Leonardo da Vinci DNA Projesi, Leonardo’ya atfedilen 'Holy Child' adlı tebeşir çizimi ile bazı diğer eserlerden alınan örneklerde erkek DNA’sı izlerine ulaştığını bildirdi.
Rönesans’ın dahi ismi Leonardo da Vinci’nin DNA’sını bulmaya çalışan bilim insanları önemli bir “atılım” yaptıklarını öne sürüyor. Ancak bazı uzmanlar, elde edilen bulguların kesin kanıt olarak yorumlanmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Science dergisine göre, ABD’nin Maryland eyaletindeki J. Craig Venter Enstitüsü bünyesinde yürütülen Leonardo da Vinci DNA Projesi, Leonardo’ya atfedilen "Holy Child" adlı tebeşir çizimi ile bazı diğer eserlerden alınan örneklerde erkek DNA’sı izlerine ulaştığını bildirdi.
Bulgular, henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi ve bioRxiv adlı makale arşivinde yayımlandı.
Leonardo Da Vinci’nin genomuna ulaşmak son derece zor. Fransız Devrimi sırasında mezarının tahrip edilmesi nedeniyle kalıntıları doğrulanamadı; doğrudan akrabalarına ait olduğu düşünülen bazı kalıntılar ise hâlâ inceleniyor.
Ayrıca Leonardo’nun bilinen bir çocuğu da yok. Bu durum, DNA’sının tespit edilmesini “son derece güç, hatta neredeyse imkânsız” hale getiriyor.
Floransa Üniversitesi’nden antropolog ve antik DNA uzmanı David Caramelli de bu zorluklara dikkat çekiyor. Caramelli projede yer alsa da yeni çalışmada görev almadı.
Eserlerde DNA arayışı
Bu engelleri aşmak için Maryland Üniversitesi’nden hücre biyolojisi ve moleküler genetik yardımcı doçenti Norberto Gonzalez-Juarbe ve ekibi, farklı sanat eserleri ve nesnelerden alınan çok sayıda örneği analiz etti.
Araştırmacılar, Leonardo’nun yaşamındaki dönemler ve bulunduğu yerlerle örtüşen bitki kalıntıları ve çevresel izlerin yanı sıra, Toskana kökenli olduğu düşünülen bir erkek DNA’sına da rastladı.
Ekip, bunun Leonardo’nun kendisine işaret edebileceğini öne sürüyor.
Çalışmada yer almayan Valencia Üniversitesi’nden uygulamalı mikrobiyolog Manuel Porcar Miralles, Scientific American dergisine verdiği röportajda bulguları “çarpıcı” olarak nitelendiriyor ve çalışmanın “teknik açıdan sağlam göründüğünü” söylüyor.
Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden antropolog John Hawks da araştırmayı, modern bir seri katilin farklı suç mahallerinde bıraktığı DNA’nın karşılaştırılmasına benzetiyor.
Hawks’a göre, Leonardo’yla bağlantılı resimlerde, çizimlerde ya da mekânlarda aynı DNA desenine rastlanırsa, bugün yaşayan akrabalar bulunamasa bile bunun Leonardo’nun genomu olduğuna dair belli bir güven oluşabilir.
Ancak tablo düşünüldüğü kadar net değil. Leonardo’nun eserleri yüzyıllar boyunca, kendi dönemindeki insanlardan günümüzde müzelerde çalışan sanat görevlilerine kadar sayısız kişinin DNA’sıyla temas etmiş durumda. Bu da araştırmacılar için ciddi bir sorun yaratıyor.
Hawks, bu nedenle temkinli: “Bence çalışma henüz o noktaya ulaşmış değil.”