2026'nın ilk yarısına ilişkin seçimlerimize katılıyor musunuz, yoksa listenizde farklı albümler mi var?
2026'nın ilk yarısını geride bırakırken, Euronews Kültür ekibi bu yıl şimdiye kadar dinlediğimiz en etkileyici albümlere dönüp bakıyor.
Ruhu okşayan folk kayıtlarından politik mesajlarıyla öne çıkan İrlanda hip-hop'ına, 80'li yaşlarında hâlâ üretmeye devam eden rock efsanelerinin güçlü geri dönüşlerine kadar, müzikseverler için son derece zengin bir altı ay geride kaldı.
Yılın ilk yarısındaki üretim o kadar güçlüydü ki listeyi 20 albümle sınırlamak hiç kolay olmadı. Ancak daha fazla uzatmadan, 2026'nın şu ana kadarki en iyi albümlerine doğru geri sayımımıza başlayalım.
20) Death Cab For Cutie – I Built You A Tower
Kalp kırıklığı ve varoluşsal sorgulamalar, Amerikalı indie grubu Death Cab for Cutie'nin müziğinde her zaman merkezi bir yer tuttu. Ancak grubun 2003 tarihli kült albümü Transatlanticism uzak mesafeli ilişkilerin sancılarını işlerken, yeni albümü boşanma, hayal kırıklığı ve yeniden ayağa kalkma üzerine yoğunlaşıyor.
Kısacası grup da dinleyicileriyle birlikte büyüdü. Bir zamanlar emo melankolisiyle şekillenen müzikleri, yaşam deneyiminin getirdiği olgunlukla daha derin ve ölçülü bir anlatıya evriliyor. Punching the Flowers'ın sarsıcı öfkesinden I Built You a Tower (A)'nın dingin iç muhasebesine uzanan albüm, her parçasında bir tür özgürleşme hissi taşıyor: Aşırı düşünmenin, pişmanlıkların ve insanın kendi zihninde kurduğu görünmez duvarların ötesine geçme arzusu. AB
19) Mary In The Junkyard - Role Model Hermit
2026'nın en keyifli keşiflerinden biri hiç kuşkusuz Londra çıkışlı üçlü mary in the junkyard oldu. 2024'te yayımladıkları umut vadeden ilk EP'leri This Old House'un ardından Marina Abramović için verdikleri konserler, The Murder Capital ve Wet Leg'in Moisturizer turnesinde üstlendikleri açılış performanslarıyla dikkat çeken grup, şimdi de ilk albümleri Role Model Hermit ile beklentileri karşılıyor.
Albüm, hayal ile gerçek arasında salınan atmosferik indie-folk dokusuyla öne çıkıyor. Crash Landing'de tekinsiz, Blood'da bağımlılık yaratan, Candelabra'da ise huzur veren bir tona bürünen grup, New Muscles'ta dinleyiciyi adeta "gök gürültüsünü ve şimşeği kucaklamaya" davet ediyor.
Solist Clari Freeman-Taylor, basçı Saya Barbaglia ve davulcu David Addison'dan oluşan üçlü, ilk albümlerinde şaşırtıcı ölçüde kendinden emin ve bütünlüklü bir iş ortaya koyuyor. Mantra III'de Freeman-Taylor'ın söylediği, "O senin bebeğin, bunu hak ediyorsun," sözleri yalnızca albümün ruhunu değil, grubun bugüne kadarki emeğinin karşılığını da özetliyor. DM
18) Angine de Poitrine – Vol. II
Kanadalı bu ikili 2019’dan beri müzik yapıyor olabilir ama onlardan kaçmanın imkânsızlaştığı yıl 2026 oldu. Mr Blobby ile Slipknot'un tekinsiz bir birlikteliğinden çıkmış gibiler. Kendilerini "mantra-rock, Dadaist, Pisagorcu-Kübist orkestra" olarak tanımlayan ikili, katmanlı döngüler, alışılmadık ritimler ve kaotik enerjisiyle alternatif rock çevrelerinin büyük övgüsünü toplayan ikinci albümleri Vol. II ile geri döndü.
