Ekonomistler, artan petrol ve gaz fiyatlarının Euro Bölgesi'nde enflasyonu belirgin biçimde yukarı çekebileceğini öngörüyor. Piyasalar, 2026'da olası bir faiz artırımını şimdiden fiyatlamaya başladı.
Petrol fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD öncülüğündeki İran’a yönelik askeri operasyonların sona yaklaşmakta olduğuna işaret etmesinin ardından pazartesi günü tarihteki en sert tek seanslık geri dönüşlerden birine sahne oldu.
Ancak Avrupalı tüketiciler açısından bu rahatlama henüz pompaya yansımış değil.
Trump, pazartesi gecesi düzenlediği basın toplantısında, ABD ve İsrail güçlerinin İran’a yönelik askeri operasyonlarda hızlı ilerleme kaydettiğini söyledi ve Washington’ın Hürmüz Boğazı da dahil olmak üzere küresel enerji tedarik güzergâhlarında aksamalara izin vermeyeceğini vurguladı.
Trump, "Petrol tedariki çok daha güvenli hale gelecek" dedi ve gerekirse ABD’nin tankerleri bu stratejik su yolundan geçirmek için eskortluk yapabileceğini ekledi.
Çatışmanın birkaç gün içinde sona erip ermeyeceği sorulduğunda ise Trump, "Bence evet" yanıtını verdi.
Hürmüz Boğazı’nın kapanabileceğine ilişkin korkularla pazar gecesi varil başına 119 dolara (5 bin 243 TL) kadar yükselen Batı Teksas türü ham petrol (WTI), pazartesi seansının sonunda 90 doların (yaklaşık 3 bin 965 TL) altına geriledi. Böylece fiyatlar 24 saatten kısa sürede 30 doların (bin 321 TL) üzerinde dalgalanma gösterdi.
Ancak ham petrol vadeli işlemlerindeki bu sert geri çekilmeye rağmen, toptan petrol fiyatlarından perakende akaryakıt maliyetlerine geçiş ne anlık oluyor ne de birebir aynı oranda gerçekleşiyor.
Ekonomistlerin Euro Bölgesi’nde enflasyon riskleri için henüz "tehlike geçti" dememesinin nedeni de tam olarak bu gecikme.
Avrupa’da akaryakıt fiyatları litre başına hâlâ 2 euro civarında
Avrupa genelinde gerçek zamanlı akaryakıt fiyatlarını izleyen Fuelo platformuna göre, benzin ve motorin fiyatları birçok büyük Avrupa kentinde yüksek kalmayı sürdürüyor.
Milano’da 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 1,89 euro (yaklaşık 96,8 TL), motorinin litre fiyatı ise 2,10 euro (yaklaşık 107,5 TL) seviyesinde. Paris’te benzinin litre fiyatı biraz daha yüksek olarak 1,92 eurodan (yaklaşık 98,3 TL), motorin ise biraz daha düşük olarak 2,06 eurodan (yaklaşık 105,5 TL) satılıyor.
Üç şehir arasında en pahalı olan Frankfurt’ta ise 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 2,12 euro (yaklaşık 108,5 TL), motorinin litre fiyatı da 2,19 euro (yaklaşık 112,1 TL) düzeyinde.
İstanbul'da ise çarşamba günü kurşunsuz benzinin litre fiyatı 60 TL (1,17 euro) civarında bulunurken, motorin 62 TL'den (1,21 euro) satılıyor.
Goldman Sachs’ın baş Avrupa ekonomisti Sven Jari Stehn, geçen hafta yayımlanan notunda, "İran’daki çatışmanın Avrupa’da büyüme, enflasyon ve para politikasına etkisindeki en önemli aktarım kanalı enerji fiyatlarındaki artıştır. Çünkü Avrupa ülkelerinin çoğu net petrol ve gaz ithalatçısıdır" dedi.
Stehn, "Avrupa ülkelerinin çoğu net petrol ve gaz ithalatçısı" diye ekledi.
Goldman Sachs’ın hesaplama kuralına göre, petrol fiyatlarında yüzde 10’luk bir artış, Euro Bölgesi genel enflasyonunda yüzde 0,3’lük bir yükselişe yol açıyor.
Ancak banka, özellikle petrolden farklı dinamiklerle hareket eden gaz fiyatlarının da yüksek kalması halinde doğrusal olmayan etkilerin şoku daha da büyütebileceği uyarısında bulundu.
Avrupa enflasyonu için üç senaryo
Bank of America’nın Avrupa baş ekonomisti Ruben Segura-Cayuela, yüksek enerji fiyatlarının ne kadar süre devam edeceğine bağlı olarak üç senaryo ortaya koydu.
En olası senaryoda petrolün varil fiyatı yaklaşık 80 dolar (3 bin 525 TL), Hollanda TTF doğal gaz fiyatı ise yaklaşık iki ay boyunca 50 euro/MWh (2 bin 566 TL/Megavat-saat) seviyesinde dengeleniyor.
