Türkiye ile Almanya arasındaki Stratejik Diyalog Mekanizması'nın üçüncü toplantısı, iki ülkenin dışişleri bakanlarının başkanlığında Berlin'de bugün gerçekleştiriliyor. Kritik zirvede ikili ilişkilerin yanı sıra Türkiye-AB süreci ve bölgesel güvenlik masaya yatırılacak.
Türkiye ve Almanya arasındaki diplomatik ilişkileri derinleştirmeyi amaçlayan Stratejik Diyalog Mekanizması'nın üçüncü toplantısı pazartesi günü Almanya'nın başkenti Berlin’de düzenleniyor.
Toplantı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Alman mevkidaşı Johann Wadephul'un başkanlığında gerçekleşecek.
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Stratejik Diyalog Mekanizması kapsamında oluşturulan alt komisyonların da zirve marjında bir araya geleceği belirtildi. İkili ilişkiler, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, güvenlik ve savunma, bölgesel meseleler gibi ana başlıklar altında kurulan çalışma gruplarının da eş zamanlı olarak toplanması öngörülüyor. Gruplar hazırladıkları raporları iki ülkenin dışişleri bakanlarına sunacak.
Gündemde AB ve bölgesel iş birliği var
İki mevkidaş arasında yapılacak görüşmelerde, Ankara-Berlin hattındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin geleceği öncelikli gündem maddesi olacak.
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, durağan bir seyir izleyen Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra uluslararası ve bölgesel konularda görüş alışverişinde bulunulacağı ve iş birliği imkanlarının değerlendirileceği belirtildi.
Zirvenin dış politika ayağında ise küresel sıcak noktaların ele alınması bekleniyor.
Anadolu Ajansı'nın (AA) diplomatik kaynaklardan aktardığı bilgilere göre, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması ve bölgesel istikrarın tesisi için çok taraflı çabaların önemi vurgulanacak. Türkiye'nin İran ile ABD arasındaki gerilimin kalıcı olarak sonlandırılmasına dönük ara buluculuk ve diyalog çabalarını desteklemeyi sürdüreceği ifade edilecek.
Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan görüşmelerin başlaması gerektiği yinelenecek, adil ve kalıcı bir çözüm için Türkiye'nin tüm aktörlerle eş güdüm halinde çalışmaya hazır olduğu belirtilecek.
İsrail'in yayılmacı politikalarının bölgedeki güvensizliğin temel nedeni olduğu ifade edilecek. Binyamin Netanyahu hükümetinin "Gazze'deki ateşkes ihlalleri" ile iki devletli çözüm vizyonunu "baltalayan" adımlarına dikkat çekilerek, uluslararası toplum daha etkin sorumluluk almaya çağrılacak.
AA'ya göre Fidan, iki ülke arasındaki güçlü ticari ortaklığın altını çizerek karşılıklı yatırımların artırılması gerektiğini vurgulayacak. Türkiye'nin ikinci büyük ticaret ortağı olan Almanya ile mevcut 44,8 milyar euroluk ticaret hacminin kısa vadede 51,5 milyar euroya çıkarılması hedefleniyor.
Fidan'ın Berlin temaslarında, yüksek teknoloji, dijitalleşme, yeşil enerji ve Avrupa'yı Türkiye üzerinden Orta Doğu ve Orta Asya'ya bağlayan bağlantısallık (lojistik hatlar) projeleri ön planda olacak. Bu doğrultuda, 19 Haziran'da Ankara'da gerçekleştirilecek Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) ile Enerji Forumu toplantıları, yeni iş birliği kapılarını aralayacak kritik eşikler olarak görülüyor.
Dışişleri Bakanı ayrıca, Almanya'daki Türk toplumunun huzur ve güvenliğine verilen önemi mevkidaşına iletecek.
Ziyaret kapsamında Türkiye-AB ilişkilerinin çok katmanlı bir ortaklık anlayışıyla ilerletilmesi gerektiğini belirtmesi beklenen Fidan, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğunun yeniden canlandırılması talebini yineleyecek.
Fidan, Almanya'nın Gümrük Birliği müzakerelerine vereceği desteğin ekonomik potansiyeli tam anlamıyla açığa çıkaracağını vurgularken, Avrupa'nın yeni savunma politikalarına yönelik net bir mesaj verecek. Bu çerçevede Ankara, AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma projelerine dahil edilmeyi bekliyor.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'daki bir konferansta Almanya'nın AB Büyükelçisi Thomas Ossowski, gümrük birliğinin modernizasyonuna sıcak baktıklarını ancak Kıbrıs meselesi gibi siyasi engellerin aşılması gerektiğini belirtmişti.
AB’nin yeni güvenlik mimarisinde NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye ile iş birliğinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Ossowski, ABD'nin bölgeden uzaklaştığı ve Avrupa’nın yeniden silahlandığı bu dönemde, Orta Doğu’dan Afrika’ya uzanan jeopolitik etkisiyle Türkiye'nin en doğru ortak olduğunu ifade etti.
Gerilimden stratejik ortaklığa: Mekanizmanın tarihsel süreci
Türkiye ve Almanya, ikili ilişkilere kurumsal bir nitelik kazandırmak, stratejik derinliği artırmak ve Ankara'nın Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecine ivme kazandırmak amacıyla Stratejik Diyalog Mekanizması'nı ilk olarak 2013 yılında hayata geçirdi.
Ancak 2014 yılında İstanbul'da yapılan ikinci toplantının ardından, iki ülke arasında baş gösteren uzun soluklu siyasi anlaşmazlıklar ve gerilimler nedeniyle bu mekanizma rafa kaldırıldı.
Özellikle 2016'daki darbe girişimi sonrası yaşanan siyasi gelişmeler, Türkiye'nin 2019'da Suriye'nin kuzeyine düzenlediği askeri harekat ve 2020-2021 yıllarında Doğu Akdeniz'de tırmanan egemenlik tartışmaları, Ankara-Berlin diyaloğuna zarar verdi.
Siyasi ilişkilerin dondurulduğu bu dönemin ardından yeniden diyalog zeminine dönülmesi, Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in geçtiğimiz yıl Ankara'ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede kararlaştırıldı. Merz, bu ziyareti sırasında Ankara ile yeni bir stratejik dönemin kapılarını aralayacaklarını ilan etmişti.
Değişen küresel siyaset ve jeostratejik yakınlaşma
Almanya'nın Türkiye politikasındaki bu stratejik dönüşte küresel güvenlik mimarisindeki sarsıntılar önemli rol oynadı. Berlin yönetimi, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik başlattığı işgal girişiminden bu yana Türkiye'yi "jeostratejik bir ortak" olarak konumlandırarak daha yakın bir temas politikası yürütüyor.
Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın, Washington'ın Avrupa'nın savunma yükünü taşımaktan vazgeçebileceğine yönelik açıklamaları, Almanya'yı güvenlik alanında bölgesel aktörlerle ortaklıklarını değerlendirmeye sevk etti.
Bu bağlamda, Türkiye ile yakınlaşmanın en somut göstergesi ise Almanya'nın, İngiltere ile ortak üreticisi olduğu Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının Türkiye'ye satışına yönelik uzun süredir devam eden vetosunu kaldırması oldu. Bu hamle, iki ülke ilişkilerinde yeni ve somut bir sayfanın açıldığının en net işareti olarak kabul ediliyor.