King Gizzard & The Lizard Wizard'ın bile sınırları zorlayan müzikal yaklaşımını aratmayacak kadar deneysel olsalar da mikrotonal müzikte çığır açtıkları söylenemez. Evet, albüm yer yer olduğundan daha büyük gösteriliyor olabilir. Ancak Vol. II'nin yılın en eğlenceli ve en özgün kayıtlarından biri olduğu tartışmaya açık değil. 2026'da çıkan hiçbir albüm tam olarak buna benzemiyor. DM
17) Broken Social Scene – Remember The Humans
Kanadalı kolektif Broken Social Scene, dokuz yıllık aranın ardından bu yıl ‘Remember The Humans’ ile hatırı sayılır bir geri dönüşe imza attı. En iyi albümleri olan 2002 tarihli ‘You Forgot It People’ın prodüktörü David Newfeld ile yeniden bir araya gelen grup, geniş ve dokulu bu şarkı seçkisiyle indie rock sahnesine, onlara ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatmayı henüz bitirmediklerini gösteriyor. Üstelik Feist yeniden saflarda. DM
16) Robyn – Sexistential
Kadın cinselliği, annelik ve varoluşsal kaygılar... Robyn, dokuzuncu stüdyo albümünde tüm bu temaları dans pistine taşıyor. İsveçli şarkıcının imzası hâline gelen dopamin yüklü synth-pop anlayışıyla şekillenen Sexistential, dinleyiciyi hormonal bir fırtınanın tam ortasına bırakıyor.
Hem kırılgan hem de görkemli bir yapıya sahip albüm, ebeveynlik, arzu ve cinsel kimliklerin kesişim noktalarını büyük bir özgüvenle ele alıyor. Bu, yalnızca şarkı yazan değil; müziğiyle dinleyicisini içine çeken ve etkisi altına alan bir sanatçının işi. Sexistential, öz şüpheyi geride bırakıp arzunun ve özgürlüğün kısa süreli coşkusuna teslim olmayı öneriyor. AB
15) Dry Cleaning – Secret Love
Britanyalı post-punk grubu Dry Cleaning’in üçüncü albümü, şimdiye kadarki en iyi işleri olmaya aday. Albümde art-rock riff’leri, kulağa takılan melodiler ve kopuk kardeşlerden, boş teneke fenomenlerden, telefon çalmadan önce The Apprentice’ın bekleme odasında sıkışmış gibi hissetmekten bahseden saçma ama isabetli gözlemler var – hepsi Florence Shaw’un ölüpösem sprechgesang vokaliyle sunuluyor. Bu kez yazım daha güçlü, daha komik ve daha duygusal. En güzeli: tuhaflıkları hak edilmiş ve yerli yerinde hissettiriyor, doğrudan hedefi vuruyor. Ayrıca albüm kapağı da yılın en iyilerinden biri olmayı hak ediyor. DM
14) Jalen Ngonda – Doctrine Of Love
2023’te yayımlanan ve yılın favori albümlerimizden biri olan ilk albümü 'Come Around And Love Me'nin parlaklığının ardından Jalen Ngonda, yine ustalıkla işlenmiş bir soul dilimiyle geri dönüyor. ‘Doctrine Of Love’da 32 yaşındaki çok enstrümanlı müzisyen, en iyi yaptığı şeylerin dozunu artırıyor: görkemli düzenlemeler, samimi şarkı yazımı ve ayırt edici falsettosu. Aşkın tüm hâllerindeki kaosu didikleyen Ngonda, yalnızca yetenekli bir vokalist değil, sahici bir hikâye anlatıcısı olduğunu kanıtlıyor. On parça, atlanacak şarkı yok; şu sıralar soul müziğin en heyecan verici seslerinden biri olduğunun yeni bir hatırlatıcısı. TF
13) Courtney Barnett – Creature Of Habit
Avustralyalı şarkıcı-söz yazarı Courtney Barnett’in dördüncü albümü, hak ettiği ilgiyi görmeden radarın altında kaldı. Oysa keskin mizahı ve dürüst sözleriyle tanıdığımız Barnett’in, abartısız grunge ruhu ve daha sakin, rüya gibi bir psikedeliyi birleştirdiği sıkı ve gösterişsiz bir indie rock ziyafeti bu. ‘Creature Of Habit’, çıkış albümü ‘Sometimes I Sit And Think, Sometimes I Just Sit’ ile aynı kulvarda yer alıyor ve her dinleyişte daha da büyülüyor. DM
