Paris ve Roma, Moskova ile diplomatik kanalların yeniden açılması için bastırırken Berlin tam tersi bir tutum sergiliyor.
Avrupa Birliği içinde Ukrayna savaşına yönelik diplomatik stratejide derin bir çatlak oluştu.
Fransa ve İtalya liderleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile diplomatik kanalların yeniden açılması ve müzakere sürecinin başlatılması fikrini desteklerken, Almanya bu yaklaşıma kesin bir dille karşı çıkıyor.
Berlin yönetimi, Rusya'nın mevcut tutumu karşısında diyaloğun henüz zemini olmadığını savunuyor.
Euronews'e konuşan Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, adil ve kalıcı bir barışın Ukrayna'nın katılımı olmadan sağlanamayacağını belirterek Berlin'in tavrını şu sözlerle netleştirdi: "Rusya ile Ukrayna arasında en üst düzeyde doğrudan görüşmeleri destekliyoruz. Ancak ne yazık ki Rusya'nın tutumunda şu ana kadar bir değişiklik görmedik. Moskova maksimalist taleplerini tekrarlamaya devam ediyor ve Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik acımasız saldırılarını sürdürürken müzakere konusunda gerçek bir isteklilik göstermiyor."
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz de Kremlin ile yeniden angajmana girilmesi konusunda şüpheci olduğunu gizlemedi.
Avrupalıların uzun süredir talep ettiği koşulsuz ateşkes çağrılarının Moskova tarafından reddedildiğini hatırlatan Merz, baskı ve yaptırımların artırılması gerektiğine dikkat çekti.
Merz ayrıca, Avrupa Birliği’nin ortak tutumunu iletmek için Kiev ve Washington ile temas halinde olduğunu da belirtti.
“Moskova savaşı bitirmeye istekli olmalı. Eğer değilse, bu savaşın bedeli —ekonomik bedel dahil— hafta hafta, ay ay artacaktır. Ne yazık ki bugün bulunduğumuz durum bu,” dedi.
Almanya'nın bu sert tutumu, Avrupa Birliği'nin en büyük üyesi ile Fransa'yı doğrudan karşı karşıya getirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Şubat 2022'den bu yana büyük ölçüde kesintiye uğrayan Putin ile diyaloğun "mümkün olan en kısa sürede başlatılması gerektiğini" savunmuştu.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de bu görüşe destek vererek "Avrupa'nın sadece tek tarafla konuşarak sürece katkı sağlayamayacağını" belirtti.
Meloni, Avrupa'nın diplomatik denklemdeki yerini şu sözlerle değerlendirdi: "Avrupa'nın da Rusya ile konuşma zamanının geldiğine inanıyorum. Eğer Avrupa, müzakerelerin bu aşamasında sadece iki taraftan biriyle konuşarak yer almaya karar verirse, korkarım ki sonunda yapabileceği olumlu katkı sınırlı kalacaktır."
AB Komisyonu, doğrudan görüşmelerin bir noktada gerçekleşebileceğini kabul etse de AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya'nın önce "ciddi olması" ve "taviz vermesi" gerektiğini vurguladı. Kallas, mevcut çabaların amacını şu ifadelerle açıkladı: "Üzerinde çalıştığımız şey, Rusya üzerinde daha fazla baskı kurarak müzakere ediyormuş gibi yapmaktan vazgeçip gerçekten müzakere etmeye başlamalarını sağlamaktır."
Estonya Dışişleri Bakanlığı da Rusya'nın saldırgan tutumunu değiştirmediği sürece görüşmelerin "tecridin kırılması" anlamına geleceğini belirterek şu uyarıda bulundu:
"Rusya rotasını değiştirmediği halde ilişkileri yeniden tesis ederek defalarca yapılan hataları tekrarlamamalıyız."
Bazı üye ülkeler ise Avrupa'nın "Beyaz Saray'a bağımlı kalmamak için inisiyatif alması gerektiği" görüşünde.
Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, AB'nin gelecekteki barış görüşmeleri için özel bir temsilci atamasını savunuyor. Bakanlık yetkilileri Euronews'e yaptıkları açıklamada şu görüşe yer verdi: "Müzakereler şu anda ABD, Rusya ve Ukrayna tarafından yürütülüyor olsa da, ilgili bir katılımcı olarak kalabilmek için uzun vadede bir Avrupa rolü düşünmek mantıklıdır."
Brüksel'deki siyasi tartışmalar sürerken, Rusya'nın Ukrayna'yı tam kapsamlı işgalinin dördüncü yıl dönümü olan 24 Şubat'a kadar onaylanması hedeflenen yeni bir ekonomik yaptırım paketi de hazırlık aşamasında.