Revolut'un araştırmasına göre Avrupalılar, bankada tuttukları her 10 bin avro için ortalama 294 avro alım gücü kaybediyor; 20 AB ülkesinde düşük getirili mevduatlarda 6,3 trilyon avro atıl duruyor.
Birikimlerinizi olduğu gibi bırakmanın da bir bedeli var; yeni veriler bunun kaç para olduğunu ortaya koyuyor.<\/p>
Revolut, geçen hafta Avrupa Servet Eriyişi Endeksi'ni yayımladı. 20 üye devletteki 20.007 yetişkinle yapılan bir anketi, resmi mevduat ve enflasyon verileriyle birleştiren çalışma, parasının üzerinde otururken sessiz sedasız yoksullaşan hanelerle dolu bir kıta manzarası çiziyor.<\/p>
Araştırmaya dahil edilen 20 pazarın 12'sinde, ortalama bir yıllık mevduat faizleri enflasyonun gerisinde kalıyor.<\/p>
Genel ortalamada, mevduatlar yüzde 2,76 getiri sağlarken enflasyon yüzde 2,94 seviyesinde. Bu da, parasını belirli bir süreliğine bağlayan tasarruf sahiplerinin bile reel olarak zemin kaybettiği anlamına geliyor.<\/p>Tembellik, kafa karışıklığı ve uygulama yorgunluğu<\/h2>
Fırsat maliyeti ise enflasyon yüzünden kaybedilenden daha bile yüksek.<\/p>
MSCI Europe ETF'nin son on yıldaki yıllıklaştırılmış yüzde 9,06'lık getirisi ölçüt alındığında, Revolut, nakitte kalmayı tercih eden hanelerin her 10.000 avro için yılda ortalama 638 avrodan vazgeçtiğini hesaplıyor.<\/p>
Toplam 6,3 trilyon avroya ölçeklendiğinde bu, Avrupa şirketlerine ulaşmayan yıllık 422 milyar avroluk büyüme sermayesi anlamına geliyor.<\/p>
Tasarruf sahiplerinin yerinden kıpırdamamasının üç temel nedeni var.<\/p>
Her üç kişiden ikisi daha iyi faiz almak için hiç banka değiştirmemiş. Yüzde 26 mevcut bankasını tercih ettiğini, yüzde 18 farkı önemsiz bulduğunu, yüzde 15 ise nereden başlayacağını bilmediğini söylüyor.<\/p>
Katılımcıların neredeyse yarısı, yüzde 46'sı, enflasyona göre düzeltilmiş getirilerini yanlış hesaplıyor; yüzde 19'u ise enflasyonun nakitlerini hiç etkilemediğinin farkında bile değil. Yarısından fazlası birden fazla finans uygulaması kullanıyor ve bunların arasında, yüzde 45'i bu parçalanmış yapının yatırım yapmalarını fiilen zorlaştırdığını belirtiyor.<\/p>
Dahası, her beş Avrupalıdan birinin hiç birikimi yok.<\/p>
Tembellik bu kadar köklüyse, akla gelen soru şu: Daha iyi ürünler bunu aşmaya yeter mi, yoksa emeklilik katılımını artırmak için kullanılan otomatik kayıtta olduğu gibi daha zorlayıcı adımlar mı gerekiyor?<\/p>
Revolut'un servet ve alım satım biriminin başındaki Rolandas Juteika, bu yaklaşıma karşı çıkıyor.<\/p>
Buna karşılık, 80 milyondan fazla müşterisi bulunan şirketinin bu sorunun yanıtında açık bir ticari çıkarı var; zira araştırmaya göre Avrupalıların kullanması gerektiği belirtilen yatırım ürünlerini satıyor ve platformundaki aktif AB bireysel yatırımcı sayısının yıl bazında yüzde 56 arttığını bildiriyor.<\/p><\/cstm>
Yatırım yapmayanlar arasında, ankete göre, algılanan risk yüzde 29 ile başlıca engel; bilgi eksikliği ise yüzde 27 ile ikinci sırada geliyor.<\/p>
