Kraliyet Botanik Bahçeleri Kew tarafından yönetilen Millenyum Tohum Bankası, dünyanın en büyük 'kıyamet kasası' olarak biliniyor.
İngiltere’nin Sussex bölgesinde yer alan ve betonarme duvarları sel, radyasyon hatta bir uçak çarpmasına dayanacak şekilde inşa edilen yeraltı kasasında ne para ne de altın var. Burada, insanlık için çok daha değerli bir şey korunuyor: tohumlar.
Bu kasanın adı Kraliyet Botanik Bahçeleri Kew tarafından yönetilen Millenyum Tohum Bankası (Millennium Seed Bank-MSB).
Bilim insanlarına göre kasada, üç tenis kortu büyüklüğündeki alanda, toplamda 6,6 tondan fazla tohum muhafaza ediliyor. Tohumlar arasında avuç içi büyüklüğünde palmiye tohumları ve insan saçı kalınlığında orkide tohumları da var. Kimileri onlarca, kimileri milyonlarca örnek halinde saklanıyor.
Ancak tohum kasası artık sadece “kıyamet günü” için bekleyen pasif bir depo değil; tohumlar aktif biçimde dışarı çıkarılıyor ve kullanılıyor. BBC'nin Science Focus bilim dergisi, MSB'yi ve içindeki tohumların nasıl kullanıldığını masaya yatırdı.
Eksi 20 derecede zaman duruyor
Kasada sıcaklık eksi 20 derece. İçeri girenler özel kıyafet giymek zorunda ve ziyaret süresi 10 dakikayla sınırlı. Güvenlik sistemleri, olası bir tehlikede otomatik devreye giriyor. Ancak alarm sistemi hırsızlıktan çok, içeri girenlerin donarak hayatını kaybetmesini önlemek için var.
Millennium Tohum Bankası, 40 binden fazla bitki türüne ait yedek tohumla, dünyanın en büyük "ex-situ" (doğal ortamı dışında) yaban bitkisi koleksiyonuna sahip. Bu yönüyle yalnızca kendi koleksiyonlarını değil, diğer tohum kasalarını da yedekleyen küresel bir güvence işlevi görüyor.
Bu yaklaşımın nedeni net: Tek bir “kıyamet kasası” yeterli değil. Norveç’teki Svalbard Küresel Tohum Kasası, 2017’de eriyen donmuş topraklar nedeniyle su sızıntısına uğramış, tohumlar zarar görmese de risk açıkça görülmüştü.
'Kıyameti beklemiyoruz, çünkü kriz zaten başladı'
Tohum bankası 2000 yılında acil durumda kullanılma mantığıyla kurulmuştu. Ancak bugün bu yaklaşım değişmiş durumda. MSB’nin tohum koleksiyonları başkanı Charlotte Lusty, Science Focus'a verdiği röportajda artık bekleyecek zaman kalmadığını söyledi.
“Mini krizler sürekli yaşanıyor. Ağaçları, çiçekleri fark etmeden kaybediyoruz. Yangınlar, seller ve yavaş ama sürekli bir yok oluş var.”
İklim krizi, habitat kaybı, savaşlar ve orman yangınları, türleri hızla yok olma noktasına getiriyor. Bu kayıplar yalnızca bitkileri değil; tarımı, tozlayıcıları, hayvanları ve insanları da etkiliyor.
Avustralya yangınlarında tohumlar hayat kurtardı
2019-2020’de Avustralya’yı kasıp kavuran orman yangınları sırasında MSB acil eyleme geçti. Zira birçok bölgede toplanacak tohum bile kalmamıştı. Güney Avustralya’daki Kanguru Adası’nın neredeyse yarısı yanarak yok oldu.
Neyse ki, 12 yıl önce bölgeden toplanan binlerce tohum, MSB’ye gönderilmişti. Bu sayede, yangınlarda tamamen yok olan bazı bitki türleri yeniden canlandırılabildi.
Örneğin, zaten “hassas” olarak sınıflandırılan "Glycine latrobeana" adlı bir bezelye türü bölgede tamamen yok olmuştu. MSB’den gönderilen tohumların yüzde 80’i filizlendi ve tür yerel ölçekte yok olmaktan kurtuldu.
Savaşlar da tohumları hedef alıyor
Tehdit yalnızca doğa kaynaklı değil. 2015’te Suriye iç savaşı sırasında, Svalbard Tohum Kasası’ndan ilk kez tohum çekimi yapıldı. Irak’ın tohum bankası 2003’te yağmalandı. Ağustos 2025’te ise Batı Şeria’daki Hebron Filistin Tohum Bankası yok edildi.
MSB’de bazı Filistin tohumlarının kopyaları bulunuyor, ancak tamamı değil. Uzmanlara göre savaş kaynaklı tohum kayıpları artıyor ve bu koleksiyonların değeri her geçen gün yükseliyor.
Tohumlar sadece gıda değil, ilaç ve teknoloji kaynağı
MSB’deki çalışmalar yalnızca gıda güvenliğiyle sınırlı değil. “Biyoprospeksiyon” adı verilen araştırmalarla, bitki dokularındaki kimyasal bileşikler inceleniyor. Günümüzde birçok ilaç, bitki ve mantarlardan elde edilen bu tür keşiflere dayanıyor.
Örneğin, bugün yaygın kullanılan kan sulandırıcı warfarin, 1920’lerde sığırları öldüren zehirli bir bitki bileşiğinden geliştirildi.
Charlotte Lusty’ye göre insanlık tek yönlü bir yok oluş yolunda değil:
“Bitki dünyasıyla birlikte evriliyoruz. Gelecekte nasıl hayatta kalacağımızın çözümlerini yine bitkilerde bulacağız.”