vergisini yüzde 20’den yüzde 22’ye yükseltti; otomobil ithalatı, sigara ve alkollü içkilere uygulanan vergiler de artırıldı.
Hükümet, uyumlu yerli bankalardan daha fazla borç almaya başladı. Ayrıca Ulusal Varlık Fonu’nda bütçe açıklarını kapatmak için hâlâ kullanılabilecek rezervler bulunuyor.
Bu nedenle Kremlin’in şimdilik parası var. Ancak vergilerin artırılması büyümeyi daha da yavaşlatabilir. Borçlanma ise, merkez bankasının faiz oranlarını zirve seviye olan yüzde 21’den yüzde 16’ya indirerek yüzde 5,6’ya düşürdüğü enflasyonu yeniden körükleme riski taşıyor.
Kluge, “Altı ay ya da bir yıl içinde bu durum, savaşla ilgili düşüncelerini de etkileyebilir,” dedi. “Bunun onları bir barış anlaşması aramaya iteceğini sanmıyorum, ancak çatışmaların yoğunluğunu azaltmak, cephede belirli bölgelere odaklanmak ve savaşı yavaşlatmak isteyebilirler. Eğer maliyetler çok yükselirse verilecek tepki bu olur.”