Bu hafta boyunca sinema dünyasının gözleri 12 gün sürecek Cannes Film Festival’nde olacak.
Salı günü başlayacak olan Cannes Film Festivali, yılın en merak edilen yapımlarından bazılarını kırmızı halılar, yıldızlarla dolu galalar ve dünya prömiyerleri eşliğinde ağırlayacak. Bu yıl Hollywood stüdyoları önceki yıllara kıyasla daha geri planda kalsa da, 78 yılı aşkın süredir Cannes hem sinemanın en güçlü vitrinlerinden biri hem de Akdeniz güneşi altında kurulan eşsiz bir gösteri alanı olmayı sürdürüyor.
Geçen yıl festivalde öne çıkan yapımlar arasında Oscar adayları ‘Manevi Değer,’ ‘Gizli Ajan’ ve ‘Görünmez Kaza’ yer almıştı. Cannes son yıllarda yalnızca prestijli bir festival değil, aynı zamanda Oscar yarışının da önemli başlangıç noktalarından biri hâline geldi. ‘Parazit’ ve ‘Anora’ gibi yapımlar Cannes çıkışlarının ardından Akademi Ödülleri’nde “En İyi Film” ödülüne uzandı.
Bu yıl Altın Palmiye jürisine Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook başkanlık edecek. Açılış töreninde yönetmen Peter Jackson’a onur amaçlı Altın Palmiye verilecek. Festivalin ilerleyen günlerinde Barbra Streisand da aynı ödülle onurlandırılacak.
Bu yıl Cannes’da dikkat çeken sürprizlerden biri ise ‘The White Lotus’ oldu. HBO dizisi, dördüncü sezon çekimleri için festivalin kalbi sayılan Croisette’e taşındı.
İşte bu yıl Cannes’da öne çıkması beklenen bazı yapımlar:
'Hope'
Güney Kore sinemasının daha az tanınan ama giderek yükselen isimlerinden Na Hong-jin, uzun süredir üzerinde çalıştığı bilimkurgu-gerilim filmi ‘Hope’ ile festivalde yer alacak. Cannes sanat yönetmeni Thierry Frémaux’nun “sürekli tür değiştiren bir film” diye tanımladığı yapımın oyuncu kadrosunda Michael Fassbender, Alicia Vikander ve Taylor Russellgibi uluslararası yıldızlar bulunuyor.
'Paper Tiger'
James Gray imzalı Queens merkezli suç draması ‘Paper Tiger,’ yarışma seçkisine sonradan dahil edilmesine rağmen şimdiden festivalin en çok beklenen Amerikan filmlerinden biri hâline geldi. Adam Driver ve Miles Teller, Rus mafyasıyla bağlantıya giren iki kardeşi canlandırıyor. Filmde ayrıca Scarlett Johansson da rol alıyor.
'Fjord'
Rumen yönetmen Cristian Mungiu, ‘4 Months, 3 Weeks and 2 Days’ ve ‘R.M.N.’ gibi yapımlarla Avrupa sinemasının en önemli isimlerinden biri kabul ediliyor. Yeni filmi ‘Fjord,’ Norveç’in ücra bir kasabasına taşınan Rumen-Norveçli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Başrollerde Sebastian Stan ve Renate Reinsve yer alıyor.
'Teenage Sex and Death at Camp Miasma'
Jane Schoenbrun, çağdaş Amerikan sinemasının dikkat çeken yeni seslerinden biri olarak görülüyor. ‘I Saw the TV Glow’ ve ‘We’re All Going to the World’s Fair’ filmleriyle öne çıkan yönetmenin yeni yapımı, ‘Un Certain Regard’ bölümünde gösterilecek. Film, bir slasher filminin çekim sürecini konu alıyor.
'Fatherland'
Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski, ‘Ida’ ve Cold War ile tanınıyor. Siyah-beyaz estetiğini sürdüren ‘Fatherland,’ II. Dünya Savaşı sonrası yolculuğa çıkan Alman yazar Thomas Mann’a odaklanıyor. Filmde Sandra Hüller da rol alıyor.
'All of a Sudden'
Japon auteur Ryusuke Hamaguchi ilk Fransızca filmine imza atıyor. Yönetmenin Oscar adayı Drive My Car ve büyük övgü toplayan ‘Evil Does Not Exist’ sonrası çektiği film, bir huzurevi yöneticisi ile ölümcül hasta Japon bir oyun yazarının ilişkisini anlatıyor.
'Sheep in the Box'
Hirokazu Kore-eda, duygusal anlatımı ve insan merkezli sinemasıyla Cannes’ın en sevilen yönetmenlerinden biri. Altın Palmiye ödüllü ‘Shoplifters’ın yönetmeni olan Kore-eda’nın yeni bilimkurgu filmi, oğullarını kaybeden bir çiftin insansı bir robot bebeği evlat edinmesini konu alıyor.
'The Man I Love'
Ira Sachs imzalı filmde Rami Malek, 1980’lerin New York’unda ölümcül bir hastalıkla mücadele eden bir oyuncuyu canlandırıyor. Film, oyuncunun son performansı olabilecek bir yapıya hazırlanışını merkezine alıyor.
'The Unknown'
Fransız yönetmen Arthur Harari, “Düşüşün Anatomisi”nin senaryo ortaklarından biri olarak tanınıyor. Yeni filmi ‘The Unknown,’ bir partide fotoğrafını çektiği kadının bedeninde uyanan bir fotoğrafçının hikâyesini anlatıyor. Başrolde Lea Seydoux yer alıyor.
'Minotaur'
Andrey Zvyagintsev, ‘Leviathan’ ve Loveless ile modern Rus sinemasının en güçlü isimlerinden biri kabul ediliyor. Pandemi sırasında ağır bir hastalık geçiren yönetmen, kriz içindeki bir iş insanını anlatan ‘Minotaur’ ile Cannes’a dönüyor.
'John Lennon: The Last Interview'
Steven Soderbergh imzalı belgesel, John Lennon’ın ölümünden kısa süre önce New York’taki Dakota binasında verdiği son röportaja odaklanıyor. Yapım, Lennon’ın düşünsel dünyasını canlandırmak için yapay zekâ kullanılması nedeniyle şimdiden tartışma yarattı.
'Bitter Christmas'
Pedro Almodovar, yas, yaşlanma ve sinema üretimi üzerine çok katmanlı melodramı ‘Bitter Christmas’ ile Cannes’a dönüyor. İngilizce çektiği ‘The Room Next Door’un ardından yönetmen, bu kez yeniden İspanya’ya ve kendi sinemasal köklerine yöneliyor.