12) Gorillaz – The Mountain
Kariyerlerinin 25. yılında hâlâ bu kadar maceracı olan grup sayısı çok az. Damon Albarn ve çizer Jamie Hewlett’in kurduğu efsanevi sanal grup, ‘The Mountain’da yas, maneviyat ve Hindistan gezilerini; renk, duygu ve hayal gücüyle dolu, türler arası gezinen zengin bir albüme dönüştürüyor. Hipnotik sitarlar, parıldayan synth’ler ve funk bas yürüyüşleri; Black Thought’tan IDLES’a uzanan A seviye konuk kadroyla, ayrıca Bobby Womack ve Dennis Hopper’ın ölüm sonrası katkılarıyla buluşuyor. Yer yer dağınık, başka anlarda büyüleyici – Gorillaz’dan kariyerlerinin geç dönemine ait beklenmedik bir zirve. TF
11) Rolling Stones - Foreign Tongues
Bunu hâlâ nasıl başarıyorlar? Bir grup, birlikte geçirdikleri yedinci on yılda kariyerlerini canlandıran 2023 albümleri ('Hackney Diamonds') sonrası bir devam albümü yapıp bunu nasıl daha da iyi hâle getiriyor? Paul McCartney’nin 2026 tarihli ‘The Boys Of Dungeon Lane’ albümünde olduğu gibi, Rolling Stones da 25. stüdyo albümlerini geçmişe dönüp miraslarını tartmak için bir vesile olarak kullanabilirdi; bunun yerine niyet beyanları sanki şöyle: “Duygusal geriye bakışlara boş verin, 50 yaş daha genç herkesi kıskandıracak cinsten nefis nakaratlara ne dersiniz?” Elbette 14 şarkılık parça listesi daha sıkı bir dinleme deneyimi için kısaltılabilirdi; ama ‘Back In Your Life’ gibi patlayıcı şarkılar ve 1994 tarihli ‘You Got Me Rocking’den beri yaptıkları en bulaşıcı tekli olan ‘In The Stars’ gibi hit’lerle bu kadar kinetik bir albüm sunuyorken şikâyet etmek zor. Demek ki Jagger (82), Richards (82) ve Wood (79) yanılıyormuş: Bazen gerçekten istediklerini alabiliyorlar. DM
10) James Blake - Trying Times
Cennetin bir film müziği olsaydı, muhtemelen James Blake’in ‘Trying Times’ı gibi duyulurdu. Britanyalı şarkıcı-söz yazarı ve prodüktörlük dehasının yeni albümü; kimlik, aşk ve öngörülemez bir dünyada yerini bulma hâline dair türler arası, kimi zaman ürkütücü, kimi zaman coşkulu bir keşif. Elektronik ses manzaraları, alternatif R&B ve ‘Days Go By’da eski usul grime’a yapılan göndermeler, sürekli şaşırtan bir albüm yaratıyor. Her parça özenle oyulmuş gibi; Blake’in derin kişisel şarkı yazımının etrafında evrilip dönüşüyor. Baştan sona büyüleyici bir iş ve şimdiye kadar ortaya koyduğu en güçlü albümlerden biri. TF
9) Arlo Parks – Ambiguous Desire
Üçüncü albümü için, BRIT Ödülü ve Mercury Prize sahibi Britanyalı şarkıcı Arlo Parks, New York’un gece hayatından ilham aldı. Ortaya, hem coşkulu hem yatıştırıcı bir alanda var olan, kulüp esintili pop şarkılarından oluşan içe dönük ama geniş ufuklu bir koleksiyon çıktı. Albümün dokulu ritimleri büyüleyici ve sinsi biçimde derin; dans pistini hem kolektif neşenin mekânı hem de kırılganlıklarınızdan ve kaygılarınızdan yalnızca geçici bir kaçış vadeden bir yer olarak tasvir ediyor. Bir çözüm sunulmuyor; buna da gerek yok. Bazen karmaşık duyguları kucaklamak gerekir. Ve kaçınılmaz çöküş gelmeden önce onlara eşlik ederek dans etmek. DM
8) Mitski – Nothing’s About To Happen To Me
Shirley Jackson’ın gotik romanlarından ilham alan Mitski’nin sekizinci stüdyo albümü, yalnızlaşmış bir ruhun örümcek ağlı köşelerine doğru güzel bir savruluş. Albüm, içine kapanık bir hayat süren bir kadını izliyor; kendini gizlemenin hem tesellisinde hem acısında gezinerek. Her şeyin içinde muhteşem bir atmosfer hissi var; ‘In a Lake’in folk esintileri ve ‘Dead Woman’ın melodik “oooh”ları, karşılıksız aşkın ve kendini dışlanmış hissetmenin hayaletimsi görüntülerini çağırıyor. Albümden fazlası, başlı başına bir dünya bu. Bugünün dünyasında rahatsız edici biçimde tanıdık gelen ve kucağınızda tombul, sıcak bir kedi gibi usulca mırlayan bir dünya. AB