“Zorunlu katılım, tembelliğin kök nedenlerini hedef almıyor: algılanan risk (yüzde 29) ve bilgi eksikliği (yüzde 27)” diyen Juteika, Euronews'e, “AB'de ilk defa yatırım yapanların ortanca tutarının platformumuzda sadece 18 avro olduğunu düşünürsek, eşiğin 1 avroya indirilmesinin tüketicileri doğal biçimde harekete geçirdiğini birinci elden görüyoruz” ifadelerini kullandı.<\/p>
Bankacılık, birikim ve yatırımı tek bir uygulamada toplamanın gerçekten parçalanmayı azalttığı, yoksa onu sadece başka bir yere taşıdığı sorusuna yanıt veren Juteika, aradaki farkın yapısal olduğunu savundu.<\/p>
Bu işlevleri birleştirmenin “bir kişinin maaşı, birikimleri ve sermaye piyasaları arasındaki idari duvarı ortadan kaldırdığını” söyledi.<\/p>Üçe bölünmüş bir kıta<\/h2>
Bölgesel farklılıklar çarpıcı.<\/p>
Merkezi ve Doğu Avrupa'da enflasyon ile mevduat faizleri arasındaki makas en geniş; listenin başında yüzde 2,3 ile Bulgaristan, yüzde 1,7 ile Slovakya ve yüzde 1,3 ile Litvanya geliyor. Buna karşın, küçük tutarlarla yatırım yapma isteği en çok bu bölgede; Bulgaristan ve Romanya'da katılımcıların yüzde 51'i küçük bir miktarla başlamaya hazır.<\/p>
Batı ve Güney Avrupa ise en büyük atıl nakit yığınlarına sahip; Almanya'da 1,9 trilyon avro, Fransa'da 588 milyar avro bankalarda bekliyor ve bölgede yüzde 6 ila 7 arasında bir fırsat açığı oluşuyor.<\/p>
Kuzey Avrupa'da mevduat faizleri kabaca enflasyonla başa baş giderken farkındalık en zayıf; Danimarka ve İsveç'teki katılımcıların yüzde 40'ından azı enflasyonun uzun vadeli serveti nasıl etkilediğini anlıyor.<\/p>Brüksel aynı paranın yer değiştirmesini istiyor<\/h2>
Bu bulgular, halihazırda süren siyasi bir tartışmanın tam ortasına düşüyor.<\/p>
Geçen ay Paris'te Fransız iş dünyası temsilcilerine seslenen Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, neredeyse aynı noktalara değinerek atıl mevduatları kişisel finanstan çok Avrupa'nın rekabet gücüyle ilgili bir sorun olarak çerçeveledi.<\/p>
“Avrupa'da ne teknoloji ne de tasarruf kıtlığı var” diyen von der Leyen, “ancak Avrupa şirketlerini ölçek büyütecek kapasite hâlâ yetersiz” ifadelerini kullandı.<\/p>
Avrupa'da kurulan şirketlerin finansman bulmak için çoğu zaman kıtayı terk ettiğini, ağırlık merkezlerini başka yerlere kaydırdığını ya da tamamen satıldığını söyledi.<\/p>
“Avrupa'nın tasarrufları var. Ne yazık ki bu tasarruflar atıl durumda bekliyor” diye devam etti.<\/p>
“Bugün hanehalklarının 10 trilyon avroluk tasarrufu banka hesaplarında tutuluyor. Avrupa tasarruflarının önemli bir kısmı da kıtamız dışında değerlendiriliyor. Artık bu tasarrufları Avrupa şirketleri için çalıştırmamız gerekiyor. Tasarruf ve Yatırım Birliği'nin hedefi de bu” dedi.<\/p>
Komisyonun 10 trilyon avroluk hesabı ile Revolut'nun 6,3 trilyonluk toplamı ise farklı şeyleri ölçüyor.<\/p>
