Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Fransız sinema sektöründe 'ayrımcılık' iddiası: Bollore tartışması yargıya taşındı

Canal+ Başkanı Maxime Saada, 21 Kasım 2025'te Pretoria'da düzenlenen Fransa-Güney Afrika İş Konseyi'nin açılışına katıldı.
Canal+'ın patronu Maxime Saada, 21 Kasım 2025'te Pretoria'da Fransa-Güney Afrika İş Konseyi'nin açılışına katılıyor. ©  AP Photo/Thibault Camus
© AP Photo/Thibault Camus
By Alexander Kazakevich
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

İnsan Hakları Ligi ve CGT Spectacle, Maxime Saada'nın Bollore karşıtı bildiriyi imzalayanları finanse etmeme kararının ardından, Canal+'ın 'siyasi ve sendikal ifade nedeniyle ayrımcılık' anlamına gelen 'kabul edilemez ve sert bir tercihini' kınadı.

Fransa'da İnsan Hakları Ligi (LDH) ve CGT Spectacle sendikası, cumartesi günü Canal+ hakkında Nanterre Adli Mahkemesi’nde hukuk davası açacaklarını duyurdu. İki kuruluş, grubun anti-Bollore açık mektubunu imzalayan kişilerle çalışmayı durdurma kararı almasının “ayrımcılık” teşkil ettiğini savunuyor.

REKLAM
REKLAM

CGT Spectacle sendikası ve LDH, yaptıkları ortak açıklamada “Canal+ yasayı ihlal ettiği için mahkeme karşısına çıkacak” ifadelerini kullandı. “Sinema sektöründe hiçbir ayrımcılığa yer yok,” başlıklı açıklama Euronews tarafından görüldü.

Metinde, Canal+ yönetim kurulu başkanı Maxime Saada’nın “kabul edilemez ve sert bir karar” aldığı belirtilerek, kendisinin “Vincent Bollore’nin tüm film üretim ve dağıtım zinciri üzerindeki artan etkisine karşı çıkan sektör seslerini susturmak amacıyla siyasi ve sendikal ifade özgürlüğü temelinde ayrımcılık yapmakla” suçlandığı ifade edildi.

Canal+ patronu Maxime Saada ise geçen pazar yaptığı açıklamada, “Eğer bazı kişiler Canal+’ı ‘kripto-faşist’ olarak nitelendirecek kadar ileri gidiyorsa, onlarla çalışmayı kabul edemem,” demişti. Muhafazakâr milyarder Vincent Bollore’nin imparatorluğunun bir parçası olan Canal+, Fransız sinemasının önemli finansörlerinden biri konumunda bulunuyor.

LDH ve CGT Spectacle’a göre bu durum, Saada’nın yaklaşık 600 imzacının yer aldığı açık mektuptaki eleştirilere verdiği “ani bir tepki” değil. Açıklamada, Saada’nın “Fransa’daki film finansmanında grubun kilit rolünün ve sektör aktörlerinin bağımlılık ilişkisinin tamamen farkında olduğu” da vurgulandı.

Açılan dava, avukat Arie Alimi tarafından yürütülüyor ve iki temel hedefi bulunuyor: Maxime Saada’nın kararının, para cezası tehdidi altında iptali ve Canal+ grubunda olası ayrımcılık vakalarını tespit edecek bir temsilcinin atanması.

LDH Başkanı Nathalie Tehio, Euronews’e yaptığı açıklamada bu görevin “izleme” niteliğinde olacağını, bir şirket çalışanına ya da bağımsız bir uzmana verilebileceğini ve kararın mahkemeye ait olacağını söyledi.

Kuruluşlar, Canal+’ın “ekonomik bağımlılığın kötüye kullanımı” kapsamında Avrupa Komisyonu’na da şikâyette bulunmayı değerlendiriyor. Bu durumun, Vincent Bollore etrafında kültürel endüstrilerin yoğunlaşmasının daha geniş bir eğilimin parçası olduğu ifade ediliyor.

Bollore, televizyon ve radyo kanalları, yayınevleri ile görsel-işitsel ve sinema üretim-dağıtım faaliyetlerini içeren geniş bir medya ve kültür endüstrisi grubunu kontrol ediyor.

Javier Bardem ve Ken Loach gibi uluslararası isimler de “Zapper Bollore” kolektifi tarafından başlatılan bu harekete destek verdi.

LDH Başkanı Tehio’ya göre, açıklamanın Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’nin açıklanmasından sadece birkaç saat önce yapılması tesadüf değil; zira Canal+’ın yanıtı da festival sırasında gelmişti.

Tehio, “Bu durum tüm meslek için bir tehdit,” değerlendirmesinde bulundu.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Portekiz’de sıcak hava, sağanak ve Sahra tozu aynı anda etkili olacak

ABD’den yeni göç düzenlemesi: Green Card başvuru sürecinde ülkeyi terk etme şartı getirildi

Fransız sinemasından Bollore çıkışı: 'Sanatsal özgürlük tehdit altında'