7) My New Band Believe – My New Band Believe
Deneysel prog-rock grubu Black Midi’nin iki yıl önce dağılmasının ardından hayranlar, solist Geordie Greep’in ilk solo işi olan muhteşem ‘The New Sound’ ile hızla ödüllendirildi. Bu yıl ise şarkıcı / gitarist Cameron Picton’ın bu süre zarfında ne yaptığı sonunda ortaya çıktı. Greep’in sürdürdüğü deneylerine kıyasla daha sade bir yaklaşım benimsiyor; ancak sonuç en az onunki kadar etkileyici. Sekiz parçadan oluşan ‘My New Band Believe’, tamamen akustik, görkemli folk şarkılarından oluşan lüks bir koleksiyon; hipnotize edici bir ilk albüm ve gelecek için büyük vaatler barındırıyor. DM
6) Kelela – New Avatar
Kelela’nın son iki albümü, yılın En İyi Albümleri listelerimizde yer almıştı – 2023’teki yavaş tempolu elektro-dans albümü ‘Raven’ ve geçen yıl yayımlanan çarpıcı caz canlı albümü ‘In The Blue Light’. Dolayısıyla ABD’li şarkıcı-söz yazarının yeni bir uzunçaları fikri bizi elbette heyecanlandırdı. Ve hayal kırıklığına uğramadık. Kelela, alternatif R&B çizgisini ve elektronik etkilerini koruyor ama ‘New Avatar’da shoegaze yönüne dönerek, distorsiyonlu ve atmosferik gitar işçiliğiyle örülü, sarıp sarmalayan bir albüm yaratıyor; aynı zamanda son derece mahrem bir hikâye anlatımı sunuyor. Pek çok açıdan bugüne kadarki en meydan okuyan albümü; kaos ve hayal kırıklığıyla bağırmaya ihtiyaç duymayan, gücünü ölçülülükten alan bir tutkuyla yüzleşiyor. Hipnotik tekli ‘Idea 1’dan kapanış şarkısı ‘If We Meet Again’e ve albümün zirve anı ‘Point Blank’e uzanan bu ustalıklı albüm, Kelela’nın elektro, rock ve caz dokunuşlu R&B arasında rahatça gidip gelirken onu en başta bu kadar benzersiz kılan özü koruyabildiğini gösteriyor. DM
5) Bill Callahan – My Days of 58
İlerleyen yaş ve babalık, Bill Callahan'ın şarkı yazarlığına yeni bir derinlik kazandırmış. Kusursuza yakın folk albümü YTI⅃AƎЯ'ın ardından gelen yeni çalışması; bilgelik, dürüstlük, huysuzluk, mizah ve hüzün arasında ustalıkla dolaşan gözlemlerle örülü.
"Salon albümü" olarak tanımlanabilecek bu kayıt, ilk anda sıcak ve dingin atmosferiyle dinleyiciyi içine çekiyor. Ancak sakin yüzeyinin altında, insanı sürekli düşünmeye iten sözler var. Özellikle Callahan'ın "En büyük korkum ölmek değil; en büyük korkum artık denemeyi bırakmak," dediği anlar albümün duygusal ağırlığını belirliyor. Baştan sona büyük bir ustalıkla örülmüş, etkileyici bir folk albümü. DM
4) Jill Scott - To Whom This May Concern
On yıl uzun bir bekleyiş, ama R&B ikonu Jill Scott’ın altıncı albümü bu bekleyişi fazlasıyla haklı çıkarıyor. ‘To Whom This May Concern’, neo-soul, caz, gospel, hip-hop ve R&B arasında dolaşan, kişisel tökezlemeleri, iyileşmeyi ve kefareti anlatırken Siyah neşesini ve topluluğu kutlayan 19 parçalık, geniş soluklu bir yolculuk. Yoğun bir dinleti; ama neredeyse her parça, zeki şarkı yazımı, pürüzsüz prodüksiyon ve Scott’ın zahmetsiz karizması sayesinde yerini hak ediyor. Öne çıkanlar arasında, kendinden önce yolu açan Siyah kadın sanatçılara adanmış ‘Offdaback’; modern güzellik standartlarının yükünü çözen ‘Pressha’; aşk ve travmadan süzülerek trip-hop tınıları üzerinde ilerleyen ‘The Math’ var. Listenin üst sıralarındaki yerini sonuna kadar hak eden bir geri dönüş. TF