Komisyonun rakamı, tüm AB'de hanehalklarının banka hesaplarındaki tasarrufları kapsarken, Revolut sadece araştırma yaptığı 20 pazardaki likit mevduatları sayıyor; bu da yedi üye devleti dışarıda bırakıyor.<\/p>ARŞİV. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2 Eylül 2026'da Brüksel'deki AB merkezinde bir basın açıklaması yapıyor<\/caption>ARŞİV. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2 Eylül 2026'da Brüksel'deki AB merkezinde bir basın açıklaması yapıyor<\/alt><\/cstm>
Brüksel'in bu konuyla neden ilgilendiğinin hesabı basit.<\/p>
Draghi raporu, dijitalleşme, enerji, savunma ve altyapının finansmanı için Avrupa'nın 2030'a kadar her yıl ek 750 ila 800 milyar avroluk yatırıma ihtiyaç duyduğunu, bunun da üye devletlerin borçlanma yoluyla karşılayamayacağı bir tutar olduğunu ortaya koydu.<\/p>
Eurostat'a göre, bu yılın ilk çeyreğinde kamu borcu AB genelinde GSYH'nin yüzde 82,9'una, avro bölgesinde ise yüzde 88,9'una ulaştı. Para hükümetlerden gelmeyecekse, başka bir yerden gelmek zorunda.<\/p>
Mart 2025'te strateji olarak kabul edilen ve Finansal Hizmetler Komiseri Maria Luís Albuquerque'nin sorumlu olduğu Tasarruf ve Yatırım Birliği, bunun için seçilen araç.<\/p>
Bu, kimsenin mevduatına dokunmayı öngören bir mekanizma değil ve böyle bir yetki de vermiyor.<\/p>
Bunun yerine, tasarruf ve yatırım hesaplarına ilişkin tavsiye kararıyla bireysel tasarruf sahiplerine sermaye piyasalarına basit bir giriş yolu sunmayı, Haziran'da Konsey'de uzlaşılan pan-Avrupa emeklilik ürünü düzenlemesini gözden geçirmeyi, menkul kıymetleştirmeye ilişkin kuralları, bankaların ve sigortacıların nasıl yatırım yapabileceğini ve gözetimin derinliğini değiştirmeyi hedefleyen teşvik ve altyapı düzenlemeleri üzerinden işliyor.<\/p>
Von der Leyen, “Bu önlemler birlikte, 470 milyar avroya kadar ek yatırımı serbest bırakabilir” dedi.<\/p>
Juteika bu çabayı destekliyor ancak eksik bir halka olduğunu düşünüyor.<\/p>
“AB'nin, vatandaşların tüm finansal tablolarını görebildiği, yeniliklerden faydalanabildiği ve sermayeyi zahmetsizce hareket ettirebildiği, açık bankacılık ve açık finans ilkeleriyle işleyen birleşik bir iç pazara dayanması önemli” diyen Juteika, “politika bu alanda geriden gelse de biz şimdiden 27 üye devletin tamamında bu boşluğu kapatıyoruz” şeklinde konuştu.<\/p>
Herkes bundan memnun değil. Eleştirmenler, bu ölçekte bir finansman açığıyla karşı karşıya olan Komisyonun hanehalkı parasının nereye yönlendirileceği konusunda doğal olarak söz sahibi olmak isteyeceğini ve uyumlu gözetimin, daha önce ulusal düzenleyicilere ve bireysel tasarruf sahiplerine bırakılan kararlar üzerinde Brüksel'de yetki yoğunlaşmasına yol açtığını savunuyor.<\/p>
Takvim sıkışık ve von der Leyen herkesin hazır olmasını beklemeyeceğinin sinyalini şimdiden verdi.<\/p>
“Şimdi yıl bitmeden, ideal olarak 27 üye devletin tamamıyla bir anlaşmaya varmamız gerekiyor. Ama bu olmazsa, gerekirse hazır olanlarla yola çıkarız” dedi.<\/p>
<\/p>fee884b2b1d3676c3f9411e73271339b<\/hash>