AB Komisyonu’ndan kaynaklar Euronews’e, nakit desteklerden casusluk skandalı soruşturmasına kadar uzanan kritik dosyaların, Brüksel’in nisan ayındaki önemli parlamento seçimini beklemesi nedeniyle askıya alındığını belirtti.
Euronews’e konuşan iki kaynağa göre, Avrupa Komisyonu Macaristan’la ilgili dosyalarda karar alma sürecini fiilen durdurdu.
Brüksel, Macaristan seçimleri öncesinde ayağını gazdan çekti. Amaç, hem seçimlere karıştığı suçlamasından kaçınmak hem de kampanyanın en hareketli döneminde Orban’ın eline koz vermemek.
İsminin gizli kalmasını isteyen bir AB diplomatı, “Macaristan’la ilgili dosyalarda süreç fiilen durdu. Komisyon nisan ayındaki seçimleri bekliyor ve ülkedeki kamuoyu yoklamalarını yakından takip ediyor,” dedi.
Macaristan’da nisan ortasında yapılacak parlamento seçimleri, Başbakan Viktor Orban’ın iktidarını kaybetmesine yol açabilir. Peter Magyar liderliğindeki muhalefet Tisza Partisi, aradaki fark daralsa da, Orban’ın Fidesz-KDNP koalisyonunun önünde görünüyor.
Orban, kampanyasında sık sık Macaristan’ı, “savaş isteyen, toplumsal cinsiyet ideolojisini dayatan ve göçmenlerin Avrupa’ya girmesine izin vermek isteyen Brüksel bürokratları” tarafından yürütülen bir kampanyanın mağduru olarak resmediyor.
Başka bir kaynak ise, “Onun ekmeğine yağ sürmek istemiyoruz,” diyerek, ihlal prosedürlerinin açılması ya da uygulanmasının bu söylemi besleyebileceğini belirtti. Orban, Macaristan’a yönelik AB yaptırımlarını sık sık eleştiriyor ve bunları Avrupalı siyasetçileri hedef almak için kullanıyor.
Avrupa Adalet Divanı, 2024’te AB iltica kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Macaristan’a günlük para cezası kesmişti. Buna rağmen Orban, yaptırımların “Macaristan’ı güvende tutmak” için ödenmeye değer olduğunu defalarca savundu.
Orban temmuz ayında sosyal medyada, “Günde 1 milyon euro ödüyoruz. Bu, 10 yıl önce inşa ettiğimiz sınır çiti nedeniyle cezalandırıldığımız miktar. Çok para ama geleceğimiz için en iyi yatırım,” diye yazdı. Aynı ifadeleri, yasa dışı göçe karşı sert politikalarıyla Trump’ı örnek almaya çalıştığı Washington ziyareti sırasında da yineledi.
Komisyon’un Budapeşte Onur Yürüyüşü yasağı konusundaki hareketsizliği özellikle sorunlu görülüyor. Zira Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, geçen yıl Macar hükümetinin yoğun baskısı altına giren Onur Yürüyüşü’nün ardından kendisini LGBTQ+ topluluğunun müttefiki olarak ilan etmişti.
Geçen mart ayında Macar Parlamentosu, Onur Yürüyüşü’ne katılımı fiilen yasaklayan, para cezaları ve akıllı kamera gözetimi öngören bir yasa kabul etti. O dönemde sivil toplum kuruluşları ve aktivistler düzenlemeyi ayrımcı olarak nitelendirmiş ve AB’nin harekete geçmesini talep etmişti.
Yasal metin, toplantı yasasına eklenen üç sayfalık bir düzenlemeden ibaret. Ancak Komisyon bugüne kadar hukuki değerlendirmesini tamamlamadı ve herhangi bir yasal adım açıklamadı.
Budapeşte Onur Yürüyüşü, hükümet yasağına rağmen, kentin belediye başkanı Gergely Karacsony’un desteğiyle gerçekleştirildi. Karacsony, ekim ayında Euronews’e verdiği demeçte, Avrupa Komisyonu’nun hareketsizliğini siyasi bir karar olarak nitelendirdi.
Karacsony, “İlk dakikadan itibaren bunun Avrupa Birliği hukukuna tamamen aykırı olduğu açıktı. Buna karşı siyasi iradenin neden olmadığını anlamaya çalışıyorum. Belki bekliyorlar ya da bu sürecin uzamasından korkuyorlar ve parlamento seçimlerini etkilemek istemiyorlar,” dedi.
Buna karşılık Komisyon, Slovakya’da anayasaya “yalnızca iki cinsiyet vardır: erkek ve kadın” ifadesini ekleyen düzenleme konusunda tereddüt etmedi. Komisyon, geçen kasım ayında Slovakya hakkında ihlal prosedürü başlattı.
Geçen ekim ayında, Macaristan’ın Brüksel’deki daimi temsilciliği, Orban hükümetiyle bağlantılı yetkililerin, Komisyon’un Budapeşte ile ilgili hassas dosyaları hakkında bilgi toplamak ve casusluk yapmak üzere memurlara talimat verdiği iddialarıyla patlak veren bir skandalın merkezine oturdu.
