Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Fransız sinemasından Bollore çıkışı: 'Sanatsal özgürlük tehdit altında'

Palais des Festivals'in merdivenlerindeki festival kırmızı halısı, 11 Mayıs 2026
Palais des Festivals'in merdivenlerindeki festival kırmızı halısı, 11 Mayıs 2026 ©  AP Photo
© AP Photo
By Jean-Philippe Liabot
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Cannes Film Festivali'nin açılış gününde, film endüstrisinin önde gelen 600 ismi, Canal+'dan Grasset'e, muhafazakar milyarderin endüstri üzerindeki artan etkisini kınayan ve yaratıcı özgürlüğün tehdit altında olduğu uyarısında bulunan bir bildiri yayınladı.

79'uncu Cannes Film Festivali salı günü başlarken, aralarında yönetmenler, oyuncular, teknisyenler ve yapımcıların da bulunduğu Fransız sinema dünyasından 600 profesyonel, Fransız gazetesi Liberation’da dikkat çekici bir ortak bildiri yayımladı.

REKLAM
REKLAM

Metinde, medya patronu Vincent Bollore’nin Fransız sinema sektörü üzerindeki “boğucu ve ideolojik” etkisi sert sözlerle eleştirilirken, medya ve kültürel gücün Bretonlu milyarderin elinde giderek daha fazla yoğunlaştığı uyarısı yapıldı.

“Zapper Bollore” adı altında bir araya gelen grup içinde oyuncular Adele Haenel, Juliette Binoche ve Blanche Gardin; aktörler Swann Arlaud ve Jean-Pascal Zadi; fotoğrafçı ve belgeselci Raymond Depardon ile yönetmen-senarist Arthur Harari de yer aldı.

İmzacılar, Canal+ grubunun — ana hissedarı Bollore olan — Fransa’nın üçüncü büyük sinema zinciri UGC’nin yüzde 34 hissesini satın aldığına dikkat çekti. Açıklamada, grubun 2028 sonuna kadar şirketin tamamını devralmayı hedeflediği de vurgulandı.

2025'teki UGC logosu.
2025'te UGC logosu. capture du site ugc.fr

İmzacılara göre söz konusu satın alma, Vincent Bolloré’nin sektördeki etkisini daha da artırarak “finansmandan yapım ve dağıtıma, televizyon yayınından sinema salonlarına kadar tüm film zincirini kontrol edebilecek” bir konuma ulaşmasını sağlayacak.

Canal+, aynı zamanda Fransız sinemasının en önemli finansörlerinden biri olarak sektörde kritik bir rol oynuyor. Grup, 2025-2027 döneminde Fransız sinema endüstrisine en az 480 milyon euro yatırım yapmayı taahhüt etti.

Bu durumun, yapımcılar, dağıtımcılar ve salon işletmecileri üzerindeki bağımlılığı artırdığı belirtilirken, birçok sektör profesyoneli için Canal+ desteği olmadan bazı film projelerini hayata geçirmenin artık neredeyse imkânsız hale geldiği ifade ediliyor.

Rahatsız edici bir ideoloji

İmzacılar, Vincent Bollore’nin yalnızca bir medya patronu ya da yatırımcı olmadığını, aynı zamanda başta CNews olmak üzere televizyon kanalları ve yayınevleri aracılığıyla “gerici ve aşırı sağcı” olarak tanımladıkları bir “medeniyet projesi” yürüttüğünü savunuyor.

Ortak bildiride, “Sadece filmlerin tek tipleştirilmesiyle değil, kolektif hayal gücünün faşizan biçimde ele geçirilmesi riskiyle karşı karşıyayız” ifadelerine yer verildi.

Metinde ayrıca, “Bu ideolojik saldırının filmlerin içeriği üzerindeki etkisi şimdilik sınırlı görünse de hiçbir yanılsama içinde değiliz: Bunun böyle sürmeyeceğini biliyoruz” denilerek, sektör profesyonellerine “bağımsızlığı savunabilecek ortak bir hareket inşa etme” çağrısı yapıldı.

Vincent Bollore 2024'te
Vincent Bollore 2024'te AP

Vincent Bollore’nin hedef alındığı bu açıklamanın tam da bugün yayımlanması tesadüf olarak görülmüyor. Metnin yazarları, sinemanın uluslararası vitrini ve yaratıcı özgürlüğün sembollerinden biri kabul edilen Cannes Film Festival’ni seçerek güçlü ve kalıcı bir etki yaratmayı amaçlıyor. Aynı zamanda dünyanın dört bir yanından festivali takip eden yüzlerce gazetecinin varlığından yararlanmayı hedefliyorlar.

