Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

EMIN, Elvis takıntısını anlattı: 'Neredeyse uyuşturucu gibi'

Stüdyoda: Azerbaycanlı şarkıcı EMIN
Stüdyoda: Azerbaycanlı şarkıcı EMIN ©  Oktay Namazov/Euronews
© Oktay Namazov/Euronews
By Nadira Tudor
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Bazı röportajlar vardır, sorularınızı sorup ihtiyaç duyduğunuz alıntılarla masadan kalkarsınız. Ama bazı sohbetler an gibi yaşanır; Sea Breeze’de EMIN’le karşılaşmamız da öyleydi.

Kapıdan içeri girdiğim andan itibaren EMIN son derece sıcak ve misafirperverdi, insanı ilk anda rahatlatan, sanki ilk kez buluşmuyormuşsunuz da eski bir arkadaşla hasret gideriyormuşsunuz hissi veren türden bir ev sahibi. Mekanın kendisi de Hazar'a bakan manzarasıyla son derece sakindi ama asıl tonu belirleyen onun açıklığıydı.

REKLAM
REKLAM

Piyanosunun yanında yan yana otururken yeni albümü Maybe Tomorrow'dan, efsanevi David Foster'ın prodüktörlüğünü üstlendiği şarkı derlemesinden konuştuk. Ancak sohbet ilerledikçe bu albümün onun için bir stüdyo projesinden çok daha fazlası olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Ona derinden dokunan, son derece kişisel bir çalışma.

“Bence zamansız şarkıları yorumlamak çok önemli” diyor. “Ve onlar zamansız çünkü o şarkıların içinde, kimin söylediğinin önemi kalmayacak bir DNA, bir öz var. O melodiyi duyduğunuz anda dinlemek istiyorsunuz. Daha fazlasını duymak istiyorsunuz.”

Söz müzikal anlamda onu ilk etkileyen isimlere geldiğinde sohbet Elvis Presley'e, müzik aşkını ilk kez ateşleyen sanatçıya döndü.

“İlk sesten âşık oldum. Sanırım ondan duyduğum ilk şarkı, dünyadaki çoğu insan gibi, That's Alright The Mama'ydı. O da kariyerine onunla başladı. Sanırım ilk single'ı oydu ve ben o zamanlar 13 yaşındaydım. Aradan 33 yıl geçti, şimdi 46 yaşındayım.”

Elvis hep bizimle

Elvis Presley, EMIN için ilham kaynağından çok daha fazlası
Elvis Presley, EMIN için ilham kaynağından çok daha fazlası Oktay Namazov/Euronews

Konuşmamız sırasında belli ki yüzeye çıkan bazı anıları anlatırken duygulandığı gözlerinden okunuyordu.

Bir an için bunun artık bir röportaj olduğu hissi kayboldu. Tanınmış Elvis şarkılarından mısraları gelişigüzel mırıldanırken, sanki hayatının çok kişisel bir bölümüne geri dönüyordu.

Ancak Elvis'e dair asıl tutkusu, şarkılarının çok da popülerleşmemiş versiyonlarını keşfettiğinde ortaya çıkıyor. Elvis'i neden bu kadar sevdiğini arkadaşlarına uzun uzun anlattığında, ona çoğu zaman bu takıntısından vazgeçmesini söylediklerini gülerek anlatıyor.

“Bugün bile, arabada giderken, arkadaşlarımla otururken, biraz kafam güzelken herkese bunları dinletiyorum.”

“Son 23 yılda sayısız yeni şarkı çıktı ama ben açıyorum, ‘Hurt'ü daha dinlemediniz ki. 1974'teki canlı performansını duymadınız. İnanılmaz. Şaşırdınız mı, alın size komik Elvis, bakın...' diye devam ediyorum...”

Bunun üzerine gülerek şunu itiraf ediyor: “İnsanlar bana dur artık diyor. Bir saat sonra, ‘hadi ama, yeter bu kadar Elvis' diyorlar. Ben de ‘sadece bir tane daha' diyorum. Neredeyse uyuşturucu gibi.”

Düetler, David ve ben

Albümde ise biri Amanda Holden, diğeri Andrea Corr ile olmak üzere birkaç ilginç düet yer alıyor.