2012–2018 yılları arasında faaliyette olduğu iddia edilen casusluk ağının, AB kurumlarında çalışan Macar vatandaşlarını da devşirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Komisyon, söz konusu dönemde Macaristan’ın AB büyükelçisi olan ve Orban’la yakın çalışan Sağlık Komiseri Oliver Varhelyi’nin rolünü netleştirmek üzere bir iç soruşturma başlattı, ancak somut bir sonuç çıkmadı.
Komisyon’un bulguları Noel’den önce açıklamayı planladığı, ancak Euronews’ün edindiği bilgilere göre bu sürecin de ertelendiği ve hatta seçim tarihinin sonrasına kalabileceği belirtiliyor.
Euronews’e konuşan Komisyon yetkilileri, Varhelyi’nin görevden ayrılmasına yol açabilecek bir soruşturmanın daha büyük bir karmaşa yaratabileceğini de dile getirdi. Zira Macar komiser, diğer meslektaşlarına kıyasla daha küçük ve teknik bir portföy yönetiyor ve büyük ölçüde kendi halinde çalışıyor. Bir yetkili, yerine gelecek bir ismin çok daha zorlayıcı olabileceğini söyledi.
Varhelyi ise Macar makamları adına herhangi bir usulsüzlük ya da casusluk yaptığı iddialarını reddetti.
Macaristan’a yönelik mali kararlar da askıda
Macaristan, geçtiğimiz aralık ayında AB’nin Toparlanma ve Dayanıklılık Fonu (RRF) kapsamında yaklaşık 4 milyar euronun yeniden gruplanmasını, Macar Kalkınma Bankası aracılığıyla talep etti.
Bu yöntemin, harcama kriterlerini teknik olarak karşılayarak söz konusu fonların kaybedilmesini önleyebileceği belirtiliyor. Ancak Komisyon, nisan ayındaki oylama öncesinde bu dosyada da karar almaya isteksiz.
AB, hukukun üstünlüğü konusundaki endişeler nedeniyle Macaristan’a yönelik fonların büyük bölümünü dondurmuş durumda. 2025 sonuna kadar nakdin kullanılması için belirlenen ardışık son tarihler aşıldığı için ülke 1 milyar eurodan fazla kayba uğradı.
Avrupa Parlamentosu da geçen kasım ayında oylanan 7. Madde incelemesine ilişkin kararında, ek mali yaptırımlar ve Macaristan’ın oy hakkının askıya alınması çağrısında bulundu.
Avrupa Parlamentosu üyesi Daniel Freund’a göre, AB, seçim kampanyası sırasında araçsallaştırılma riski olsa bile harekete geçmeyerek stratejik bir hata yaptı.
“Stratejik olarak, müdahale etmemek fikri gerçekten çok kötü,” diyen Freund, Euronews’e “Seçim kampanyası var diye AB antlaşmalarını askıya almak diye bir şey yok,” ifadelerini kullandı.
Yeşiller Partisi’nden Alman siyasetçi, AB’nin çekingen davranmak yerine “Macar hükümetinin yalanlarını” açıkça dile getirmesi gerektiğini savundu. Aksi halde bunun, Brexit referandumu sırasında ve sonrasında uygulanan ‘müdahale etmeme’ ilkesinde olduğu gibi, Avrupa kurumlarını geri tepecek şekilde etkileyebileceğini söyledi.
Nisan ayındaki Macaristan seçimleri Brüksel için büyük önem taşıyor.
2010’dan bu yana süper çoğunlukla iktidarda olan Viktor Orban, Ukrayna’ya mali destek, yaptırımlar ve 27 üye ülkenin tamamı için geçerli ortak göç kuralları dahil olmak üzere birçok kilit AB yasama dosyasına temelden karşı çıkıyor.
Macar hükümetinin fiilen her oylamada kullandığı veto politikası da, özellikle dış politika gibi alanlarda oybirliği gereken durumlarda AB içinde ciddi gerilimler yaratıyor.
Orban’ın rakibi Peter Magyar ise çok daha genç bir muhafazakar. Eski bir müttefik olan Magyar, şu anda Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na hakim olan merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) üyesi.
Magyar, Orban döneminde bozulan Budapeşte–Brüksel ilişkilerini onarabilecek ve Polonya’da Donald Tusk’ın dönüşüne benzer şekilde AB fonlarının serbest bırakılmasını sağlayabilecek, daha Avrupa yanlısı bir siyasetçi olarak görülüyor.
İsminin saklı kalması koşuluyla konuşan bir Avrupa Parlamentosu kaynağı, Tisza Partisi ile EPP’nin de AB’nin Macaristan dosyalarındaki sessizliğine katkıda bulunduğunu söyledi.
Parlamento kaynağı, “EPP içindeki Macaristan şahinleri bile ‘hiçbir şey yapmayalım’ diyor; çünkü Orbán bunu Brüksel karşıtı propaganda için kullanacak. Bu bir hata,” dedi.
Buna karşın Komisyon’un Orbán’la çalışmaya hazır olduğu bir alan var: savunma harcamaları.
Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) kapsamında AB, geçen mayıs ayında Macaristan’a 16 milyar euro tahsis edilmesine karar verdi. Bu tutar, üye ülkeler arasında üçüncü en büyük paya karşılık geliyor ve güvenliğin, siyasetin önüne geçtiği bir alan olduğunu gösteriyor.