Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri, ABD'li ICE ajanlarının Milano-Cortina Kış Olimpiyatları'ndaki varlığına karşı harekete geçti. Üyeler, insan hakları ihlalleri gerekçesiyle AB'den yasaklama talep ediyor.
AP üyeleri, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) personelinin Milano-Cortina Kış Olimpiyatları sırasındaki güvenlik operasyonlarına dahil olacağına dair haberlerin ardından, kıtaya girişlerinin engellenmesi için çarşamba günü AB'ye çağrıda bulundu.
İtalya’da düzenlenecek oyunlarda ICE’in yer almasına yönelik tartışmalar, kurumun Fransa merkezli çok uluslu bilişim şirketi Capgemini ile iş ilişkilerinin ortaya çıkmasıyla daha da büyüdü.
ICE’e yönelik kamuoyu tepkisi, bu ay Minneapolis’te federal memurların iki kişiyi — Renee Good ve Alex Pretti’yi — ayrı olaylarda vurarak öldürmesinin ardından doruğa ulaştı.
ABD’de ICE, politikacılar, insan hakları savunucuları ve kamuoyu tarafından aşırı güç kullanmak, yetkiyi kötüye kullanmak ve şiddet içeren davranışlar sergilemekle eleştiriliyor.
Gerilim, ICE’nin İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) biriminin, 6 Şubat’ta başlayacak Kış Oyunları sırasında uluslararası suç örgütlerinden kaynaklanan riskleri tespit etmek ve azaltmak için diğer kolluk kuvvetlerine “destek vereceğini” açıklamasıyla daha da arttı.
Birçok AP üyesi, "demokratik hesap verebilirlik" ve "insan haklarına saygı" konusundaki endişeleri gerekçe göstererek ICE'nin Avrupa topraklarında faaliyet göstermemesi gerektiğini savunuyor.
Sosyalist AP üyesi Sandro Ruotolo, Euronews’e verdiği demeçte, “Bu, Trump’ın İtalya’ya bir saygısızlığıdır,” diyerek Kış Olimpiyatları’nın, ICE’in ABD’de ciddi eleştirilerle karşı karşıya olduğu bir dönemde bu kurumu öne çıkarma fırsatı olarak kullanıldığını savundu.
Ruotolo, "Trump, Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino'yu görevden alarak geri adım attı ancak ICE'den tamamen kurtulamaz. ICE'yi İtalyan hükümetine dayatıyor ve Başbakan Giorgia Meloni ile yukarıdan aşağıya bir ilişkiyi pekiştiriyor. Bu karara karşı çıkacağız," ifadelerini kullandı.
Salı günü, Avrupa Parlamentosu'ndaki Sol Grup eş başkanları Manon Aubry ve Martin Schirdewan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve diğer kurum liderlerine bir mektup göndererek, ICE ajanlarına karşı "kısıtlayıcı tedbirler" alınmasını ve AB'nin "bu tür güçlerin topraklarına girişini engellemesini" talep etti.
Üyeler, ICE teşkilatının tırmanan şiddet eylemlerinin, "vatandaşları korumak" ve "insan hakları standartlarını savunmak" adına AB'den kararlı bir yanıt gerektirdiği uyarısında bulundu. Mektupta, "ICE'nin artan şiddeti ve baskısı buradaki Avrupa vatandaşlarını doğrudan etkileyecektir," denildi.
Liberal Renew Europe grubu da X platformunda yaptığı paylaşımda ICE ajanlarının Kış Olimpiyatları'ndaki varlığına tepki göstererek bunun "kabul edilemez" olduğunu belirtti.
Grup, "Avrupa'da insan haklarını hiçe sayan ve demokratik denetimden kaçınan insanları istemiyoruz. Bizim birliğimiz, bizim değerlerimiz, bizim kurallarımız," açıklamasını yaptı.
Ancak bazı AP üyeleri bu görüşü paylaşmıyor. İtalyan milletvekili Salvatore De Meo (EPP), Euronews'e "endişelenecek pek bir şey olmadığını" söyledi.
De Meo, "ICE ajanlarının Minneapolis'te üstlendikleri görevlerle İtalya'ya geleceğini düşünmek gülünç. Büyük uluslararası etkinlikler sırasında müttefik ortaklarla iş birliği ve koordinasyon biçimleri, kurallara ve ulusal egemenliğe tam saygı çerçevesinde olağan bir uygulamadır," dedi.
