Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Bilim insanlarına göre 5 değil, 33 duyumuz var

Arşiv görüntüsü
Arşiv görüntüsü ©  Unsplash
© Unsplash
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Güncel araştırmalar, insanların 22 ila 33 farklı duyuya sahip olabileceğini ortaya koyuyor.

İnsanın beş duyusu olduğunu öğrenerek büyüdük: görme, işitme, dokunma, tatma ve koku alma. Ancak bilim insanlarına göre, insan algısı bu listeyle sınırlı değil. Güncel araştırmalar, insanların 22 ila 33 farklı duyuya sahip olabileceğini ortaya koyuyor.

Oxford Üniversitesi Çaprazmodalite Laboratuvarı’ndan psikolog Charles Spence, insan deneyiminin büyük ölçüde çokduyulu (multisensory) olduğunu vurguluyor. Spence’in çalışmaları, birden fazla duyunun aynı anda nasıl etkileşime girdiğini; tüketici psikolojisinden algı yanılsamalarına kadar pek çok alanda bu etkileşimin algıyı nasıl değiştirdiğini inceliyor.

Görmeden bilmek

Bu ek duyulardan biri "propriyosepsiyon." Popular Mechanics'e göre propriyosepsiyon, gözlerimizi kullanmadan vücudumuzun uzaydaki konumunu ve hareket yönünü algılamamızı sağlıyor.

Engebeli bir zeminde takılmadan yürüyebilmemiz, ağır bir şey kaldırırken dengemizi korumamız ya da düşünmeden kaşınmamız bu duyu sayesinde mümkün.

Hareket farkındalığı anlamına gelen kinestezi ve kas hafızası da büyük ölçüde propriyosepsiyona dayanıyor. Piyano çalarken tuşlara bakmadan doğru notalara basabilmemiz buna örnek gösteriliyor.

İç dünyamızın sinyalleri: İnterosepsiyon

Propriyosepsiyonun adeta “içe dönük” versiyonu ise interosepsiyon. Bu duyu, vücudun iç dengesini korumak için iç organlardan gelen sinyalleri algılamamızı sağlıyor. Nabzımızı hissetmemiz, açlık ya da ağrı gibi içsel durumların farkında olmamız interosepsiyonla ilişkili.

Bu süreçte vagus sinirinden gelen sinyaller, beyin sapı ve parabrahial çekirdek üzerinden işlenerek hayati organlardaki duyu nöronlarına ulaşıyor.

Beden sahipliği duyusu

Bilim insanları, beden sahipliği duygusunu da ayrı bir algı biçimi olarak değerlendiriyor. Bu, vücudumuzun parçalarının bize ait olduğu bilinci.

“Lastik el yanılsaması” olarak bilinen ünlü bir deneyde, gerçek elleri gizlenen denekler kısa sürede önlerindeki yapay elin kendi vücutlarının bir parçası olduğuna inanmaya başlamıştı. Öte yandan, felç geçiren bazı hastalarda görülen ve kol ya da bacağın “kendine ait değilmiş” gibi algılanması da bu duyuyla bağlantılı kabul ediliyor.

Tat, koku ve dokunuş birlikte çalışıyor

Araştırmalar, en bildik duyularımızın bile aslında birleşik sistemler olduğunu da gösteriyor. Dokunma, sıcaklık ve doku gibi farklı algıların birleşiminden oluşuyor. Tat ise dokunma, koku ve tat tomurcuklarının algıladığı temel tatların (tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve umami) bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Örneğin çilek tadını algılamamız, büyük ölçüde kokusunu almamıza bağlı.

Bu çokduyulu etkileşim, tüketici deneyimlerini de etkiliyor. Japonca’da “malzeme algısı” anlamına gelen shitsukan kavramı, bir ürünün kalitesinin duyularla nasıl hissedildiğini açıklıyor. 2007’de yapılan bir deneyde, daha yoğun kıvamlı yiyeceklerin aynı miktarda aroma içerse bile daha az lezzetli algılandığı görülmüştü. 2009’daki başka bir çalışmada ise gül kokulu şampuan kullanan denekler, ürünün formülü aynı olmasına rağmen saçlarının daha yumuşak olduğunu söylemişti.

Beş duyudan çok daha fazlası

Bilim insanlarına göre tüm bu ek algılar, dünyayı daha karmaşık ama aynı zamanda daha zengin bir yer haline getiriyor. Görme, işitme, tat, koku ve dokunmanın ötesinde işleyen bu duyular sayesinde, insan algısı sanılandan çok daha kapsamlı bir sisteme dayanıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

OpenAI, tıbbi kayıtlarla entegre ChatGPT Health'i kullanıma sundu

Araştırma: Egzersiz depresyonla mücadelede terapi kadar etkili mi?

Da Vinci’nin DNA’sı sonunda bulunmuş olabilir: Bilim insanlarından atılım iddiası