Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

AB’nin riskli sanayi politikası: 'Buy European' planı mümkün mü?

AB liderleri, Bilzen-Hoeselt’teki Alden Biesen Kalesi’nde
AB liderleri Bilzen-Hoeselt’teki Alden Biesen Şatosu’nda ©  AP Photo
© AP Photo
By Evi Kiorri
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Avrupa Birliği’nin 'Buy European' (Avrupa’yı Tercih Et) planı, son on yıllarda yürütülen en kapsamlı sanayi politikası girişimi olarak öne çıkıyor. Uzmanlar ise bu planın aynı zamanda en karmaşık ve riskli hamlelerden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Avrupa Komisyonu, Mart 2026’de düzenlenecek AB zirvesinde kapsamlı bir “Tek Avrupa, Tek Pazar” eylem planını sunmaya hazırlanıyor. Planın merkezinde ise “Buy European” yani “Avrupa’yı Tercih Et” politikası yer alıyor. Siyasi amaç açık: Avrupa vergi mükelleflerinin parasını Avrupa endüstrisini desteklemek için kullanmak. Ancak ekonomik tablo çok daha karmaşık.

REKLAM
REKLAM

Büyük resim

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in, Mario Draghi ve Enrico Letta raporlarına dayanan rekabetçilik yol haritası, AB’nin tek pazarını 2027’ye kadar tamamlamayı hedefliyor. Plan, aynı zamanda kamu ihaleleri ile sanayi desteklerini savunma, temiz teknoloji, çip, kimya ve otomotiv gibi stratejik sektörlerde AB içinde yapılan üretime yönlendirmeyi öngörüyor.

Komisyon bunu, Amerika’nın “Buy American” politikasına Avrupa’nın yanıtı olarak tanımlıyor. Ancak Washington’un aksine Brüksel, hem 27 farklı ekonominin çıkarlarını dengelemek hem de hem DTÖ kurallarına hem de kendi açık ticaret politikalarına uymak zorunda.

Noel’den önce bir teklif sunulması bekleniyordu, ancak üye devletler uzlaşamadığı için geri çekildi. Liderler zirvesi siyasi bir mesaj verdi ama yeni bir yasa ortaya çıkmadı.

Savunmada nadir anlaşma

Brüksel Özgür Üniversitesi ekonomi profesörü ve Bruegel kıdemli üyesi Gunnar Wolf, savunma sektöründe net bir görüş belirtiyor:

“ABD silahlarından faydalanıyoruz. Ancak bu alımlar, ABD’nin Avrupa’ya karşı jeopolitik etkisini artırıyor... Sert güvenlik alanında daha fazla Avrupa ürünü satın almak mantıklı.”

Wolf, stratejik özerklik için teknolojinin Avrupa’da üretilmesi gerektiğini vurguluyor, aksi halde dışa bağımlılık oluşacağını belirtiyor.

Ancak diğer sektörlerde Wolf oldukça temkinli:

“Bu tür politikaların yalnızca korumacı bir set haline gelmemesi gerekiyor. Rekabet olmadan yerel sanayiyi korursanız, yenilik eksikliği ve düşük büyüme ile karşılaşırsınız.”

Wolf’a göre başarı, pazar payı veya tedarik zinciri sayılarıyla ölçülmüyor; yeni ve yenilikçi firmaların büyümesi, verimlilik ve istihdam artışı esas hedef olmalı.

Gerçekçi teşhis

HEC Paris Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Alberto Alemanno ise duruma netlik getiriyor.

“AB’nin, çoğu sektörde tek başına hareket edecek ne sanayi tabanı ne de tedarik zincirleri var. Genel bir tercih uygulaması, ileri aşamalardaki sanayilerin maliyetlerini artırır.”

“Gerçekten stratejik sektörlerde hedefli bir tercih savunulabilir; ancak ‘stratejik’in siyasi kolaycılıkla değil, sıkı bir analizle tanımlanması şart – ki şu anda görünen tablo pek öyle değil.”