De Meo, güvenlik gibi önemli bir meselenin siyasi bir tartışmaya çekilmesinin "sorumsuzluk" olduğunu ve bunun ülkeye "yarar sağlamayacağını" söyledi.
AB Komisyonu ise çarşamba günü konuyla ilgili bir açıklama yapmaktan kaçınarak, güvenlik konularının "ulusal yetki alanına girdiğini" yineledi.
Bir Komisyon sözcüsü Euronews'e, "Ulusal güvenlik her üye devletin kendi sorumluluğundadır. AB Komisyonu'nun bu konuda bir yetkisi yoktur," dedi.
İtalya İçişleri Bakanlığı'na göre, ICE personeli yalnızca koordinasyon merkezlerinde İtalyan makamlarıyla birlikte çalışacak.
Bakanlık, ajanların kamusal alanlarda "devriye gezmeyeceğini" veya "göçmenlik uygulama faaliyetleri yürütmeyeceğini" vurguladı.
Gerilimi düşürmeye çalışan İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani esprili bir şekilde, “Buraya gelenler SS değil,” dedi ve söz konusu personelin ABD’deki tartışmalı operasyonlarda görev alan kişilerle aynı olmadığını vurguladı.
Bu güvencelere rağmen muhalefet güçlü kalmayı sürdürüyor. Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala, ICE ajanlarının ülkeye girişlerinin engellenmesini isterken, Lombardiya Bölge Konseyi’nde protestolar düzenlendi ve ajanlara karşı çeşitli imza kampanyaları başlatıldı.
İtalyan muhalefet partileri, önümüzdeki cumartesi günü Milano'da ICE'nin varlığını protesto etmek için bir miting çağrısında bulundu. Katılımcılardan, ABD'deki ICE karşıtı göstericiler tarafından yaygın olarak kullanılan düdükleri taşımaları istendi.
Trump ve yönetimi, "ABD genelinde suç oranlarını düşürmedeki başarısını" gerekçe göstererek ICE'yi ve eylemlerini tutarlı bir şekilde savundu. Buna karşılık ABD Başkanı, son haftalarda yaşanan "kaos" olarak nitelendirdiği durumdan Demokratları sorumlu tuttu.
Trump, pazar akşamı Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "Sahtekar Joe Biden ve Demokratların başarısız liderliğinin dört yılı boyunca, yüz binlerce hüküm giymiş katil, tecavüzcü, adam kaçıran, uyuşturucu satıcısı ve terörist de dahil olmak üzere on milyonlarca yasa dışı yabancı suçlu ülkemize akın etti," dedi.
Trump ayrıca, "Cumhuriyetçiler tarafından yönetilen beş eyalette... ICE geçen yıl 150 bin 245 suçlu yasadışı yabancıyı tutukladı ve sıfır protesto, isyan veya kaos yaşandı," diye ekledi.
Öte yandan Fransa’da, Fransız çok uluslu bilişim şirketi Capgemini’nin ABD’deki iştirakinin ICE’ye, sınır dışı ve uygulama operasyonlarında kişilerin yerini tespit etmeye yönelik dijital takip hizmetleri verdiğinin ortaya çıkması yeni bir tartışma başlattı.
L’Observatoire des multinationales’in raporuna göre Capgemini, Aralık ayında ödenen 4,8 milyon dolarlık ilk ödeme dahil, toplam değeri 365 milyon dolara kadar çıkan bir sözleşmeyi imzaladı.
Şirketin, ICE ile en az 2007’den bu yana bazıları on milyonlarca dolar değerinde olan sözleşmeler yürüttüğü bildirildi. Bu bulgular kamuoyunda tepkiye yol açarken, Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure de şirketten açıklama talep etti.
Lescure, Ulusal Meclis’te bir milletvekilinin sorusunu yanıtlarken, Capgemini’ye faaliyetlerine ve izlediği politikaya "son derece şeffaf biçimde açıklık getirmesi" ve bu faaliyetlerin "niteliğini sorgulaması" çağrısında bulundu.
Buna karşılık Capgemini CEO’su Aiman Ezzat, şirketin ABD’deki iştirakinin kendi yönetim kurulu ve karar alma süreçleriyle "bağımsız şekilde faaliyet gösterdiğini" söyledi. Ezzat, bu nedenle Capgemini Grubu’nun sözleşme ayrıntılarına "erişimi olmadığını" belirtti.