3) Kneecap – Fenian
İrlandalı rap üçlüsü Kneecap, 2024’teki çıkış albümlerinden bu yana daha çok tartışmalar ve hukukî sıkıntılar nedeniyle manşetlere çıktı. Ancak bu yıl, herkese öncelikle gürültülü şöhretleriyle yetinmeye niyetleri olmayan bir grup olduklarını hatırlattılar. Ham politik öfkeyi şaşırtıcı derecede halüsinatif 90’lar dans tınıları ve sürükleyici hip-hop beat’leriyle birleştiren ‘Fenian’, 2026’nın en keskin ve en gözü kara albümlerinden biri; grubun coşkularına denk bir müzikal yelpazeye sahip olduğunu kanıtlıyor. DM
2) Olivia Rodrigo – You Seem Pretty Sad For A Girl So In Love
Olivia Rodrigo'nun üçüncü stüdyo albümü, âşık olmanın — ya da aşk sandığınız duygunun — coşkusu ile melankolisi arasında gidip gelen baş döndürücü bir yolculuk sunuyor. Açılış parçası Drop Dead'in zirveye ulaşan tutkusundan, The Cure'un solisti Robert Smith'le kaydedilen What's Wrong With Me'nin yavaş yavaş büyüyen kaygısına kadar albüm, idealizasyon ile gerçeklik arasında sürekli salınıyor.
2000'lerin başındaki pop müziğin enerjisini bugüne taşıyan albüm; yatakta zıplamalık nakaratlar, buğulanan araba camları ve gençlik heyecanıyla dolu. Şarkılar, yaz sıcağında açılmış buz gibi bir Pepsi kutusu gibi içinizde cızırdıyor. Ancak her dinleyişte aynı his uyanıyor: Ne kadar tüketirseniz tüketin, daha fazlasını istiyorsunuz. AB
1) Nu Genea – People Of The Moon
Listemizin zirvesindeki People Of The Moon – bunda Avrupa'yı etkisi altına alan sıcak hava dalgalarının da payı olabilir – uzun yaz akşamları için kusursuz bir film müziği hissi veriyor. Dördüncü albümlerinde Massimo Di Lena ve Lucio Aquilina, Nu Genea adı altında, kendilerini Avrupa'nın en heyecan verici dans müziği gruplarından biri hâline getiren formülü daha da rafine ediyor.
Özenle seçilmiş konuk sanatçıların katkısıyla Napolili ikili; Napolice, Arapça, İspanyolca, İngilizce ve Portekizce vokalleri Italo-disco, Arap ritimleri, synth-pop, Türk psikedelik rock'ı ve Kuzey Afrika funk'ıyla buluşturuyor. Ortaya çıkan sonuç ise hiçbir türe tam olarak sığmayan, tamamen Nu Genea'ya özgü bir ses dünyası.
Albümde favori seçmek zor olsa da, ilk dinleyişte akılda kalan Sciallià ile hipnotik atmosferiyle öne çıkan Puleza mutlaka anılmalı. Doldurma parçaya yer vermeyen 10 şarkılık People Of The Moon, baştan sona güneş ışığıyla yıkanmış bir enerji taşıyor. Bir albümün buz gibi bir Negroni'ye en çok benzeyebileceği hâl tam da bu. TF
Akıl sağlığımızdan şüphe etmeyesiniz diye, listeye girmeyi son anda kaçıran albümleri de anmadan geçmeyelim: Underscores – U, Aldous Harding – Train On The Island, Boards of Canada – Inferno, Hurray For The Riff Raff – Live Forever, Thundercat – Distracted, Tom Misch – Full Circle, Timothy Duval – Rain Music ve War Child – Help 2.
Şimdiden yılın ikinci yarısına çevirdiğimiz gözümüz ise oldukça heyecan verici albümlerde. Charli XCX'in Music, Fashion, Film'i, The Strokes'un Reality Awaits'i, Interpol'ün This Mirror Weighs A Ton'ı ve Nia Archives'in Emotional Junglist'i merakla beklediğimiz yapımlar arasında. Bunun yanı sıra Bloc Party'nin Anatomy Of A Brief Romance albümü ile La Roux'nun Old Flames'le dönüşünden de beklentilerimiz yüksek.
Yıl ortasında hazırladığımız bu listenin kaç albümünün yıl sonunda da en iyiler arasında kalacağını ise zaman gösterecek.