Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Anadolu'daki 4 bin yıllık mühürlü mektuplar ilk kez okundu

Araştırmacıların okumayı başardığı tabletler.
Araştırmacıların okumayı başardığı tabletler. ©  Michel, C., et. al., 2026
© Michel, C., et. al., 2026
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

Taşınabilir yeni bir X-ışını bilgisayarlı tomografi (BT) sistemi sayesinde gerçekleştirilen çalışma, hem Asuroloji hem de kültürel miras araştırmaları açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Bilim insanları, Anadolu'da bulunan yaklaşık 4 bin yıllık mühürlü çivi yazılı mektupları kil zarflarını kırmadan okumayı başardı. Taşınabilir yeni bir X-ışını bilgisayarlı tomografi (BT) sistemi sayesinde gerçekleştirilen çalışma, hem Asuroloji hem de kültürel miras araştırmaları açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

REKLAM
REKLAM

Hakemli bilimsel dergi Heritage Science'ta yayımlanan araştırma, bugüne kadar yalnızca dış kil zarfı kırılarak okunabilen antik mektupların artık hiçbir fiziksel müdahale olmadan incelenebileceğini gösteriyor. Yeni yöntem sayesinde hem mektupların içeriği hem de üzerlerindeki mühürler ve üretim izleri korunabiliyor.

Müzelere taşınabilen özel tarayıcı geliştirildi

ENCI (Extracting Non-destructively Cuneiform Inscriptions) adı verilen taşınabilir sistem, Almanya'daki Hamburg Üniversitesi ile DESY araştırma merkezinden Asurolog Cécile Michel ve X-ışını fizikçisi Christian G. Schroer liderliğindeki disiplinler arası ekip tarafından geliştirildi.

Yaklaşık 420 kilogram ağırlığındaki sistem sekiz parçaya ayrılabiliyor ve müzelerin içine taşınarak kurulabiliyor. Tarayıcı, mühürlü bir tableti yalnızca birkaç dakika içinde yüksek çözünürlüklü üç boyutlu olarak görüntülüyor. Daha sonra araştırmacılar bilgisayar ortamında içteki kil tableti dış zarftan sanal olarak ayırıp yazıyı okuyabiliyor.

Sistem ilk kez 2024'te Paris'teki ünlü Louvre Müzesi'nde test edildi. Daha sonra Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne getirilen cihazla üç hafta süren çalışma kapsamında 48 tablet ve diğer eserlere ait toplam 64 tomografi görüntüsü elde edildi.

Kültepe'nin 4 bin yıllık ticaret ağı yeniden ortaya çıkıyor

Taranan eserlerin önemli bölümü, Kayseri yakınlarındaki Kültepe Höyüğü'nden, antik adıyla Kaneş'ten geliyor.

MÖ 19. ve 18. yüzyıllarda Asur kentinden gelen tüccarlar burada yerleşerek tekstil, gümüş ve diğer ticari malların uzun mesafeli ticaretini yürütüyordu.

Gönderdikleri mektuplar küçük kil tabletlerin üzerine çivi yazısıyla yazılıyor, ardından kil zarflarla mühürleniyordu. Zarfların dış yüzeyine genellikle yalnızca gönderen ve alıcının isimleri ile mühür izleri ekleniyor, asıl mesaj ise zarf kırılana kadar gizli kalıyordu.

Bir kadının mücadelesi 4 bin yıl sonra gün yüzüne çıktı

Araştırmanın en dikkat çekici örneklerinden biri, Anna-anna adlı bir kadının eşi Ennum-Aššur'a gönderdiği mektup oldu.

Mektubun dış yüzeyinde yalnızca Anna-anna'nın mührü ve eşinin adı yer alıyordu. Ancak sanal olarak açılan mektubun içeriği, çok daha kişisel ve aynı zamanda ticari bir hikâyeyi ortaya çıkardı.

Mektuba göre Anna-anna, ticaret yolculuğunda bulunan eşine ödenmesi gereken gümüşü tahsil etmeye çalışıyordu. Ancak borçlu kişi parayı kendisine vermeyi reddediyor ve ödemeyi yalnızca Ennum-Aššur geri döndüğünde yapacağını söylüyordu.

Arkeonews'e göre, araştırmacılar bu belgenin, Eski Asur ticaret kolonilerindeki kadınların sanıldığı gibi pasif bir konumda olmadığını, erkekler uzun ticaret seferlerindeyken aile işlerini ve mali konuları aktif biçimde yönettiklerini gösterdiğini belirtiyor.

Antik tüccarların "ek sayfa" kullandığı ortaya çıktı

Bir başka mühürlü mektup ise antik kâtiplerin, ana tablet yetmediğinde ikinci küçük bir kil tablet ekleyerek ilave sayfa kullandığını gösterdi.

Bu mektupta tekstil ürünleri, eşekler ve ticari anlaşmalar ele alınıyordu.

Araştırmacılara göre belge, yaklaşık 4 bin yıl önce Anadolu'daki uzun mesafeli ticaret ağlarının nasıl işlediğine doğrudan ışık tutuyor.

Kil zarfların üretim tekniği de çözüldü

Tomografi görüntüleri yalnızca yazıları değil, daha önce görülemeyen üretim ayrıntılarını da ortaya çıkardı.

Bilim insanları kil tabakalarını, içindeki yabancı parçacıkları, olası organik kalıntıları ve zarfların tabletlerin etrafına nasıl sarıldığını inceleyebildi.

Analizler, birçok kil zarfın sanıldığı gibi tek parça kilden değil, üst üste yerleştirilmiş birden fazla kil tabakasından üretildiğini gösterdi. Araştırmacılar bunun mektupların uzun yolculuklar sırasında daha dayanıklı olmasını sağlamak amacıyla yapılmış olabileceğini düşünüyor.

Dünyanın en eski özel yazışmaları zarar görmeden okunabilecek

Araştırmacılara göre bu teknolojinin en önemli katkısı, bugüne kadar açılmadan korunmuş binlerce mühürlü çivi yazılı belgenin fiziksel olarak zarar görmeden okunabilecek olması.

Aslında bu mektupların büyük bölümü hiçbir zaman kapalı halde korunmak üzere hazırlanmadı. Günümüze ulaşabilmeleri çoğunlukla kaybolmaları, sahiplerine teslim edilememeleri ya da antik arşivlerde unutulmaları sayesinde mümkün oldu.

Araştırmacılar, ENCI teknolojisinin dünyanın en eski özel yazışmalarını fiziksel olarak açmadan inceleme imkânı sunduğunu belirtiyor. Böylece yalnızca 4 bin yıl boyunca gizli kalan metinler gün yüzüne çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda Anadolu'nun ticaret yollarında faaliyet gösteren tüccarların, ailelerin ve Anna-anna gibi kadınların günlük yaşamlarına ilişkin yeni ayrıntılar da ortaya çıkarılıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Araştırmaya izin çıktı: Nuh'un Gemisi Türkiye'de mi?

Arkeologlar, Stonehenge yakınında 5 bin yıllık 'proto-Stonehenge' keşfetti

Sualtı arkeologları İsviçre'deki gölden 2.000 yıllık gemi kargosu çıkardı