İmzacılara göre, festivalin temel değerlerinden biri olan sanatsal özgürlük de giderek tehdit altında. Uzun vadede Fransız sinemasının bağımsız ve yaratıcı bir ifade alanı olmaktan çıkarak, ideolojik ve kültürel etki üretiminin bir aracına dönüşmesinden endişe ediyorlar.

Metinde dile getirilen kaygıların yalnızca sinema sektörüyle sınırlı olmadığı da özellikle vurgulanıyor.

Grasset: Yabancı yazarlar ayaklandı

Grasset Yayınevi, 25 yılı aşkın süredir yayınevinin başında bulunan CEO Olivier Nora’nın görevden alınarak yerine Jean-Christophe Thiery’nin getirilmesinin ardından Nisan ayından bu yana benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya.

Krizin merkezinde ise Boualem Sansal’ın son kitabı La Legende yer alıyor. İddialara göre, Grasset’nin bağlı olduğu Hachette Livre yönetimi, tarihi yayınevinin editoryal çekincelerine rağmen kitabın yayımlanma sürecini hızlandırmak istedi. Başlangıçta şirket içi bir yönetim anlaşmazlığı gibi görünen kriz, kısa sürede kitlesel bir kopuşa dönüştü.

Aralarında Virginie Despentes, Dan Franck, Gael Faye, Bernard-Henri Levy ve Sorj Chalandon’ın da bulunduğu 200’den fazla Fransız yazarın yayınevinden ayrılmasının ardından, kriz şimdi uluslararası boyuta taşındı.

Grasset kataloğunda yer alan çok sayıda yabancı yazar, 11 Mayıs’ta yayımladıkları ortak açıklamayla artık eserlerini yayınevine göndermeyeceklerini duyurdu. Bu dayanışma çağrısı, yayınevi açısından önemli bir kırılma anı olarak değerlendiriliyor.

Yazarlar açıklamalarında, “Grasset Yayınevi'nin uluslararası listesinde yer alan yazarlar olarak, yayınevinin geleceği, editoryal bütünlüğü ve onu ayakta tutan ekipler konusunda derin endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Metinde ayrıca, “Eserlerimizin paylaşmadığımız siyasi hedefler için kullanılmasına izin vermeyi reddediyoruz. Aşırı sağ sınır tanımıyor; onunla mücadele de sınırların ötesinde yürütülmeli. Bu koşullar altında, gelecekteki çalışmalarımızı Grasset Yayınevi'ne göndermeyeceğiz” denildi.

İmzacılar, Grasset’nin özellikle Han Kang gibi uluslararası yazarlar için “Fransız kültürel istisnacılığına ve editoryal bağımsızlığa dair belirli bir anlayışı temsil ettiğini” vurguladı.

Vincent Bollore eleştirileri duymazdan geliyor

Vincent Bollore’nin kültür sektörü üzerindeki etkisinin artık karşı konulamaz mı olduğu, yoksa hâlâ tartışmalı bir güç mü temsil ettiği sorusu Fransız kültür dünyasında giderek daha yüksek sesle soruluyor.

Bollore’nin, 19 Nisan’da sahibi olduğu Le Journal du Dimanche’da yayımlanan açıklamasında küçümseyici bir dille söz ettiği “kendini her şeyin ve herkesin üstünde gören küçük bir kastın gürültüsü”, eleştirmenlerine göre aslında büyük sermaye baskısı altında sıkıştığını hisseden bir sektörün yardım çağrısını yansıtıyor.

Ancak tartışmanın merkezinde yalnızca ekonomik güç değil, kültürel meşruiyet sorusu da bulunuyor. Çünkü Bollore grubu büyümeyi sürdürse ve medya-kültür alanındaki etkisini genişletse bile, eleştirmenlere göre imparatorluğun karşı karşıya olduğu asıl risk; içi boşalmış prestij kurumlarının sahibi haline gelmek.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Four Seasons Mykonos: Yunanistan’ın en gözde yaz açılışı fotoğraflarla

Bazı havayolları yaz tatili öncesi bilet fiyatlarını düşürdü

Hantavirüs salgınına dair soru-cevap: Nedir, nasıl bulaştı