AB içindeki görüş ayrılıkları şimdiden netleşmiş durumda. Fransa, sıkı yerli katkı kuralları istiyor. Almanya ise Kanada, İngiltere ve Norveç gibi ticaret ortaklarını da kapsayan, daha esnek bir “Avrupa ile üretilmiştir” fikrini tercih ediyor. Daha küçük, ticaret odaklı ülkeler ise maliyeti kendilerinin üstlenip asıl kazanımı Fransa ile Almanya’nın elde etmesinden endişe ediyor.

Alemanno, “Asıl gerilim iki devlet kümesi arasında” diyor. “Küçük üye devletler bunun maliyetleri artıracağından ve esas olarak büyük ekonomilere yarayacağından korkuyor.”

Tedarik zinciri sınavı

Avrupa Uluslararası Siyasi Ekonomi Merkezi Direktörü Fredrik Erixon, işin pratik zorluklarını anlatıyor ve tablosu pek iç açıcı değil.

“Bu tür kısıtlamaları getirmek o kadar kolay değil... Avrupa, başka ülkelerden çok sayıda ara mal da ithal ediyor ve Avrupalı şirketler bunları yeniden başka ülkelere ihracatta kullanıyor. Dolayısıyla bir kısıtlama getirirseniz, kendi maliyetinizi yükseltirsiniz. Bu da Avrupa ihracatının fiyatını artırır.”

Verdiği örnek, sorunun tam kalbine dokunuyor: Birleşik Arap Emirlikleri’nde rüzgâr santrali kuran ve parçaları birden çok ülkede üretilen bir Alman şirketi. Bu durumda “Avrupa tercihi”nin ne anlama geldiği belirsiz, özellikle de BAE hükümeti ihaleyi vermek için yerel üretim şartı koşuyorsa.

“Bu işin ayrıntılarını netleştirmek, bunun nasıl işleyeceğini belirlemek çok, çok zor olacak.”

Erixon, müttefikler boyutuna da dikkat çekiyor. AB bu tür mallarda ithal ettiğinden daha fazlasını ihraç ediyor. Avrupa, Kanada’yı, Birleşik Krallık’ı veya Mercosur ortaklarını dışlarsa, onlar da benzer kısıtlamalarla karşılık verebilir ve bu durum daha çok Avrupa’ya zarar verir.

“Bununla birlikte işleyecek bir tür güvene dayalı ortaklık sistemi kurmamız gerekiyor; böylece yakın müttefiklerimiz ve dostlarımız da bu mekanizmaya katılabilir, onları dışarıda bırakmamış oluruz. Çünkü dışlanırlarsa bize karşı da benzer önlemler alacaklar. O zaman biz net kaybeden oluruz; zira bu tür malları onlara, onlardan ithal ettiğimizden daha fazla ihraç ediyoruz.”

Sırada ne var?

Komisyonun mart ortasında açıklaması beklenen “Buy European” önerisinin, müttefik ülkeler için güvenilir ortak istisnasıyla birlikte, seçilmiş stratejik sektörlerde kademeli AB katma değer eşikleri – muhtemelen yüzde 60-80 – öngörmesi bekleniyor.

İsveç, Finlandiya, İrlanda ve Estonya’nın da aralarında bulunduğu dokuz üye ülke, ortak bir mektupla, getirilecek her türlü tercihin son çare niteliğinde, süreyle sınırlı ve sektöre özgü olması gerektiği uyarısında bulundu bile.

Siyasi mutabakat sağlanmış gibi görünüyor, fakat teknik ayrıntılar henüz netleşmiş değil.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

AB, Ukrayna'dan Druzhba boru hattını hızla onarmasını istedi

Avrupa için nükleer kalkan: Macron yeni stratejiyi açıklıyor

Polonya'da borç alarmı: 10 yıl içinde GSYH'nin yüzde 100'ünü aşabilir