J-Lo, Niles Rogers ve Nicole Scherzinger gibi isimlerle sahne almışken, neden Amanda Holden diye soruyorum.

“Bu David'in fikriydi. Bana, Amanda ile uzun süredir arkadaş olduklarını, harika biri olduğunu ve onu çok seveceğimi söyledi. David müzikten önce insanlara önem verir ve beni tanıştırdığı herkesle, Nicole Scherzinger'la, Amanda'yla, daha birçok sanatçıyla arkadaşlığım devam ediyor.”

EMIN'le evinde doğru notalara basmak
EMIN'le evinde doğru notalara basmak Oktay Namazov/Euronews

“Albümde en az bir kadın-erkek düeti olsun istiyorum, bakalım şarkı ne olabilir” dedi.

“Sonra bana ‘Something Stupid'ı gönderdi; elbette şarkıyı çok iyi biliyordum. Daha önce hiç söylememiştim ama ‘David, benim için hiç düşünmeden kabul edeceğim bir şarkı bu, yapalım' dedim” diyor.

“Sonra beni Amanda ile tanıştırdı. İkimiz de vokallerimizi ayrı ayrı kaydettik. Ardından Londra'da buluşup yemek yedik, vakit geçirdik. Harika biri, birlikte olmak gerçekten çok eğlenceli.”

Stüdyosunda müziğin onu nasıl dönüştürdüğünü görmek mümkün. Bambaşka bir biçimde canlanıyor; enerjisi değişiyor, tutkusu çok daha görünür hale geliyor.

Açıkça görülüyor ki müzik onun için sadece bir kariyer değil; kendini en rahat ifade ettiği dil.

Etrafındaki atmosfer de aynı sıcaklığı yansıtıyordu. Stüdyodaki ekip, her gün birlikte çalıştıkları sanatçıya duydukları sevgi yüzlerinden okunarak, onun etrafında rahatça dolaşıyordu. Odada yapay olarak yaratılması zor, samimi bir yakınlık hissi vardı.

Albümde öne çıkan bir başka parça da “You Are So Beautiful”. Bu şarkıda sesinin özellikle güzel duyulduğunu, parçanın sesine çok yakıştığını söylüyorum.

“Bu, David'in benim için en sevdiği vokal.”

Ardından şöyle devam ediyor: “Bu şarkıyla ilgili komik olan şu: Sanırım 2012'de, Amerika'da yayımlanan bir PBS programı için David'le birlikte bir konser verdik. St. Petersburg'da, Kışlık Saray'ın önündeydi; saray sahnenin arka planını oluşturuyordu. O dönemde You're So Beautiful gösterimin bir parçasıydı, sık sık söylediğim coverlardan biriydi.”

“‘Bunu yapmalıyız’ dedi. Benim içinse şarkı artık sanki uykuya yatmıştı, çünkü bir süre boyunca hep söylemiştim. ‘Hadi yapalım’ deyince benim açımdan söylemesi kolay bir parçaydı ama nedense David bunun albümdeki bütün şarkılar arasında en iyi vokalim olduğunu düşünüyor. Ben katılmıyorum.”

Televizyon ekranlarından dünya çapındaki kitlelere, müziğin en büyük isimleriyle yaptığı işbirliklerine uzanan neredeyse yirmi yıllık uluslararası başarıya rağmen, EMIN şaşırtıcı derecede mütevazı ve sıcak.

Hayalindeki düet ortağının kim olduğunu soruyorum.

“En sevdiğim sanatçılardan biri Sade ve Sade'yi gerçekten çok seviyorum” diyor.

Onu asıl farklı kılan şey kariyerinin büyüklüğü değil, bundan sonra olacaklara duyduğu heyecan.

Müzikten, onu hâlâ yeni keşfediyormuşçasına bir heyecanla söz ediyor; işbirliklerine, denemeye, sadece söylemeye devam etmeye hevesli.

Belki de Maybe Tomorrow'un arkasındaki asıl ruh bu.

Bu sadece bir albüm adı değil; daha çok bir söz, bir vaat gibi.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Eurovision’da bu yıl neler oluyor? Boykotlar, favoriler, kurallar

EMIN, Elvis takıntısını anlattı: 'Neredeyse uyuşturucu gibi'

Efsane geri dönüyor: Beatles’ın çatı performansına ev sahipliği yapan bina açılıyor