BAE'nin OPEC ve OPEC+'tan ayrılacağını açıklamasının ardından petrol piyasaları benzeri görülmemiş dalgalanmanın yaşandığı bir dönemden geçiyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin salı günü duyurulan ve cuma günü yürürlüğe girecek olan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ve daha geniş ittifakı OPEC+’tan resmen ayrılmasının ardından petrol piyasaları yeni bir istikrarsızlıkla karşı karşıya.
Uzun yıllara yayılan üyeliği sona erdiren bu karar, küresel ekonominin İran’la süren savaşın etkileriyle sarsılmaya devam ettiği ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın sürdüğü bir dönemde geldi.
BAE’nin OPEC’ten çıkması fiyatlarda düşürücü bir gelişme olması bekleniyordu. Çünkü OPEC kotasından kurtulan BAE’nin ileride daha fazla petrol üretip piyasaya sürebileceği tahmin ediliyor.
Yatırımcılar şu anda BAE’nin gelecekte üretimini artırma ihtimalini, küresel tedarik rotalarına yönelik ani ve ciddi risklerle ve daha fazla ülkenin OPEC ile OPEC+’tan ayrılma olasılığının artmasıyla birlikte değerlendiriyor.
Açıklamanın ardından piyasalar hızlı tepki verdi ve BAE kaynaklı arz fazlası ihtimali fiyatlandı. Petrol fiyatları, özellikle birkaç ay vadeli kontratlarda yüzde 2 ile yüzde 3 arasında düştü.
Ancak bu hareket, Orta Doğu’daki çatışmayla ve ABD-İran müzakerelerinin mevcut durumda durmuş olmasıyla bağlantılı risk primi nedeniyle kısa sürede dengelendi.
Haberin yazıldığı sırada ABD gösterge petrolü WTI, varil başına 105 doların üzerinde işlem görürken, uluslararası referans Brent petrol 112 doların üzerinde seyrediyor. Her iki fiyat da çarşamba günü, BAE açıklamasının ardından görülen en düşük seviyeye kıyasla yaklaşık yüzde 4 daha yüksek.
BAE’nin kararı, Abu Dabi ile Riyad arasında üretim kotaları konusunda yıllardır süren gerilimin ardından geldi. BAE, kapasitesini günlük beş milyon varile çıkarmak için devlete ait Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’ne (ADNOC) 150 milyar dolardan fazla, yani 128 milyar euro yatırım yaptı.
Ancak OPEC’in kısıtlayıcı çerçevesi altında bu kapasitenin büyük bölümü kullanılmadan kaldı. Bu durum, hükümeti ulusal çıkarlarını öncelemeye itti.
Grubun üçüncü büyük üreticisinin ayrılması, 60 yıllık örgütün uyumu açısından önemli bir darbe niteliğinde. Quilter Cheviot küresel enerji analisti Maurizio Carulli, bu ayrılığın geride kalan üyeler üzerindeki sınırlayıcı etkilerine dikkat çekti.
Carulli, "Hürmüz Boğazı’ndan tanker trafiği yeniden güvenli hale gelene kadar OPEC’in fiyatları istikrara kavuşturma kapasitesi keskin biçimde sınırlı kalacak; buna karşılık ABD’li üreticiler orantısız ölçüde etki kazanmış durumda," dedi.
BAE, piyasaya ek üretimi "kademeli ve ölçülü" biçimde sunma sözü verse de OPEC içindeki koordinasyonun aniden ortadan kalkması yeni bir belirsizlik katmanı yarattı.
BAE açısından abluka, ayrılık kararının son katalizörü oldu. Birincil ihracat rotası tehdit altındayken Abu Dabi, geleneksel kartel yapısının dışında bağımsız güvenlik ve ticaret ortaklıkları kurmak için diplomatik esneklik arayışına girdi.
Jeopolitik çalkantıya rağmen enerji hisseleri dirençli kaldı.
Carulli’ye göre, "BP, Shell, TotalEnergies, ENI, Chevron ve ExxonMobil gibi entegre büyük şirketler, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın faaliyet nakit akışına yüzde 5 ila yüzde 10 ekleyebileceği fiyat yükselişinden fayda sağlıyor," dedi.
Hürmüz Boğazı’nda gerilim
Ayrı ancak bağlantılı bir gelişmede, kırılgan ateşkese rağmen Orta Doğu’daki güvenlik durumu belirsizliğini koruyor. İran, kısa süre önce Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için 10 maddelik bir teklif sundu.
Tahran, deniz trafiğinin yeniden başlaması karşılığında ABD’nin deniz ablukasını tamamen kaldırmasını ve mevcut çatışmaların sona ermesini talep ediyor.
Pakistan’ın arabuluculuğunda sağlanan iki haftalık ateşkesi kısa süre önce uzatan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın son teklifini önceki önerilere kıyasla "çok daha iyi" olarak nitelendirdi ancak şartları kabul etmedi.
Kısa süre sonra Trump, sosyal medyada yaptığı paylaşımda İran’ın müzakere gücü olmayan, zor ve çaresiz bir durumda olduğunu öne sürdü.
Washington ise yaptırımlar kaldırılmadan önce İran’ın nükleer programına ilişkin kalıcı bir anlaşma yapılması ve su yolunun "koşulsuz" olarak yeniden açılması gerektiğinde ısrar ediyor.
Bu ablukanın küresel enerji güvenliği üzerindeki etkisi hafife alınamaz.
Carulli, "IEA’ya göre Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 12’sini piyasadan çekti. Bu, Yom Kippur Savaşı’ndan, İran-Irak Savaşı’ndan, Kuveyt’in işgalinden ve hatta Ukrayna savaşının etkilerinden daha büyük bir kesinti," dedi.