Bu senaryoda Euro Bölgesi enflasyonu mart ve nisanda kısa süreliğine yüzde 2,5 civarında zirve yapacak, ardından yaz sonuna doğru yeniden yüzde 2’nin altına inecek. Gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) ise 2026’da yaklaşık yüzde 1,0 büyümesi bekleniyor.
Bu tablo yavaş ama yönetilebilir olarak değerlendiriliyor ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikasını sıkılaştırmasını gerektirecek kadar ağır görülmüyor.
Petrolün 100 dolara (4 bin 400 TL), gazın ise 60 euro/MWh (3080 TL/Megavat-saat) seviyesine çıktığı daha sert bir şok ise daha yıkıcı olur.
Bu durumda enflasyonun 2026 genelinde ortalama yüzde 2,4 olması, ikinci çeyrekte yüzde 3’ün üzerine çıkan bir zirve yapması, büyümenin ise yaklaşık yüzde 0,8’e yavaşlaması bekleniyor.
ECB’nin yüzde 2’lik enflasyon hedefine dönüşün de muhtemelen 2027’nin başına sarkacağı öngörülüyor.
Üçüncü senaryo ise uzun süreli bir aksaklığa işaret ediyor. Petrol 80 dolar civarında kalsa bile, dört ay sürecek bir enerji şoku yıllık enflasyonu yaklaşık yüzde 2,2’ye çıkarabilir. Bu durumda ikinci çeyrek enflasyonu ortalama yüzde 2,5 olurken, Euro Bölgesi büyümesi yaklaşık yüzde 0,9’a yavaşlayabilir ve geçici bir daralma riski ortaya çıkabilir.
Segura-Cayuela, enerji fiyatlarının yüksek kalmaya devam etmesi halinde ECB’nin muhtemelen toplam 50 ila 75 baz puanlık faiz artışına gitmek zorunda kalacağını, bunun da büyük olasılıkla eylül ayına kadar gerçekleşeceğini tahmin ediyor.
Segura-Cayuela, "Enerji fiyatları hazirana kadar normalleşmezse ECB pekâlâ faiz artırabilir. Piyasalar bu riski zaten fiyatlıyor," ifadelerini kullandı.
Oxford Economics: Eski 'görmezden gelme' yaklaşımı artık geçerli değil
Oxford Economics kıdemli ekonomi danışmanı Michael Saunders’a göre tehdit yalnızca petrol fiyatlarının seviyesiyle sınırlı değil. Asıl mesele, merkez bankalarının bu şoku harekete geçmeden karşılayabilecek güvenilirliğe hâlâ sahip olup olmadığı.
Saunders, yakın tarihli bir notunda, merkez bankalarının enerji kaynaklı enflasyonu basitçe göz ardı edebileceği yönündeki eski varsayımın artık geçerli olmadığını savundu. Yeni yaklaşımın ise enerji fiyat şoklarının daha geniş enflasyon beklentilerine yayılma riskine karşı durmak olduğunu söyledi.
Saunders, Oxford Economics’in Küresel Ekonomik Modeli’ni kullanarak yaptığı hesaplamada, mevcut enerji fiyatı varsayımlarının Euro Bölgesi enflasyonunu 2026’nın dördüncü çeyreğinde önceki tahminlere kıyasla yaklaşık 0,5 ila 0,6 puan daha yüksek seviyeye işaret ettiğini belirtti.
Saunders’a göre bu etki, Avrupa’nın enerji ithalatına yapısal bağımlılığını yansıtacak şekilde, diğer büyük ekonomilerin çoğundan daha güçlü.
Saunders, ECB’nin kısa vadede faizleri sabit tutmasının muhtemel olduğunu da ekledi. Ancak faizlerin zaten kabaca nötr seviyelerde bulunduğunu belirten Saunders, enerji fiyatlarındaki artışın sürmesi halinde bankanın bu yıl para politikasını sıkılaştırmayı tercih edebileceğini söyledi.
Tahmin piyasaları ECB’den faiz artışı ihtimalini yüzde 42 olarak fiyatlıyor
Finansal tahmin platformu Polymarket’e göre, 2026’da Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz artırma olasılığı artık yüzde 42 seviyesinde. Bu oran, İran çatışmasının iki haftadan kısa süre önce başlamasından önce yalnızca yüzde 12 düzeyindeydi.
2026’da Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz artırır mı?
Zımni olasılıktaki bu yaklaşık üç katlık artış, piyasanın ECB’nin nasıl tepki vereceğine dair beklentilerini ne ölçüde yeniden fiyatladığını gösteriyor.
Trump yönetiminin İran’a yönelik harekâtından önce genel beklenti, gelişmiş ekonomiler genelinde faiz indirimleri yönündeydi.
Ancak şimdi, enerji kaynaklı enflasyonun önümüzdeki aylarda Euro Bölgesi manşet enflasyonunu yeniden yüzde 3’ün üzerine taşıma tehdidi yaratmasıyla birlikte, yatırımcılar ECB’nin yeniden para politikasını sıkılaştırmak zorunda kalabileceği ihtimaline karşı giderek daha fazla pozisyon alıyor.